İçeriğe geç

TEM-107-04·Örgütler, Kurumlar ve Bürokrasi

Enformel ilişkiler ve örgüt kültürü

temel2.627 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Enformel düzen bir kural ihlali değil, yazılı düzenin ulaşamadığı yeri dolduran ikinci bir düzendir.
  2. Bunun doğrudan kanıtı kitabına göre çalışmadır: yalnız yazılı kurallar uygulandığında iş hızlanmaz, yavaşlar.
  3. Örgüt kültürü duvardaki değerler tablosu değildir; tablo kültür hakkında bir iddiadır ve sınanması gerekir.
  4. Kültür, neyin cezasız kaldığında ve kimin neyi yapabildiğinde görünür; aynı ihlalin iki kişide iki ayrı sonuç vermesi fiilî kuralı açığa çıkarır.
  5. Enformel düzenin hızı ile ürettiği eşitsizlik tek bir kaynaktan gelir: sonucun kişinin kim olduğuna bağlı olması.
  6. Ağa giriş eşiği dışarıdan görünmez ve görünmediği için ortaya çıkan fark kolayca yetenek farkı sayılır.
  7. Enformel düzende itiraz edilecek bir metin bulunmadığı için, dışarıda bırakılan kişinin şikâyetinin tutunacağı bir yer de yoktur.

Açılış sahnesi

Bir matbaaya üretim koordinatörü olarak yeni giren bir kişi, ilk gün eline verilen el kitabını baştan sona okuyor. Kitapta acil işlerin nasıl öne alınacağı açıkça yazıyor: acil talep üretim müdürüne iletilir, müdür onaylarsa iş sıranın başına geçer. İlk haftanın ortasında bir iş sıranın başına geçiyor ve müdüre hiç sorulmuyor. Baskı ustası, müşterinin temsilcisi kendisini doğrudan aradığı için makineyi durdurup o işi almış. İş aynı gün çıkıyor, müşteri memnun oluyor, müdür konuyu hiç duymuyor.

İkinci haftada koordinatör kendi acil işini aynı yoldan halletmeye çalışıyor ve olmuyor. Baskı ustası bu kez sıraya girmesi gerektiğini söylüyor. Koordinatör el kitabını tekrar okuyor; iki durum arasındaki farkı açıklayan tek bir satır yok. İki iş de acil, iki talep de aynı ağızdan geliyor, iki müşteri de eski müşteri. Yazılı olan her şeye göre aynı olan iki durum, fiilen aynı değil.

Ayın sonunda cevabı çay molasında öğreniyor. Öne alınan işin müşterisi, matbaanın yıllar önce işlerin çok kötü gittiği bir dönemde peşin ödeme yapıp atölyeyi ayakta tutan firmaymış. Bunu herkes biliyor ve kimse yazmamış. Koordinatörün bilmediği şey, işi hızlandıran bilginin ta kendisi. Aynı bilgi, ona ulaşmadığı sürece onu da yavaşlatan şey.

Bu derste ne olacak

Matbaa da içindeki herkes de kurgu. Kurgu olmayan şey sahnenin bıraktığı soru: el kitabını eksiksiz okumuş biri neden hâlâ ne olduğunu anlayamıyor? Aşağıdaki örnek durumların hepsi aynı yolla kuruldu ve hepsi aynı soruya bakıyor.

Önceki iki ders örgütün yazılı tarafını kurdu: resmî yapının bir iddia olduğunu ve bu iddianın kural üreterek kendi körlüğünü yarattığını gördük. Bu ders zincirin öteki ucunu alıyor. Yazılı düzenin yanında ikinci bir düzen işliyor ve o da gerçekten iş görüyor; onsuz pek çok örgüt duruyor. Önce bu ikinci düzenin ne olduğunu ve neden bir ihlal sayılamayacağını kuracağız. Sonra örgüt kültürünün duvardaki değerler tablosunda değil nerede görüneceğini, aynı düzeneğin nasıl aynı anda hem hız hem eşitsizlik ürettiğini ve bir örgütte bu düzenin ne kadar yük taşıdığının ölçülüp ölçülemeyeceğini ele alacağız.

