Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dersin geriye bıraktığı ölçüler bunlar; her biri bir sonraki gerginlikte sırayla sorulacak.
- Statü, bir dizilişte kimden bağımsız adlandırılmış ve tanınan yerdir; bu derste sıralama değil adres bildirir.
- Atfedilen statü sorulmadan yazılır, kazanılan statü eylemle alınır ve ikisi bir çizgi değil bir eksendir.
- Statü işgal edilir, rol oynanır; beklenti kişiye değil yere bağlıdır.
- Tek bir statünün karşısında birden çok statü durur ve her biri kendi beklentisini yöneltir; bu toplama rol kümesi denir.
- Rol çatışması iki ayrı adın arasında yaşanır ve iki adı zaman ya da mekân olarak ayırmakla hafifler.
- Rol gerilimi tek bir adın içinde yaşanır ve ayrılacak ikinci ad olmadığı için beklentinin yeniden müzakeresini ister.
- Aynı yere gelen herkes aynı çatışmayı yaşıyorsa çözüm kişide değil dizilişte aranır.
Açılış sahnesi
Bir ilçe hastanesinde çalışan bir hemşirenin babası, aynı hastanenin dahiliye servisine yatırılıyor.
İlk gün her şey alışıldık biçimde yürüyor. Hemşire vardiyasını bitiriyor, önlüğünü çıkarıyor ve babasının odasına hasta yakını olarak giriyor.
İkinci gün işler karışıyor. Serviste nöbetçi olan meslektaşı, babanın ilaç saatinde odaya girdiğinde ona dönüp soruyor: "Sen verir misin, ben mi vereyim?" Hemşire cevap veremiyor.
Ziyaret saati bitince görevli bütün yakınları koridora çıkarıyor, ama ona bir şey demiyor; o da çıkmıyor. Öteki hasta yakınları bunu görüyor ve içlerinden biri yüksek sesle soruyor: "O neden kalıyor?"
Üçüncü gün başhemşire onu odasına çağırıyor ve bir karar bildiriyor: babası taburcu olana kadar başka bir servise geçecek ve kendi servisine yalnız hasta yakını olarak girecek.
Kimse kimseye kızmamıştı. Aynı kadın aynı koridorda iki ayrı adla dolaşıyordu ve koridordaki herkes ona hangi adla sesleneceğini bilemiyordu.
Bu derste ne olacak
Geçen ders bir dizilişteki durakları "yer" diye adlandırdı ve yerlerin bir adı olup olmadığını sormadı. Bu ders o adları koyuyor.
Konu göründüğünden daha kalabalık. Bir yerin adı var, o ada bağlanan bir beklenti var, o beklentiyi karşısındakine göre değiştiren bir kalabalık var ve bütün bunları aynı gün içinde birden çok kez üstlenen bir insan var. Dördü birbirine karışınca, hemşirenin koridorunda olan şey olur.
Dersin kazandıracağı şey bir ayırma becerisi. Ders bitince bir gerginliği dinlerken, gerilimin iki kişinin arasında mı, bir kişinin üstlendiği iki ad arasında mı, yoksa tek bir adın içindeki çelişkili beklentiler arasında mı olduğunu ayırt edebilecek ve üçüne aynı çözümü önermeyeceksin.
Hastane, aile şirketi ve okul anlatıları kurgudur; hiçbiri gerçek bir kişinin ya da kurumun kaydını taşımaz. Aynı gerilimin farklı adlar altında nasıl aynı biçimde kurulduğunu göstermek için sadeleştirildiler.
Sıfır noktası — yerin adı
Geçen dersin sınavını hatırla: bir yerdeki kişiyi değiştirdiğinde bağların yönü aynı kalıyorsa açıklanacak şey yerdedir. O sınavın işe yaraması için yerin kişiden bağımsız tarif edilebilmesi gerekiyordu. Tarif edilebilen yerin bir adı vardır.
Kelimenin gündelik kullanımı bu tanımı sürekli geri çeker. Gündelik dilde "statü sahibi" denince itibar anlaşılır; burada ise bir kapıcı da bir vali de aynı ölçüde statü sahibidir, çünkü ikisi de adlandırılmış bir yerde durur.
Statülerin bir kısmına insan kendi eylemiyle gelir, bir kısmı ona sorulmadan yazılır.
Yaygın yanlışBir kişinin tek bir statüsü olduğu sanılır.
