İçeriğe geç

TEM-112-07·Toplumu Verilerle Okumaya Giriş

Resmî istatistikle küçük bir toplum profili hazırlamak

temel2.534 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Hazır tablolarla çalışmaya başlarken izlenecek yedi adım.

  1. Önce ara: sorduğun sorunun karşılığı çoktan toplanmış olabilir.
  2. Tablonun hangi düzeyde yayımlandığına bak; o düzeyin altına inilemez.
  3. Açıklama notunu aç ve kullandığın her sütunun tanımını kendi cümlenle yaz.
  4. Serinin kırıldığı yerleri işaretle; tanım değişikliği çizgide olguya ait bir hareket sanılır.
  5. Yanına bir karşılaştırma zemini koy; zeminsiz bir sayı okuyucuya bir şey söylemez.
  6. Az ve birbirini tamamlayan gösterge seç; çok gösterge iyi profil demek değildir.
  7. Profilin sonuna, elindeki veriyle yanıtlayamadığın soruları yaz; o liste bir sonraki adımdır.

Açılış sahnesi

Bir mahalle derneği, ilçeye bir çocuk bakım biriminin açılmasını istiyor. Dilekçe yazılmış, imzalar toplanmış ve talep geri çevrilmiş; gerekçe olarak ihtiyacın gösterilmediği belirtilmiş.

Dernekte üç kişi oturuyor. Anket yaptıracak bütçeleri yok.

Bir üye bilgisayarı açıyor. "Sayılar zaten var" diyor.

Ulusal istatistik kurumunun yayımladığı tablolara giriyorlar. Nüfusun yaş dağılımı orada. Hanelerin büyüklüğü orada. Kadınların işgücüne katılımı orada. Hiçbiri için kimseye soru sorulmadı ve hepsi indirilebiliyor.

Bir saat sonra ikinci bir şeyi fark ediyorlar.

Tabloların çoğu il düzeyinde. Bir kısmı ilçeye iniyor. Mahalleye inen tek bir tablo yok.

Üçüncü üye şunu soruyor: "İlçeye ait sayılar bizim mahalleyi anlatır mı?"

Cevap hem evet hem hayır ve bu dersin konusu tam olarak orada duruyor.

Bu derste ne olacak

Dernek, üç üye ve reddedilen dilekçe kurgu; sahne, hazır sayılarla çalışmanın hem imkânını hem sınırını aynı masada göstermek üzere kuruldu.

Bu kurs boyunca hep başkasının yaptığı bir çalışmayı okuduk ve denetledik. Son ders bunun tersini yapıyor: kararları sen vereceksin.

Bir topluluk hakkında konuşmak için mutlaka yeni bir anket gerekmiyor. Resmî kurumların yayımladığı tablolar zaten toplanmış, tanımları yazılı ve çoğu zaman ücretsiz.

Bu derste bu tabloların ne işe yaradığını, nereye kadar inebildiğini, bir sütunun ne anlama geldiğini nereden öğreneceğini ve elindeki sayıları anlamlı kılmak için yanına ne koyman gerektiğini konuşacağız.

Sonunda küçük bir profil kurmuş olacaksın ve o profilin hangi cümleleri kuramayacağını da biliyor olacaksın.

Sıfır noktası — veri zaten var

Bir araştırmanın ilk adımı veri toplamak değildir. İlk adım, aradığın verinin çoktan toplanmış olup olmadığına bakmaktır.

Mekanizma — nereye kadar inebilirsin

Açılış sahnesindeki üç üyenin bir saat sonra karşılaştığı duvar, hazır veriyle çalışmanın en belirleyici sınırı.

Sütunun ne anlama geldiği

Bir tabloyu indirmek kolay. Sütunların ne saydığını bilmek ayrı bir iş ve atlandığında bütün çalışma boşa gidiyor.

Yanına ne koyacaksın

Elinde bir sayı olması yetmiyor. Tek başına duran bir değer, bu kursta gördüğümüz gibi hiçbir şey söylemiyor.

Profili kurmak

Şimdi parçaları birleştirebiliriz.

Kuramsal mercekler

Hazır resmî veri bir araştırmayı nereye kadar taşır? Bu soruda birbirinden ayrılan üç yanıt bulunuyor.

Birinci tutum hazır veriyi asıl kaynak sayar. Buradaki gerekçe kapsam ve süreklilik: hiçbir araştırmacı bu büyüklükte bir veriyi kendi başına toplayamaz ve düzenli tekrar, zaman içinde karşılaştırmayı mümkün kılar. Bu tutumun gücü, tek tek çalışmaların ulaşamayacağı örüntüleri görünür kılmasıdır. Zorlandığı yer, araştırmacının sorusunu verinin izin verdiği kadarıyla sormak zorunda kalmasıdır.

