TUR-702-03·Türkiye'de Sosyolojik Düşüncenin Tarihi
Prens Sabahaddin ve Science Sociale çizgisi
temel·2.071 kelime·≈ 14 dk
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sabahaddin, Durkheim yerine Le Play'in kurduğu Science Sociale okulunu izledi.
Aile monografisi, toplumu en küçük birimi olan aileden başlayarak doğrudan gözlemle inceler.
Cemaatçi toplumda bireyler topluluğa, bireyci toplumda kendi girişimlerine dayanır.
Teşebbüs-i şahsi, bireyin hayatını kendi girişimiyle kurma yeteneğidir.
Adem-i merkeziyet, yönetimin yerel birimlere dağıtılmasını savunur.
Gökalp ile Sabahaddin arasındaki karşıtlık, hem siyasal hem kuramsal hem de yöntemsel bir karşıtlıktı.
Sabahaddin'in aile tipleri sınıflaması güçlü bir sezgi sunar, ama toplumun sorunlarını aile yapısına fazla indirger.
Açılış
Açılış sahnesi
Okuma grubunun üçüncü toplantısında masaya iki kısa metin konuyor. Birincisi, Abdülhamid'in muhaliflerinden, Fransa'ya kaçmış bir Osmanlı prensinin, imparatorluğun nasıl kurtarılabileceği sorusuna verdiği cevabı özetleyen bir risale. İkincisi, bir önceki hafta okudukları Gökalp'in bir makalesi. Okudukça, aynı soruya birbirine neredeyse tam ters iki cevap verildiğini görüyor.
Gökalp, toplumu bir arada tutacak güçlü bir ortak ideal, kaynaşmış meslek grupları ve merkezî bir devlet istiyordu. Prens ise sorunun tam tersinde olduğunu söylüyor: imparatorluğun insanları kendi ayakları üzerinde durmayı bilmiyor, her şeyi devletten, aileden ya da cemaatten bekliyor. Kurtuluş, bireylerin kendi girişimleriyle hayatlarını kurabildiği, yerel yönetimlerin kendi işlerini kendilerinin gördüğü bir toplumda. Öğrenci merak ediyor: iki düşünür aynı Fransız sosyolojisinden besleniyorsa, nasıl bu kadar farklı sonuçlara varmışlardı?
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Masadaki iki metin ve grubun fark ettiği karşıtlık kurgu. Prens Sabahaddin'in Fransız sosyolojisinin Durkheim'dan farklı bir kolundan beslenerek geliştirdiği toplum görüşü ve bu görüşün Gökalp'in düşüncesiyle girdiği tartışma ise Türkiye sosyolojisinin ilk döneminin gerçek ve temel bir karşıtlığıdır.
Önceki ders, Durkheim sosyolojisini Türkiye'ye uyarlayan ve dayanışmacı bir toplum tasarlayan Gökalp'i ele aldı. Bu ders, aynı dönemde bambaşka bir sosyoloji anlayışını savunan Sabahaddin'e odaklanıyor. Sabahaddin'in izlediği Fransız sosyoloji okulunun yöntemi, toplumları aile yapısına göre nasıl sınıflandırdığı, bireysel girişime ve yerel özerkliğe neden bu kadar önem verdiği, bu görüşün siyasal karşılığı ve Türkiye'deki izleri dersin konuları.
Sıfır noktası — Fransa'daki öteki sosyoloji
Üçüncü Cumhuriyet Fransası'nda sosyoloji tek bir okuldan ibaret değildi. Durkheim'ın okulu toplumsal olguları istatistiklerle ve kuramsal kavramlarla incelerken, başka bir okul toplumu en küçük biriminden, yani aileden başlayarak doğrudan gözlemle incelemeyi savunuyordu. Bu okulun kurucusu, mühendis ve sosyal reformcu Frédéric Le Play'di.
