Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Suç verisinde ölçtüğü şeyi üreten düzenek ile onu ölçen düzenek aynıdır; sayı, kayda geçirme kararının ürünüdür.
- Bir sayı dört halkalı bir zincirin ucunda doğar ve değişim herhangi bir halkada olabilir; sayı hangisinde olduğunu söylemez.
- Ölçüt bir koşula bağlıdır: en az bir halka hakkında kaydın dışından bilgi yoksa zincir sökülemez ve yorum askıya alınır.
- Karanlıkta kalan kısım rastgele değildir; düşmenin hangi halkada olduğu bilinirse kaydın neyi eksik gösterdiği de bilinir.
- Bir yerde çok kayıt bulunması oraya çok bakıldığının izi olabilir ve bulunan kayıt bakmayı sürdürmenin gerekçesine dönüşür.
- Risk sözcüğü iki iş görür ve ayıran soru tektir: bu ifade hangi gözlemle yanlış çıkar?
- Yanlışlanamayan bir risk ifadesi bir tahmin değil bir addır ve kendi kanıtını üretmeye başlar.
Açılış sahnesi
Bir küçük sanayi sitesinde atölyelerden alet ve parça kaybolması konuşuluyor. Aynı ayı anlatan üç ayrı kayıt var ve üçü birbirini tutmuyor.
Birincisi güvenlik görevlisinin tuttuğu nöbet defteri. Deftere yalnız görevlinin haberdar edildiği durumlar giriyor ve çoğu satırın karşısında bir işlem yok.
İkincisi esnafın kendi aralarında kurduğu yazışma grubu. Orada herkes yaşadığını anlatıyor, kimse bir form doldurmuyor ve hiçbir satırın altında bir imza bulunmuyor.
Üçüncüsü site yönetimine yazılı olarak verilen bildirimler. Bunlar dosyalanıyor, numara alıyor ve yönetim kurulunda okunuyor.
Üç kayıt üç farklı büyüklük gösteriyor. En geniş olanı yazışma grubu, en dar olanı yazılı bildirimler. Aradaki farkın hiçbiri bir hesap hatası değil ve hiçbiri yalan değil.
Toplantıda birisi yazılı bildirimlerin arttığını söylüyor ve bunu kötüye gidişin kanıtı sayıyor. Bir başkası aynı ay yönetimin bildirim formunu kapıya astığını hatırlatıyor. Form asılmadan önce bildirmek için yönetim odasına çıkmak gerekiyordu.
Kimse yalan söylemedi ve elde bir sayı var. Sayının neyi ölçtüğü ise henüz belli değil.
Bu derste ne olacak
Bu ders bir istatistik dersi değil ve olmasına gerek yok. Sayı okumanın genel araçları bu akademide başka bir yerde kuruldu: bir oranın altına hangi topluluğun konacağı kararı payda seçimi adıyla TEM-112'de, bir serideki tanım değişikliğinin karşılaştırmayı bozması seri kırılması adıyla hazırlık kursunda, bir kurumun kendi işini yaparken ürettiği verinin özellikleri idari kayıt başlığı altında yine orada. Bu ders onları anlatmayacak; yerlerini söylüyor ve o araçlar olmadan aşağıdaki hiçbir okuma tamamlanmaz.
Buradaki konu suça özgü olan kısım. Suç verisinin öteki verilerden ayrı bir yanı var: ölçtüğü şeyi üreten düzenek ile onu ölçen düzenek aynı düzenek. Bir sayının oluşması için önce birinin karşılık vermesi, sonra o karşılığın kayda geçebilecek bir yerden gelmesi gerekiyor. İkisi de bu modülün son beş dersinde tek tek incelendi.
Site de atölyeler de kurgu. Gerçek bir yerin sayıları verilseydi ders o sayıların tartışması olurdu; burada tartışılan şey sayının nasıl doğduğu.
Üç iş yapılacak. Bir sayının doğduğu zincir halka halka sökülecek, kayda hiç girmeyen kısmın neden rastgele olmadığı gösterilecek ve risk sözcüğünün iki ayrı anlam arasında nasıl kaydığı ayrılacak.
Sıfır noktası — sayı neyi sayıyor
Bir suç sayısına bakan kişinin ilk varsayımı şudur: bu sayı olup bitenin bir ölçüsüdür, belki eksiktir ama yönü doğrudur. Varsayım altında artış kötüye gidiş, azalış iyileşme sayılır.
