İçeriğe geç

TUR-702-07·Türkiye'de Sosyolojik Düşüncenin Tarihi

Şerif Mardin, Baykan Sezer ve farklı paradigmalar

temel2.272 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Paradigma, bir araştırmacı topluluğunun sorular, yöntemler ve kavramlar hakkında paylaştığı temel varsayımlardır.
  2. Sosyal bilimlerde genellikle birden fazla paradigma yan yana yaşar ve birbiriyle tartışır.
  3. Mardin, Türkiye toplumunu din, kültür ve sembollerin tarihsel yorumu üzerinden okudu.
  4. Mahalle baskısı, toplumsal denetimin devletten değil, yakın çevreden de gelebileceğini gösterir.
  5. Sezer, Türk sosyolojisinin temel meselesini Doğu ile Batı arasındaki tarihsel karşılaşmada gördü.
  6. Yerli sosyoloji, Batı deneyiminin genelleştirilmesini evrensellikle karıştırmamayı savunur.
  7. Bir paradigmanın değeri, doğru ya da yanlış olmasından çok, hangi soruları sormayı mümkün kıldığıyla ölçülür.

Açılış sahnesi

Okuma grubunun yedinci toplantısında öğretim üyesi masaya iki kitap koyuyor ve grubu ikiye ayırıyor. Bir grup, bir Nur hareketinin kurucusunun hayatı ve düşüncesi üzerinden Türkiye'de din ile toplumsal değişimi anlatan bir kitabı okuyacak. Öteki grup, Türk sosyolojisinin ana sorununun Doğu ile Batı arasındaki karşılaşma olduğunu savunan bir kitabı. Bir hafta sonra iki grup okuduklarını birbirine anlatacak.

Toplantının sonunda öğrenci, iki grubun sanki farklı ülkeler hakkında konuştuğunu fark ediyor. Birinci kitap, Türkiye toplumunu dinî sembollerin, gündelik hayatın ve kültürel anlamların incelikli bir yorumuyla anlatıyordu. İkinci kitap ise Türkiye'yi Batı'nın tarihsel yolundan temelden farklı bir toplum yapısına sahip, Batı'da geliştirilmiş kavramlarla anlaşılamayacak bir toplum olarak görüyordu. İkisi de Türkiye toplumunu anlamaya çalışıyordu, ama farklı sorular soruyor, farklı kavramlar kullanıyor ve farklı cevaplara varıyordu. Öğrenci merak ediyor: aynı toplumu bu kadar farklı biçimde okuyan yaklaşımlar arasında nasıl bir seçim yapılabilir?

Bu derste ne olacak

İkiye bölünen okuma grubu da, masadaki kitaplar da kurgu. Şerif Mardin'in Türkiye toplumunu kültür, din ve sembollerin yorumu üzerinden okuyan yaklaşımı ile Baykan Sezer'in Türk sosyolojisinin temel meselesini Doğu ile Batı arasındaki tarihsel farkta gören yaklaşımı ise Türkiye sosyolojisinin son yarım yüzyılında kendi toplumuna hangi gözlükle bakacağına dair süren gerçek bir tartışmanın iki kutbudur.

Önceki ders köye ve kasabaya inen araştırmacıları anlattı. Bu ders, ampirik verilerin ötesinde, bu verileri hangi büyük çerçeveyle yorumlayacağımız sorusuna odaklanıyor. Paradigma kavramının ne anlama geldiği, Mardin'in yorumlayıcı yaklaşımının Türkiye'de dini ve gündelik hayatı nasıl okuduğu, Sezer'in Batı merkezli sosyolojiye yönelttiği eleştiri ve Türkiye'ye özgü bir sosyoloji arayışı dersin konuları. Merkez ile çevre kavramı, önceki kursun ilk dersinde tanıtıldığı için burada yalnız Mardin'in düşüncesindeki yeri üzerinden ele alınıyor.

Sıfır noktası — Paradigma nedir

Aynı olgulara bakan iki araştırmacının farklı sonuçlara varması, her zaman birinin hatalı olduğu anlamına gelmez. Çoğu zaman iki araştırmacı farklı sorular sorar, farklı kavramlar kullanır ve neyin önemli bir bulgu sayılacağı konusunda farklı varsayımlara sahiptir. Bu varsayımlar bütününe paradigma denir.

