Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu dersin ucu bir sonraki tartışmaya bağlanacak; önce şunlar yerine otursun.
- Yapı, insanların hazır buldukları ve kendi kurmadıkları düzenlemelerdir; aynı hareketle hem sınırlar hem mümkün kılar.
- Faillik bir niyet değil bir kapasitedir: farklı davranabilme ve düzenlemeyi değiştirebilme gücü.
- "Faillik var mı" sorusu bir yere varmaz; "başka türlü yapabilir miydi ve yapsaydı ne olurdu" sorusu ölçülebilir.
- Yapılar çoğu zaman engelleyerek değil fiyatlandırarak işler; aynı davranışın bedeli konuma göre değişir ve faillik bu yüzden eşit dağılmaz.
- Bir düzenleme, kimse onu savunmasa bile herkesin ötekilerin uyduğunu varsayması sayesinde sürebilir.
- Faillik her düzeyde vardır ama sahibi değişir: mikro düzeyde yorum, mezo düzeyde usulü yazma yetkisi, makro düzeyde örgütlenmiş ve zamana yayılmış çaba.
- Yapı ile failliğin nasıl birleşeceği tartışması kapanmadı; üç konum farklı sorularda güçlü ve hangisini kullandığını yazmak senin işin.
Açılış sahnesi
Bir gişenin önünde insanlar bekliyor. Yeni gelen biri kimseye sormadan en arkaya geçiyor.
Kimse onu yönlendirmedi. Ortada bir tabela, bir görevli ya da bir çizgi yok. Yine de nereye duracağını biliyordu ve tereddüt etmedi.
Birkaç dakika sonra başka biri geliyor ve doğrudan öne yürüyor. Kimse kolundan tutmuyor, kimse onu geri göndermiyor. Bakışlar dönüyor, biri bir şey mırıldanıyor, öndeki kişi omzunu çeviriyor. Adam bir süre orada duruyor ve sonra geri çekiliyor.
Bu sahnede iki şey aynı anda doğru. Birinci kişiyi hiçbir şey zorlamadı ve o yine de kuralı uyguladı. İkinci kişiyi hiçbir şey engellemedi ve ona yine de bir şey oldu.
Sosyolojinin en eski tartışması bu iki cümlenin arasında duruyor. Kuyruk kimsenin yazmadığı bir düzendir ve herkes onu ayakta tutar; aynı zamanda herkes onu bozabilir ve bozmanın bir karşılığı vardır.
Bu derste ne olacak
Geçen ders incelenen birimin ne kadar büyük olduğunu sordu ve üç yanıt arasında dolaştı. Orada cevaplanmayan bir soru kalmıştı: bir sonucu kim üretiyor?
Bu ders o soruyu kuruyor. Karşımızda iki kelime var ve ikisi de gündelik dilde başka anlama geliyor, bu yüzden ikisini de yeniden tanımlamak gerekiyor.
Yol dört durakta ilerleyecek. Birincide iki kavramın tanımı yerine oturacak. İkincide failliğin nasıl ölçüleceğini kuracağız; elimize geçen en kullanışlı parça orada, çünkü faillik var ya da yok diye sorulduğunda tartışma hiç bitmiyor. Üçüncüde iki kavramın birbirini nasıl ürettiğine bakacağız. Dördüncüde bu tartışmanın neden kapanmadığını ve kapanmamasının neden bir kusur olmadığını göreceğiz.
Buradaki gişeler, işyerleri ve haneler kurgudur; gerçekte böyle bir kurum, böyle bir kişi yok. Her biri, aynı ikilemin bedeli değiştiğinde nasıl başka göründüğünü izleyebilmek için kuruldu.
Sıfır noktası — iki kelime
Gündelik dilde "yapı" sert bir şey çağrıştırır: bir duvar, bir iskelet, insanı sıkıştıran bir şey. Sosyolojide kelimenin işi bundan geniştir.
Tanımın en çok atlanan yeri "hem sınırlayan hem mümkün kılan" kısmıdır. Kuyruk seni öne geçmekten alıkoyar ve aynı anda sıranın ne zaman geleceğini kestirmeni sağlar. Dilin kuralları söyleyebileceklerini sınırlar ve tam da o sınır sayesinde seni bir başkası anlar.
Tanımın ikinci ayırt edici yeri kalıcılıktır. Bir düzenleme, onu yürüten kişilerin hepsi değiştiğinde de yerinde kalıyorsa, artık o kişilerin bir alışkanlığı değildir.
Yaygın yanlışYapının yalnız engelleyen bir şey olduğu sanılır.
Bir düzenleme aynı hareketle hem kapatır hem açar: bir sözleşme neyi yapamayacağını yazarken karşı tarafın da neyi yapamayacağını yazar. Yalnız kısıtlayan yüzü görüldüğünde, o düzenlemenin kaldırılmasının kimin hareket alanını daraltacağı hesaba katılmaz.
Mekanizma — failliğin sınavı
Faillik "var mı yok mu" diye sorulduğunda tartışma hiçbir yere varmaz, çünkü iki taraf da haklı görünür. Soruyu ölçülebilir hâle getiren şey biçimini değiştirmektir.