Varsayımı sınamak için sayının nasıl oluştuğunu geriye doğru sökmek yetiyor. Açılış sahnesindeki üç kayıt bunu zaten gösteriyordu: aynı ay, aynı yer, üç farklı büyüklük ve hiçbiri hatalı değil. Üç kayıt üç ayrı şeyi sayıyor.
Zincirin ikinci ve üçüncü halkası bu modülün kendi malzemesi. İkinci halka, bir davranışa karşılık verilip verilmediği; bu modülün ilk dersi bir davranışın sınır içinde mi dışında mı sayıldığını tam buna bakarak okumuştu. Üçüncü halka, karşılığın hangi biçimde geldiği; bir önceki ders resmî kontrolün kayıt ürettiğini, enformel kontrolün hiçbir şey yazmadığını göstermişti.
İki durum zincirin iki ayrı halkasını gösteriyor ve ikisinde de sayı değişti, olay değişmedi. Bu yüzden bir sayıdaki değişimi okumak dört soruyu ayrı ayrı sormayı gerektiriyor ve tek soruyla yapılan her okuma, sorulmayan üç soruyu sessizce cevaplamış olur.
Ölçütün çalışması bir koşula bağlı ve koşul baştan söylenmeli. Dört halkayı ayırabilmek için en az bir halka hakkında kaydın dışından bir bilgi gerekir. Elde yalnız kayıt varsa halkalar ayrılamaz ve sayı okunamaz; böyle bir durumda doğru cevap bir yorum değil, yorumu askıya almaktır.
Mekanizma — karanlıkta kalan kısım ve riskin iki anlamı
Zincirin her halkasında bir düşme oluyor. Davranış olur ve kimse fark etmez, ya da fark edilir ve karşılık verilmez, ya da karşılık verilir ve enformel kalır, ya da resmî olarak verilir ve başka bir başlığa yazılır.
Karanlığın rastgele olmaması dersin en pratik sonucu. Düşmenin nerede olduğu bilinirse, kaydın neyi eksik gösterdiği de yaklaşık olarak bilinir.
İkinci durum bir ders daha veriyor. Kaydın neyi tuttuğunu belirleyen şey çoğu zaman olayın kendisi değil, olayın başka bir kaydı zorunlu kılıp kılmaması.
Buradan bir ikinci düzenek çıkıyor ve bu düzenek bir önceki dersin damgasının veri üzerindeki hâli.
Şimdi risk sözcüğüne geliyoruz. Sözcük bir cümlede iki ayrı iş görüyor ve iki iş arasındaki geçiş çoğu zaman fark edilmiyor.
İki anlamı ayıran soru gözlenebilir bir soru. Bir risk ifadesi duyulduğunda şu sorulur: bu ifade hangi gözlemle yanlış çıkar? Cevap verilebiliyorsa tahmindir; verilemiyorsa elde bir tahmin değil bir ad vardır.
Kuramsal mercekler
Bir suç sayısının ne olduğu sorusuna sosyoloji üç cevap taşıyor; her cevap sayıyı başka bir şeyin ölçüsü sayıyor.
Birincisi olgunun ölçüsü okuması: sayı, olup bitenin eksik ama yönü doğru bir yansımasıdır. Eksiklik teknik bir sorundur ve kayıt iyileştikçe azalır. Öngörüsü açık: bildirim kolaylaştığında sayı yükselir, sonra gerçek düzeyde yerleşir ve orada kalır.
İkincisi kurumun ölçüsü okuması: sayı, olup biteni değil kurumun ne kadar çalıştığını gösterir. Bu okumaya göre suç verisi bir faaliyet kaydıdır ve faaliyet arttığında sayı da artar. Öngörüsü öncekiyle çatışır: kayıt kolaylaştığında sayı yükselir ve yerleşmez, çünkü kolaylık faaliyetin kendisini büyütür.
Üçüncüsü kategori üretme okuması: sayının asıl işi bir tabloyu doldurmak değil, bir kategoriyi kurmak ve sürdürmektir. Riskli sayılan bir yer ya da grup, sayı sayesinde tartışılabilir bir şey olmaktan çıkar ve bir zemin hâline gelir. Öngörüsü ötekilerden ayrılır: sayı düştüğünde bile kategori yerinde kalır ve başka bir göstergeyle yeniden kurulur.
