İçeriğe geç

TEM-111-07·Toplumsal Değişme, Modernlik ve Küreselleşme

Dijital dönüşüm, iklim krizi ve geleceğin toplumları

temel2.615 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Süren bir dönüşümü incelerken elde tutulacak yedi nokta.

  1. Dijital dönüşümün özü alet değişikliği değil, kaydın eylemle birlikte kendiliğinden oluşmasıdır.
  2. Asıl toplumsal değişim karar devridir: karar hızlanır, tek biçimleşir ve gerekçesi uygulayanda bulunmaz.
  3. Kayda girmeyen karara giremez; kimin kayda girdiği eşit dağılmıyorsa kural eşit uygulansa da sonuç eşit olmaz.
  4. İklim krizini sosyolojinin konusu yapan şey olayın kendisi değil, sonuçlarının dağılımıdır.
  5. Nedeni üretenlerle sonucu yaşayanlar mekân, konum ve zaman eksenlerinde ayrışır; bu, maliyeti bir bölüşme sorusu yapar.
  6. Koşullu iddia bir kehanet değildir; koşulları sayılmayan bir gelecek cümlesi ne doğrulanabilir ne çürütülebilir.
  7. Aynı teknoloji ve aynı olay, farklı kurumsal düzenlemelerde farklı toplumsal sonuçlar verir.

Açılış sahnesi

Bir çiftçi ilçe merkezindeki bir masada oturuyor. Tarımsal sigorta başvurusu yapıyor.

Görevli parselin bilgilerini giriyor. Ekranda bir prim tutarı beliriyor. Görevli hesabı yapmadı; hesabı okudu.

Çiftçi tutarın niçin bu kadar yüksek olduğunu soruyor. Görevli açıklamaya çalışıyor ve yarıda kesiyor: "Sistem böyle hesapladı."

Bu cevap bir savuşturma değil. Görevli gerçekten bilmiyor. Hesap, geçmiş yılların ürün, hasar ve hava kayıtlarından üretiliyor ve o kayıtları düzenleyen kural bu masada bulunmuyor.

Çiftçi bir şey daha biliyor ve o bilgi hiçbir sütunda yok.

Son yirmi yılda hasat, dedesinin anlattığı takvimden haftalarca kaymış durumda. Don riski eskiden bir aya toplanırdı, artık başka bir aya sarkıyor. Bahar yağmuru geldiği yıl bir haftaya sığıyor, gelmediği yıl hiç gelmiyor.

Prim hesabı, geçmişin geleceği tahmin ettiğini varsayıyor.

Çiftçi geçmişin artık tahmin etmediğini biliyor ve bunu yazacağı bir kutu yok.

Bu derste ne olacak

Masa, görevli ve prim hesabı kurgu; sahne iki ayrı konuyu tek bir işlemde buluşturmak üzere kuruldu.

Şimdiye kadar hep tamamlanmış dönüşümleri inceledik. Bu ders devam edenlerle uğraşıyor.

Elimizde iki tane var. Biri kaydın kendiliğinden oluşması ve kararların oradan üretilmesi. Öteki yaşanılan fiziksel koşulların bozulması ve bunun herkese aynı biçimde dokunmaması.

Ders hiçbirine iyi ya da kötü demiyor. Uygulayacağı sorular kursun kendi soruları: tempo, kapsam, kimin önünde hangi kapı açık, kim itiraz edebiliyor.

Bir soru daha var ve kursu o kapatıyor. Gerçekleşmemiş bir şey hakkında sosyoloji ne söyleyebilir?

Sıfır noktası — dijital dönüşüm nedir

Gündelik dilde bu başlık bir araç değişikliği olarak anlatılıyor: kâğıt gitti, ekran geldi. Bu tarif eksik ve eksikliği önemli.

Mekanizma — kararın el değiştirmesi

Kayıtların birikmesi tek başına yeni bir toplumsal durum üretmiyor. Yeni olan, o kayıtlardan karar üretilmesi.