Sıfır noktası — ihlal değil, ikinci düzen

Enformel ilişkileri anlatmanın en kolay yolu onları kural ihlali saymaktır: kitapta şöyle yazıyor ama insanlar böyle yapıyor. Bu okuma bir şeyi açıklayamaz. Kural ihlali arızidir, cezalandırılır ve tekrarlandıkça azalır; oysa bu ikinci düzen dağıtıldığı yerde yeniden kurulur, yöneticilerin gözü önünde işleyebilir ve ortadan kaldırıldığında örgüt hızlanmaz, yavaşlar.

Bu düzenin bir kaçak değil bir taşıyıcı olduğunu göstermenin doğrudan bir yolu var: yazılı kuralları harfi harfine uygulamayı deneyin.

Bu tablo, yazılı düzenin eksik olduğunu değil, tek başına tamam olmadığını gösteriyor. Kurallar bütün durumları öngöremez ve öngörülemeyen durumda devreye giren şey yazılı bir metin olmuyor. Önceki derste bir kuralın amacından kopabildiğini görmüştük; buradaki soru başka bir yöne bakıyor: kuralın hiç ulaşmadığı yerde işi ne yürütüyor.

Mekanizma — aynı düzenek, iki sonuç

Bir topluluğun kendisi için doğru saydığı değerler ile fiilen izlediği örüntülerin ayrı şeyler olduğunu daha önce görmüştük. Örgütlerde bu ayrım somut bir biçim alıyor: duvara asılan değerler tablosu kültürün kendisi değil, kültür hakkında ileri sürülmüş bir savdır ve savın tutup tutmadığı ancak davranışın sonucuna bakılarak anlaşılır.

Kültürün nerede görüneceğini bulmak için beyanlara değil sonuçlara bakmak gerekiyor. En keskin okuma yeri, bir davranışın karşılığında ne olduğudur.

Bu iki durum aynı okuma biçimini kullanıyor ve buradan dersin ikinci yarısına geçiliyor. Enformel düzen işi yürütürken aynı anda başka bir şey daha yapıyor: kimin neye ulaşabileceğini dağıtıyor.

Eşiğin en önemli özelliği, dışarıdan bakınca görünmemesidir. Dışarıda kalan kişi yavaş çalıştığını bilir ama nedenini bilmez; içeride olan kişi hızlı çalıştığını bilir ve bunu genellikle kendi becerisine yazar. İki taraf da eşiğin varlığını görmediği için, ortaya çıkan farkın adı kolayca yetenek olur.

Burada önceki dersle arasındaki bağ görünür hâle geliyor. Bürokrasinin vaadi, sonucun kişinin kim olduğuna bağlı olmamasıydı ve bu vaadin karşılığı itiraz edilebilirlikti. Enformel düzenin hızı ise tam tersinden geliyor: sonucun kişinin kim olduğuna bağlı olmasından. İki kazanç da gerçek ve birbirinin bedeli üzerinden çalışıyor; bir örgüt birini artırdığında ötekini azaltıyor.

Kuramsal mercekler

Enformel düzenin nereden geldiği sorusunda sosyoloji tek bir cevapta birleşmiyor ve cevaplar birbirine itiraz ediyor.

İlk cevap onarım der. Yazılı düzen hiçbir zaman tamamlanamaz; kurallar bütün durumları öngöremediği için her örgütte açıklar kalır ve enformel düzen bu açıkları kapatmak üzere kendiliğinden oluşur. Bu cevabın sınanabilir bir sonucu var: kuralların daha eksik olduğu, işin daha az öngörülebilir olduğu örgütlerde enformel düzen daha yoğun olmalıdır.

İkinci cevap birinciye itiraz eder. Onarım açıklaması açığın neden kapandığını söyler, ama onarımı kimin yapabildiğini ve onarımdan kimin yararlandığını söylemez. Bu cevaba göre enformel düzen, örgütün dışından gelen avantajları içeride yeniden dağıtır: nerede okunduğu, nereden gelindiği, hangi sosyal çevreye ait olunduğu, örgütün kapısında bırakılmaz. Bunun da sınanabilir bir sonucu var: enformel ağın merkezindeki kişiler, örgüt dışında da avantajlı konumlardan geliyor olmalıdır.

