İçeriğe geç

TEM-111-01·Toplumsal Değişme, Modernlik ve Küreselleşme

Toplumsal değişmenin hızları ve ölçekleri

temel2.759 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir değişme iddiasını tartarken elde tutulacak yedi ölçü.

  1. Değişen kadro mu kalıp mı? Bir konumu kimin doldurduğu değil, doldurulma kuralı değiştiyse ortada değişme vardır.
  2. Kalıcı mı salınım mı? Dalgalanıp eski hâline dönen bir hareket değişme değildir ve bunu söylemek için zaman gerekir.
  3. Üç saat aynı anda işler: günlerin katmanı, kuşakların katmanı ve yüzyılların katmanı.
  4. Hız ile kapsam ayrı sorulardır; dar bir değişim çok hızlı, geniş bir değişim çok yavaş olabilir.
  5. Hız yanılsaması bir algı kusuru değil bir kayıt yan etkisidir: olay üretmeyen değişim belgeye girmez.
  6. Kritik uğrakta alınan kararlar, normal zamandakinden çok daha uzun süre bağlar ve sonradan zorunlu görünür.
  7. Bir eğilimin yönü seçilen pencereye bağlıdır; tarih aralığı söylenmeden bir değişme cümlesi tartışılamaz.

Açılış sahnesi

Bir kişi yirmi yıl sonra büyüdüğü kasabaya dönüyor. Bir cenaze için gelmiş ve üç gün kalacak.

İlk saatte gördükleri onu şaşırtıyor. Ana caddedeki dükkânların neredeyse hepsi el değiştirmiş, tabelalar değişmiş, iki katlı evlerin yerinde beş katlı binalar var. Kahvede oturanların hepsinin elinde telefon. Çocukluğunda kimsenin bilmediği iki market zinciri meydanın iki ucunda.

İkinci gün akşam yemeğinde bir başka şey fark ediyor ve bunu fark etmesi bir gün sürüyor.

Sofrada oturma düzeni değişmemiş. En yaşlı erkek başköşede, çay hâlâ aynı kişilerin sorumluluğunda, konuşmayı kimin başlatacağı hiç konuşulmadan belli. Bir yeğen araya girdiğinde kısa bir sessizlik oluyor.

Üçüncü gün mezarlığa giderken yol boyunca bakıyor. Kasaba, iki tepenin arasındaki geçitte kurulmuş ve sokaklar o geçidin yönünü izliyor. Yeni binalar da aynı hattın üzerinde yükselmiş. Kimse bu düzeni seçmedi; yerleşim, çok eski bir yolun kenarına oturmuş ve o yol yüzyıllardır oradaydı.

Üç şey de değişiyor. Üçünün saati aynı değil.

Bu derste ne olacak

Kasaba, dönen kişi ve o üç gün kurgu. Sahne, aynı yerde birbirinden çok farklı hızlarda yürüyen üç değişimi tek bir bakışta yan yana koymak için yazıldı.

Önceki kurs eşitsizliği belirli bir anda durdurup inceledi. Ölçtüğümüz her şeyin aslında hareket hâlinde olduğunu kapanışta söylemiştik.

Bu kurs o hareketi konu alıyor ve ilk ders en temel ayrımlarla başlıyor.

Toplumsal değişmeyi konuşmanın önündeki asıl engel, kelimenin fazla geniş olması. Bir seçim sonucu da değişmedir, bir kuşağın evlenme yaşındaki kayma da, tarımdan sanayiye geçiş de. Üçü aynı kelimeyle anıldığında tartışma birbirini duymayan taraflara bölünüyor.

Bu derste dört ayrım kuracağız: neyin değişme sayılacağı, değişimin hangi saatte yürüdüğü, ne kadar büyük bir şeyin değiştiği ve hızın niçin bazı anlarda birden açıldığı. Sonunda bir değişme iddiasını duyduğunda hangi soruları soracağını biliyor olacaksın.

Sıfır noktası — her olay değişme değil

Gündelik dilde olan biten her şey "değişim" sayılıyor. Sosyolojide ayrım daha dar ve ayrımı yapmadan hiçbir değişme iddiası sınanamıyor.