Buradan çıkan sonuç, bu kursta gördüğümüz bir mekanizmanın yeni bir biçimi. Kayda girmeyen bir şey karara giremiyor ve kimin kayda girdiği eşit dağılmıyor.

İkinci dönüşüm

Şimdi masadaki ikinci soruna geçiyoruz. Prim hesabının varsaydığı şey artık tutmuyordu.

Kim yapıyor, kim yaşıyor

İklim krizini bir sosyoloji konusu yapan asıl özellik yukarıdaki iki kutuda görülüyor ve bir adı olmayı hak ediyor.

Olmamış bir şey hakkında konuşmak

Bu kursun bütün konuları geçmişteydi ve kaydı vardı. Bu iki dönüşümün sonucu ise henüz yok. Buna rağmen sosyoloji susmuyor ve susmaması bir yöntem sorusu doğuruyor.

Kuramsal mercekler

Bu iki dönüşüm karşısında ne yapılacağı sorusuna verilen cevaplar üç öbekte toplanıyor ve aralarındaki fark, sorunun nereye yerleştirildiğinden geliyor.

Bir cevap gelişmiş tekniğe güvenir. Buradaki iddiaya göre her iki sorun da daha iyi araçlarla çözülür: verimliliği artıran üretim teknikleri, temiz enerji, daha iyi tasarlanmış ve denetlenebilir karar sistemleri. Bu cevabın dayanağı gerçektir; tarih boyunca çok sayıda sorun teknik gelişmeyle hafifledi. Zorlandığı yer, verimlilik artışının çoğu zaman toplam kullanımı azaltmaması ve teknik iyileşmenin dağılımı kendiliğinden düzeltmemesidir.

İkinci cevap örgütlenme biçimini işaret eder. Bu okumada belirleyici olan alet değil, üretimin ve tüketimin nasıl düzenlendiğidir; aynı teknik, farklı düzenlerde farklı sonuçlar verir. Bu cevabın gücü, teknik iyileşmeye rağmen niçin toplamın büyüdüğünü açıklamasıdır. Açıkta bıraktığı nokta, düzeni değiştirmenin kendisinin kimin elinde olduğudur.

Üçüncü cevap dağılıma ve karara odaklanır. Bu duruşa göre asıl mesele ne alet ne düzen; maliyetin ve korumanın kimler arasında nasıl paylaşılacağı ve bu paylaşıma kimin karar verdiğidir. Aynı çözüm, kimin ödediğine göre bambaşka sonuçlar üretir. Bu cevabın verdiği şey, teknik görünen tartışmaların içindeki bölüşme sorusunu görünür kılmaktır. Zayıf tarafı, bölüşme üzerinde yoğunlaşırken toplamın kendisini küçültmenin yollarını ikinci plana atabilmesidir.

Yaygın yanlışBu üç cevaptan birinin ötekileri gereksizleştirdiği düşünülür.
Doğrusu

Tekniğe bakmadan hangi araçların gerçekten işe yaradığı bilinemiyor. Örgütlenme biçimine bakmadan teknik iyileşmeye rağmen toplamın niçin büyüdüğü açıklanamıyor. Bölüşmeye bakmadan ise aynı çözümün niçin bazı haneleri koruyup bazılarını dışarıda bıraktığı görünmez kalıyor.

Ölçek

Bu iki dönüşüm bakılan yere göre bambaşka bir şey olarak görünüyor ve bu, tartışmanın niçin sürekli birbirini duymadan yürüdüğünü açıklıyor.

Tek bir hanede iki dönüşüm de bir gündelik güçlük olarak yaşanır. Bir başvurunun reddedilmesi, bir faturanın yükselmesi, bir dairenin geceleri soğumaması. Bu yerde kimse bir çağdan söz etmez; herkes kendi sorununu çözmeye çalışır ve çözemeyince kendini suçlar.

