Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Karşılığın kimden geldiği bir başlangıç sorusudur ve dört yerde çatlar; ayırt eden şey kaynak değil, arkasında bıraktığı kapıdır.
- Üç soru birlikte sorulur: karşılık görev adına mı verildi, önceden yazılmış bir usule mi dayanıyor, itiraza kim cevap vermekle yükümlü.
- Üçüncü soru belirleyicidir; üç koşuldan biri eksik olduğunda kontrol resmî görünmeye devam eder ve resmî çalışmaz.
- Enformel kontrol yumuşak değildir: usulü olmadığı için sınırı yoktur ve arkasında gidilecek bir yer bırakmaz.
- Üç sorunun üçüne birden aynı cevabı veren karşılık özel bir durumdur; ayrışanları iki kutuya zorlamak iki sorunun cevabını atmak olur.
- İki biçim yer değiştirebilir, birbirine yaslanabilir ya da birlikte çökebilir; üçüncüsü hangi kuralın geçerli olduğunun bilinemediği duruma çıkar.
- Tarif edilmiş bir itiraz yolu işleyen bir yol değildir; ölçüt o yolun en son ne zaman cevap ürettiği sorulmadan tamamlanmaz.
Açılış sahnesi
Bir kapalı balık halinde bir satıcı pazartesi sabahı geldiğinde tezgâhının yerinin değiştiğini görüyor. Kapıya yakın sıradan çıkarılmış, en arkaya alınmış. Kimse ona bir şey söylememiş.
Hal sorumlusuna soruyor. Aldığı cevap şu: yer değişikliği ondan çıkmamış, esnaf kendi arasında konuşup uygun görmüş. Kimin konuştuğu sorulduğunda bir ad çıkmıyor.
Yan sıradakilere soruyor. "Biz bir şey demedik" diyorlar, "herkes böyle düşünüyordu." Herkesin kim olduğu sorulduğunda yine bir ad çıkmıyor. Ortada bir karar var ve o kararı veren bir kişi yok.
Belediyeye bir dilekçe veriyor. Gelen cevapta yer tahsisinin değişmediği yazıyor; kayıtta hâlâ eski numarası duruyor. Kâğıt üzerinde hiçbir şey olmamış ve her sabah arka sırada duran kişi o.
Aynı haftanın sonunda bir şey daha oluyor. Tartısının ayarsız olduğu gerekçesiyle hakkında bir tutanak yazılıyor. Tutanakta bir dayanak satırı, tutanağı yazan görevlinin adı ve altında bir itiraz satırı var; nereye ne kadar süre içinde başvurulacağı yazılı. Satıcı bu ikinci karşılığı hiç sevmiyor. Yine de elinde bir kâğıt, bir ad ve bir kapı var.
İki karşılık aynı haftada geldi. Ağır olanı, kapısı olmayanıydı.
Bu derste ne olacak
Bu modülde dört derstir bir ayrımı ölçüt olarak kullanıyoruz: bir karşılık orada bulunanlardan mı geliyor, yoksa yetkilendirilmiş bir görevden mi? Ayrım işini yaptı. Hangi davranışın karşılıksız geçtiğini okumaya yetti, bir normun kımıldayıp kımıldamadığını gösterdi, bir etiketin kimden geldiğini ayırdı.
Bir çalışma tanımıydı ve yanlış değildi. Yalnız tek bir soruyu hiç sormadı: bu iki kaynak arasında nasıl bir ilişki var? Sormadı, çünkü cevabı başka bir dersin konusuydu ve o ders bu.
Bu yüzden burada bir kural askıya alınıyor. Serinin alışkanlığı, önceki derste kurulmuş bir ölçütü yeniden tarif etmemek ve yalnız işaret edip geçmek. İncelenecek ölçüt için bu geçerli değil: bir aracı açmak, onu masaya yatırmayı gerektiriyor.
Halin adı yok ve olmaması bu dersin koşulu. Bir ad verilseydi anlatılan şey o halin hikâyesi olurdu; buradaki bütün vakalar kurgu ve kurgu oldukları için örnek değil model olarak okunabiliyorlar.
Sahnedeki iki karşılık dersin iki ucunu veriyor. Biri kimseden gelmedi ve hiçbir yere gitmiyor; öteki bir görevden geldi ve bir kapı bıraktı. Ders bu iki ucun arasını dolduracak.
Sıfır noktası — dört derstir kullandığımız ayrımın dört çatlağı
Ayrımı kaynağa bakarak kurmak kolay: karşılığı bir görevli verdiyse resmî, orada bulunanlar verdiyse enformel. Ölçüt dört yerde çatlıyor ve dördü de gündelik hayatta sık görülüyor.