Bir kurumun müdürü değiştiğinde bir olay olmuştur. Aynı kurumda kimin müdür olabileceğine ilişkin ölçüt değiştiğinde başka bir şey olmuştur. Birincisi kadroyu, ikincisi kalıbı ilgilendirir.

Mekanizma — üç ayrı saat

Açılış sahnesindeki kişi üç ayrı şeye baktı ve üçü ayrı hızlarda yürüyordu. Bu, bir gözlem tercihi değil; toplumsal hayatın kendisinin katmanlı olmasından geliyor.

Katmanlar birbirinden bağımsız değil. Yavaş katman, hızlı katmandaki seçenekleri sınırlıyor; hızlı katmandaki kararlar ise uzun sürede birikerek yavaş katmanı biçimlendiriyor. İlişki tek yönlü değil ve iki yön aynı hızda çalışmıyor.

Ne kadar büyük bir şey değişti

Hız tek başına yeterli bir ayrım değil. Bir şeyin ne kadar hızlı değiştiği ile ne kadar büyük bir şeyin değiştiği ayrı sorular.

Hızın açıldığı anlar

Değişme sabit bir tempoda yürümüyor. Uzun durgunluk dönemlerini kısa ve yoğun açılmalar bölüyor.

Kuramsal mercekler

Değişimin nereden geldiği sorusuna sosyoloji üç ayrı yerden yanıt veriyor ve her yanıt başka bir yere bakmayı gerektiriyor.

İlk yanıt toplumun kendi içini gösterir. Buradaki iddiaya göre değişme, bir toplumun kendi gerilimlerinden ve iş bölümünün derinleşmesinden doğar; nüfus artar, roller ayrışır, eski düzenleme yetersiz kalır ve yeni biçimler ortaya çıkar. Bu yanıtın gücü, dışarıdan hiçbir müdahale olmadan da toplumların dönüşmesini açıklamasıdır. Zorlandığı yer, benzer iç koşullardaki toplumların bambaşka yollara sapmasıdır.

İkincisi bakışı sınırın dışına çevirir. Bu okumada belirleyici olan temas: ticaret, göç, taklit, fetih ve bugün anlık iletişim. Bir yerde ortaya çıkan bir teknik, bir kural ya da bir örgütlenme biçimi başka yerlere taşınır ve gittiği yerde başka bir şeye dönüşür. Okumanın verdiği şey, aynı yeniliğin farklı toplumlarda niçin farklı sonuçlar ürettiğini görünür kılmasıdır. Açıkta bıraktığı soru, bir toplumun neyi alıp neyi almadığına nasıl karar verdiğidir.

Üçüncü yanıt rastlantı ile kilitlenmeyi birlikte okur. Bu duruşa göre değişimin yönü ne iç gerilimlerle ne dış temasla önceden belirlenir; kritik uğraklarda alınan ve o an başka türlü de alınabilecek kararlar sonradan kurumlara yerleşir ve geriye bakıldığında zorunluymuş gibi görünür. Bu okumanın pratik değeri, bugünkü düzenin niçin böyle olduğunu sorarken verimliliği tek açıklama saymamasıdır. Zayıf tarafı, her şeyi rastlantıya bağlama eğilimine kaydığında hiçbir örüntü bırakmamasıdır.

Yaygın yanlışBu üç yanıttan birinin ötekileri gereksizleştirdiği düşünülür.
Doğrusu

Üçü ayrı bir boşluğu dolduruyor: kapalı toplumların niçin yine de dönüştüğünü ilki, aynı yeniliğin farklı yerlerde niçin farklı sonuç verdiğini ikincisi, benzer koşullardaki toplumların niçin ayrı yollara saptığını üçüncüsü. Bir dönüşümü tek bir yanıta bağlayan açıklama, kalan iki sorunun karşılığını kendi elinden bırakır.

Ölçek

Değişmeyi incelemek için seçilen büyüteç, ne göreceğini baştan belirliyor.