Aynı kişi aynı anda kiracı, anne, sınıf annesi, sigortalı çalışan ve mahalle sakinidir. Bu adların tamamına birden statü kümesi denir ve bir insanı sosyolojik olarak tarif etmek, o kümeyi yazmakla başlar.
Mekanizma — addan beklentiye
Bir ad tek başına bir şey yaptırmaz. Adı işe koşan şey, ona bağlanan beklentidir.
Beklenti nereden geliyor sorusunun cevabı, bu dersin en işe yarar parçası. Beklenti tek bir kaynaktan gelmez; bir statünün karşısında birden fazla statü durur ve her biri kendi beklentisini yöneltir.
Rol kümesi kavramı bir şeyi görünür kılıyor: tek bir statüde durmak bile çelişkili beklentiler almak demektir, çünkü kümedeki statüler birbirinden farklı yerlerde durur ve farklı şeyler ister.
Kümenin çekiştirmesi her zaman aynı şiddette hissedilmez ve bunun düzenli sebepleri var. Kümedeki statülerin bir kısmı ötekilerden daha güçlüdür ve ağır basar. Bir kısmı kişiyi yakından görür, bir kısmı hiç görmez; görülmeyen beklenti karşılanmadığında bedel doğmaz. Aynı statüde duran başkaları varsa, çelişkiyi tek kişi değil bir grup karşılar ve yük dağılır. Bu sebeplerin adları ve ayrıntısı örgüt kurslarına bırakılıyor; burada gerekli olan şey, çelişkinin kişilik değil düzen üretimi olduğunu görmek.
Şimdi çelişkinin iki türünü ayırmak gerekiyor; çünkü hastanede hemşirenin yaşadığı şey ile öğretmenin yaşadığı şey aynı değil.
İki kavram yan yana konduğunda hastanedeki kararın anlamı değişiyor. Başhemşire hemşireye "daha iyi idare et" demedi, çünkü sorun idare sorunu değildi; iki adı iki ayrı koridora yerleştirdi. Çatışma böyle çözülür. Öğretmenin üç yönlü çekişmesi ise koridor değiştirmekle çözülmez; orada yapılabilecek şey beklentilerin kendisini müzakere etmektir.
Yaygın yanlışRol çatışmasının bir kişilik zayıflığı ya da beceriksizlik olduğu sanılır.
Aynı iki statüyü aynı yerde üstlenen herkes aynı çatışmayı yaşar; dayanıklılık çatışmanın kendisini değil, kişinin ona ne kadar süre katlanabildiğini değiştirir. Çözüm kişide aranırsa bir sonraki kişi aynı yere gelir ve aynı yerde sıkışır.
Kuramsal mercekler
Rolün ne olduğu konusunda sosyoloji iki uçta duran cevap ve ikisini birbirine bağlamaya çalışan üçüncü bir hat üretmiş durumda.
Birinci cevap: rol bir metindir. Bu görüşe göre toplum, her statü için ne yapılacağını önceden yazmış bir beklentiler kümesi hazır tutar; kişi o yere geldiğinde metni öğrenir ve oynar. Düzen, herkesin kendi metnini bilmesinden ve ötekilerin de aynı metni bilmesinden doğar. Bu cevabın gücü, aynı statüye gelen bambaşka insanların neden şaşırtıcı derecede benzer davrandığını açıklamasında.
İkinci cevap: rol her karşılaşmada kurulur. Bu görüşe göre hazır bir metin yoktur; insanlar karşılarındakinin ne beklediğini o anda okur, tahmin eder, dener ve karşılık aldıkça ayarlar. Rol, oynanmadan önce değil oynanırken biçimlenir. Bu cevabın gücü, aynı statünün farklı odalarda neden farklı oynandığını ve yeni durumlarda insanların nasıl yolunu bulduğunu açıklamasında.
İki cevap aynı olaya bakıp başka şey görür. Hemşirenin koridorda kalması birinci cevaba göre iki metnin çarpışmasıdır; ikinciye göre koridordaki herkesin ona nasıl seslenileceğini o anda kestirememesidir. Birinci cevap düzeltmeyi kuralda, ikinci cevap karşılaşmada arar.
