Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Dört yaklaşım rakip değil; biri dönemi, biri grubu, biri aktarım yolunu, biri de uyanların neden uyduğunu soruyor.
- Hangi yaklaşımın kullanılacağı vakanın sorduğu soruya bakılarak seçilir; ölçüt, sorulmayan soruya cevap veren yaklaşımları eler.
- Anomi kuralsızlık değil, hangi kuralın işlediğinin bilinemez olmasıdır; belirtisi çiğneme değil, karşılığı kestirememektir.
- Gerilim bir duygu değil bir konum özelliğidir: aynı hedef, farklı genişlikte seçenek kümeleri.
- Öğrenme yaklaşımında aktarılan şey yalnız teknik değildir; kişi kendi yaptığını açıklayacak hazır cümleyi de devralır.
- Kontrol yaklaşımı soruyu tersine çevirir ve uyanları açıklar; ölçüsü karakter değil, kişinin kaybedecekleridir.
- Ölçüt olgunun var olduğunu varsayar, bu yüzden ondan önce bir adım gerekir: artan şey davranış mı, yoksa kayda geçirme mi.
Açılış sahnesi
Bir cam atölyesinde denetimden sonra toplantı yapılıyor. Konu tek bir davranış: koruyucu gözlüğü takmamak. Odada dört kişi konuşuyor ve dördü de aynı şeyi açıklamaya çalışıyor.
Ustabaşı önce konuşuyor. Son iki yılda düzenin bozulduğunu söylüyor. Eskiden gözlüksüz çalışan birine hemen bir laf edilirdi; sonra vardiya düzeni değişti, ustalar dağıldı, kimin ne diyeceği belirsizleşti. Şimdi gözlüğü takmamak bir gün bir söz getiriyor, ertesi gün getirmiyor.
Vardiya sorumlusu itiraz ediyor. Ona göre takmayanlar hep aynı grup ve bu grup rastgele değil: parça başı çalışanlar. Gözlük buğulanıyor, adam yavaşlıyor, gün sonunda çıkardığı parça düşüyor. Aylık çalışanlarda böyle bir sorun yok.
Yeni gelen bir çırak söz alıyor ve başka bir şey anlatıyor. İlk hafta gözlüğü takmış, kimsenin takmadığını görmüş, birkaç gün sonra bırakmış. Bırakmayı öğrendiği gibi, sorulduğunda ne diyeceğini de öğrenmiş: "iki dakikalık iş, gözlük takacak kadar uzun sürmüyor." Bu cümleyi kendisi bulmamış.
En son depo sorumlusu konuşuyor ve soruyu ters çeviriyor. Bu atölyede çalışan yirmi kişiden üçü gözlüğü takmıyor. Ona göre asıl merak edilecek şey o üçünün neden takmadığı değil; on yedisinin neden taktığı. Kimse denetlemediği hâlde takan insanları açıklayamayan bir cevap, takmayanları da açıklayamaz.
Toplantı bir saat sürüyor ve kimse kimseyi ikna edemiyor. İkna edememelerinin sebebi birinin yanılıyor olması değil.
Bu derste ne olacak
Toplantıdaki dört kişi de haklı olabilir ve ders bu ihtimali ciddiye alıyor. Dördü aynı davranışı açıklıyor gibi görünüyor; oysa dördü farklı şey soruyor ve farklı sorulara verilen cevaplar birbirini çürütemez.
Ne atölye gerçek ne de toplantı; kutulardaki vakalar da kurgu. Gerçek bir iş yeri anlatmak, o iş yerinin ayrıntılarını dersin iddiasının önüne geçirirdi ve dersin iddiası tek bir atölye hakkında değil.
Elimizde iki ders birikti ve ikisi de yerinde duruyor. İlkinde bir davranışın olağan mı işaretli mi sayıldığını, ona gelen tepkiyi kimin verdiğine ve tepkinin nereye gittiğine bakarak çözüyorduk. İkincisinde aynı ölçümü iki ayrı ana yayıp bir kuralın kımıldayıp kımıldamadığını okuyorduk. İki ders de bir davranışın nerede durduğunu söylüyor. Hiçbiri bir kişinin oraya nasıl düştüğünü söylemiyor ve bu dersin işi tam orası.
