Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bir yönetim ilişkisinin varlığı sözleşmedeki addan değil, ücreti, sırayı, süreyi ve reddetme hakkını fiilen kimin belirlediğinden anlaşılır.
- Algoritmik yönetim sözleşme türünden bağımsızdır; kadrolu çalışanlar da bir sistem tarafından puanlanıp yönlendirilebilir.
- Görülemeyen bir ölçüt uyulmamayı değil, daha zahmetli uyulmayı getirir; kişi önce ölçütün ne olduğunu tahmin etmek zorunda kalır.
- Bu tahmin ortaklaşa yapılır ve yazısız düzen burada yeniden belirir; bu kez doldurduğu boşluk eksik tasarım değil, kapalı tutulmuş bir kuraldır.
- Kişisiz yönetimin vaadi itiraz edilebilirlikti; muhatapsızlıkta kişisizlik sürer, itiraz edilecek taraf ortadan kalkar.
- Esneklik gerçektir ama eşitsiz dağılır: çalışan zamanını seçebilir, sistem kuralı ve karşılığı tek taraflı belirleyebilir.
- Ölçütü yayımlamak bilinmezliği giderir; itiraz edilecek bir taraf yaratmaz ve ölçümün geri tepmesini de durdurmaz.
Açılış sahnesi
Evlere temizlik ve bakım hizmeti veren kişileri müşterilerle eşleştiren bir uygulamada çalışan biri, sabah bir adrese gidiyor ve kapıda işin iptal edildiğini öğreniyor. Akşam uygulamayı açtığında puanının düştüğünü görüyor. Açıklamak istiyor.
Önce uygulamanın destek ekranını açıyor. Ekranda seçilebilecek başlıklar var: ödeme sorunu, adres hatası, uygunsuz davranış bildirimi. Yaşadığı durum hiçbirine girmiyor; en yakın gördüğü başlığı seçip yazıyor. Gelen cevap, değerlendirmelerin otomatik hesaplandığını ve elle değiştirilemediğini bildiriyor. Faturadaki telefonu arıyor; numara ödeme işlemlerini yürüten başka bir şirkete ait. Müşteriye ulaşıp düzeltme yazmasını rica ediyor, müşteri işin kapandığını ve ekranda artık bir alan görmediğini söylüyor. Ertesi hafta gelen işler daha az ve daha uzak adreslerde. Bu sonuca kimse karar vermedi ve kararı geri alabilecek kimse de yok.
Birkaç gün sonra aynı işi yapan kişilerin kurduğu bir yazışma grubunda bir şey öğreniyor. Kapıda iptal, yalnız "geldim" işareti konduğunda puana yazılıyormuş; bir süre bekleyip "ulaşılamadı" işaretleyen kişinin puanı etkilenmiyormuş. Bu kural hiçbir yerde yazılı değil. Grup bunu, farklı kişilerin farklı işaretlemelerden sonra başlarına geleni karşılaştırarak çıkarmış. Aynı hafta ikinci bir şey yaşıyor. Haftasını çocuğunun okul saatlerine göre kuruyor ve bunu önceki işinde hiçbir biçimde yapamıyordu. İki sonuç da aynı düzenlemeden çıkıyor.
Bu derste ne olacak
Uygulamanın adı yok ve bu, kurgunun bir eksiği değil koşulu. Dersin anlattığı düzenek tek bir şirkete ait olsaydı çözümü de o şirketi değiştirmek olurdu; oysa aynı düzenek, adları farklı yerlerde aynı biçimde kuruluyor. Kutulardaki vakalar da bu yüzden adsız.
Bu modülün altı dersi bir zincir kurdu ve bu ders o zincirin bugünkü ucu. Burada yeni olan şey mekanizma değil: kural, gösterge, kabul dayanağı ve ölçümün geri tepmesi aynen işliyor. Yeni olan, mekanizmanın görünmez ve muhatapsız hâle gelmesi. Önce bunun neden bir teknoloji sorusu değil bir yönetim ilişkisi sorusu olduğunu kuracağız. Sonra görülemeyen bir ölçüte nasıl uyulduğunu, itiraz edilecek bir tarafın neden bulunmadığını, sözleşmedeki adın neden belirleyici olmadığını ve aynı yapının kimilerine neden gerçekten esneklik verdiğini ele alacağız.
Sıfır noktası — hangi soru sorulacak
Bu konuyu ele almanın iki kolay yolu var ve ikisi de dersi başka bir yere götürüyor. Birincisi teknolojiye odaklanmak: hangi hesaplama yapılıyor, veri nasıl işleniyor. İkincisi ahlaki hüküm vermek: bu düzen iyi mi kötü mü. Sosyolojik soru başka bir yerde duruyor ve daha eski.