İkinci parça olmadan birincisi işe yaramaz. Kuyruğun önüne geçen adam bunu yapabilirdi ve gerçekten yaptı. Yapabilmesi failliği gösterir; ona olan şey ise yapının hâlâ orada olduğunu gösterir.
Bu iki kavram birlikte kullanıldığında soru şu hâle geliyor: bu kişinin önünde kaç seçenek vardı ve her seçeneğin bedeli neydi? Önceki bir derste kurduğumuz seçenek kümesi tam burada işe yarıyor — faillik, kümenin genişliğiyle ve seçeneklerin fiyatıyla birlikte ölçülür.
Böyle sorulduğunda faillik açık ya da kapalı bir kapı olmaktan çıkıyor. Bir aralık hâline geliyor ve aralığın genişliği ölçülebiliyor.
Yaygın yanlışFailliğin gösterilmesinin sorumluluğu kişiye yıkmak olduğu sanılır.
Faillik bir suçlama değil bir ölçüdür ve ölçünün ikinci parçası bedeldir. Bir kişinin başka türlü yapabildiğini söylemek, bunu yapmasının ona neye mal olacağını söylemeden yarım kalır; asıl bilgi de o ikinci yarıdadır.
Kuramsal mercekler
Yapı ile fail arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı sosyolojinin en uzun süredir açık duran tartışmasıdır. Üç konum sahayı paylaşıyor.
Birinci konum: yapı önce gelir. Bu görüşe göre insanlar dünyaya hazır bir düzenin içine doğar ve o düzen ne isteyeceklerini bile büyük ölçüde biçimlendirir. Bir kişinin kararı incelendiğinde, kararın kendisinden çok kararın alındığı çerçeve açıklayıcıdır. Bu konumun gücü, kişiler tamamen değiştiğinde bile aynı örüntülerin sürmesini açıklayabilmesidir.
İkinci konum: fail önce gelir. Bu görüşe göre yapı dediğimiz şeyin insanların tekrarlarından ayrı bir varlığı yoktur. Kuyruk, insanlar kuyruğa girmeyi bıraktığı gün ortadan kalkar. Bu konumun gücü, değişimi açıklayabilmesidir: bir düzen bozulduğunda bunu yapan bir güç değil, davranışını değiştiren insanlardır.
Üçüncü konum: ikisi aynı sürecin iki anıdır. Bu görüşe göre soruyu "hangisi önce" diye sormak zaten hatadır. İnsanlar hazır buldukları düzenlemeleri kullanarak davranır ve davranarak o düzenlemeleri yeniden var eder. Yapı davranışın hem koşulu hem sonucudur.
Bu üçüncü konumun kendi zorluğu var ve saklanmıyor: her şeyi aynı anda söylediği için, hangi durumda neyin ağır bastığını kestirmeye yaramayabilir. Tartışmanın verilmiş adları ve gelişmiş cevapları var; onları ileri kuram derslerine bırakıyoruz.
Yaygın yanlışBu üç konumdan birinin kazandığı ve ötekilerin aşıldığı sanılır.
Tartışma kapanmadı ve kapanmaması bir eksiklik değil. Üç konum farklı sorularda güçlü: süreklilik birinciye, değişim ikinciye, ikisinin bir arada nasıl yürüdüğü üçüncüye daha iyi cevap veriyor.
Ölçek
Geçen dersteki üç düzey burada kaybolmuyor; failliğin nerede aranacağını söylüyor. Faillik her düzeyde var ve her düzeyde sahibi değişiyor.
Mikro düzeyde faillik yorumdur. Aynı kural iki kişi tarafından farklı uygulanır, bir cümle yumuşatılır ya da sertleştirilir, bir istisna tanınır. Burada faillik küçük görünür ve gündelik hayatı asıl biçimlendiren yer burasıdır.
Mezo düzeyde faillik yazma yetkisidir. Bir kurumun usulünü kimin belirlediği, hangi işin hangi sırayla ele alınacağına kimin karar verdiği bu düzeydedir. Mikro düzeyde yapı gibi görünen pek çok şey, mezo düzeyde birinin kararıdır.
Makro düzeyde faillik yavaş ve topludur. Bir yasa, bir teamül ya da bir dil kuralı tek bir kişinin kararıyla değişmez; değişimi taşıyan şey örgütlenmiş ve zamana yayılmış bir çabadır.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Kimsenin dile getirmediği bir düzenlemeyi görünür kılmanın yerleşik üç yolu şöyle işliyor.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Yapı ile failliğin birlikte çalıştığı en somut alanlardan biri hane içindeki bakım işidir.
Bir ailede yaşlı bir yakının bakıma ihtiyacı olduğunda kimin işini bırakacağı ya da azaltacağı bir aile kararı gibi görünür. Kararın verildiği çerçeve ise ailenin dışında kuruludur: izin hakkının kime tanındığı, kurumsal bakım hizmetine ulaşmanın ne kadar mümkün olduğu, işten ayrılan kişinin sonradan işe dönebilme ihtimali.
