Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- "Bu norm değişti" cümlesi üç ayrı iddia taşır: davranışın sıklığı, verilen karşılık ve karşılığı verme yetkisi; üçü bağımsız hareket eder.
- Norm değişiminin gözlenebilir işareti karşılıktır; karşılık kalkmışsa gevşeme, belirmiş ya da ömrü uzamışsa sertleşme vardır.
- Yalnız sıklık değişmişse norm değişmemiştir; daha çok kişinin yapması karşılığı kendiliğinden kaldırmaz.
- Karşılık sürerken kaynağının değişmesi, elde bir ölçüt yokken hiç görünmeyen değişimdir; yetki iki yönde de akabilir.
- Eski karşılık bir günde kaybolmaz; çift karşılık dönemi boyunca hangi karşılığın geçerli olduğu ancak denenerek öğrenilir.
- Aynı topluluğa iki zamanda bakmak ile iki topluluğa aynı anda bakmak ayrı sorulardır; ikincisini birincisine çevirmek tek çizgili ilerlemeye düşürür.
- Normların değişebilir olması hiçbirinin bağlayıcı olmadığını göstermez; bağlayıcılık süresizlikten değil, karşılığı veren birinin bulunmasından gelir.
Açılış sahnesi
Bir yelken kulübünün lokalinde panonun bir köşesinde üç kâğıt yan yana duruyor ve üçü de aynı konuda: tek başına denize açılmak.
En eskisi elle yazılmış, kenarları sararmış. Bir ricada bulunuyor: tek başına çıkacak arkadaşların lütfen bir kişiye haber vermesi. Altında bir imza yok, bir tarih yok, bir karşılık yok.
İkincisi basılı ve daha kısa. Tek başına açılmanın tavsiye edilmediğini yazıyor. Bir şey rica etmiyor, bir şey bildiriyor ve yine kimseden bir şey istemiyor.
Üçüncüsü bir form. Tek başına çıkacak kişinin doldurup vereceği, teknenin adını, çıkış saatini ve dönüş saatini soran bir kâğıt. Formun köşesinde bir numara için boş bir kutu var. Kimse eski iki kâğıdı indirmemiş; üçü aynı panoda birlikte duruyor.
O akşam lokalde biri tek başına çıkıp döndüğünü anlatıyor. Kâğıtlardan söz eden olmuyor. İki kişi tebrik ediyor. Bir kişi formu verip vermediğini soruyor ve sorarken sesi biraz sertleşiyor. Bir başkası hiçbir şey söylemiyor, yalnız çayını karıştırıyor. Panodaki üç dönem, aynı akşam aynı odada yan yana duruyor ve hiçbiri ötekini yürürlükten kaldırmış değil.
Bu derste ne olacak
Bu başlığın kolay yolu bir gezi anlatısı olurdu: şurada şöyleymiş, burada böyleymiş, demek ki her toplumda farklı. Böyle bir tur örnek biriktirir ve tek bir şey öğretmez, çünkü örnekler arasında ne değiştiğini söyleyecek bir aracı yoktur.
Önceki ders bir araç bıraktı. Bir davranışın sınırın hangi tarafında durduğunu iki şeye bakarak okuyorduk: karşılığın kaynağına ve kayda geçip geçmediğine. O araç tek bir ana bakıyordu. Bu ders onu iki ölçüm anına açıyor ve bunu yaparken yeni bir terim eklemiyor, aynı iki soruyu iki kez soruyor.
Lokal de pano da kâğıtlar da kurgu, kutulardaki vakalar da öyle. Anlatılan şey tek bir kulübün geçmişi değil, üç kâğıdın yan yana durmasının hangi düzeneği açığa çıkardığı.
Dersin tek bir sorusu var: bir norm değiştiğinde değişen şey nedir? Üç aday var ve üçü birbirinden bağımsız hareket edebiliyor. Davranışın kendisi değişmiş olabilir, davranışa verilen karşılık değişmiş olabilir, ya da karşılığı verme yetkisi el değiştirmiş olabilir.