Birinci çatlak, görevlinin kendi adına davranabilmesi. Aynı kişi bir gün bir usul işletir, ertesi gün aynı davranışa laf atıp geçer ve ikisi arasındaki farkı üniforma göstermez.
İkinci çatlak, orada bulunanların resmî olanı çağırabilmesi. Kimse bir usul işletmez, yalnız işletme ihtimalini hatırlatır ve çoğu zaman bu yeter.
Üçüncü çatlak, kimsenin vermediği karşılıklar. Bir kural bazen bir kişiden değil bir nesneden geliyor. Serinin daha erken bir dersi bu duruma bir ad koymuştu: kural nesnenin kendisine gömülüyor ve kimsenin araya girmesine gerek kalmıyor.
Dördüncü çatlak, enformel bir karşılığın kayda geçebilmesi. Bir söz bir yazışma grubunda söylendiğinde orada kalıyor ve sonradan yeniden çıkarılabiliyor; kaynak enformel, ömrü resmî olanınki gibi.
Dört çatlak da aynı yere işaret ediyor. Karşılığın kimden geldiği bir başlangıç sorusu ve tek başına ayırt etmiyor. Ayırt eden şeyi sahnedeki satıcı zaten bulmuştu: geriye bir kapı kalıyor mu, kalmıyor mu.
Mekanizma — üç soru ve arada kalan bölge
Bir karşılığa üç soru sorulduğunda ayrım gözlenebilir hâle geliyor ve üç sorunun da cevabı dışarıdan görülüyor.
Birinci soru: karşılığı veren kendi adına mı, bir görev adına mı verdi? Sınaması şu: aynı konumda başka biri olsaydı aynı karşılık gelir miydi? Gelirdi diyorsak karşılık göreve bağlı, gelmezdi diyorsak kişiye.
İkinci soru: karşılık, kendisinden önce yazılmış bir usule mi dayanıyor? Sınaması, karşılık verilmeden önce yazılmış bir metnin gösterilip gösterilemediği.
Üçüncü soru belirleyici olanı: itiraz nereye gider ve cevap vermekle kim yükümlüdür? Bu seride itirazın adresi daha önce tanımlanmıştı ve burada bir ölçü olarak kullanılıyor.
İkinci tanım bu dersin en çok yanlış anlaşılan yeri ve bir önceki ders bunu zaten göstermişti. Kişiye yapışan ve ortam değiştiğinde onunla gelen tanım, hiçbir usul işletilmeden kuruluyordu. Enformel karşılığın ağırlığı sesinin yüksekliğinde değil, bitiş noktasının olmamasında.
Gölge iki yönlü çalışıyor. Enformel karşılık resmî olandan güç alırken, resmî kural da enformel kabul olmadan yürümüyor. Bunun en açık kanıtı seride zaten duruyor: yalnız yazılı kurala uyulduğunda iş yavaşlıyor, bazen büsbütün duruyor. Kendi başına ayakta durabilen bir yazılı düzende böyle bir sonuç çıkmazdı.
Şimdi iki biçimin birbirine ne yaptığı sorulabilir ve üç örüntü ayırt ediliyor. Birincisi yer değiştirme: biri zayıfladığında öteki büyüyor; kimse bir şey söylemediği için kural yazılıyor, ya da kural işlemediği için insanlar kendi aralarında hallediyor. İkincisi yaslanma: resmî kural enformel kabul olmadan uygulanmıyor, enformel karşılık resmî olanın gölgesi olmadan zayıflıyor. Üçüncüsü birlikte çökme ve en az konuşulanı bu.
Son durum, bu modülün üçüncü dersindeki anominin nereden çıktığını gösteriyor. Hangi kuralın geçerli olduğunun bilinemez hâle gelmesi çoğu zaman iki biçimin birden boşalmasıyla oluyor.
Ölçüt kurulduğuna göre elemesi de gösterilebilir.
Ölçütün bir yerde güvenle yanıldığını da yazmak gerekiyor, çünkü yanıldığı yer sık karşılaşılan bir yer.
Ölçüt burada bir kâğıdı okuyor ve kâğıt yanılmıyor; yanılan, kâğıda bakıp sonucu bildiğini sanan biziz. Üçüncü soru itiraz yolunun tarif edilip edilmediğini soruyor, oysa tarif edilmiş bir yol ile yürünen bir yol aynı şey değil.
Bir itiraz yolunu sonuna kadar izlemek serinin daha önce kurduğu bir yöntemdi; burada o yöntem, bir ölçütün eksiğini kapatmak için kullanılıyor. Üçüncü soru bu düzeltmeyle birlikte sorulmalı: itiraz nereye gider, kim cevap vermekle yükümlüdür ve bu yol en son ne zaman bir cevap üretti?