Tek bir hayatta değişme bir biyografi olarak yaşanır. Kişi kendi geçmişiyle bugününü karşılaştırır ve arada bir mesafe görür. Bu mesafenin ne kadarının toplumun değişmesinden, ne kadarının kişinin yaşlanmasından geldiği ise bu büyüteçte ayrılamaz. Kendi çocukluğundan farklı bir dünyada olduğunu düşünen herkes aynı anda başka bir yaşta olduğunu da unutur.

Bir kurumda değişme bir kayıt karşılaştırması olur. Yönetmelikler, kadro tabloları, başvuru formları ve toplantı tutanakları yıllara göre dizildiğinde, hiçbir olay yaşanmamış görünen dönemlerde bile maddelerin sessizce değiştiği görülür. Kurumlar kendi değişimlerini nadiren fark eder ve çoğu zaman kendi arşivlerinden öğrenir.

Bir toplumun bütününde değişme bir seri sorununa dönüşür. Uzun zaman aralıklarını karşılaştırmak, aynı şeyin aynı biçimde ölçülmüş olmasını gerektirir; oysa uzun serilerde tanımlar ve kapsamlar değişir. Bir serideki tanım değişikliğinin karşılaştırmayı sessizce bozduğunu daha önce görmüştük; uzun dönemli değişme çalışmalarının en sık takıldığı yer burasıdır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Değişme iddiası, iki nokta arasındaki farktan değil, farkın hangi pencereden bakıldığında ayakta kaldığından bilinir.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye, üç katmanın birbirinden bu kadar farklı hızlarda yürüdüğü hâlinin görünür örneklerinden biri.

Kentleşme ve nüfusun mekânsal dağılımı kısa sayılabilecek bir dönemde büyük ölçüde başkalaştı; kırda yaşayan bir toplumdan kentte yaşayan bir topluma geçiş, bir kuşağın içinde tamamlandı. Bu dönüşüm hızlı katmanda sayısız olay üretti: göç dalgaları, yeni mahalleler, imar kararları.

Aynı dönemde hane içi düzenlemeler, akrabalık yükümlülükleri ve kimin kime hangi durumda başvuracağına ilişkin beklentiler çok daha yavaş kaydı. Şehre taşınan hanelerin bir bölümü, geldikleri yerin dayanışma ağını mekân değiştirdikten sonra da sürdürdü. Kentleşme bir kuşakta tamamlandı; kentleşmenin ilişki biçimlerine tam olarak yerleşmesi aynı takvimi izlemedi.

Üçüncü katman ise coğrafyada duruyor. Yerleşimlerin nerede yoğunlaştığı, hangi hatların büyüdüğü ve hangi bölgelerin kenarda kaldığı, çok daha eski ulaşım ve tarım düzenlerinin izini taşıyor. Bugünün yatırım kararları bu hattı çoğu zaman izliyor ve izlediği için de pekiştiriyor.

Karşılaştırma bu üç hızın her yerde aynı biçimde dizilmediğini gösteriyor. Kimi ülkelerde benzer bir kentleşme dönüşümü yüzyıla yayıldı ve kurumlar bu süre içinde adım adım uyarlandı; orada hızlı katman ile orta katman arasındaki mesafe hiç bu kadar açılmadı. Kimi ülkelerde ise dönüşüm daha da kısa sürdü ve arada oluşan boşluk, kültür kursunda adlandırılan gecikme biçiminde uzun süre görünür kaldı.

Buradan çıkan sonuç, hızın kendisinin bir sonuç ürettiğidir. Aynı dönüşüm, farklı sürelere yayıldığında farklı kurumlar bırakıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışOlan biten her şey değişme sayılır.
Doğrusu

Bir konumu kimin doldurduğunun değişmesi, o konumun kuralının değişmesiyle aynı şey değildir ve ikisi karıştırıldığında hiçbir iddia sınanamaz. Sorulacak ayırt edici soru şudur: değişen kadro mu, yoksa kadroya kimin gireceğini belirleyen ölçüt mü?

Yaygın yanlışGörünür olan önemli, yavaş olan önemsiz sayılır.
Doğrusu

Bu sıralama bir değer yargısı değil bir kayıt yan etkisidir: hızlı hareket olay üretir, olay belgeye geçer, belgeye geçen sonradan incelenir. Bir dönemi yalnız olay kayıtlarından okuyan bir çalışma, o dönemin en geniş kapsamlı dönüşümlerini düzenli olarak kaçırır.