Sıfır noktası — "bu norm değişti" derken ne söylenmiş oluyor
"Bu norm değişti" cümlesi tek bir cümle gibi görünüyor ve içinde en az üç ayrı iddia taşıyor. Üçü aynı anda doğru olabilir, biri doğru ötekiler yanlış olabilir, ya da hiçbiri doğru olmayabilir. Cümle söylendiği hâliyle hangisini söylediğini belli etmiyor.
Birinci iddia davranış hakkında: bu davranışı yapan insan sayısı değişti. İkinci iddia karşılık hakkında: bu davranışa verilen tepki değişti. Üçüncü iddia yetki hakkında: bu davranışa kimin tepki verebileceği değişti.
İki durum aynı düzeneği ters yönlerde gösteriyor. Birinde karşılık kalktı, ötekinde karşılık belirdi. İkinci durumda bir ayrıntı var ve önceki dersin kuralını hatırlatıyor: ekipte kimse tek inişi doğru bulmuyordu, ama kimse bir şey de demiyordu. İçten içe onaylamamak bir karşılık değildir ve karşılık verilmeden ortada bir sınır da yoktur.
Mekanizma — değişenin ne olduğunu ayırmak
Üç adayı ayırmak için bir şey icat etmeye gerek yok. Önceki dersin iki sorusunu iki ayrı zamanda sormak yetiyor ve ortaya dört ayrı okuma çıkıyor.
Birinci okuma, karşılık kalkmışsa. Davranış sürüyor, kimseden ses çıkmıyor ve geriye yazılı bir iz de kalmıyor. Buna norm gevşemesi denir ve gözlenebilir işareti tek bir şeydir: karşılığın yokluğu.
İkinci okuma, karşılık belirmişse ya da ağırlaşmışsa. Aynı davranış artık bir söz getiriyor, ya da getirdiği söz artık bir kâğıda bağlanıyor. Bu yön gevşemenin tersi ve gözden kaçması daha kolay, çünkü bir sertleşme çoğu zaman yeni bir yasak ilan edilerek değil, var olan bir karşılığın kâğıda bağlanmasıyla kuruluyor ve kâğıt bir tartışma başlatmıyor.
Üçüncü okuma, karşılık sürüyor ama kaynağı değişmişse. Bu okumayı yapmak için ölçütü elde tutmak gerekiyor, çünkü dışarıdan bakınca hiçbir şey değişmemiş gibi görünür: davranış yapılıyor, karşılık geliyor.
İki durum birlikte okunmalı. Yetki yalnız topluluktan makama doğru akmıyor; ters yönde de aktığı oluyor ve bunu görmemek, değişimi tek yönlü bir hikâyeye çevirir.
Dördüncü okuma, yalnız sıklık değişmişse. Davranışı yapan kişi sayısı artmış ya da azalmış olabilir, karşılık ise olduğu gibi duruyordur. Bu durumda norm değişmemiştir; değişen şey davranıştır.
Dört okuma bir arada, önceki dersin ölçütünü zaman eksenine taşımış oluyor. Ölçüt aynı ölçüt; yeni olan tek şey, iki ölçüm anı arasındaki farkın hangi aday üzerinde düştüğünü sormak.
Şimdi bir zorluk geliyor ve açılış sahnesindeki üç kâğıt tam buradan geliyordu. Bir norm değiştiğinde eski karşılık bir günde kaybolmuyor; bir süre iki karşılık birden yürürlükte kalıyor.
Çift karşılık dönemi bir ayrıntı değil, yöntemsel bir uyarı. Bir normun değiştiği an tek bir tarihe bağlanamaz; bağlanabilen tek şey, iki ölçüm anı arasında karşılığın farklılaşmış olmasıdır. Bir değişimi tek bir yıla oturtan anlatı, o yıl içinde iki karşılığın birden yürürlükte olduğunu görmemiş olur.
Geriye ikinci eksen kalıyor. Şimdiye kadar aynı topluluğa iki zamanda baktık; oysa aynı anda yaşayan iki topluluğa da bakılabilir ve bu ikisi aynı soru değil.
