Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu kursun geri kalanı yedi cümlenin üstüne kuruluyor.
- Toplumsal yapı, ilişkilerin çizilebilir dizilişidir: kaç yer var, hangi yer hangisine bağlı, bağ hangi yönde işliyor.
- Bir yer, orayı dolduran kişiden bağımsız olarak tarif edilebiliyorsa, açıklanacak şey kişide değil yerdedir.
- Özcü açıklama sebebi birimin içinde arar; ilişkisel açıklama birimin durduğu yerde arar ve ikisi farklı sorulara götürür.
- Geçişin sınavı üç adımlıdır: sıfatı yaz, kimin yanında yakıştırıldığını belirle, aynı birimi bağların değiştiği ikinci bir yerde ara.
- Kişiler tamamen değiştiği hâlde sonuç sürüyorsa etki yapısaldır ve müdahale edilecek yer kişi değil biçimdir.
- Örgüt şeması bir beyandır, yapı ise gerçekte kullanılan bağdır; ikisinin ayrıştığı yer incelemenin en verimli noktasıdır.
- Diziliş her ölçekte bulunur: mikro düzeyde bir odanın söz sırası, mezo düzeyde işin geçtiği kanal, makro düzeyde iş bölümü.
Açılış sahnesi
Küçük bir atölyede haftalık çalışma listesini işçilerden biri hazırlıyor ve liste her cuma panoya asılıyor.
O kişiden söz edilirken kullanılan kelimeler bir yıl içinde sırayla değişti. Önce "işini bilen" dendi, sonra "kayıran" dendi, en sonunda öğle molasında masada ona yer açılmaz oldu.
Aynı kişi işten ayrılınca listeyi atölyenin en sevilen çalışanı devraldı. İki ay geçmeden aynı cümleler bu kez onun için kurulmaya başlandı ve masadaki yerler yeniden dizildi.
Bu sırada ilk kişi başka bir atölyede tezgâhın başına döndü ve orada kimse ondan şikâyet etmedi.
İki insanın da huyu değişmemişti. Değişen şey, herkesin istediği aynı kıt şeyi — hafta sonu iznini — haftada bir kez kimin dağıttığıydı.
Bu derste ne olacak
Önceki derste toplumu ilişkilerin yoğunlaştığı yer olarak tanımladık ve bir soruyu askıda bıraktık: hangi ilişkiler, birbirine göre nasıl dizilmiş?
Bu ders o dizilişin adını koyuyor ve onunla nasıl düşünüldüğünü gösteriyor. Karşılığı somut bir kazanç: ders bitince bir olayın karşısında sorduğun soru değişmiş olacak, çünkü "bu kişi nasıl biri" sorusunun yerini "bu kişi hangi bağların arasında, nerede duruyor" sorusu alacak.
Bir uyarıyı baştan yapmak gerekiyor. Bu ders, yapı ile failliği karşılaştırdığımız dersin ikinci turu değil. Orada bir sonucu kimin ürettiğini tartışmıştık; burada düzenin kendisinin nasıl bir biçimi olduğunu ve o biçimin nasıl çizileceğini soruyoruz. Aradaki fark, "kim yaptı" ile "burası neye benziyor" arasındaki fark kadar büyük.
Anlatılan atölyeler, birimler ve okullar kurgudur ve hiçbiri belirli bir işletmenin kaydı değildir. Aynı dizilişin birbirinden habersiz yerlerde nasıl tekrarlandığını yan yana koyabilmek için, ayrıntıları sadeleştirilmiş durumlar olarak düzenlendiler.
Sıfır noktası — yapının bir biçimi vardır
Geçen kursta yapıyı, kimsenin tek başına kurmadığı ve herkesin karşısında hazır bulduğu düzenlemeler diye tanımlamıştık. O tanım bir şeyi söylemiyordu: bu düzenlemelerin bir de görünüşü var.
Tanımın işe yarayan tarafı "çizilebilir" kelimesinde. Bir kural çizilemez, bir diziliş çizilebilir; bu yüzden toplumsal yapı hakkında konuşmak, kurallar hakkında konuşmaktan daha fazlasını verir.
İkinci ayırt edici tarafı, dizilişin yerleri kişilerden bağımsız olarak tarif edebilmesi. Buna kısaca yerine geçebilirlik sınavı diyoruz: bir yerdeki kişiyi değiştirdiğinde ilişkilerin yönü ve yükü büyük ölçüde aynı kalıyorsa, açıklanacak şey kişide değil yerde duruyor.
Yaygın yanlışToplumsal yapının bir örgüt şeması olduğu sanılır.
Şema, yerlerin nasıl olması gerektiğini gösteren bir beyandır; yapı ise gerçekte hangi bağın kullanıldığıdır. İkisi çoğu kurumda birbirini tutmaz ve tutmadığı yer, incelemeye başlanacak en verimli noktadır.
Mekanizma — ilişkisel düşünme nasıl işler
Bir olayın açıklaması iki ayrı yerde aranabilir ve arama yeri, bulunacak cevabı baştan biçimlendirir.