Türkiye'de bakımın önemli bir kısmı hane içinde ve çoğunlukla kadınlar tarafından karşılanıyor. Bu bir tercihler toplamı olarak da okunabilir ve okunduğunda eksik kalır: seçenek kümesi her hanede aynı değil ve seçeneklerin bedeli de aynı değil.
Karşılaştırma burada aydınlatıcı. Bazı ülkelerde bakım izni kişiye tanınmış ve bir başkasına devredilemez biçimde düzenlenmiş; orada "kim bırakacak" sorusu hane içinde tartışılmadan önce kısmen cevaplanmış oluyor. Bazı ülkelerde izin haneye tanınıyor ve kimin kullanacağı aileye bırakılıyor; orada karar hane içinde veriliyor ve yerleşik beklentiler ağır basıyor.
Aynı iki eş, iki düzenlemede iki farklı karar verir. İkisinde de karar onlarındır ve ikisinde de kararın çerçevesi başka yerde çizilmiştir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışYapı ile failliğin bir terazi olduğu düşünülür ve biri arttıkça ötekinin azalacağı sanılır.
İkisi aynı ölçekte yer almaz. Bir kişinin faillik alanı çoğu zaman içinde bulunduğu düzenleme sayesinde genişler; bir hakkın tanınması hem bir kural hem bir imkândır.
Yaygın yanlışYapının insanlardan bağımsız bir güç olduğu sanılır.
Yapı, insanlar dışında bir yerde durmaz; insanların tekrar eden davranışlarında durur ve o davranışlar değiştiğinde değişir. Zor olan şey yapının değişmezliği değil, tek başına davranış değiştirmenin bedelidir.
Yaygın yanlışFaillik denince kahramanca bir karşı çıkış anlaşılır.
Failliğin çoğu sessizdir: kuralı biraz esnetmek, istisnayı tanımak, işi başka sırayla yapmak. Bu küçük hareketler zamanla birikir ve yerleşik uygulamanın ne olduğunu değiştirir.
Yaygın yanlışBir düzenlemenin sürmesinin onu birilerinin savunduğu anlamına geldiği düşünülür.
Pek çok düzenleme kimse istemediği hâlde sürer, çünkü herkes ötekilerin ona uyduğunu varsayar. Bu durumda değişimi engelleyen şey bir çıkar değil, bir beklenti örüntüsüdür.
Aklında kalsın
Bu dersin ucu bir sonraki tartışmaya bağlanacak; önce şunlar yerine otursun.
- Yapı, insanların hazır buldukları ve kendi kurmadıkları düzenlemelerdir; aynı hareketle hem sınırlar hem mümkün kılar.
- Faillik bir niyet değil bir kapasitedir: farklı davranabilme ve düzenlemeyi değiştirebilme gücü.
- "Faillik var mı" sorusu bir yere varmaz; "başka türlü yapabilir miydi ve yapsaydı ne olurdu" sorusu ölçülebilir.
- Yapılar çoğu zaman engelleyerek değil fiyatlandırarak işler; aynı davranışın bedeli konuma göre değişir ve faillik bu yüzden eşit dağılmaz.
- Bir düzenleme, kimse onu savunmasa bile herkesin ötekilerin uyduğunu varsayması sayesinde sürebilir.
- Faillik her düzeyde vardır ama sahibi değişir: mikro düzeyde yorum, mezo düzeyde usulü yazma yetkisi, makro düzeyde örgütlenmiş ve zamana yayılmış çaba.
- Yapı ile failliğin nasıl birleşeceği tartışması kapanmadı; üç konum farklı sorularda güçlü ve hangisini kullandığını yazmak senin işin.
Sonraki derse köprü
Bu dersin açılışında bir şeyi sessizce geçtik. Gişeye gelen kişi nereye duracağını kimse söylemeden biliyordu.
O bilgi bir yerden geliyor ve adı var: gündelik bilgi. Nasıl davranılacağını, kimden ne bekleneceğini ve neyin uygun sayıldığını hiç okumadan bilirsin. Bu bilgi gerçek bir bilgidir ve onsuz tek bir gün geçirilemez.
Aynı bilgi sosyolojinin en zorlu rakibidir. Bir toplumsal olgu hakkında konuşurken çoğu kişinin elinde zaten bir açıklama vardır ve o açıklama tanıdık, akıcı ve çoğu zaman kısmen doğrudur. Bu yüzden yanlış olduğunu göstermek, hiç bilinmeyen bir şeyi öğretmekten daha zordur.
Sıradaki derste bu ikisini karşılaştıracağız. Gündelik bilginin hangi işlerde yeterli olduğunu, nerede sistemli biçimde yanıldığını ve sosyolojik bir açıklamanın ondan hangi ölçütlerle ayrıldığını ele alacağız. Bu dersteki bedel fikri orada geri dönecek: bir açıklamanın rahatlatıcı olması ile doğru olması aynı şey değil.