Üçüncü hat: metin var ama eksik. Bu görüşe göre her statünün genel çizgileri önceden bellidir; ayrıntı ise her karşılaşmada doldurulur. Hemşireden ilaç vermesi beklenir, bu bellidir; babasına ilaç verip vermeyeceği ise metinde yazmaz ve o boşluk koridorda doldurulur. Bu hattın bedeli, metnin neresinin yazılı neresinin boş olduğunu her durumda ayrıca göstermek zorunda kalması.
Yaygın yanlışBu iki cevaptan birinin doğru, ötekinin yanlış olduğu sanılır.
Uzun süredir var olan ve sık gözlenen statülerde birinci cevap daha çok şey açıklar; yeni açılan, seyrek gözlenen ya da kalabalık rol kümesi taşıyan statülerde ikinci cevap daha çok şey açıklar. Elindeki statünün hangi tarafa yakın durduğunu sormak, iki cevaptan birini seçmekten çok şey öğretir.
Ölçek
Statü ve rol üç düzeyde de okunabiliyor, ama düzey değiştikçe gözün yakaladığı şey değişiyor.
Mikro düzeyde statü bir adres, rol bir karşılaşmadır. Tek bir konuşmada iki kişinin birbirine hangi adla seslendiği, kimin kime "siz" dediği ve kimin sözü kesebildiği, iki statünün o anda nasıl oynandığını gösterir. Rol çatışması da bu düzeyde hissedilir: aynı koridorda, aynı saatte, bir kişinin bedeninde.
Mezo düzeyde görünen şey rol kümelerinin dizilişidir. Bir kurumda hangi statülerin birbirini gördüğü, hangilerinin hiç karşılaşmadığı ve çelişkili beklentilerin hangi masada biriktiği bu düzeyde okunur. Mikro düzeyde bir kişinin tükenmişliği gibi görünen şey, mezo düzeyde bir kümenin bütün çelişkisini tek bir yere yığan bir diziliş olarak belirir.
Makro düzeyde soru başka: bir toplum statülerinin ne kadarını doğumla yazıyor, ne kadarını sonradan kazandırıyor? Kimi düzenlerde kişinin hayatının büyük bölümü doğduğu anda adlandırılmış olur; kimilerinde adların çoğu sonradan alınır ve değiştirilebilir. İki düzen aynı kişiye aynı gün içinde çok farklı sayıda ad yükler ve rol çatışmasının ne kadar sık yaşandığı, o adların sayısıyla birlikte değişir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bir statüye bağlı beklentinin gerçekten orada olduğunu ve iki beklentinin gerçekten çatıştığını göstermenin yerleşik yolları var.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Rol çatışmasının en yoğun yaşandığı yerlerden biri, akrabalık adlarıyla iş adlarının aynı çatı altında toplandığı aile işletmeleri. Türkiye'de küçük ve orta boy işletmelerin önemli bir kısmı aile işletmesidir ve bu, aynı kişilere gün boyu iki ayrı ad kümesiyle birden hitap edildiği anlamına geliyor.
Bir aile şirketinde ağabey aynı zamanda genel müdürdür, küçük kardeş aynı zamanda satış sorumlusudur, baba aynı zamanda yönetim kurulu başkanıdır. Akrabalık statüleri atfedilmiş ve değiştirilemez; şirket statüleri kazanılmış ve geri alınabilir. İki küme aynı masada oturduğunda, bir toplantıda alınan karara itiraz eden kişinin küçük kardeş olarak mı, satış sorumlusu olarak mı konuştuğu belirsizleşir.
Bu belirsizliğin bedeli, şirket bir kuşaktan ötekine geçerken en çok hissediliyor. Kimin yöneteceği sorusu, hem doğum sırasının hem de yeterliliğin cevap verdiği bir soru hâline gelir ve iki cevap çoğu zaman aynı kişiyi göstermez.
Aile ile işin bir arada durması Türkiye'ye özgü değil; dünyada ailelerin kurduğu işletmeler her yerde yaygın. Karşılaştırma asıl farkı iki kümeyi ayırma yönteminde buluyor. Bazı ülkelerde aile şirketleri yazılı bir aile anayasasıyla iki ad kümesini birbirinden ayırıyor: hangi kararların akrabalık masasında, hangilerinin şirket masasında alınacağı önceden yazılıyor. Japonya'da bazı köklü aile işletmelerinde ise tersi bir yol izleniyor: şirketi devralacak yetenekli damat evlat edinilerek kazanılmış bir statü atfedilmiş bir statüye çevriliyor ve iki küme ayrılmıyor, birleştiriliyor. Aynı çatışmaya iki toplum iki zıt çözüm üretmiş: biri iki adı ayırıyor, öteki ikisini tek ada indiriyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışStatünün itibar anlamına geldiği sanılır.