Ders iki şey yapacak. Önce dört yaklaşımın hangi soruyu sorduğunu ayıracak. Sonra elde bir vaka varken hangisinin işe yarayacağını seçmenin bir yolunu kuracak ve o yolun nerede yanıldığını da gösterecek.
Sıfır noktası — iki açıklama nasıl aynı anda doğru olabilir
Toplantıdaki dört cevabı yan yana koyduğumuzda tanıdık bir refleks devreye giriyor: hangisi doğru? Bu soru bir tuzak, çünkü içinde bir varsayım taşıyor. Varsayım şu: dördü aynı şeyi açıklamaya çalışıyor, öyleyse en fazla biri doğru olabilir.
Varsayımı sınamak kolay. İki açıklamayı alıp ikisinin de doğru çıkabileceği bir durum aranır. Bulunursa varsayım düşer.
İki durum da aynı şeyi gösteriyor: açıklamalar birbirini çürütmüyor. Bunun iki açıklaması olabilir. Ya bazıları yanlış ve henüz yakalanmadı, ya da aynı soruya cevap vermiyorlar. İkincisini sınamanın yolu, her cevabın hangi soruyu cevapladığını açık açık yazmak.
Mekanizma — dört soru, dört yaklaşım
Dört yaklaşımı adlarıyla değil sorularıyla kuracağız; ad en sona geliyor, çünkü ad bir okumayı geçerli kılmıyor.
Birinci soru ortamı gösteriyor: bu davranış neden bu dönemde arttı? Cevap kişide değil, kuralın kendisinde aranıyor. Bir toplulukta hangi kuralın geçerli olduğu ve uymamanın ne getireceği bilinemez hâle geldiğinde, insanlar ne yapacaklarını ölçemez olur.
Geçen dersteki çift karşılık dönemi bu tarifin dar bir hâliydi. Orada belirsizlik bir değişimin geçici yan ürünüydü; anomi, aynı belirsizliğin geçici olmaktan çıkıp bir durum hâline gelmesi.
İkinci soru insanları gösteriyor: neden bu kişiler, ötekiler değil? Cevap kişilerin ortak bir konum özelliğinde aranıyor. Bir toplulukta herkese aynı hedef öğretiliyor ve o hedefe ulaşmanın meşru yolları herkese aynı biçimde dağıtılmıyorsa, arada kalan bir aralık doğuyor.
Üçüncü soru yolu gösteriyor: bu kişi bunu nereden öğrendi? Cevap ne ortamda ne konumda; aktarımda. Bir davranış da her beceri gibi bir çevrede ediniliyor ve edinilen şey tek başına teknik değil.
Dördüncü soru öteki üçünün tersini gösteriyor: bu ortamda herkes yapabilirdi, çoğu neden yapmadı? Cevap sapmada değil, uymada aranıyor. Soru tersine çevrildiğinde ortaya bir hesap çıkıyor.
Dördü de kuruldu ve şimdi adları verilebilir. Birinci okuma sosyolojide anomi adını taşır ve Durkheim'ın adıyla anılır. İkincisi gerilim yaklaşımı olarak bilinir ve Merton'un adıyla birlikte geçer. Üçüncüsü öğrenme yaklaşımıdır ve Sutherland'ın adıyla anılır. Dördüncüsü kontrol yaklaşımıdır ve Hirschi'nin adıyla anılır.
Burada bir karışıklık kaynağı var ve önceden bilinmesi iyi olur. Anomi sözcüğü iki ayrı yerde kullanılıyor: bir kullanımda kuralın bulanıklaşmasını anlatıyor, bir başka kullanımda hedeflerle araçların örtüşmemesini. İki kullanım aynı sözcüğü paylaşıyor ve aynı soruyu sormuyor; bir metinde bu sözcüğü gördüğünde hangi soruyu sorduğuna bakmak gerekiyor.