İki eksenin karıştırılması belirli bir hata üretiyor ve hatanın adı bu seride zaten konuldu. Bir topluluğun bugünkü karşılığını bir başka topluluğun geçmişindeki bir aşama gibi okumak, farkı tek çizgili ilerlemeye çevirir. İki iskele arasındaki fark bir zaman farkı değil, bir koşul farkı; birini ötekinin dünü saymak için elde hiçbir gerekçe yok.
Bir de ters yönde bir çıkarım var ve bu ders onu da reddediyor. Normların değişebilir olması, hiçbirinin bağlayıcı olmadığı anlamına gelmiyor. Değişkenlik bir gözlemdir ve gözlemden bir gerekçesizlik sonucu çıkmaz. Bir norm yürürlükteyken bağlayıcıdır, çünkü bağlayıcılığı süresizliğinden değil karşılığından gelir; karşılık veren biri varken kural işler ve değişebilir olması onu hafifletmez.
Kuramsal mercekler
Normların neden değiştiği sorusunda sosyolojinin elinde üç ayrı cevap var. Burada üçünü sıraya dizip birini seçmek yerine, her birinin açıkça kazandığı ve açıkça yetmediği yeri göstermek daha verimli.
Birincisi koşul okuması: normlar, insanların içinde yaşadığı maddi koşullar değiştiği için değişir. Yeni bir alet, yeni bir çalışma düzeni ya da yeni bir mekân, eski karşılığı verilemez hâle getirir. Bu okuma en çok, karşılığı verecek kişinin ortamdan kalktığı durumlarda kazanır: iş evlere dağıldığında ustanın sözü kimseye ulaşamaz ve norm kimse karar vermeden düşer. Yetmediği yer ise koşulların aynı kaldığı hâlde karşılığın kalkmasıdır; aynı atölyede, aynı düzende, aynı kişilerle bir karşılığın sessizce kaybolması bu okumayla açıklanamaz.
İkincisi çatışma okuması: bir norm kendiliğinden değişmez; ondan zarar gören taraf konuyu gündeme taşıyabilecek duruma geldiğinde değişir. Bu okuma, değişimin bir tartışmanın ardından geldiği ve kimin ısrar ettiğinin izlenebildiği durumlarda kazanır. Yetmediği yer, kimsenin talep etmediği ve kimsenin fark etmediği sessiz kaymalardır; talep eden bir taraf gösterilemiyorsa okuma bir fail icat etmeye başlar.
Üçüncüsü yayılma okuması: norm başka bir yerde çoktan değişmiştir ve değişim taşınır; sorulacak şey neden değiştiği değil, nereden geldiği ve burada neden tutunduğudur. Bu okuma, aynı değişimin birbirine bağlı yerlerde sırayla görüldüğü durumlarda kazanır. Yetmediği yer, aralarında hiçbir bağ bulunmayan yerlerde aynı yönde bağımsızca ortaya çıkan değişimlerdir.
Bir dersin işi bu üçü arasında hakemlik yapmak değil; elindeki vakanın hangi okumayı zorladığını görmek. Bu dersin ölçütü üçüne de aynı biçimde hizmet ediyor ve bu onun sınırı aynı zamanda: ölçüt neyin değiştiğini söyler, neden değiştiğini söylemez.
Ölçek
Bir norm değişimi üç düzeyde birden görünmez; önce birinde belirir, ötekilerde gecikir. Aşağıdaki sıra tek yol değil, en çok karşılaşılan yol.
Önce karşılaşma anında görünür. İki kişi arasında bir davranış geçer ve karşılık ya gelir ya gelmez; hiçbir kayıt tutulmaz, hiçbir yazı değişmez. Bir norm değişiminin ilk izi burada bulunur; kimsenin fark etmemesinin nedeni de budur, çünkü bakılacak bir belge yoktur.