Bu ölçüt eski bir ölçüt ve bu dersin dışında da kullanılıyor. Buradaki değeri, adlandırmayı bir kenara bırakıp bakılabilir bir şeye çevirmesi. Bir kişiye iş ortağı, serbest çalışan ya da kullanıcı denmesi, o kişinin işini nasıl yapacağını kimin belirlediğini değiştirmiyor.
İkinci durum önemli, çünkü algoritmik yönetimin yalnız bir sözleşme türüne bağlı olmadığını gösteriyor. Sözleşme biçimi ile yönetim biçimi ayrı iki eksen; ders boyunca ikisini ayrı tutmak gerekiyor.
Mekanizma — görülemeyen ölçüt ve muhatapsızlık
Önceki derste bir ölçütün ilan edilmesinin ölçüleni ona doğru çektiğini görmüştük. Buradaki fark, ölçütün ilan edilmemesi. Kişi bir sayıyla değerlendirildiğini biliyor ama sayının neyi nasıl topladığını bilmiyor.
Görülemeyen bir ölçüt, uyulmayacağı anlamına gelmiyor. Tersine, insanlar ona daha çok enerji harcayarak uyuyor, çünkü önce ne olduğunu çıkarmak zorundalar. Bu çıkarım tek başına yapılmıyor.
Burada bu modülün dördüncü dersindeki yazısız düzen yeniden beliriyor ve işlevi aynı: resmî olanın ulaşmadığı yeri dolduruyor. Değişen şey, bu kez doldurulan boşluğun bir unutma ya da eksik tasarım değil, bilerek kapalı tutulmuş bir kural olması.
İkinci nokta itirazla ilgili ve modülün en eski ipini buraya bağlıyor. Kurala bağlı yönetim, işlemin sonucunu kişilerin kimliğinden koparmayı vaat ediyordu ve bu vaadin bir karşılığı vardı: yanlış çıkan bir sonuç, hesap verebilecek bir konuma gösterilebilirdi. Şimdi kopma sürüyor, gösterilecek konum kalmıyor.
Muhatapsızlığın bir kötü niyet gerektirmediğini görmek gerekiyor. Sistemi kuranlar da kararları tek tek vermiyor; bir ölçüt tanımlanıyor ve sonuçlar o ölçütten çıkıyor. Kimsenin karar vermediği bir sonuca kimsenin itiraz edememesi tutarlı bir durum ve tam da bu tutarlılık, itiraz hakkını ortadan kaldırıyor.
Son durum, esneklik meselesini de açıyor. Bu düzeneğin çalışanlara verdiği bir şey var ve dersin onu atlaması, tabloyu tek yanlı bırakır.
Bu örnek iki soruna birden dokunduğu için önemli. İtirazın bir kişiye düşmesi muhatabı geri getiriyor; kararın gerekçeli yazılması ise ölçütü görünür kılıyor. İkisi ayrı ayrı da kurulabilir ve pahalı oldukları için çoğu yerde kurulmuyor, ama kurulabilir olmaları bu düzeneğin kaçınılmaz olmadığını gösteriyor.
Esneklik gerçek ve kimin için gerçek olduğu da rastgele değil. Bakım yükü taşıyan, düzenli bir çalışma takvimine giremeyen, ikinci bir gelire ihtiyaç duyan kişiler için bu düzenek başka hiçbir yerde bulamadıkları bir giriş kapısı açıyor. Aynı kişiler, hastalandıklarında ya da iş azaldığında arkalarında bir koruma bulamayan kişiler oluyor. İki sonuç birbirini yanlışlamıyor; ikisi de aynı yapının parçası.
Kuramsal mercekler
Bu ilişkiye ne diyeceğimiz konusunda sosyoloji üç ayrı cevap taşıyor ve her cevap, kabul edilirse neyin değişeceği konusunda farklı bir şey öngörüyor.
Birincisi süreklilik okuması. Bu cevaba göre ortada yeni bir ilişki türü yok; ücretli emek, arayüzü değişmiş hâlde sürüyor. Öngörüsü şu: eski çatışmalar ve eski çözümler yeniden belirmelidir. Birlikte hareket etme, pazarlık ve düzenleme talepleri, adı ne olursa olsun aynı biçimde geri gelecektir.