Üçünü aynı anda sınayacak bir gözlem var. Bildirim kolaylaştırılmış bir yerde sayı izlenir ve ne olduğuna bakılır: yükselip yerleşiyorsa birinci okuma güçlenir, yükselip yükselmeye devam ediyorsa ikinci okuma, sayı ne yaparsa yapsın o yer hakkındaki dil değişmiyorsa üçüncüsü.
Üç okumanın ortak bir sessizliği var ve bunu söylemeden geçmek olmaz. Üçü de sayıyı okuyan tarafta duruyor; hiçbiri sayıya konu olan kişiye ne olduğunu sormuyor. Bir sayının içinde yer alan kişi, o sayının hangi kararı ürettiğini çoğu zaman hiç öğrenmiyor.
Ölçek
Zincir üç ölçekte de işliyor ve her ölçekte farklı bir halka darboğaz oluyor.
Karşılaşma ölçeğinde darboğaz ikinci halkadır. Bir şey olur ve orada bulunan kişi bir karşılık verip vermemeye karar verir; bu karar tek başına, o anda ve çoğu zaman sessizce alınır. Bu ölçekte kaybedilen bilgi hiçbir yerde toplanmaz, çünkü kaydı tutacak bir yer hiç devreye girmemiştir.
Kurum ölçeğinde darboğaz üçüncü ve dördüncü halkadır. Karşılık verilmiştir, ama kayda geçmesi için bir usul, bir form ve bir başlık gerekir. Bu ölçekte kaybedilen bilgi kısmen geri getirilebilir, çünkü usulün kendisi incelenebilir ve başlıkların ne zaman değiştiği görülebilir.
Toplum ölçeğinde darboğaz başka bir yerdedir: kurumların ürettiği kayıtlar bir araya getirilirken tanımların aynı olması gerekir. Aynı olayı iki kurum iki ayrı başlıkla kaydediyorsa toplam bir şey ölçmez ve ölçmediği de görünmez.
Üç ölçek arasında bir yön var. Aşağıdan yukarı çıkıldıkça kayıt daha düzenli ve daha karşılaştırılabilir hâle gelir; aynı yönde, kaydın kapsadığı bölüm daralır. Daha güvenilir sayı, daha küçük bir dilimin sayısıdır ve iki özellik birbirinin bedelidir.
Türkiye'de bir semt adının kategoriye dönüşmesi
Türkiye'de risk dilinin nasıl çalıştığını görmek için sayılara bakmak gerekmiyor; yer adlarının nasıl kullanıldığına bakmak yetiyor. Bir semt adı gündelik konuşmada bir tahmin gibi kullanılıyor ve ne zaman yanlış çıkacağı sorulmadan geçiliyor.
Ölçüt bu kullanımı bir kanaat meselesi saymadan okuyor. Bir semt adı hakkında kurulan cümlenin hangi gözlemle yanlış çıkacağı sorulduğunda cevap gelmiyorsa, o cümle bir tahmin değildir. Cevap gelmemesi kişilerin bilgisizliğinden de gelmiyor; ad, yanlışlanacak biçimde kurulmamıştır.
Döngünün kapanışı bir önceki dersin malzemesiyle görülüyor. Riskli sayılan yere daha çok bakılıyor, daha çok bakılan yerde daha çok kayıt oluşuyor ve kayıt adı doğruluyor. Bir kişinin damgayı geride bırakmak için ortam değiştirebildiğini görmüştük; bir semt yer değiştiremiyor ve adı taşımaya devam ediyor.
Karşılaştırmanın vereceği şey tek bir soruda toplanıyor. Taşıyıcı işaretin her yerde semt adı olması gerekmiyor; kimi yerde posta kodu, kimi yerde bir okul adı, kimi yerde bir sokak aynı işi görebiliyor. Karşılaştırmalı bakış hangi toplumun daha önyargılı olduğunu sormak yerine, o toplumda hangi işaretin taşıyıcı seçildiğini ve o işaretin kişiyle birlikte hareket edip etmediğini sormalı.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bir kaydın neyi kaçırdığını o kaydın içinden görmek mümkün değil. Üç kurulum da kaydın dışına çıkmanın üç ayrı yolu.