Sonra kurumun kaydında görünür. Bir yerde bir form açılır, bir defter tutulmaya başlanır ya da bir form kaldırılır. Bu aşamada değişim ilk kez saklanabilir hâle gelir ve geriye dönüp bakılabilecek bir iz bırakır.
En son yazılı kuralda görünür. Değişim bu yolla gittiğinde yönetmelik en arkadan gelir ve olup bitmiş olanı onaylamış olur.
Sıranın tersine işlediği de oluyor ve o zaman ortaya tanıdık bir gerilim çıkıyor. Yazılı kural önce değişirse karşılaşmalar hemen ona uymaz; bir süre yazıda bir şey, masada başka bir şey geçerli olur. Bu aralığın adı bu derste konuldu ve iki yönde de aynı şekilde işliyor: çift karşılık dönemi, değişimin hangi düzeyden başladığına bakmaksızın ortaya çıkıyor.
Türkiye'de aynı kuşakta iki ayrı yön
Türkiye'de kapalı mekânlarda sigara içmeye verilen karşılık bir kuşak içinde baştan sona değişti. Bir dönem masada sigara içmek ne masadakilerden ne de işletmeden bir karşılık getirirdi; rahatsız olan kişi çoğu zaman bir şey söylemez, yer değiştirirdi. Bugün karşılığı işletmenin görevlisi veriyor ve karşılık bir hatırlatmayla bitmediğinde işletmenin kendi kaydına giriyor.
Bu vakada dersin üç adayı da aynı anda hareket etti ve üçünü ayırmak gerekiyor. Davranış seyrekleşti, karşılık yokken belirdi ve karşılık verme yetkisi masadan işletmeye geçti. Üçünü tek bir cümleye sıkıştırmak, en önemlisini gizler: sertleşmeyi kalıcı kılan şey karşılığın belirmesi değil, kimin vereceğinin bir göreve bağlanmasıdır.
Aynı kuşakta ters yönde giden örnekler de var ve biri kolayca gözlenebilir: görünür dövmeye bir iş yerinde bugün ne karşılık veriliyor, bir kuşak önce ne verilirdi? Pek çok yerde bir dönem kolun kapatılması rica edilirdi ve bugün aynı yerde kimseden bir şey istenmiyor. Normlar tek yönde sertleşmiyor da, tek yönde gevşemiyor da; aynı toplumda aynı kuşak içinde iki yön birden yürüyor.
Karşılaştırmayı verimli kılan soru burada belirginleşiyor. Aynı davranışa verilen karşılık başka ülkelerde de değişti diye onların aynı düzeneği yaşadığı sonucu çıkmaz. Sorulacak şey yönün aynı olup olmadığı değil, karşılığı kimin verdiği ve karşılığın ne kadar sürdüğü; aynı yön farklı düzeneklerle kurulabiliyor ve karşılaştırmanın kazancı tam da bu farkı görmek.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bir normun değişip değişmediğini insanlara doğrudan sormak, çoğu zaman bugünkü kanaati geçmişin yerine koyar. Bu yüzden yöntemler karşılığın izini iki ayrı noktadan okumaya çalışıyor.
Üç yöntemin ortak yanı, değişimi bir tarihe değil iki ölçüm anına bağlamaları. Bir norm değişimini tek bir yıla oturtan her anlatı, çift karşılık dönemini silmiş olur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışNormların değişebilir olmasından hiçbirinin bağlayıcı olmadığı sonucunu çıkarmak, bir gözlemi bir gerekçeye çevirir.
Değişkenlik bir olgudur ve bir kuralın gerekçesi ayrı bir soruyla, kendi kanıtıyla tartışılır; bir normun yürürlükteyken bağlayıcı olmasının dayanağı süresizliği değil, karşılığının bulunmasıdır.
Yaygın yanlışDeğişimi tek yönlü bir gevşeme gibi anlatmak, sertleşen normları görünmez kılar.
Aynı toplumda aynı kuşak içinde bir davranışa verilen karşılık kalkarken bir başkasına verilen karşılık belirebilir; tek yön varsaymak, örnekleri seçme aşamasında bir sonucu baştan garanti eder.