Paradigma kavramını bilim tarihinde yaygınlaştıran, fizikçi ve bilim tarihçisi Thomas Kuhn oldu. Kuhn, bilimin birikerek doğrusal ilerlemediğini, zaman zaman bir paradigmanın yerini bir başkasına bıraktığı köklü değişimlerle ilerlediğini savundu. Sosyal bilimlerde ise genellikle tek bir paradigma egemen olmaz, birden fazla paradigma yan yana yaşar ve birbiriyle tartışır. Yöntem tartışmaları kursunda ele alınan dört tutum, bu çoğulluğun bir örneğiydi.

Mekanizma — İki paradigma

Şerif Mardin, Türkiye toplumunu ve siyasetini, kültürün, dinin ve sembollerin yorumlanması üzerinden okumaya çalıştı. Onun için toplumsal hayat, yalnız ekonomik çıkarlar ya da kurumsal yapılarla değil, insanların dünyaya yüklediği anlamlarla da biçimleniyordu. Mardin, bu anlamları tarihsel bir derinlik içinde, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan bir süreklilikle ele aldı.

Önceki kursun ilk dersinde tanıtılan merkez ile çevre ilişkisi, Mardin'in düşüncesinde bu yorumlayıcı yaklaşımla birleşiyordu. Mardin için çevre yalnız siyasal ve ekonomik olarak merkeze uzak olan kesim değil, aynı zamanda merkezin laik ve Batıcı kültürüne yabancı kalan, kendi dinî ve geleneksel sembolleriyle yaşayan bir kültürel dünyaydı.

Mardin'in son dönemde dile getirdiği ve kamusal tartışmada geniş yankı uyandıran bir kavram, toplumsal denetimin gündelik hayattaki biçimlerine dikkat çekiyordu.

Baykan Sezer ise farklı bir yoldan ilerledi. Ona göre Türk sosyolojisinin en temel sorunu, Batı'da Batı toplumlarını anlamak için geliştirilmiş kavramların, farklı bir tarihsel yoldan gelmiş Türkiye toplumuna olduğu gibi uygulanmasıydı.

Sezer'in eleştirisi, sosyolojinin Batı dışındaki toplumlarda kendi kavramlarını geliştirmesi gerektiği yönündeki daha geniş bir tartışmanın parçasıydı.

Kuramsal mercekler

Mardin ile Sezer, Türkiye toplumunu okumak için farklı paradigmalar önerdi. Mardin, toplumsal hayatı anlamlar ve semboller üzerinden okuyan, bireylerin ve toplulukların kendi dünyalarını nasıl yorumladığına odaklanan bir yaklaşım benimsedi. Sezer ise toplumu uzun tarihsel yapılar ve medeniyetler arası karşılaşmalar üzerinden okuyan, sosyolojinin kendi kavramlarının kökenini sorgulayan bir yaklaşım savundu.

İki yaklaşıma yöneltilen eleştiriler de öğreticidir. Mardin'in yorumlayıcı yaklaşımı, sembolleri ve anlamları öne çıkarırken ekonomik ve sınıfsal ilişkileri ikinci plana itmekle eleştirildi. Merkez ile çevre ayrımı da daha önce görüldüğü gibi, toplumu iki kutba indirgemekle eleştirildi. Sezer'in yaklaşımı ise Doğu ile Batı'yı birbirinden kesin biçimde ayrılmış iki bütün olarak görme ve farklılığı vurgularken ortak insan deneyimini ve karşılıklı etkileşimi göz ardı etme riskiyle eleştirildi.

Ölçek

Mardin ile Sezer, farklı ölçeklerde düşündü. Mardin'in çalışmaları çoğu zaman tek bir düşünürün, tek bir hareketin ya da tek bir kasabanın incelikli yorumuna yöneldi ve buradan toplumun geneline dair sonuçlar çıkardı. Sezer ise medeniyetler, uzun tarihsel dönemler ve Doğu ile Batı gibi geniş bütünler ölçeğinde düşündü. İki ölçek, farklı türde bilgiler üretir: birincisi ayrıntının zenginliğini, ikincisi büyük resmin tutarlılığını.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Mardin ve Sezer'in düşünceleri, Türkiye'de sosyolojinin son yarım yüzyılında farklı okulların ve öğrenci kuşaklarının oluşmasına yol açtı. Mardin'in yorumlayıcı yaklaşımı, din, kimlik ve kültür üzerine yapılan pek çok çalışmayı etkiledi. Sezer'in Doğu ile Batı meselesine odaklanan yaklaşımı ise İstanbul'da onun çevresinde yetişen sosyologların çalışmalarında sürdü. Merkez ile çevre ve mahalle baskısı gibi kavramlar ise akademinin ötesinde, gazetelerde ve siyasal tartışmalarda da yaygın biçimde kullanıldı.

