İçeriğe geç

TEM-104-02·Toplumsallaşma, Benlik ve Kimlik

Aile, okul, akran, medya ve diğer failler

temel2.888 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir davranışın nereden geldiğini ararken sırayla bakılacak yedi yer.

  1. Toplumsallaşma faili, bir kişiye toplumun beklentilerini aktaran her kişi, grup ya da kurumdur; aktarmayı amaçlaması gerekmez.
  2. Zorunlu fail seçilemez ve zemini kurar; seçilen fail o zeminin üstüne oturur ve kişi ondan çıkabilir.
  3. Bir failin aktardığının kalıcılığını içeriğin gücü değil, o faille ilişkinin sürüp sürmediği belirler.
  4. Tek yönlü fail karşılık veremez; ısrar eder, ayarlama yapamaz ve tuttuğunu göremez.
  5. Failler arası uyuşmazlık olağandır; kişi çoğu zaman birini seçmez, iki kuralı iki ayrı ortama yerleştirir.
  6. Fail ağırlığını dört şey belirler: geçirilen zaman, karşılık verebilme, çıkış imkânının olmaması ve başka faillerce tekrarlanma.
  7. Aynı fail listesi farklı hanelerde farklı çalışır; belirleyici olan liste değil, listedeki her failin elindeki kaynaktır.

Açılış sahnesi

Dokuz yaşında bir çocuk, bir günde üç ayrı talimat alıyor.

Sabah evden çıkarken babası şunu söylüyor: "Sana vuran olursa sen de vur, ezdirme kendini."

Öğleden önce sınıfta bir itişme oluyor. Öğretmen sınıfa şunu söylüyor: "Kimse kimseye el kaldırmayacak, bir sorun olursa bana gelirsiniz."

Teneffüste arkadaşları bir başka şey söylüyor: "Öğretmene gidersen ispiyoncu olursun, kimse seninle oynamaz."

Akşam çocuk odasında bir ekrana bakıyor ve orada da bir şey görüyor: kavga edenlerin izlendiğini, izlenenin değer gördüğünü.

Dört ayrı ses, dört ayrı kural, bir gün.

Çocuk bir seçim yapıyor ve o seçim, dördünden hangisinin ağır bastığını gösteriyor. Bir hafta sonra aynı durumda başka bir seçim yapıyor, çünkü bu kez sınıf değil koridor.

Ortada bir çocuk yok yalnızca. Ortada, o çocuğu birbirine benzemeyen dört yöne çeken dört kurum var.

Bu derste ne olacak

Geçen ders sürecin nasıl işlediğini kurdu: izleme, deneme, tekrar ve içselleştirme. Bir soruyu bilerek bulanık bıraktı. Bu işi kim yapıyor?

Bu ders o aktaranları adlandırıyor ve dördünü de aynı masaya yatırıyor.

Yol üç durakta ilerliyor. Önce aktaranların ortak adını koyacağız ve aralarındaki türsel farkları ayıracağız; bir çocuk ailesini seçemez, arkadaşlarını bir ölçüde seçer ve seçilebilirlik aktarımın kaderini belirler. Sonra dersin asıl sorusuna geleceğiz: dört ses aynı şeyi söylemediğinde ne oluyor? En sonda bir failin ne zaman öne geçtiğini belirleyen şeyi çıkaracağız; cevap failin ne söylediğinde değil, kişiyle arasındaki ilişkinin biçiminde.

Bu ders ailenin, okulun ya da medyanın kendisini incelemiyor; üçünü de yalnız aktarıcı olarak ele alıyor. Her birinin kendi kurumsal işleyişi ayrı alan kurslarının konusu.

Buradaki sınıf, koridor ve hane sahneleri kurgudur; gerçek bir çocuğun günü değildir. Dört sesi tek bir günde duyulabilir kılmak için sıkıştırıldılar.

Sıfır noktası — aktaranlara bir ad

Geçen dersin bayram salonunda dört ayrı yetişkin, dört ayrı biçimde davrandı ve çocuk dördünden de bir şey aldı. Aldıkları aynı türden değildi.

Failler tek tip değil ve aralarındaki ilk fark, kişinin onları seçip seçememesinde.

Ayrımın işe yarar tarafı şu: zorunlu failin aktardığı şey ilk gelir ve zemin kurar; seçilen failin aktardığı şey o zeminin üstüne oturur ve onunla çatışabilir. İlk gelen her zaman kazanmaz, ama her zaman ilk gelir.

Üçüncü bir tür fail var ve ötekilerden yapısal olarak ayrılıyor.