Kuramsal mercekler
İki biçimin ilişkisi konusunda birbiriyle gerçekten çelişen iki okuma var ve aralarında seçim yapmak için somut bir ölçü gerekiyor.
Birincisi yer değiştirme okuması: iki biçim birbirinin yerini alır. Enformel bağlar zayıfladığında karşılık boşlukta kalmaz, yazılı kural ve kayıt devreye girer. Öngörüsü açık ve sınanabilir: tanışıklığın azaldığı yerlerde yazılı usul ve kayıt tutma artmalıdır.
İkincisi yaslanma okuması: ikisi birbirinin koşuludur. Resmî kural, enformel kabulün taşıdığı kadar yürür; enformel karşılık da arkasında bir resmî ihtimal olmadan zayıflar. Öngörüsü öteki ile çatışır: ikisi birlikte güçlenir ve birlikte zayıflar.
Çelişkiyi bir vaka türü çözebilir. İkisinin birden çöktüğü durumlar bulunuyorsa yer değiştirme okuması tek başına yetmiyor demektir, çünkü o okumaya göre biri çökerken öteki büyümeliydi. Yalnız yazılı kurala uyulduğunda işin durması da yaslanma okumasının elindeki en güçlü gözlem; resmî düzen kendi başına ayakta duruyor olsaydı bu gözlem hiç ortaya çıkmazdı.
Üçüncü bir okuma öteki ikisini çürütmüyor, ikisinin de hesaba katmadığı bir değişken ekliyor. Maliyet okumasına göre hangi biçimin kullanılacağı bir tercih meselesi değil, hangisinin daha ucuz olduğuyla ilgilidir. Resmî kontrol pahalıdır: bir görev, bir usul, bir kayıt ve bir cevap yükümlülüğü gerektirir. Enformel kontrolün maliyeti neredeyse sıfırdır ve bedava olmasının bedeli, bir sınırının da bulunmamasıdır.
Ölçek
Üç soru üç ölçekte de sorulabiliyor ve her ölçekte itiraz yolunun biçimi değişiyor.
Karşılaşma ölçeğinde itirazın gideceği yer karşıdaki kişidir. Yol kısa ve ucuz: dönüp söylemek yeter. Karşılığı ise belirsiz, çünkü karşıdaki cevap vermek zorunda değildir ve çoğu zaman vermemek ona hiçbir şeye mal olmaz.
Örgüt ölçeğinde itiraz bir konuma ve bir usule gider. Yol uzar ve pahalılaşır: yazmak, beklemek, bazen aynı yerde çalışmaya devam etmek gerekir. Karşılığında bir şey vardır ve o şey küçük değildir: cevap verme yükümlülüğü bir kişide durur.
Toplum ölçeğinde itiraz bir mercie ve bir süreye bağlanır. Yol en uzun ve en pahalı olanıdır. Buna karşılık ürettiği cevap ötekilerden bağımsızdır; itiraz edilen taraf cevabı kendisi yazmaz.
Bir kişi bir ölçekte kapı bulamadığında bir üst ölçeğe çıkıyor ve her çıkış maliyeti artırıyor. Bu yüzden itirazların büyük bölümü ilk ölçekte sona eriyor. Sona ermesi bir kabul değil bir maliyet sonucu ve ikisini karıştırmak, susan herkesi razı saymaya götürür.
Türkiye'de ucuz yol ve bırakılan itiraz
Türkiye'de iki kontrol biçiminin ilişkisi, insanların bir sorunu çözmek için hangi yola başvurduğuna bakılarak izlenebilir. Resmî yol çoğu durumda açıktır ve bir kapısı vardır; yine de sık sık tercih edilmez ve yerine tanıdık bulunur, aracı devreye sokulur, esnaf kendi arasında halleder.
Ölçüt bu seçimi bir kültür özelliği saymadan okuyor. İki yol arasındaki fark maliyette: resmî yol yavaş ve yorucudur, enformel yol hızlıdır. Seçim yapılırken hız görünür, bırakılan şey görünmez. Bırakılan şey itirazdır; enformel yolla çözülen bir işte sonuçtan memnun kalınmazsa gidilecek bir yer kalmaz.