Uluslararası karşılaştırmada, Sezer'in Batı merkezli sosyolojiye yönelttiği eleştiri, Batı dışındaki pek çok ülkede dile getirilen benzer eleştirilerle birlikte okunabilir. Malezya'dan Nijerya'ya, Hindistan'dan Brezilya'ya uzanan bir coğrafyada sosyologlar, kendi toplumlarını Batı'da geliştirilmiş kavramlarla anlamanın sınırlarını tartışmış ve yerli kavramlar geliştirmenin yollarını aramıştır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

İki düşünürü tanımamızı sağlayan kaynaklar, yayımladıkları eserler, verdikleri dersler, yetiştirdikleri öğrencilerin çalışmaları ve kavramlarının akademik ve kamusal tartışmalarda nasıl kullanıldığıdır. Farklı paradigmaları değerlendirmek için ise onların hangi sorulara cevap verdiğine, hangi olguları açıklamada güçlü, hangilerinde zayıf kaldığına ve sonraki araştırmalara ne kadar verimli sorular kazandırdığına bakmak gerekir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAynı topluma bakıp farklı sonuçlara varan iki araştırmacıdan birinin mutlaka hatalı olduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa farklı paradigmalar farklı sorular sorar ve aynı toplumun farklı katmanlarını aydınlatabilir.

Yaygın yanlışMardin'in yalnız merkez ile çevre kavramıyla tanındığı düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa Mardin, din, kültür ve sembollerin yorumlanmasına dayanan geniş bir tarihsel sosyoloji geliştirmiştir.

Yaygın yanlışSezer'in Batı'dan gelen bütün kavramları reddettiği sanılabilir.
Doğrusu

Oysa Sezer, sosyolojiyi reddetmiyor, Batı'nın kendi deneyiminden türetilmiş kavramların Türkiye'ye eleştirel bir süzgeçten geçirilmeden uygulanmasını eleştiriyordu.

Yaygın yanlışYerli sosyolojinin evrensel bir sosyal bilimi reddettiği düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa yerli sosyoloji, evrenselliğin Batı deneyiminin genelleştirilmesiyle karıştırılmaması gerektiğini vurgular.

Yaygın yanlışBir sosyolojik kavramın kamusal tartışmada da akademideki anlamıyla kullanıldığı sanılabilir.
Doğrusu

Oysa kavramlar kamusal alana girdiğinde farklı siyasal kesimler tarafından farklı anlamlarla kullanılabilir.

Aklında kalsın

  1. Paradigma, bir araştırmacı topluluğunun sorular, yöntemler ve kavramlar hakkında paylaştığı temel varsayımlardır.
  2. Sosyal bilimlerde genellikle birden fazla paradigma yan yana yaşar ve birbiriyle tartışır.
  3. Mardin, Türkiye toplumunu din, kültür ve sembollerin tarihsel yorumu üzerinden okudu.
  4. Mahalle baskısı, toplumsal denetimin devletten değil, yakın çevreden de gelebileceğini gösterir.
  5. Sezer, Türk sosyolojisinin temel meselesini Doğu ile Batı arasındaki tarihsel karşılaşmada gördü.
  6. Yerli sosyoloji, Batı deneyiminin genelleştirilmesini evrensellikle karıştırmamayı savunur.
  7. Bir paradigmanın değeri, doğru ya da yanlış olmasından çok, hangi soruları sormayı mümkün kıldığıyla ölçülür.

Sonraki derse köprü

Mardin ve Sezer'in kuşağından sonra Türkiye sosyolojisi tek bir merkezden, birkaç büyük üniversitenin birkaç kürsüsünden konuşmayı bıraktı. Anadolu'nun farklı kentlerinde yeni üniversiteler ve sosyoloji bölümleri açıldı, sosyoloji öğrencisi ve öğretim üyesi sayısı katlanarak arttı. Kadın sosyologlar, toplumsal cinsiyet, emek, göç, kimlik ve beden gibi daha önce kenarda kalmış konuları merkeze taşıdı. Sosyoloji, farklı kuramsal geleneklere, farklı yöntemlere ve farklı toplumsal gruplara açılarak çoğullaştı. Bu çoğullaşma, Türkiye sosyolojisinin tarihi kursunun kapanış konusu: kadın sosyologların, taşra üniversitelerinin ve güncel eğilimlerin disiplinin bugünkü haritasını nasıl biçimlendirdiği.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.