Le Play'in ardılları, onun yöntemini geliştirerek toplumu inceleyen bir sosyoloji okulu kurdular ve bu okul Science Sociale adıyla anıldı. Okulun önde gelen isimlerinden Edmond Demolins, İngiliz toplumunun başarısını aile yapısına ve bireylerin yetiştirilme biçimine bağlayan bir kitap yazdı. Bu kitap, Paris'te yaşayan genç Osmanlı prensinin düşüncesini derinden etkiledi.
Mekanizma — İki toplum tipi
Science Sociale okulu ve onu izleyen Sabahaddin, toplumları bireylerin nasıl yetiştirildiğine ve hayatlarını nasıl kurduklarına göre iki temel tipe ayırıyordu.
Bu çözümleme, Sabahaddin'i siyasal bir programa götürdü. İmparatorluğun kurtuluşu, bireysel girişimin geliştirilmesinde ve yönetimin merkezden yerel birimlere dağıtılmasındaydı.
Kuramsal mercekler
Gökalp ile Sabahaddin arasındaki karşıtlık, sosyolojinin temel sorularından biriyle ilgilidir: toplumu bir arada tutan ve ilerleten şey nedir? Gökalp için cevap, bireyleri kendi çıkarlarının üstüne çıkaran ortak bir ideal ve kaynaşmış bir toplumdur. Sabahaddin için ise cevap, kendi hayatını kendisi kuran bağımsız bireyler ve onların gönüllü birliğidir.
Bu karşıtlık, yöntem düzeyinde de sürer. Gökalp'in sosyolojisi büyük kavramlarla ve kolektif temsillerle çalışır. Sabahaddin'in izlediği okul ise ailenin bütçesinden başlayan somut gözlemlere dayanır. Birincisi yukarıdan, toplumun bütününden aşağıya bakar. İkincisi aşağıdan, ailenin gündelik hayatından yukarıya çıkar.
Sabahaddin'e yöneltilen eleştiriler de önemlidir. Bir eleştiri, onun İngiliz toplumunu evrensel bir model olarak görmesini ve farklı toplumların kendi tarihsel koşullarını hesaba katmamasını sorgular. Başka bir eleştiri, onun aile tipleri sınıflamasının fazla şematik olduğunu ve bir toplumun bütün sorunlarını aile yapısına indirgediğini öne sürer.
Ölçek
Sabahaddin'in ve Science Sociale okulunun sosyolojisi, en küçük ölçekten, yani aileden başlar ve oradan topluma ve devlete ulaşır. Bu, Gökalp'in toplumun bütününden başlayan yaklaşımının tam tersidir. Sabahaddin'e göre devlet toplumun, toplum da ailenin bir yansımasıdır. Bu yüzden devleti değiştirmek için önce aileyi ve eğitimi değiştirmek gerekir.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Sabahaddin'in düşüncesi, Türkiye'de uzun süre ana akımın dışında kaldı. Erken Cumhuriyet, Gökalp'in dayanışmacı ve merkeziyetçi toplum anlayışına daha yakın durdu. Sabahaddin'in yerinden yönetim görüşü ise bölücülük kaygılarıyla şüpheyle karşılandı. Buna karşın onun bireysel girişim vurgusu, Türkiye'de liberal düşüncenin ve yerel yönetim tartışmalarının erken bir kaynağı olarak zaman zaman yeniden hatırlandı.
Uluslararası karşılaştırmada, Science Sociale okulunun etkisi yalnız Osmanlı'yla sınırlı kalmadı. Le Play'in aile monografisi yöntemi, farklı ülkelerde aile ve işçi yaşamı üzerine yapılan araştırmalara ilham verdi ve ampirik sosyal araştırmanın erken örneklerinden biri olarak kabul edildi. Demolins'in İngiliz toplumunun üstünlüğüne ilişkin tezi ise Avrupa dışındaki pek çok ülkede, ülkelerinin Avrupa karşısındaki durumunu kaygıyla tartışan aydınların elinde dolaştı.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Sabahaddin'i bugün okuyabilmemizi sağlayan kaynaklar, kaleme aldığı risaleler, verdiği konferanslar, Fransızca ve Türkçe yayımladığı makaleler ve kurduğu cemiyetin belgeleridir. Science Sociale okulunu anlamak için ise Le Play'in, Demolins'in ve okulun öteki temsilcilerinin eserlerine bakmak gerekir. Sabahaddin'in Türkiye'deki etkisini izlemek için, onu izleyen ve onun görüşlerini yayan aydınların yazılarına ve daha sonraki dönemde onun görüşlerini derleyen çalışmalara başvurulur.