Bir kurumda ikisi de bir işleyiş sorunu hâline gelir. Hangi kuralın hangi kayda bakacağı, itirazın nereye yapılacağı, hangi binanın yenileneceği ve hangi hizmetin hangi mahalleye önce gideceği burada belirlenir. Kararlar bu yerde alınır ve alınırken çoğu zaman teknik bir dille konuşulur.

Bir toplumun bütününde ikisi de bir dağılım tablosu olarak görünür. Kimin kayda girdiği ve kimin girmediği, hangi bölgelerin ne kadar etkilendiği ve korumanın nereye gittiği bu yerde okunur. Burada tek tek hikâyeler kaybolur ve geriye, hiçbir mutfakta gözle görülmeyen bir örüntü kalır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Süren bir dönüşümü incelemenin güçlüğü, sonucun henüz olmaması ve kayıtların o sırada üretiliyor olması.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye bu iki dönüşümün de hızlı yaşandığı ve ikisinin birbirine değdiği bir yerde duruyor.

Kamu hizmetlerinin büyük bölümünün tek bir dijital kapıdan yürümesi, karar devrinin geniş bir alanda birden gerçekleşmesi anlamına geliyor. Bunun kolaylaştırdığı çok şey var ve aynı hızla ortaya çıkan bir soru da var: kaydı eksik olan hane ile kaydı tam olan hane arasındaki fark, artık doğrudan hizmete erişim farkına dönüşüyor. Kayıt dışı çalışma ve sık adres değişikliği bu farkın en yaygın kaynakları.

İklim tarafında ülkenin coğrafi çeşitliliği belirleyici. Su rejimi, tarım takvimi ve sıcaklık örüntüsü bölgeden bölgeye çok farklı seyrediyor; bir bölgede kuraklık, başka bir bölgede sel öne çıkıyor. Bu, tek bir ulusal hazırlığın niçin yetmediğini ve hazırlığın kimin bölgesine göre yapıldığının niçin bir bölüşme sorusu olduğunu doğrudan gösteriyor.

İkisi bir araya geldiğinde açılış sahnesindeki tablo çıkıyor: geçmiş kayıtlara dayanan bir hesabın, kayıtların artık tahmin etmediği bir tarım takvimine uygulanması.

Karşılaştırma, kurumsal düzenlemenin ne kadar fark ettiğini gösteriyor. Kimi ülkelerde bir idari kararın gerekçesini isteme ve otomatik verilmiş bir karara insan incelemesi talep etme hakkı yazılı biçimde tanınıyor; orada karar devri bir adres sorunu üretmiyor. Kimi ülkelerde ise böyle bir hak bulunmuyor ve itiraz yolu fiilen kapanıyor. Aynı teknoloji, iki düzenlemede iki ayrı toplumsal sonuç veriyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDijital dönüşümün bir araç değişikliği olduğu sanılır.
Doğrusu

Kâğıttan ekrana geçiş yüzeydeki kısımdır; asıl değişen, kaydın eylemle birlikte kendiliğinden oluşması ve kararların o kayıtlardan üretilmesidir. Sorulacak soru "hangi cihaz kullanılıyor" değil, "kararı kim veriyor ve gerekçesi nerede duruyor" sorusudur.

Yaygın yanlışKayıtların tarafsız olduğu varsayılır.
Doğrusu

Bir kayıt, hangi soruların sorulduğuna ve hangi kutuların açıldığına göre şekillenir; kaydedilmeyen şey karara giremez. Ölçülmediği için hiçbir karara giremeyen şeyin ve başka bir şeyin yerine geçen ölçütlerin adı bu akademide önceden konmuştu. Kural herkese aynı uygulandığında bile, kayda girme imkânı eşit dağılmıyorsa sonuç eşit olmaz.

Yaygın yanlışİklim krizinin yalnız doğa bilimlerini ilgilendirdiği düşünülür.
Doğrusu

Fiziksel süreç doğa biliminin konusudur; aynı olayın farklı hanelerde farklı sonuçlar üretmesi, korumanın nereye gittiği ve maliyetin kime düştüğü ise doğrudan toplumsal sorulardır. Bir sel haberi bir hava olayını anlatır ve arkasında bir yerleşim, yapı ve bütçe kararları zinciri durur.