Yaygın yanlışDeğişmenin tek yönlü ve geri dönüşsüz olduğu varsayılır.
Doğrusu

Bu varsayım, geri dönen düzenlemeleri ve yön değiştiren eğilimleri açıklayamaz; ayrıca toplumları aynı yolun farklı noktalarında sayan bir okumaya kapı açar ki böyle bir okumanın niçin kaçınılmaz olarak bir sıralamaya döndüğü daha önce gösterilmişti. Bir eğilimin sürüp sürmeyeceği ancak izlenerek bilinir.

Yaygın yanlışBir eğilimin yönü, seçilen zaman aralığından bağımsız sanılır.
Doğrusu

Aynı seri kısa bir pencerede yükseliş, geniş bir pencerede düşüş gösterebilir ve iki grafik de dürüst çizilmiş olabilir. Bir değişme iddiası, hangi tarihten hangi tarihe bakıldığı söylenmeden tartışılamaz.

Yaygın yanlışKritik uğrakta seçilen yol, geriye bakıldığında zorunlu görünür.
Doğrusu

Uğrağın tanımı gereği o anda başka seçenekler de açıktı ve sonradan kurumlara yerleşen seçenek onları görünmez kılar. Olmuş bir şeyin sonradan kaçınılmaz görünmesinin kendi adı var ve o ad daha önce konmuştu; kritik uğrakları incelerken asıl iş, o anda masada olup seçilmeyen seçenekleri geri bulmaktır.

Aklında kalsın

Bir değişme iddiasını tartarken elde tutulacak yedi ölçü.

  1. Değişen kadro mu kalıp mı? Bir konumu kimin doldurduğu değil, doldurulma kuralı değiştiyse ortada değişme vardır.
  2. Kalıcı mı salınım mı? Dalgalanıp eski hâline dönen bir hareket değişme değildir ve bunu söylemek için zaman gerekir.
  3. Üç saat aynı anda işler: günlerin katmanı, kuşakların katmanı ve yüzyılların katmanı.
  4. Hız ile kapsam ayrı sorulardır; dar bir değişim çok hızlı, geniş bir değişim çok yavaş olabilir.
  5. Hız yanılsaması bir algı kusuru değil bir kayıt yan etkisidir: olay üretmeyen değişim belgeye girmez.
  6. Kritik uğrakta alınan kararlar, normal zamandakinden çok daha uzun süre bağlar ve sonradan zorunlu görünür.
  7. Bir eğilimin yönü seçilen pencereye bağlıdır; tarih aralığı söylenmeden bir değişme cümlesi tartışılamaz.

Sonraki derse köprü

Bu derste değişmeyi ölçmenin ve konuşmanın araçlarını kurduk. Araçlar tek başına bir şey anlatmıyor; bir dönüşüme uygulandıklarında iş görüyorlar.

Açılış sahnesindeki kasabaya bir kez daha bakalım. Beş katlı binalar, iki market zinciri ve herkesin elindeki telefon aynı yere işaret ediyor. Bu kasaba bir zamanlar geçimini toprakla sağlıyordu ve bugün sağlamıyor.

Bu tek bir değişim değil. Üretimin nerede yapıldığı, insanların nerede yaşadığı, emeğin nasıl satıldığı ve zamanın nasıl bölündüğü birlikte kaydı. Kapsamı en geniş olan türden ve hızı katmandan katmana değişti; bir kısmı bir kuşakta, bir kısmı iki yüzyılda tamamlandı.

Sosyolojinin kurucu sorusu da buradan çıktı. Bu disiplin, tam olarak bu dönüşümü anlamaya çalışan insanlar tarafından kuruldu.

Sıradaki ders o dönüşümü ele alıyor. Üretimin topraktan fabrikaya taşınmasını, insanların kente yığılmasını ve bu ikisini birbirine bağlayan ekonomik düzenin nasıl kurulduğunu, üçünü ayrı ayrı ve birlikte konuşacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.