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışTürkiye'de sosyolojinin ilk döneminin yalnız Gökalp'ten ibaret olduğu sanılabilir.
Doğrusu
Oysa aynı dönemde Sabahaddin, Durkheim'dan farklı bir Fransız sosyoloji okulunu izleyerek temelden farklı bir toplum görüşü savunmuştur.
Yaygın yanlışSabahaddin'in düşüncesinin yalnız siyasal bir program olduğu düşünülebilir.
Doğrusu
Oysa bu düşünce, aile monografisine dayanan ve somut gözleme önem veren bir sosyoloji yöntemine dayanıyordu.
Yaygın yanlışGökalp ile Sabahaddin arasındaki ayrılığın yalnız siyasal bir çekişme olduğu sanılabilir.
Doğrusu
Oysa ayrılık, insanları bir toplum hâline getiren bağın niteliği ve toplumun nasıl inceleneceği konusunda derin bir kuramsal ve yöntemsel farka dayanıyordu.
Yaygın yanlışSabahaddin'in aile tipleri sınıflamasının bir toplumun bütün sorunlarını açıklamaya yettiği düşünülebilir.
Doğrusu
Oysa bu sınıflama fazla şematikti ve ekonomik, uluslararası ve siyasal etkenleri büyük ölçüde görmezden geliyordu.
Yaygın yanlışYerinden yönetim görüşünün Türkiye'de hiçbir iz bırakmadığı sanılabilir.
Doğrusu
Oysa bu görüş, liberal düşüncenin ve yerel yönetim tartışmalarının erken bir kaynağı olarak zaman zaman yeniden gündeme gelmiştir.
Özet
Aklında kalsın
Sabahaddin, Durkheim yerine Le Play'in kurduğu Science Sociale okulunu izledi.
Aile monografisi, toplumu en küçük birimi olan aileden başlayarak doğrudan gözlemle inceler.
Cemaatçi toplumda bireyler topluluğa, bireyci toplumda kendi girişimlerine dayanır.
Teşebbüs-i şahsi, bireyin hayatını kendi girişimiyle kurma yeteneğidir.
Adem-i merkeziyet, yönetimin yerel birimlere dağıtılmasını savunur.
Gökalp ile Sabahaddin arasındaki karşıtlık, hem siyasal hem kuramsal hem de yöntemsel bir karşıtlıktı.
Sabahaddin'in aile tipleri sınıflaması güçlü bir sezgi sunar, ama toplumun sorunlarını aile yapısına fazla indirger.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Gökalp'in ölümüyle darülfünundaki sosyoloji kürsüsü boş kalmadı. Kürsüye gelen yeni kuşak, Gökalp'in mirasını sürdürmekle ondan uzaklaşmak arasında yeni yollar aradı. Kimisi Durkheim'ın kolektivist sosyolojisine karşı bireyin iç dünyasını ve yaratıcılığını öne çıkaran felsefi akımlara yöneldi. Kimisi sosyolojiyi eğitimle, sanatla ve gündelik hayatla buluşturmaya çalıştı. Bu kuşak, Cumhuriyet'in ilk yıllarında sosyolojiye yeni sorular taşıdı: toplum yalnız bir dayanışma bütünü mü, yoksa bireylerin yaratıcı eylemleriyle de mi biçimlenir? Mehmet İzzet, İsmail Hakkı Baltacıoğlu ve erken kürsüler, Türkiye sosyolojisinin Gökalp sonrası ilk kuşağını oluşturuyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.