Üçüncü cevap soruyu değiştirir. İlk iki cevap enformel düzeni bir araç gibi ele alıyor; oysa insanların ona bağlılığı araç değerinden büyüktür. Bu cevaba göre enformel düzen aynı zamanda aidiyetin üretildiği yerdir: kimin buralı sayıldığı, kimin şakasına gülündüğü, kimin adının anıldığı buradan belli olur. Sınanabilir sonucu şu: yeni gelenler, hiçbir verim kazancı sağlamayan davranışları da kopyalar.

Üç cevap aynı olguyu üç ayrı yerinden tutuyor ve üçü de matbaa sahnesinde iz bırakıyor. Baskı ustasının müdürü atlaması onarımdır, koordinatörün bilgiyi bir ay boyunca alamaması dağıtımdır, cevabın çay molasında verilmesi ise aidiyetin nerede kurulduğunu gösterir. Hangi cevabın o örgütte ağır bastığını anlamanın yolu, üçünün farklı beklentilerinden hangisinin tuttuğuna bakmaktır.

Ölçek

Kişi düzeyinde enformel düzen, bir sorunun cevabını almakla almamak arasındaki farktır. Aynı soruyu soran iki kişiden birinin cevabı beş dakikada, ötekinin üç günde alması bir yetenek farkı gibi görünür; oysa farkı üreten şey sorunun kendisi değil, soranın kiminle bağı olduğudur.

Örgüt düzeyinde ise düzenin kendisi konuşulur ve burada şaşırtıcı olan şey, enformel ağın örgütün sınırında bitmemesidir. Aynı sektörde yıllarca çalışmış kişiler firma değiştirdiklerinde tanışıklıklarını da taşırlar; bir işin iki kurum arasında hızlı yürümesi, iki kurumun anlaşmasından değil iki kişinin eski tanışıklığından geliyor olabilir. Bu, önceki derslerde görülen köprü bağların örgütler arası karşılığıdır.

Toplum düzeyinde soru değişir: hangi ilişkinin açıkça kullanılabileceğini belirleyen şey nedir. Bir tanışıklığı açıkça anmak bir toplumda olağan bir yardımlaşma, başka bir bağlamda gizlenmesi gereken bir kayırma sayılabilir. Yardım ile kayırma arasındaki sınır kendiliğinden verili değil, toplumsal olarak çizilir ve bu çizgi, örgütlerin enformel düzeni ne kadar açıktan işletebileceğini belirler.

Türkiye'de tanışıklığın dili ve karşılaştırma

Karşılaştırmayla başlamak burada daha aydınlatıcı. Enformel düzenin varlığı bir bağlama özgü değil; değişen şey, hangi bağın açıkça kullanılabileceği ve hangi kanalın meşru sayıldığı. Bazı bağlamlarda mezun dernekleri ve meslek örgütleri bu işi açıkça görür ve kimse bunu gizlemez; başka yerlerde aynı işi iş sonrası sosyalleşme, yine başka yerlerde akrabalık ve hemşehrilik yürütür. Kanalın adı değişiyor, gördüğü iş yerinde kalıyor.

Türkiye'de bu alanın gündelik dilde kendine ait bir sözlüğü var. Hatır, torpil, abi-abla ilişkisi, çay molası gibi sözcükler enformel düzenin farklı parçalarını adlandırıyor ve bu adlandırılmışlık, düzenin görünürlüğünü artırıyor. Bir şeyin adının olması onu meşru kılmaz, ama konuşulabilir kılar; adı olmayan bir düzeni tartışmak çok daha zordur.

Karşılaştırmanın kendi başına çözemediği bir şey kalıyor. İki bağlamda aynı kanalın bulunması, o kanalın iki yerde aynı işi gördüğü anlamına gelmez. Türkiye'deki bir iş yerinde tanışıklık bilgi eksikliğini kapatırken, başka bir bağlamdaki benzer bir tanışıklık kaynak dağıtımını belirliyor olabilir. Bu farkı yalnız dışarıdan bakarak ayırt etmek mümkün değil; her iki durumda da sorulması gereken soru aynı ve yereldir: bu kanaldan geçen şey bilgi mi, yoksa kaynak mı, ve eşiğin dışında kalan kim.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Enformel düzenin incelenmesi kendi zorluğunu taşıyor: kayda geçmeyen bir şeyi kayıtlardan okumak mümkün değil ve soranın kendisi bir dışarıdaysa, anlatılanlar da düzenin dış yüzü olur.