İki düşünme biçimi arasındaki fark bir üslup farkı değil, farklı sorulara götüren bir yol ayrımıdır. Özcü açıklama listeyi tutan kişinin huyunu araştırır; ilişkisel açıklama listenin neyi dağıttığını ve dağıtanın kaç kişiye karşı yalnız kaldığını araştırır.
Geçiş üç adımda yapılıyor ve üçü de yazılabilir.
Birinci adımda açıklanacak şeyin bir sıfat olarak kurulmuş hâli bir kenara yazılır: geçimsiz, verimsiz, kapalı, dirençli. İkinci adımda o sıfatın kime, ne zaman ve kimin yanında yakıştırıldığı belirlenir. Üçüncü adımda aynı birim, bağların değiştiği ikinci bir yerde aranır ve sıfatın orada da geçerli olup olmadığına bakılır.
Yaygın yanlışİlişkisel düşünmenin kişileri birbirinin aynısı saydığı sanılır.
İnsanlar arasındaki fark ortadan kalkmaz; ölçüldüğü zemin değişir. Aynı yerde duran iki kişinin farkı ancak yer sabit tutulduğunda görülebilir, aksi hâlde yerin etkisi kişiye yazılır.
Kuramsal mercekler
Toplumsal yapının ne olduğu sorusu tek bir cevapla kapanmıyor. Sosyolojide üç ayrı cevap yan yana duruyor ve her biri kendi araştırma programını üretmiş durumda.
Birinci cevap: yapı yerlerden oluşur. Bu görüşe göre bir toplumda önce yerler ve o yerler arasındaki bağlar vardır; insanlar bu yerlere sonradan gelir. Bir işyerini, bir akrabalık düzenini ya da bir piyasayı, içindeki kişileri hiç tanımadan tarif etmek mümkündür. Buradan bakıldığında kadro tamamen değiştiğinde aynı sonuçların neden sürdüğü kolayca anlatılabiliyor.
İkinci cevap: yapı sürüp giden ilişkilerin kendisidir. Bu görüşe göre yerler bağlardan önce gelmez; tekrarlanan alışverişler, karşılaşmalar ve yazışmalar bir süre sonra yer görüntüsü verir. İnsanlar birbirine yazmayı bıraktığı gün ortada tarif edilecek bir yapı kalmaz. Bu cevabın kazandırdığı şey, bir dizilişin nasıl kurulup nasıl dağıldığını izleyebilmektir.
Üçüncü cevap: yapı hem hazır bulunur hem her seferinde yeniden çizilir. Bu görüşe göre insanlar önlerinde buldukları dizilişin içinde davranır ve davranarak o dizilişi bir kez daha onaylar ya da biraz kaydırır. Yapı ne kişilerden önce duran bir iskelettir ne de her sabah sıfırdan kurulan bir şey.
Üçüncü cevabın da bir bedeli var. Uzlaştırıcı olduğu için, elindeki somut durumda hangi tarafın ağır bastığını sana kendiliğinden bildirmez. Tartışmanın yerleşmiş adları ve ayrıntılı cevapları var; onları kuram derslerine bırakıyoruz.
Yaygın yanlışBu üç cevaptan birinin ötekileri geçersiz kıldığı sanılır.
Her biri başka bir soruda işe yarıyor: bir düzenin neden yıllarca aynı kaldığını birincisi, nasıl kurulup nasıl dağıldığını ikincisi, gündelik davranışla dizilişin birbirini nasıl beslediğini üçüncüsü daha iyi anlatıyor. Hangisiyle çalıştığını yazmak, aralarından doğru olanı seçmeye uğraşmaktan verimlidir.
Ölçek
Diziliş her büyüklükte var ve büyüklük değiştikçe çizilecek şey değişiyor.
Mikro düzeyde yapı bir odanın içindedir. Kimin kimden sonra konuştuğu, kimin sözünün kesilebildiği ve kimin soruyu kime yönelttiği düzenli bir biçim gösterir; üç kişilik bir hanede bile bu biçim çizilebilir.
Mezo düzeyde yapı bağların akışıdır. Bir kurumda işin hangi kanaldan geçtiği, hangi onayın hangi masada beklediği ve hangi iki birimin hiç konuşmadığı bu düzeyde görünür. Mikro düzeyde huy sanılan şeylerin çoğu, bir üst düzeye çıkıldığında bir trafiğin sonucu olarak beliriyor.
Makro düzeyde yapı iş bölümüdür. Hangi işlerin hangi kesimlere düştüğü, hangi bağlantıların kurumsal olarak açık, hangilerinin kapalı olduğu bu düzeydedir ve tek bir kurumda görülemez.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bir dizilişin gerçekten orada olduğu üç ayrı yolla gösteriliyor ve üçünün de kör noktası farklı.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Dizilişin gündelik hayatta en çok hissedildiği yerlerden biri, aynı işyerinde farklı şirketlere bağlı çalışanların bir arada bulunmasıdır. Türkiye'de büyük tesislerde, hastanelerde ve kamu binalarında bu düzenleme yaygın biçimde kullanılıyor.