Yaygın yanlışHerkesin bu dönüşümlerden aynı ölçüde etkilendiği varsayılır.
Doğrusu

Aynı sıcak dalgası, aynı kural ve aynı fiyat artışı hanelere göre bambaşka sonuçlar üretir ve fark yalıtımda, kayıtta, birikimde ve taşınabilme imkânında yazılıdır. "Hepimiz aynı gemideyiz" cümlesi bir dayanışma çağrısı olarak anlamlıdır ve bir betimleme olarak yanlıştır.

Yaygın yanlışGelecek hakkında ya hiçbir şey söylenemeyeceği ya da kesin tahmin yapılabileceği düşünülür.
Doğrusu

İki uç da aynı hatayı yapar ve koşullu iddiayı gözden kaçırır. Sosyolojinin söyleyebileceği şey ne kehanet ne sessizliktir: hangi koşul sürerse hangi sonucun daha olası hâle geleceğini, sınanabilir biçimde göstermektir.

Aklında kalsın

Süren bir dönüşümü incelerken elde tutulacak yedi nokta.

  1. Dijital dönüşümün özü alet değişikliği değil, kaydın eylemle birlikte kendiliğinden oluşmasıdır.
  2. Asıl toplumsal değişim karar devridir: karar hızlanır, tek biçimleşir ve gerekçesi uygulayanda bulunmaz.
  3. Kayda girmeyen karara giremez; kimin kayda girdiği eşit dağılmıyorsa kural eşit uygulansa da sonuç eşit olmaz.
  4. İklim krizini sosyolojinin konusu yapan şey olayın kendisi değil, sonuçlarının dağılımıdır.
  5. Nedeni üretenlerle sonucu yaşayanlar mekân, konum ve zaman eksenlerinde ayrışır; bu, maliyeti bir bölüşme sorusu yapar.
  6. Koşullu iddia bir kehanet değildir; koşulları sayılmayan bir gelecek cümlesi ne doğrulanabilir ne çürütülebilir.
  7. Aynı teknoloji ve aynı olay, farklı kurumsal düzenlemelerde farklı toplumsal sonuçlar verir.

Sonraki derse köprü

Kurs burada bitiyor. Arkamızda yedi soru kaldı: bir toplum kaç ayrı saatte birden değişir, üretim evden çıkınca hayat nasıl yeniden kurulur, kendini yeni sayan bir zaman anlayışı nereden doğar, bir yönetim ilişkisi geride ne bırakır, bağlar kimin için ne kadar serbesttir, insanlar hangi eşikte itiraza katılır ve gerçekleşmemiş bir şey hakkında ne söylenebilir.

Bütün bu derslerde ortak bir şey yaptık ve adını koymadık.

Her seferinde bir iddia kurduk, o iddianın hangi kanıtla sınanacağını sorduk, kanıtın nereden geleceğine baktık ve kanıtın neyi göremeyeceğini işaretledik. Prim hesabından imza listesine, tapu defterinden hane bütçesine kadar hep aynı işlemi tekrarladık.

Şimdiye kadar bu işlemi hazır sorular üzerinde yaptık. Sorular derslerin başlıklarında geliyordu ve senin işin cevabı takip etmekti.

Bundan sonrası farklı. Bir sorunun kendisini kurmak, onu cevaplamaktan daha zor ve daha belirleyici. Kötü kurulmuş bir soru, en iyi yöntemle çalışıldığında bile işe yaramaz bir cevap verir; iyi kurulmuş bir soru ise hangi yöntemin gerektiğini kendisi söyler.

Sıradaki kurs bu işi öğretiyor ve ilk dersi en baştan başlıyor. Bir merakın ne zaman araştırılabilir bir soruya dönüştüğünü, hangi soruların veriyle yanıtlanabileceğini ve bir sorunun daha sorulmadan nasıl kusurlu hâle gelebileceğini konuşacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.