Bu derste statü, orayı kimin doldurduğundan bağımsız adlandırılmış bir yerdir ve sıralama bildirmez. Bir hastanenin temizlik görevlisi de başhekimi de statü sahibidir; iki yer arasındaki itibar farkı gerçektir ama ayrı bir dersin konusudur ve iki soruyu karıştırmak ikisini de bulanıklaştırır.
Yaygın yanlışRol çatışması ile rol geriliminin aynı şey olduğu sanılır.
Çatışma iki ayrı adın arasında, gerilim tek bir adın içinde yaşanır. Ayrım pratik bir sonuç doğurur: çatışma iki adı zaman ya da mekân olarak ayırmakla hafifler, gerilim ise ayrılacak ikinci bir ad olmadığı için beklentilerin kendisinin yeniden müzakeresini gerektirir.
Yaygın yanlışRolün kişiyi tamamen belirlediği sanılır.
Aynı statüde duran iki kişi aynı beklentiyi farklı oynar; beklenti bir aralık çizer, davranışı tek tek yazmaz. Rol kavramı kişiyi silmek için değil, iki kişi arasındaki farkın nerede başladığını görmek için kullanılır: ikisi de aynı aralıkta durduğu hâlde farklı davranıyorsa, fark artık kişiye yazılabilir.
Yaygın yanlışAtfedilen statünün değişmez, kazanılan statünün özgür bir seçim olduğu sanılır.
Atfedilen statülerin anlamı zamanla değişir; aynı yaşın kişiye yüklediği beklenti iki kuşak önce başkaydı. Kazanılan statüler ise herkese aynı ölçüde açık değildir; hangi kazanılan statülerin kime ulaşabilir olduğu, çoğu zaman kişinin atfedilen statüleriyle belirlenir.
Aklında kalsın
Dersin geriye bıraktığı ölçüler bunlar; her biri bir sonraki gerginlikte sırayla sorulacak.
- Statü, bir dizilişte kimden bağımsız adlandırılmış ve tanınan yerdir; bu derste sıralama değil adres bildirir.
- Atfedilen statü sorulmadan yazılır, kazanılan statü eylemle alınır ve ikisi bir çizgi değil bir eksendir.
- Statü işgal edilir, rol oynanır; beklenti kişiye değil yere bağlıdır.
- Tek bir statünün karşısında birden çok statü durur ve her biri kendi beklentisini yöneltir; bu toplama rol kümesi denir.
- Rol çatışması iki ayrı adın arasında yaşanır ve iki adı zaman ya da mekân olarak ayırmakla hafifler.
- Rol gerilimi tek bir adın içinde yaşanır ve ayrılacak ikinci ad olmadığı için beklentinin yeniden müzakeresini ister.
- Aynı yere gelen herkes aynı çatışmayı yaşıyorsa çözüm kişide değil dizilişte aranır.
Sonraki derse köprü
Bu ders boyunca "beklenti" kelimesini sürekli kullandık ve bir soruyu hiç sormadık: beklentinin gücü nereden geliyor?
Hemşireden koridoru terk etmesini bekleyen görevli bir şey yapmıyordu; sadece bakıyordu. Öteki hasta yakınları da bir şey yapmıyordu; sadece "o neden kalıyor" diyordu. Ne var ki hemşire bu bakışları ve bu cümleyi bir baskı olarak hissetti ve başhemşire o baskıyı bir kararla giderdi.
Bir beklentinin karşılanmaması, her zaman bir karşılık üretiyor. Kimi zaman bir bakış, kimi zaman bir cümle, kimi zaman yazılı bir ceza. Karşılığın hangi biçimi alacağı ve insanların o karşılığı neden hak edilmiş saydığı, rol kavramının kendisinden çıkmıyor.
Sıradaki ders bu boşluğu dolduracak. Bir beklentinin kural hâline nasıl geldiğini, kuralın arkasında hangi karşılığın durduğunu ve o karşılığın ne zaman haklı görülüp ne zaman keyfî sayıldığını ele alacağız. Bu dersteki rol kümesi orada yeni bir işlev kazanacak: kümedeki her köşe yalnız beklenti yöneltmez, karşılığın da bir kaynağıdır.