Geçen ders normların neden değiştiği sorusunda üç okuma kurmuş ve hiçbirine ad vermemişti. Bu ders dördünü adlarıyla anıyor ve fark öğretici: ad bir okumayı geçerli kılmıyor. Adsız kurulmuş bir okuma da işini görüyordu; adın eklediği tek şey, aynı okumayı başka bir metinde gördüğünde tanıyabilmek.
Şimdi ölçüt kurulabilir. Elindeki vakada hangi sorunun sorulduğunu yaz; yaklaşım oradan çıkar. Bir dönem soruluyorsa anomi, bir grup soruluyorsa gerilim, bir yol soruluyorsa öğrenme, bir yokluk soruluyorsa kontrol.
Ölçüt burada üç yaklaşımı eledi ve elemesi vakanın kuruluşundan geldi. Ama ölçütün bir yanlış pozitifi var ve onu saklamak dersin kendi kuralını çiğnemek olurdu.
Yanlış pozitifin kaynağı ölçütün kendisinde. Ölçüt, sorulan soruyu alıp ona uygun yaklaşımı veriyor ve olgunun gerçekten var olup olmadığını sormuyor. Bu yüzden ondan önce bir adım daha var: geçen dersin dört okuması. Davranışın sıklığı mı değişti, verilen karşılık mı, karşılığı verme yetkisi mi? Değişen şey yalnız karşılık ya da yetkiyse, açıklanacak bir davranış artışı yoktur ve dört yaklaşımın hiçbirine ihtiyaç duyulmaz.
Kuramsal mercekler
Dört yaklaşımın rakip olmaması, aralarında hiçbir anlaşmazlık bulunmadığı anlamına gelmiyor. Üç yerde gerçekten ayrılıyorlar ve o üç yer, hangisinin işlediğini sınamak için en verimli yerler.
Birincisi gerilim ile kontrolün ayrıldığı yer. İkisi çoğu vakada aynı kişiyi işaret eder, çünkü eli dar olanın kaybedeceği de az olur. Ayrıldıkları vaka şudur: eli bol ama bağı zayıf kişi. Gerilim ondan sapma beklemez, çünkü araçları yerindedir; kontrol bekler, çünkü kaybedeceği bir şey yoktur. Böyle bir kişi bulunduğunda iki yaklaşım aynı anda sınanmış olur.
İkincisi öğrenme ile kontrolün ayrıldığı yer. Öğrenme, sapmanın bir çevrede aktarıldığını söyler ve çevrenin sıkı olmasını bir engel saymaz. Kontrol, sıkı bağların sapmayı tuttuğunu söyler. Ayrıldıkları vaka, güçlü bağların bulunduğu bir çevrede öğrenilen ve sürdürülen bir davranıştır; öğrenme bunu bekler, kontrol beklemez.
Üçüncüsü anomi ile öğrenmenin ayrıldığı yer. Anomi, kuralın ne olduğunun bilinmediği bir ortam arar. Öğrenme, kuralın gayet iyi bilindiği ama çevrenin başka bir şey öğrettiği durumu da açıklayabilir. Çalışanların kuralı eksiksiz sayabildiği ve yine de tersini yaptığı bir yerde anomi okuması düşer, öğrenme okuması ayakta kalır.
İlk iki ayrılmada iki yaklaşım aynı soruyu soruyor; çatışabilmelerinin nedeni de budur. Dersin iddiası yaklaşımların hiç çatışmadığı değil; çatışmadıkları yerlerde çatışıyormuş gibi kullanıldıkları. Üç ayrılma noktasının ortak yanı ise hepsinin bir vaka türüyle sınanabilir olması. Bir yaklaşımı sevmek ya da sevmemek bir şey söylemez; onu diğerinden ayıran vakayı bulmak söyler.
Ölçek
Dört yaklaşım aynı düzeyde durmuyor ve yanlış düzeyde kullanıldıklarında ürettikleri hata her birinde ayrı.