İki kişi aynı salonda, aynı saatlerde, aynı işi yapıyor olabilir. Biri işi yürüten asıl şirketle sözleşmeli, öteki aracı bir şirkete bağlıdır. Yaptıkları iş bakımından aralarında fark yoktur; bağlandıkları yer bakımından iki ayrı yapının içindedirler.
Fark, bir şey ters gittiğinde ortaya çıkıyor. Şikâyetin kime iletileceği, iznin kimden isteneceği ve sözleşmenin kim tarafından yenileneceği iki kişi için ayrı yerlere düşer. Yan yana duran iki insanın önündeki yollar, hiçbiri istemeden birbirinden ayrılır.
Aracı şirket üzerinden çalıştırma yalnız Türkiye'de kullanılan bir düzenleme değil ve karşılaştırma asıl ayrımı başka yerde buluyor: sorumluluk zinciri nereye kadar uzanıyor? Bazı düzenlemelerde asıl işi veren şirket zincirin tamamından sorumlu tutuluyor ve şikâyetin adresi tek kalıyor. Bazılarında sorumluluk yalnız doğrudan sözleşme tarafını bağlıyor ve adres zincirin her halkasında değişiyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBir yapıyı görebilmek için büyük bir topluluk gerektiği sanılır.
Üç kişilik bir hanede de kimin kime ne zaman ne söyleyebildiği düzenli bir biçim gösterir. Yapının varlığı sayıyla değil, bağların tekrarlanmasıyla ölçülür.
Yaygın yanlışİlişkisel düşünmenin her şeyi ilişkiye indirdiği sanılır.
İnsanların bedeni, geçmişi ve becerisi ortadan kalkmaz; bunların bir sonuca dönüşmesi için bir diziliş içinde bulunmaları gerektiği söylenir. Aynı beceri iki farklı yerde iki farklı karşılık bulur.
Yaygın yanlışİki yapının benzer görünmesinin aynı sonucu vereceği düşünülür.
Benzerlik hangi eksende bakıldığına bağlıdır ve bağların yönü çizimde kolayca atlanır. Aynı sayıda birim ve aynı sayıda bağ taşıyan iki düzen, bağlar ters yönde işlediğinde bambaşka çalışır.
Yaygın yanlışYapının değişmesi için önce insanların değişmesi gerektiği sanılır.
Sıklıkla tersi olur: bağların kurulma biçimi değiştirildiğinde, aynı insanlar başka türlü davranmaya başlar. Toplantıda sözün nereden başladığını değiştirmek, kimseyi ikna etmeye çalışmaktan hızlı sonuç verebilir.
Aklında kalsın
Bu kursun geri kalanı yedi cümlenin üstüne kuruluyor.
- Toplumsal yapı, ilişkilerin çizilebilir dizilişidir: kaç yer var, hangi yer hangisine bağlı, bağ hangi yönde işliyor.
- Bir yer, orayı dolduran kişiden bağımsız olarak tarif edilebiliyorsa, açıklanacak şey kişide değil yerdedir.
- Özcü açıklama sebebi birimin içinde arar; ilişkisel açıklama birimin durduğu yerde arar ve ikisi farklı sorulara götürür.
- Geçişin sınavı üç adımlıdır: sıfatı yaz, kimin yanında yakıştırıldığını belirle, aynı birimi bağların değiştiği ikinci bir yerde ara.
- Kişiler tamamen değiştiği hâlde sonuç sürüyorsa etki yapısaldır ve müdahale edilecek yer kişi değil biçimdir.
- Örgüt şeması bir beyandır, yapı ise gerçekte kullanılan bağdır; ikisinin ayrıştığı yer incelemenin en verimli noktasıdır.
- Diziliş her ölçekte bulunur: mikro düzeyde bir odanın söz sırası, mezo düzeyde işin geçtiği kanal, makro düzeyde iş bölümü.
Sonraki derse köprü
Bu ders boyunca bir kelimeyi kasten bulanık bıraktık. "Yer" dedik durduk ve o yerlerin adı olup olmadığını hiç sormadık.
Adları var. Bir dizilişteki her durak, orada kimin bulunacağından bağımsız olarak tanımlanmış bir ad ve o adla birlikte gelen bir beklenti taşır. Listeyi tutan kişiden beklenen şey, o kişinin kim olduğuna değil, listeyi tutan yerin ne olduğuna bağlıydı.
Bir zorluk da orada başlıyor. Kimse tek bir yerde durmuyor; aynı insan aynı gün içinde birkaç durakta birden bulunuyor ve bu durakların beklentileri her zaman birbiriyle uyuşmuyor.
Sıradaki derste bu durakları tek tek adlandıracağız. Bir yerin nasıl tanımlandığını, o yere bağlanan davranış beklentisinin nereden geldiğini ve bir kişinin birden çok yerde durmasının ne zaman çatışmaya döndüğünü ele alacağız. Buradaki yerine geçebilirlik sınavı orada keskinleşecek: yerin beklentisi sürerken, o beklentiyi taşıyan kişinin ne yaşadığını da ölçebileceğiz.