Yaygın yanlışFailler arasında bir sıralama olduğu ve ailenin her zaman en güçlü aktarıcı olduğu düşünülür.
Doğrusu

Ailenin ayrıcalığı gücünden değil önceliğindendir: ilk gelir ve zemini kurar. Belirli yaşlarda ve belirli konularda akran grubu ya da işyeri, ailenin aktardığını rahatlıkla bastırabilir.

Yaygın yanlışMedyanın çocukları doğrudan biçimlendirdiği varsayılır.
Doğrusu

Tek yönlü fail karşılık veremez ve bu yüzden aktardığı şeyin ne kadarının tutacağını belirleyemez; tutup tutmayacağına, çevredeki çift yönlü failler karar verir. Aynı sahneyi gören iki çocuktan biri onu dener ve bir tepkiyle karşılaşır, öteki hiç denemez.

Mekanizma — dört ses aynı şeyi söylemediğinde

Failler bir koro değil. Aynı kişiye aynı anda birbirini tutmayan şeyler aktarıyorlar ve dersin asıl konusu burada başlıyor.

Bu ayrıştırma, açılış sahnesindeki çocuğun bir hafta sonra başka türlü davranmasını açıklıyor. Çocuk kararsız değildi; sınıfın kuralıyla koridorun kuralının ayrı olduğunu öğrenmişti.

Uyuşmazlık her zaman sessizce çözülmüyor. Bazı durumlarda kişi iki failden birini gerçekten seçmek zorunda kalıyor ve o zaman hangisinin ağır bastığı görünür hâle geliyor.

Dört ölçütün en az fark edileni sonuncusu. Bir kural yalnız bir failden geliyorsa zayıftır; iki ya da üç fail aynı şeyi söylüyorsa, hiçbiri tek başına güçlü olmasa da kural neredeyse tartışılmaz hâle gelir.

Yaygın yanlışFailler arası uyuşmazlığın çocuğa zarar verdiği ve giderilmesi gerektiği düşünülür.
Doğrusu

Tek sesli bir çevrede büyüyen kişi, kuralların bağlama göre değiştiğini öğrenemez ve ilk çıktığı yeni ortamda zorlanır. Uyuşmazlık bir maliyet taşır ve aynı zamanda bir beceri kazandırır: hangi kuralın nerede geçerli olduğunu ayırt etme becerisi.

Yaygın yanlışBir failin ağırlığının, o failin otoritesinden geldiği sanılır.
Doğrusu

Ağırlığı kuran şey ilişkinin biçimidir: geçirilen zaman, karşılık verebilme, çıkış imkânının olmaması ve başka failler tarafından tekrarlanma. Otoritesi yüksek ama kişiyle az temas eden bir fail, otoritesiz ama her gün yanında olan bir failin gerisinde kalır.

Kuramsal mercekler

Faillerin birlikte ürettiği sonuç üç ayrı biçimde okunuyor. Her okuma, açılış sahnesindeki dört sese başka bir anlam yüklüyor.

Failler iş bölümü yapar. Bu okumaya göre her failin aktardığı şey farklıdır ve birbirini tamamlar: aile temel bağı ve ilk kuralları, okul bilgi ve düzeni, akran grubu eşitler arası ilişkiyi, medya ortak bir dünya bilgisini verir. Uyuşmazlık bu okumada bir aksaklıktır ve giderilmesi beklenir. Bu okumanın gördüğü şey, farklı failin farklı işi görmesidir; göremediği şey, dört sesin gerçekten çelişebildiği ve çelişkinin kalıcı olabildiğidir.

Failler birbiriyle yarışır. Bu okumaya göre failler aynı kişi üzerinde etki için yarışan taraflardır ve yarışın sonucu baştan belli değildir; kimin kazandığı yaşa, konuya ve ortama göre değişir. Uyuşmazlık burada olağandır ve kişinin ayrıştırma becerisi, yarışın ürünüdür. Bu okumanın gördüğü şey, kişinin failler arasında gidip gelmesidir; göremediği şey, bu yarışın taraflarının eşit güçte olmadığıdır.

Failin gücü konumundan gelir. Bu okumaya göre asıl soru hangi failin ne söylediği değil, hangi failin hangi kaynaklara sahip olduğudur; bir okulun ne kadar kalabalık olduğu, bir ailenin çocuğuna ne kadar zaman ayırabildiği ve bir mahallede çocuğun oynayabileceği bir yer bulunup bulunmadığı, aktarımın sonucunu baştan biçimlendirir. Bu okumanın gördüğü şey, aynı fail listesinin farklı hanelerde farklı çalıştığıdır; ayrıntısı eğitim ve tabakalaşma kurslarında ele alınacak.