Yaygın yanlışDavranışın sıklığındaki değişimi norm değişimi saymak, iki ayrı şeyi birbirine karıştırır.
Bir davranışı daha çok kişinin yapmaya başlaması karşılığı kaldırmaz ve kaldırmadığı sürece sınır kımıldamamıştır; sıklık ile karşılık ayrı ayrı ölçülür.
Yaygın yanlışAynı anda yaşayan bir topluluğu bir başkasının geçmişindeki aşama gibi okumak, yer farkını zaman farkına çevirir ve tek çizgili ilerlemeye düşer.
İki topluluk arasındaki karşılık farkı, aralarındaki koşul farkıyla açıklanır; birini ötekinin dünü saymak için ortada bir gerekçe yoktur.
Yaygın yanlışBir norm değişimini tek bir tarihe bağlamak, çift karşılık dönemini yok sayar.
Eski karşılık bir günde kaybolmaz; bir süre iki karşılık birden yürürlükte kalır ve hangisiyle karşılaşılacağı ancak denendiğinde belli olur. Tarih vermek yerine iki ölçüm anı arasındaki farkı göstermek daha doğru ve daha az iddialıdır.
Aklında kalsın
- "Bu norm değişti" cümlesi üç ayrı iddia taşır: davranışın sıklığı, verilen karşılık ve karşılığı verme yetkisi; üçü bağımsız hareket eder.
- Norm değişiminin gözlenebilir işareti karşılıktır; karşılık kalkmışsa gevşeme, belirmiş ya da ömrü uzamışsa sertleşme vardır.
- Yalnız sıklık değişmişse norm değişmemiştir; daha çok kişinin yapması karşılığı kendiliğinden kaldırmaz.
- Karşılık sürerken kaynağının değişmesi, elde bir ölçüt yokken hiç görünmeyen değişimdir; yetki iki yönde de akabilir.
- Eski karşılık bir günde kaybolmaz; çift karşılık dönemi boyunca hangi karşılığın geçerli olduğu ancak denenerek öğrenilir.
- Aynı topluluğa iki zamanda bakmak ile iki topluluğa aynı anda bakmak ayrı sorulardır; ikincisini birincisine çevirmek tek çizgili ilerlemeye düşürür.
- Normların değişebilir olması hiçbirinin bağlayıcı olmadığını göstermez; bağlayıcılık süresizlikten değil, karşılığı veren birinin bulunmasından gelir.
Sonraki derse köprü
Bu dersin ölçütü bir şeyi kasten yapmadı. Neyin değiştiğini söyledi, neden değiştiğini sormadı; kuramsal mercekler bölümünde bu sınır açıkça duruyordu. Aynı sınır bir başka soruda daha karşımıza çıkıyor ve o soru bu modülün asıl yüküdür: bir kişi neden sınırın dışına düşer?
Sonraki ders bu soruya dört ayrı yaklaşımla giriyor ve dördünün aynı soruyu sormadığını görmek, dersin en işe yarar parçası olacak. İkisi doğrudan sapmayı açıklamaya çalışır: biri kişinin ulaşmak istediği şeyle eline verilen araçlar arasındaki açıklığa bakar, öteki sapmanın da tıpkı başka davranışlar gibi bir çevrede öğrenildiğini söyler. Üçüncüsü soruyu tersine çevirir ve "neden sapıyorlar" yerine "çoğu insan neden sapmıyor" diye sorar. Dördüncüsü ise kişiye hiç bakmaz; kuralın kendisinin bulanıklaştığı, hangi karşılığın geçerli olduğunun bilinemediği durumu adlandırır.
Bu dördüncüsünün bu derste hazırlığı yapıldı. Çift karşılık dönemini tarif ederken, tarafların hangi kuralın yürürlükte olduğunu bilemediği bir aralığı anlatmıştık. TEM-108-03 «Anomi, gerilim, öğrenme ve kontrol yaklaşımları» o aralığı bir geçiş kazası olarak değil, kendi başına bir toplumsal durum olarak ele alıyor.