Üçünün ortak yanı, sayının kendisini kanıt saymamaları. Bir kaydın doğru olup olmadığını yine aynı kayda sormak, bu modülün başından beri karşımıza çıkan döngüyü son bir kez tekrarlamak olur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBir sayıdaki değişimi doğrudan davranıştaki değişim saymak, dört halkadan üçünü sessizce cevaplamış olur.
Bildirimin kolaylaşması, bir kategorinin açılması ya da bir usulün değişmesi aynı yükselişi üretir ve sayı hangisinin olduğunu kendisi söylemez.
Yaygın yanlışKayda girmeyen kısmı rastgele bir eksiklik saymak, en çok bilgi taşıyan yeri çöpe atar.
Düşme zincirin belirli halkalarında ve belirli koşullarda yoğunlaşır; nerede düşüldüğü bilindiğinde kaydın neyi eksik gösterdiği de yaklaşık olarak bilinir.
Yaygın yanlışBir yerde az kayıt bulunmasını orada az şey olması saymak, bakma kararını hesaba katmaz.
Az bakılan yerde az kayıt bulunur ve bulunan azlık, oraya bakmamayı sürdürmenin gerekçesi hâline gelir.
Yaygın yanlışRisk sözcüğünü her kullanıldığında bir tahmin saymak, sınanamayan ifadeleri sınanmış gibi geçirir.
Ayıran soru tek ve basittir: bu ifade hangi gözlemle yanlış çıkar? Cevabı olmayan bir ifade bir olasılık değil, bir addır.
Yaygın yanlışKaydın dışından hiçbir bilgi yokken sayı hakkında yön iddiası kurmak, elde olmayan bir kanıta dayanmaktır.
Böyle bir durumda yorumu askıya almak bir kararsızlık değil, malzemenin verdiği sonucun kendisidir.
Aklında kalsın
- Suç verisinde ölçtüğü şeyi üreten düzenek ile onu ölçen düzenek aynıdır; sayı, kayda geçirme kararının ürünüdür.
- Bir sayı dört halkalı bir zincirin ucunda doğar ve değişim herhangi bir halkada olabilir; sayı hangisinde olduğunu söylemez.
- Ölçüt bir koşula bağlıdır: en az bir halka hakkında kaydın dışından bilgi yoksa zincir sökülemez ve yorum askıya alınır.
- Karanlıkta kalan kısım rastgele değildir; düşmenin hangi halkada olduğu bilinirse kaydın neyi eksik gösterdiği de bilinir.
- Bir yerde çok kayıt bulunması oraya çok bakıldığının izi olabilir ve bulunan kayıt bakmayı sürdürmenin gerekçesine dönüşür.
- Risk sözcüğü iki iş görür ve ayıran soru tektir: bu ifade hangi gözlemle yanlış çıkar?
- Yanlışlanamayan bir risk ifadesi bir tahmin değil bir addır ve kendi kanıtını üretmeye başlar.
Sonraki derse köprü
Bu ders bir sayının nasıl okunacağını verdi ve bir soruyu hiç açmadı: sayı okunduktan sonra ne yapılacak? Bir yükseliş görüldüğünde atılan adımlar bu dersin dışında kaldı ve o adımlarda birbirine karışan iki ayrı iş var.
Birincisi olan bir şeyden sonra yapılan iş: zararın giderilmesi, tarafların bir araya getirilmesi, ilişkinin onarılması. İkincisi hiç olmasın diye yapılan iş: bir düzenlemenin değiştirilmesi, bir ortamın yeniden kurulması, bir fırsatın kapatılması. İkisinin ölçüsü aynı değil ve bu fark küçük değil. Onarımın ölçüsü elde durur: zarar giderildi mi, taraflar ne diyor. Önlemenin ölçüsü ise olmamış bir şeydir ve olmayan bir şeyi saymak, bu dersteki bütün zorlukların en ağır hâlidir.
Bir bağlantı daha var. Önleme çoğu zaman riskli sayılan yere ya da gruba yöneltilir; yöneltildiğinde de bu dersin döngüsünü devralır, çünkü yöneldiği yerde daha çok kayıt üretir ve kendi gerekçesini büyütür. TEM-108-07 «Onarıcı adalet ve suçun önlenmesine sosyolojik bakış» iki işi birbirinden ayırarak kuruyor ve önlemenin nasıl ölçüleceğini doğrudan soruyor.