İkincisi kopuş okuması. Buna göre asıl değişen şey, çok sayıda dağınık çalışanı yönetmenin maliyetinin çökmesi. Eskiden bir örgütün büyümesi, yönetecek kişi sayısının da büyümesini gerektiriyordu; bu kısıt kalkınca daha önce kurulamayacak bir biçim ortaya çıktı. Öngörüsü ayrı bir yere bakıyor: çok az çalışanı olup çok geniş bir işi yöneten örgütler görülmelidir.
Üçüncüsü aracılık okuması. Bu cevaba göre platformun asıl ürünü hizmetin kendisi değil, eşleştirme ve eşleştirmeden doğan veri. Öngörüsü doğrudan ve sınanabilir: böyle bir örgüt işveren sayılmaya karşı çıkacaktır, çünkü o sınıflandırma iş modelinin maliyet yapısını değiştirir.
Açılış sahnesi üçünü birden yokluyor. İşi yapan kişinin başkalarıyla bilgi paylaşması süreklilik okumasına, kararların bir kişiden değil bir ayardan çıkması kopuş okumasına, destek ekranında karşısına bir taraf çıkmaması aracılık okumasına uyuyor. Üç cevabın hangisinin ağır bastığını genel olarak söylemek yerine, tek tek örneklerde hangi öngörünün tuttuğuna bakmak daha verimli.
Ölçek
Kişi düzeyinde bu düzenek, gün içinde kendi puanına bakan ve bakmayı bırakamayan bir çalışan üretiyor. Önceki derste ölçümün insanı kendi denetçisine çevirdiğini görmüştük; burada buna bir bilinmezlik ekleniyor, çünkü kişi neye göre denetlediğini de bilmiyor.
Örgüt düzeyinde dikkat çeken şey oran. Çok az sayıda kadrolu çalışanı olan bir merkez, çok sayıda kişinin işini yönlendirebiliyor. Bu oran bir ayrıntı değil; bu modülün ikinci dersindeki denetim alanı kavramının uç noktası ve yönetimin insandan çıkıp ayara geçmesiyle mümkün oluyor.
Toplum düzeyinde soru hukuki kategorilere geliyor. İş hukuku büyük ölçüde iki kutup üzerine kurulu: bir tarafta bağımlı çalışan, öteki tarafta bağımsız iş yapan kişi. Emeklilik, hastalık ve işsizlik durumundaki korumalar bu kategoriye bağlı. Fiilî ilişkinin iki kutbun arasına düştüğü her durumda, kategori bir teknik ayrıntı olmaktan çıkıp korumanın kendisine karar veren şey hâline geliyor.
Türkiye'de adlandırma tartışması ve karşılaştırma
Türkiye'de bu alandaki tartışma adlandırma üzerinden yürüyor. Aynı kişi için kurye, esnaf kurye, serbest çalışan, iş ortağı ve kullanıcı sözcüklerinin hepsi kullanılabiliyor ve seçilen sözcük, tartışmanın sonucunu daha o başlamadan belirliyor. Bir kişiye esnaf denmesi, onun kendi işinin patronu olduğunu varsaymak; kurye denmesi ise bir işin yürütücüsü saymak anlamına geliyor.
Dersin ölçütü tam burada iş görüyor. Adlandırma sorusu kapalı bir kapıysa, açık olan kapı şudur: işin nasıl yapılacağını fiilen kim belirliyor. Bu soru sorulduğunda tartışma sözcüklerden çıkıp gösterilebilir şeylere taşınıyor; kimin fiyatı belirlediği, kimin sırayı verdiği, reddetmenin bir bedeli olup olmadığı.
Aynı tartışma başka ülkelerde de sürüyor ve ilginç olan, tartışmanın yine aynı soru etrafında dönmesi. Farklı yerlerde farklı sonuçlara varılmış olması, sorunun cevapsız olduğunu göstermiyor; aynı ölçütün farklı düzeneklere uygulandığında farklı cevaplar verdiğini gösteriyor. Bir ölçütün her yerde aynı sonucu vermesi beklenirse, ölçüt değil düzenek sabit sayılmış olur. Karşılaştırmanın buradaki kazancı, tartışmanın sürüyor olmasının bir belirsizlik değil, ölçütün gerçekten ayırt edici olduğunun işareti sayılabilmesi.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bu alanda incelenecek şeyin bir kısmı kapalı: hesabın nasıl yapıldığı açıklanmıyor ve dışarıdan okunamıyor. Bu yüzden yöntemler ölçütün içine bakmayı değil, ölçütün dışarıya bıraktığı izleri okumayı deniyor.