Anomi bir ortam durumudur ve topluluk ya da kurum düzeyinde ölçülür. Bir kişiye uygulandığında, yani biri için "anomik" dendiğinde, bir ortam özelliği bir kişilik özelliğine çevrilmiş olur ve açıklama sessizce yer değiştirir: ortamı düzeltmek yerine kişiyi düzeltmek gündeme gelir.
Gerilim iki düzeyi birden gerektirir. Hedeflerin ortaklığı geniş bir düzeyde kurulur, araçların dağılımı ise kişinin konumunda görünür. Yalnız kişiye bakıldığında gerilim bir hırsa dönüşür; yalnız topluma bakıldığında kimin elinin dar olduğu kaybolur.
Öğrenme çevre düzeyinde işler ve ölçüsü kimin kimden ne aldığıdır. Toplum düzeyine taşındığında bir kültür yargısına dönüşür ve bir topluluğun tamamı için "böyle öğreniyorlar" denir; bu cümle hiçbir aktarım yolu göstermediği için sınanamaz.
Kontrol kişi düzeyinde bir hesaptır. Topluma taşındığında bir ahlak hükmüne dönüşüyor ve bir toplum için "kontrolü zayıf" denmeye başlanıyor; oysa ölçülen şey bağların sıkılığı değil, tek tek kişilerin kaybedecek şeyleridir.
Dört düzey hatasının ortak kalıbı aynı: bir düzeyde ölçülen şey başka bir düzeye taşınınca ölçü olmaktan çıkıp sıfata dönüşüyor.
Türkiye'de bir tartışmanın dört ayrı sorusu
Türkiye'de trafikte kural çiğnemenin neden bu kadar sık konuşulduğuna herkesin hazır bir cevabı var. Tartışmada dolaşan cümleler kabaca dört başlıkta toplanıyor ve dördü de bu dersin dört yaklaşımına düşüyor.
Birinci cümle eğitimi gösteriyor: insanlar bunu böyle öğreniyor, sürücü kurslarından ve yanlarındaki sürücülerden. Bu bir öğrenme okumasıdır. İkinci cümle denetimi gösteriyor: yakalanmayacağını bilen yapıyor. Bu bir kontrol okumasıdır. Üçüncü cümle kuralın kendisini gösteriyor: hangi kuralın gerçekten uygulandığı belli değil, aynı davranış bir yerde ceza getiriyor başka yerde getirmiyor. Bu bir anomi okumasıdır. Dördüncü cümle koşulu gösteriyor: insanlar yetişmek zorunda, mesai başlıyor, yol uzun. Bu bir gerilim okumasıdır.
Tartışmanın bitmemesinin sebebi kimsenin yanılıyor olması değil. Dört cümle dört ayrı soruya cevap veriyor ve hiçbiri hangi soruyu cevapladığını söylemiyor; söylenmediği için de bir cümle ötekini çürütüyormuş gibi kullanılıyor.
Karşılaştırmanın buradaki kazancı hangi ülkenin daha kurallı olduğunu söylemek değil. Aynı dört cümlenin başka yerlerde de kurulup kurulmadığına ve kurulduğunda hangisinin baskın olduğuna bakmak daha verimli. Bir yerde tartışma ağırlıkla denetim üzerinden yürüyorsa bu, o yerin sorunu hakkında değil, orada hangi sorunun sorulabilir olduğu hakkında bilgi verir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bu alanda en sık yapılan yöntem hatası, davranışı yapanları inceleyip bir yaklaşımı sınadığını sanmak. Aşağıdaki üç kurulum da bu hatadan kaçınmak üzere düşünülmüş.
Üçünün ortak yanı, yaklaşımı doğrulamaya değil elemeye kurulmuş olmaları. Kendini doğrulayan bir kurulum, dört yaklaşımın dördünü birden onaylar ve hiçbirini sınamamış olur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDört yaklaşımı rakip sayıp aralarında birini seçmek, cevaplanan soruları görmezden gelir.
Dördü aynı olguyu farklı biçimde açıklamıyor; farklı sorulara cevap veriyorlar ve farklı sorulara verilen cevaplar birbirini çürütemez. Seçim yaklaşımlar arasında değil, vakanın sorduğu soruya bakılarak yapılır.