İkinci tutum verinin kendi kategorilerini hatırlatır. Bu okumaya göre resmî tablolar tarafsız bir kayıt değildir; bir yönetimin görmeyi seçtiği ayrımları taşır ve o ayrımlar araştırmacıya hazır gelir. Kimin hangi kutuya yazıldığı, hangi durumun hiç sayılmadığı ve hangi ayrımın kayda hiç girmediği, sonraki bütün çalışmaları çerçeveler. Bu kursta ve bu akademide bir yönetimin kayıt tutarken kategorileri nasıl kurduğunu görmüştük; hazır veriyle çalışan herkes o kategorileri devralır. Bu tutumun zayıf tarafı, eleştirinin çalışmayı büsbütün durdurabilmesidir.

Üçüncü tutum hazır veriyi bir başlangıç sayar. Buradaki öneri sade: hazır tablolarla tabloyu kur, yanıtlanamayan soruları listele ve yalnız o sorular için kendi verini topla. Bu yaklaşımın pratik değeri, sınırlı bir emeğin en çok işi gördüğü yere yönlendirilmesidir. Açıkta bıraktığı nokta, iki kaynağın birbiriyle uyumlu hâle getirilmesinin ayrı bir uzmanlık istemesidir.

Yaygın yanlışBu üç tutumdan birinin doğru yöntem olduğu düşünülür.
Doğrusu

Hazır verinin kapsamı görülmezse ulaşılabilecek en geniş tablo baştan feda edilir. Kategorilerin nereden geldiği sorulmazsa yönetimin gördüğü kadarı toplumun tamamı sanılır. Boşlukların listelenmesi atlanırsa da eksik kalan yerler hiç bilinmez. Üçü aynı çalışmanın üç ayrı aşamasıdır.

Ölçek

Hazır veriyle çalışmak, hangi büyüklükte bir birimi anlatmak istediğine göre bambaşka bir işe dönüşüyor.

Küçük bir birimde asıl sorun erişimdir. Mahalle ya da köy düzeyinde yayımlanan tablo neredeyse yoktur; elde kalan şey bir üst düzeydeki değerdir ve o değer aranan farkı içinde eritir. Bu ölçekte hazır veri bir çerçeve verir ve asıl bilgi sahadan gelmek zorundadır.

Bir il ya da ilçe düzeyinde veri bollaşır ve sorun yorum hâline gelir. Çok sayıda gösterge bulunur, hangilerinin seçileceği ve neyle karşılaştırılacağı çalışmayı belirler. Bu ölçekte iyi bir profil, çok gösterge veren değil az ve birbirini tamamlayan gösterge seçen profildir.

Ülke düzeyinde veri en zengin hâlindedir ve bu kez ortalama tehlikelidir. Tek bir ülke değeri, içindeki büyük bölgesel farkları tek bir sayıda eritir; bu kursta bir özetin neyi sakladığını görmüştük ve ülke ortalaması bunun en geniş örneğidir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Hazır bir tablo kendi güvenilirliğini beyan etmez; bunu anlamak için dışarıdan birkaç sınama gerekir.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de hazır veriyle çalışmak isteyen biri için tablo, imkân ve sınırın birlikte durduğu bir yer.

İmkân tarafında, düzenli yayımlanan ve geriye doğru uzanan geniş bir gösterge kümesi bulunuyor; nüfus, eğitim, işgücü ve hane yapısına ilişkin tablolar il düzeyinde erişilebiliyor ve bir bölümü ilçeye iniyor. Bu, açılış sahnesindeki derneğin bir saat içinde eline geçen şey.

Sınır tarafında iki nokta öne çıkıyor. Birincisi düzeyin çoğu göstergede ilçede durması; mahalle ölçeğinde çalışmak isteyen herkes bu duvara çarpıyor ve buradan ötesi kendi verisini toplamayı gerektiriyor. İkincisi tanım değişikliklerinin uzun serilerde sık yaşanması; geriye dönük karşılaştırma yapan bir çalışma, açıklama notlarını okumadan neredeyse kesin biçimde yanılıyor.

Üçüncü bir nokta da veriye erişimin biçimiyle ilgili. Yayımlanan hazır tablolar ile araştırmacıya açılan ayrıntılı kayıtlar farklı şeyler; ikincisine erişim başvuru ve onay gerektiriyor ve bu, hangi soruların kimler tarafından sorulabileceğini belirliyor.