Üç yöntemin ortak yanı, düzenin kendi anlattığından başka bir yere bakmalarıdır. Bir örgütün kültürünü çalışanlara doğrudan sormak, savı savın sahibinden toplamak olur ve alınan cevap kolayca duvardaki tablonun tekrarına dönüşür.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışEnformel düzeni kural ihlali saymak, onu yok etmeye çalışmaya götürür ve bu çaba örgütü hızlandırmaz.
Doğrusu

Kurallara harfiyen uyulan dönemlerde işin yavaşlaması, bu düzenin bir kaçak değil bir taşıyıcı olduğunu gösterir.

Yaygın yanlışÖrgüt kültürünü duvardaki değerler tablosuyla eşitlemek, kültür yerine kültür hakkındaki iddiayı incelemek olur.
Doğrusu

Kültür, hangi davranışın karşılık bulduğuna ve hangisinin karşılıksız kaldığına bakılarak okunur.

Yaygın yanlışEnformel düzenin yalnız verimlilik tarafını görmek ya da yalnız eşitsizlik tarafını görmek, aynı düzeneği yarım anlatır.
Doğrusu

Hızı üreten şey ile eşitsizliği üreten şey ayrı düzenekler değil; sonucun kişinin kim olduğuna bağlı olması ikisini birden üretir.

Yaygın yanlışEnformel düzeni kişilerin iyi niyetine ya da kötü niyetine bağlamak, yapısal bir şeyi karaktere indirger.
Doğrusu

Aynı kişi giriş eşiği alçak bir örgütte bilgiyi kolayca paylaşırken, eşiği yüksek bir örgütte aynı bilgiyi kendine saklayabilir.

Yaygın yanlışKültürü değiştirmek için yeni bir değerler metni yazmanın yeteceğini varsaymak, iddiayı değiştirip örüntüyü olduğu yerde bırakır.
Doğrusu

Metin ancak hangi davranışın karşılık bulduğu değiştiğinde bir şey ifade eder.

Aklında kalsın

  1. Enformel düzen bir kural ihlali değil, yazılı düzenin ulaşamadığı yeri dolduran ikinci bir düzendir.
  2. Bunun doğrudan kanıtı kitabına göre çalışmadır: yalnız yazılı kurallar uygulandığında iş hızlanmaz, yavaşlar.
  3. Örgüt kültürü duvardaki değerler tablosu değildir; tablo kültür hakkında bir iddiadır ve sınanması gerekir.
  4. Kültür, neyin cezasız kaldığında ve kimin neyi yapabildiğinde görünür; aynı ihlalin iki kişide iki ayrı sonuç vermesi fiilî kuralı açığa çıkarır.
  5. Enformel düzenin hızı ile ürettiği eşitsizlik tek bir kaynaktan gelir: sonucun kişinin kim olduğuna bağlı olması.
  6. Ağa giriş eşiği dışarıdan görünmez ve görünmediği için ortaya çıkan fark kolayca yetenek farkı sayılır.
  7. Enformel düzende itiraz edilecek bir metin bulunmadığı için, dışarıda bırakılan kişinin şikâyetinin tutunacağı bir yer de yoktur.

Sonraki derse köprü

Bu derste iki düzen yan yana duruyordu, ama aralarında bir duvar yok. Matbaadaki teamül bir gün yazıya geçirilebilir: müşteri önceliğini belirleyen bir liste hazırlanır ve o güne kadar çay molasında öğrenilen şey artık el kitabında durur. Ters yön de işliyor; yazılmış bir kural yıllar içinde uygulanmaz hâle gelip yalnız bir alışkanlık olarak yaşamaya devam edebilir. Yazısız olanın yazıya, yazılı olanın alışkanlığa dönüştüğü bu iki yönlü geçiş, örgütlerin en az incelenen tarafı.

Bu geçişin adı kurumsallaşmadır ve TEM-107-05 «Kurumsallaşma, meşruiyet ve kurumsal değişim» onu iki soruyla birlikte ele alıyor. Bir uygulama hangi noktada artık tartışılmayan, sorgulanmadan devralınan bir şey hâline geliyor? Bir örgüt kendi alanında meşru sayılmak için neyi benimsemek zorunda kalıyor ve bu zorunluluk, yerleşmiş görünen bir düzenin nasıl değişebildiğini de açıklıyor mu?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.