Yaygın yanlışBu üç okumadan birinin ötekilerin gördüğünü de kapsadığı sanılır.
Doğrusu

Farklı failin farklı iş görmesini birincisi, çelişkinin nasıl çözüldüğünü ikincisi, aynı listenin farklı hanelerde neden farklı çalıştığını üçüncüsü gösteriyor. Bir çocuğun neyi nereden aldığını anlamak için üçünü de aynı listeye uygulamak gerekiyor.

Ölçek

Aktarım her düzeyde sürüyor ve düzey büyüdükçe failin kişiye ayarlanma imkânı azalıyor.

Mikro düzeyde fail yüz yüzedir ve kişiye özel davranır. Bir anne kendi çocuğunun huyunu bilir ve ona göre konuşur; bir usta çırağının hangi işte zorlandığını görür. Bu düzeydeki aktarım en etkilidir, çünkü karşılık verir ve kişiye göre ayarlanır.

Mezo düzeyde fail bir kurumdur; tek tek kişilere göre ayar yapmaz, kapısından geçen herkese aynı düzeni uygular. Bir kursun programı, bir kulübün kuralları ve bir okulun günlük akışı bu düzeydedir. Kurum kişiyi tanımaz; kişi kuruma uyar ve uyum, kişinin evden getirdiği donanımla kurumun beklentisi arasındaki mesafeye bağlıdır.

Makro düzeyde fail hiç kimseyi tanımaz. Bir yayın, bir müfredat ya da bir yasa milyonlarca kişiye aynı şeyi söyler ve hiçbirinden geri bildirim almaz. Bu düzeydeki aktarımın gücü tekrarındadır; zayıflığı, tek bir yakın failin tepkisiyle etkisiz kalabilmesindedir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bir kişinin neyi hangi failden aldığını sormak güvenilir değil, çünkü kişinin kendisi de bunu bilmiyor.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de fail listesinin son kuşaklarda gözle görülür biçimde değiştiği bir yer var: mahalle.

Uzun bir dönem boyunca çocukların günün önemli bir bölümü sokakta geçiyordu ve sokak başlı başına bir aktarıcıydı. Orada yaşça büyük çocuklardan oyun kuralları, tartışma çözme biçimleri ve bir sıra düzeni öğreniliyordu; komşular da gözetleyen ve gerektiğinde araya giren bir taraf olarak sistemin parçasıydı. Bu fail kimsenin planlamadığı bir okul gibi çalışıyordu.

Sonraki kuşaklarda bu failin ağırlığı azaldı. Trafiğin artması, apartmanlaşma, oyun alanlarının azalması ve güvenlik kaygıları çocukları içeri aldı. Sokağın aktardığı şeyler ortadan kalkmadı; başka faillere dağıldı. Bir bölümü okula, bir bölümü ücretli etkinliklere, önemli bir bölümü de ekranlara geçti.

Değişimin sessiz sonucu şu: sokak zorunlu ve karşılıklı bir faildi, yerine geçenlerin bir kısmı seçilen fail, bir kısmı tek yönlü fail. Zorunlu ve karşılıklı bir failin yerini seçilen ve tek yönlü failler aldığında, aktarılan şeyin türü de değişiyor.

Türkiye'de ayrıca yetişkinlikte devreye giren ağır bir fail var: erkekler için askerlik. Kişiyi kendi çevresinden çıkarıp farklı yerlerden gelen insanlarla aynı düzene sokan, çıkış imkânı bulunmayan ve gün boyu süren bir aktarıcıdır; ağırlık ölçütlerinin dördünü de yüksek düzeyde karşılar ve bu yüzden etkisi çoğu kurumdan güçlüdür.

Karşılaştırma, fail listesinin ülkeden ülkeye sırasının değiştiğini gösteriyor. İskandinav ülkelerinde çocuklar bir yaş civarında kurumsal bakıma başlar ve hane dışındaki ilk fail çok erken devreye girer. Japonya'da okul sonrası kulüp etkinlikleri günün büyük bölümünü kaplar ve okul, akran grubunu da içine alan çok geniş bir fail hâline gelir. Britanya'da yatılı okul geleneği, ailenin yerini uzun sürelerle bir kuruma bırakır. Üç düzende de failler aynıdır ve devreye girme sırası ile ağırlıkları başkadır; aynı listeden farklı toplamlar çıkar.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAilenin her koşulda en belirleyici fail olduğu düşünülür.
Doğrusu

Ailenin gücü önceliğinden gelir; ilk zemin ondan kurulur. Belirli yaşlarda ve belirli konularda akran grubu ya da işyeri, ailenin aktardığını rahatlıkla bastırır ve bu bir kopuş değil, fail ağırlığının yaşa göre değişmesidir.