Bir karşıt örnek bu farkın ne ürettiğini gösteriyor. Kimliksizleştirilmiş ayrıntılı kayıtların denetimli biçimde araştırmacılara açıldığı yerlerde çok sayıda ekip aynı kayıtlar üzerinde ayrı ayrı çalışabiliyor; bir sonucu başka bir ekibin yeniden hesaplaması mümkün oluyor. Böyle bir erişimin bulunmadığı yerlerde ise yayımlanmış tablolar herkesin ortak zemini oluyor; bu zemin dürüst olabilir ve tek başına hangi soruların sorulabileceğini de belirliyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışYayımlanan düzeyin altına inilebileceği sanılır.
Doğrusu

Bir ilçe değeri, o ilçedeki mahalleler hakkında bir iddiaya çevrildiğinde, mahalleler arasındaki fark sıfır varsayılmış olur; oysa incelenmek istenen şey genellikle tam da o farktır. Bir topluluk düzeyindeki örüntüyü tek tek üyelere uygulamanın kendi adı var ve o ad önceden konmuştu; buradaki durum onun coğrafi kardeşi.

Yaygın yanlışSütunun adı tanımı sayılır.
Doğrusu

Bir başlık sezgisel görünse bile kapsamı beklenenden dar ya da geniş olabilir ve tanım yıllar içinde değişmiş olabilir. Açıklama notunu okumak bir titizlik değil, çalışmanın ilk adımıdır; okunmadığında yorum tablonun değil başlığın üzerine kurulur.

Yaygın yanlışKarşılaştırmasız bir profil hazırlanır.
Doğrusu

Bir birimin tek başına verilen değerleri okuyucuya hiçbir şey söylemez; yüksek mi düşük mü olduğu ancak bir zeminle anlaşılır. Zemin seçmemek tarafsızlık değildir, okuyucuyu kendi tahminiyle baş başa bırakmaktır.

Yaygın yanlışUzun bir seri kesintisiz sayılır.
Doğrusu

Bir serinin tanımı ya da kapsamı yolun ortasında değiştiyse, o noktadan sonrası öncekiyle aynı şeyi saymaz ve iki dönem yan yana konamaz. Çizgi üzerindeki bu kopukluk, toplumda bir şey olmuş gibi okunur; ortaya çıkarmanın tek yolu açıklama notlarıdır.

Yaygın yanlışVerinin hangi amaçla toplandığı unutulur.
Doğrusu

Hazır kayıtlar bir yönetim işi için üretilir ve o işin gerektirdiği ayrımları taşır; senin sorunu yanıtlamak için tasarlanmamışlardır. Bu, onları kullanışsız yapmaz; hangi soruların bu kayıtlarla yanıtlanamayacağını baştan bilmeni gerektirir.

Aklında kalsın

Hazır tablolarla çalışmaya başlarken izlenecek yedi adım.

  1. Önce ara: sorduğun sorunun karşılığı çoktan toplanmış olabilir.
  2. Tablonun hangi düzeyde yayımlandığına bak; o düzeyin altına inilemez.
  3. Açıklama notunu aç ve kullandığın her sütunun tanımını kendi cümlenle yaz.
  4. Serinin kırıldığı yerleri işaretle; tanım değişikliği çizgide olguya ait bir hareket sanılır.
  5. Yanına bir karşılaştırma zemini koy; zeminsiz bir sayı okuyucuya bir şey söylemez.
  6. Az ve birbirini tamamlayan gösterge seç; çok gösterge iyi profil demek değildir.
  7. Profilin sonuna, elindeki veriyle yanıtlayamadığın soruları yaz; o liste bir sonraki adımdır.

Sonraki derse köprü

Bu kurs burada tamamlanıyor. Geride yedi soru kaldı: bir merak ne zaman araştırılabilir hâle gelir, kimler hakkında konuşuyoruz ve onlara hangi listeden ulaşıyoruz, bir yığın tek bir değere indirilirken ne kaybolur, iki grup arasındaki fark nasıl sınanır, bir şekil sayıları taşırken onlara ne ekler, başkasının araştırmasını neye bakarak denetleriz ve hazır tablolarla nereye kadar gidebiliriz.

Yedisinin ortak yanı okumaktı. Bir metnin, bir tablonun ya da bir şeklin arkasındaki kararları çıkardık ve son derste ilk kez kendi kararlarımızı verdik.

Bir şeyi hep hazır aldık.

Veriyi biz toplamadık. Kimin kiminle görüşeceğine, hangi soruyu nasıl soracağımıza, sahaya nasıl gireceğimize ve orada karşılaştığımız insanlara karşı hangi yükümlülükleri taşıdığımıza hiç karar vermedik. Bu kursun bütün araçları, veri var sayıldığında işe yarıyordu.

Bundan sonrası veriyi üretme tarafı ve orada bambaşka sorular var. Bir soru nasıl sınanabilir bir tasarıma dönüşür, hangi yöntem hangi soruya uygun düşer, bir araştırmacının kendi konumu neyi görmesini sağlar ve neyi engeller?

Sıradaki kurs bu tarafa geçiyor ve işe dağınık bir merakla başlıyor. Bu kursta bir sorunun ne zaman araştırılabilir olduğunu tanıdık; orada bir merakı adım adım araştırılabilir hâle getirmeyi çalışacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.