Karşılaştırma buradan tek bir soru çıkarıyor. Bir toplumda hangi yolun seçildiği, o toplumun kurallara ne kadar bağlı olduğunu göstermez; resmî yolun ne kadar pahalı olduğunu gösterir. Karşılaştırmalı bakış bu yüzden iki toplumu bağlılık sırasına dizmek yerine, her birinde resmî yolun maliyetini ve itiraz yolunun gerçekten işleyip işlemediğini ölçmelidir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bir kontrolün hangi biçimde işlediği, onu yürütenlere sorularak öğrenilemez; herkes kendi kurumunda usulün işlediğini söyler. Üç kurulum da bu beyanın dışına çıkmaya çalışıyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİki biçimi kesin iki kutu saymak, gündelik karşılıkların çoğunu tarif edilemez hâle getirir.
Üç ölçüt aynı cevabı verdiğinde saf bir örnek elde edilir ve saf örnekler seyrektir; karşılıkların büyük bölümü bir ölçütte resmî, bir başkasında enformel çıkar.
Yaygın yanlışEnformel kontrolü yumuşak saymak, en ağır karşılıkların nereden geldiğini görünmez kılar.
Enformel karşılığın bir usulü olmadığı için bir ölçüsü ve bir bitiş noktası da yoktur; bir önceki dersteki damga tam olarak böyle işliyordu ve hiçbir aşamasında bir usul devreye girmemişti.
Yaygın yanlışYaptırımın kaynağına bakıp karar vermek, dört ayrı yerde yanıltır.
Bir görevli kendi adına konuşabilir, orada bulunanlar resmî olanı çağırabilir, bir kural bir nesneye gömülü olabilir ve enformel bir söz kayda geçip kalıcılaşabilir.
Yaygın yanlışKâğıtta tarif edilmiş bir itiraz yolunu işleyen bir yol saymak, ölçütü olduğundan iyimser kılar.
Bir yolun tarif edilmiş olması onun yürünebildiğini göstermez; sorulacak şey o yolun en son ne zaman bir cevap ürettiğidir.
Yaygın yanlışİtiraz edilmemesini kabul saymak, maliyeti razılığa çevirir.
Bir kişi yolu bilmediği için, pahalı bulduğu için ya da ortada bir yol olmadığı için susmuş olabilir; üçü çok farklı şeylerdir ve yalnız sonuncusu kontrolün biçimi hakkında konuşur.
Aklında kalsın
- Karşılığın kimden geldiği bir başlangıç sorusudur ve dört yerde çatlar; ayırt eden şey kaynak değil, arkasında bıraktığı kapıdır.
- Üç soru birlikte sorulur: karşılık görev adına mı verildi, önceden yazılmış bir usule mi dayanıyor, itiraza kim cevap vermekle yükümlü.
- Üçüncü soru belirleyicidir; üç koşuldan biri eksik olduğunda kontrol resmî görünmeye devam eder ve resmî çalışmaz.
- Enformel kontrol yumuşak değildir: usulü olmadığı için sınırı yoktur ve arkasında gidilecek bir yer bırakmaz.
- Üç sorunun üçüne birden aynı cevabı veren karşılık özel bir durumdur; ayrışanları iki kutuya zorlamak iki sorunun cevabını atmak olur.
- İki biçim yer değiştirebilir, birbirine yaslanabilir ya da birlikte çökebilir; üçüncüsü hangi kuralın geçerli olduğunun bilinemediği duruma çıkar.
- Tarif edilmiş bir itiraz yolu işleyen bir yol değildir; ölçüt o yolun en son ne zaman cevap ürettiği sorulmadan tamamlanmaz.
Sonraki derse köprü
Bu dersin bir yan ürünü var ve sonraki dersin bütün konusu o. İki kontrol biçiminden yalnız biri kayıt üretiyor. Resmî kontrol usulü gereği yazıyor: tutanak, dosya, numara. Enformel kontrol hiçbir şey yazmıyor ve bu dersin en ağır karşılıkları oradan geliyordu.
Sonuç şu: elimizdeki her suç sayısı, yalnız resmî kontrolün dokunduğu yerden geliyor. Sayı bir davranışın değil, bir kayda geçirme pratiğinin ürünü.
Sonraki ders bunun iki sonucunu açıyor. Birincisi, bir suç verisindeki artışın iki ayrı okuması var ve ikisini ayırmadan veri okunamaz: davranış artmış olabilir, ya da resmî kontrol genişlemiş olabilir. İkincisi daha az fark ediliyor: risk dili bir olasılık ifadesi gibi kurulur ve bir yönetme aracı olarak da çalışabilir. "Riskli" denen şey bazen bir tahmindir, bazen önceden çizilmiş bir kategoridir ve ikisi aynı cümleyle söylenir. TEM-108-06 «Suç verisini ve risk söylemini yorumlama» iki ayrımı da baştan kuruyor.