Yaygın yanlışAktarımın yalnız bilerek öğreten failler tarafından yapıldığı sanılır.
Doğrusu

Bir sokakta oynayan çocuklar birbirine ders vermez ve birbirine çok şey öğretir; bir işyerinin mola düzeni kimseye bir şey anlatmaz ve zamanı nasıl böleceğini öğretir. Amaç, aktarımın koşulu değildir.

Yaygın yanlışTek yönlü failin doğrudan davranış ürettiği varsayılır.
Doğrusu

Ekran karşılık veremez, ayarlama yapamaz ve tuttuğunu göremez; aktardığının ne kadarının kalacağına, çevredeki çift yönlü failler karar verir. Etkisini ölçmek için ekranda ne olduğuna değil, denendiğinde ne olduğuna bakılır.

Yaygın yanlışFaillerin çelişmesinin bir sorun olduğu ve giderilmesi gerektiği düşünülür.
Doğrusu

Çelişki hem bir maliyet hem bir beceri kaynağıdır; kişi bu sayede kuralların bağlama göre değiştiğini öğrenir. Tek sesli bir çevrede büyüyen kişi, ilk çıktığı yeni ortamda bu beceriyi hazır bulmaz.

Yaygın yanlışAynı fail listesinin her hanede aynı biçimde çalıştığı varsayılır.
Doğrusu

Okul aynı okul, müfredat aynı müfredat olabilir ve failin kişiye karşılık verebilme imkânı hanelere göre değişir. Aktarılan şeyi belirleyen, listenin kendisi değil listedeki her failin ne kadar kaynağa sahip olduğudur.

Aklında kalsın

Bir davranışın nereden geldiğini ararken sırayla bakılacak yedi yer.

  1. Toplumsallaşma faili, bir kişiye toplumun beklentilerini aktaran her kişi, grup ya da kurumdur; aktarmayı amaçlaması gerekmez.
  2. Zorunlu fail seçilemez ve zemini kurar; seçilen fail o zeminin üstüne oturur ve kişi ondan çıkabilir.
  3. Bir failin aktardığının kalıcılığını içeriğin gücü değil, o faille ilişkinin sürüp sürmediği belirler.
  4. Tek yönlü fail karşılık veremez; ısrar eder, ayarlama yapamaz ve tuttuğunu göremez.
  5. Failler arası uyuşmazlık olağandır; kişi çoğu zaman birini seçmez, iki kuralı iki ayrı ortama yerleştirir.
  6. Fail ağırlığını dört şey belirler: geçirilen zaman, karşılık verebilme, çıkış imkânının olmaması ve başka faillerce tekrarlanma.
  7. Aynı fail listesi farklı hanelerde farklı çalışır; belirleyici olan liste değil, listedeki her failin elindeki kaynaktır.

Sonraki derse köprü

Bu iki derste bir şeyi hep dışarıdan anlattık. Failler aktardı, çocuk aldı, kural içeri geçti.

Oysa açılış sahnesindeki çocuk dört sesi duyduğunda bir hesap yaptı. Hangi ortamda olduğunu düşündü, ne olacağını tahmin etti, kendini o durumda gördü ve bir seçim yaptı.

Bunu yapabilmesi için elinde bir şey olması gerekiyor: kendini dışarıdan görebilme yetisi. Çocuk yalnız "ne yapmalıyım" diye sormadı; "ben böyle yaparsam bana ne derler" diye sordu ve bunun için bir an kendi yerinden çıkıp başkalarının gözüyle kendine bakması gerekti.

Bu yeti doğuştan gelmiyor. Bir bebek kendisini bir başkasının gözünden göremez ve o çocuk üç yaşında bunu yapabiliyordu.

Sıradaki ders bu yetinin nasıl kurulduğunu ele alıyor. Bir kişinin kendisi hakkındaki fikrinin nereden geldiğini, başkalarının tepkilerinin bu fikri nasıl beslediğini ve neden kimsenin kendini yalnız başına tanıyamayacağını göreceğiz. Buradaki fail listesi orada bir aynaya dönüşecek: sana kim olduğunu söyleyenler, aynı zamanda sana kendini gösteren kişiler.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.