Yaygın yanlışAnomiyi kuralsızlık sanmak, kavramı ters çevirir.
Anomide kural eksik değildir, çoğu zaman fazladır: birden çok kural aynı anda dolaşır ve hangisinin karşılık üreteceği kestirilemez. Kuralın hiç bulunmadığı bir ortamda belirsizlik de olmazdı.
Yaygın yanlışGerilimi bir duygu saymak, konum özelliğini kişisel bir hâle indirir.
Gerilim öfke, hayal kırıklığı ya da hırs değildir; hedefle araç arasındaki açıklıktır ve kişi bundan hiç rahatsız olmasa bile ölçülebilir. Tersine, çok öfkeli olan birinin seçenek kümesi geniş olabilir ve orada gerilim bulunmaz.
Yaygın yanlışKontrol yaklaşımını bir karakter hükmüne çevirmek, hesabı ahlaka indirger.
Yaklaşım kimsenin iyi ya da kötü olduğunu söylemez; sapma bedelinin kişiden kişiye değiştiğini söyler ve bir kişinin kaybedeceğinin az olması, onun bir tercihinden çok bulunduğu konumdan okunur.
Yaygın yanlışBir yaklaşım seçmeden önce olgunun var olup olmadığını sormamak, en pahalı hatadır.
Bir kayıtta görünen artış davranışın artması olabileceği gibi, kayda geçirmenin başlaması da olabilir; ikincisiyse açıklanacak bir şey yoktur ve dört yaklaşım da boşa çalışır.
Aklında kalsın
- Dört yaklaşım rakip değil; biri dönemi, biri grubu, biri aktarım yolunu, biri de uyanların neden uyduğunu soruyor.
- Hangi yaklaşımın kullanılacağı vakanın sorduğu soruya bakılarak seçilir; ölçüt, sorulmayan soruya cevap veren yaklaşımları eler.
- Anomi kuralsızlık değil, hangi kuralın işlediğinin bilinemez olmasıdır; belirtisi çiğneme değil, karşılığı kestirememektir.
- Gerilim bir duygu değil bir konum özelliğidir: aynı hedef, farklı genişlikte seçenek kümeleri.
- Öğrenme yaklaşımında aktarılan şey yalnız teknik değildir; kişi kendi yaptığını açıklayacak hazır cümleyi de devralır.
- Kontrol yaklaşımı soruyu tersine çevirir ve uyanları açıklar; ölçüsü karakter değil, kişinin kaybedecekleridir.
- Ölçüt olgunun var olduğunu varsayar, bu yüzden ondan önce bir adım gerekir: artan şey davranış mı, yoksa kayda geçirme mi.
Sonraki derse köprü
Bu dersteki dört yaklaşımın ortak bir sessizliği var. Dördü de sapmayı kişinin konumundan, çevresinden ya da ortamın belirsizliğinden çıkarıyor. Hiçbiri karşılığın kendisinin ne yaptığını sormuyor; karşılık burada bir sonuç, bir neden değil.
Oysa bu modülün ilk dersinde karşılık bir şey yapıyordu: bir davranışı sınırın dışına koyuyordu. Sorulmayan şu: aynı karşılık, davranışı değil de kişiyi hedef aldığında ne oluyor?
Sonraki ders bu soruyu açıyor ve içinde birbirine karıştırılan üç ayrı şeyi ayırıyor. Bir davranışa yapıştırılan etiket ile bir kişiye yapışan damga aynı şey değil: biri bir eylemi adlandırır ve o eylemle sınırlı kalabilir, öteki kişinin kendisini yeniden tanımlar ve ortam değişse de taşınır. Üçüncüsü ayrı bir olgu: bir toplumun kısa bir süre içinde hep birden tek bir davranışa yönelmesi ve o davranışı olduğundan büyük görmesi. TEM-108-04 «Etiketleme, damga ve ahlaki panik» üçünü ayrı ayrı ele alıyor ve ilkinin ikinciye nasıl dönüştüğünü izliyor.