Üç yöntemin ortak yanı, sistemin kendi açıklamasına dayanmamaları. Bir değerlendirmenin adil olup olmadığını değerlendirmeyi yapan sisteme sormak, bu modülde birkaç kez karşılaşılan hatanın son biçimi olur.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışAlgoritmik yönetimi büsbütün yeni bir düzenek saymak, bu modülün kurduğu her şeyi bir kenara atar.
Kural, gösterge, kabul dayanağı ve ölçümün geri tepmesi burada da aynen işliyor; yeni olan mekanizma değil, mekanizmanın görünmezliği ve karşısında bir taraf bulunmaması.
Yaygın yanlışPlatformu ahlaki olarak yargılamakla açıklamayı birbirine karıştırmak, sorunun yerini değiştirir.
İyi ya da kötü olduğuna karar vermek bir değer yargısıdır; sosyolojik soru, yönetim ilişkisinin hukuki biçimle neden örtüşmediği ve bu örtüşmezliğin kimin üzerinde hangi sonucu doğurduğudur.
Yaygın yanlışEsnekliği tümüyle bir yanılsama saymak, düzeneği eksik anlatır.
Takvimini kurabilmek gerçek bir kazanç ve bazı kişiler için başka hiçbir yerde bulunmayan bir giriş kapısıdır; eleştiri esnekliğin varlığına değil, esnekliğin taraflar arasında eşitsiz dağılmasına yöneltilmelidir.
Yaygın yanlışSözleşmedeki ada bakarak ortada bir yönetim ilişkisi olmadığına karar vermek, adlandırmayı ölçütün yerine koyar.
Kişiye ortak, serbest çalışan ya da kullanıcı denmesi, ücreti, sırayı ve süreyi kimin belirlediğini değiştirmez.
Yaygın yanlışÖlçütün yayımlanmasının sorunu çözeceğini varsaymak, bir önceki dersin bulgusunu unutur.
İlan edilmiş ve bir karşılığa bağlanmış bir ölçüt, ölçüleni kendisine doğru çeker; şeffaflık ölçütün bilinmemesini giderir ama itiraz edilecek bir taraf yaratmaz ve geri tepmeyi de durdurmaz; üç sorun ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Aklında kalsın
- Bir yönetim ilişkisinin varlığı sözleşmedeki addan değil, ücreti, sırayı, süreyi ve reddetme hakkını fiilen kimin belirlediğinden anlaşılır.
- Algoritmik yönetim sözleşme türünden bağımsızdır; kadrolu çalışanlar da bir sistem tarafından puanlanıp yönlendirilebilir.
- Görülemeyen bir ölçüt uyulmamayı değil, daha zahmetli uyulmayı getirir; kişi önce ölçütün ne olduğunu tahmin etmek zorunda kalır.
- Bu tahmin ortaklaşa yapılır ve yazısız düzen burada yeniden belirir; bu kez doldurduğu boşluk eksik tasarım değil, kapalı tutulmuş bir kuraldır.
- Kişisiz yönetimin vaadi itiraz edilebilirlikti; muhatapsızlıkta kişisizlik sürer, itiraz edilecek taraf ortadan kalkar.
- Esneklik gerçektir ama eşitsiz dağılır: çalışan zamanını seçebilir, sistem kuralı ve karşılığı tek taraflı belirleyebilir.
- Ölçütü yayımlamak bilinmezliği giderir; itiraz edilecek bir taraf yaratmaz ve ölçümün geri tepmesini de durdurmaz.
Sonraki derse köprü
Bu modülün yedi dersinde bir sözcük hiç incelenmeden dolaştı: ihlal. Cezasız kalan ihlalden söz ettik, kural çiğnemeden de aynı sonuca varılabildiğini gösterdik, bir davranışın karşılık bulup bulmamasının kültürü açığa çıkardığını söyledik. Ama hiçbir yerde şunu sormadık: bir davranış en baştan nasıl oluyor da kuralın dışında sayılıyor?
Soru örgütlerin sınırını aşıyor. Bir davranışın olağan mı yoksa dışarıda mı sayılacağı, kimin buna karar verdiği, kararın zamana ve yere göre değişip değişmediği ve dışarıda sayılan kişinin başına ne geldiği ayrı bir konu alanı. TEM-108 Sapma, Suç ve Toplumsal Kontrol kursu tam buradan başlıyor; ilk dersi TEM-108-01 «Normal, sapkın ve suç sayılan davranışlar», normal sayılan ile suç sayılan arasındaki mesafenin nasıl kurulduğunu ele alıyor.