İçeriğe geç

TEM-101-04·Sosyoloji Nedir?

Mikro, mezo ve makro analiz düzeyleri

temel2.454 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir olguyu incelemeye başlarken elde tutulacaklar.

  1. Düzey, incelenen birimin büyüklüğüdür: mikro düzeyde etkileşim, mezo düzeyde örgüt, makro düzeyde toplumun bütününde geçerli düzenlemeler bulunur.
  2. Bir olgu üç düzeyde birden vardır ve her düzeyde başka bir şey görünür; üç anlatının birbirini yalanlaması gerekmez.
  3. Bir sorunun düzeyi, o soruda neyin değiştiğine bakılarak bulunur — karşılaştırma birimi neyse düzey odur.
  4. Karşılaştırmanda sabit tutulan hiçbir şey o karşılaştırmadaki farkı açıklayamaz; yalnız sonucun genel seviyesini belirler.
  5. Bir düzeyde ölçülen ilişki başka bir düzeyde geçerli sayılamaz ve bu hata iki yönde de yapılır.
  6. Tek tek makul kararlar birleşerek kimsenin seçmediği bir sonuç üretebilir; büyük düzenleme de küçük ölçekte hangi konuşmanın yapılabileceğini önceden sınırlar.
  7. Ortadaki katman büyük düzenlemenin gündelik hayata çevrildiği yerdir; aynı kural iki örgütten geçerken iki farklı şeye dönüşür.

Açılış sahnesi

Bir öğrenci okula gelmeyi bıraktı ve üç kişiye ne olduğu soruldu. Üçü de biliyor.

Öğretmen anlatıyor: çocuk son aylarda derse geç kalmaya başlamıştı, sınıftaki iki arkadaşıyla arası bozulmuştu, bir sınavdan sonra iyice sessizleşti.

Okul müdürü başka bir şey anlatıyor: aynı sınıf düzeyinden bu yıl birkaç öğrenci daha ayrıldı, öğretmen kadrosu yenilendi, servis saatleri değişti ve uzak mahallelerden gelen çocuklar ilk derse yetişemez oldu.

Eğitim yönetiminde çalışan üçüncü kişi bambaşka bir şey söylüyor: aynı dönemde çevredeki pek çok okulda benzer ayrılmalar görüldü ve bunlar tarım işlerinin takvimiyle örtüşüyordu.

Üç anlatı da doğru. Üçü aynı çocuktan söz ediyor ve üçü apayrı bir şeyden söz ediyor.

"Hangisi asıl sebep" sorusu burada işe yaramaz, çünkü üç anlatı birbirini yalanlamıyor. İşe yarayan soru şudur: bu anlatıların her biri hangi büyüklükteki birim hakkında konuşuyor?

Bu derste ne olacak

Bir önceki derste bir sıkıntının kişide mi düzenlemede mi durduğunu ayırmayı kurduk. O ayrım iki uç noktaya bakıyordu. Bu ders aradaki katmanı da yerine oturtuyor ve elimize üçlü bir alet veriyor.

Sosyolojinin en çok kullanılan ayrımı bu: bir olguya bakarken hangi büyüklükteki birimi incelediğini bilmek. Üç büyüklük var ve üçü de aynı olguda aynı anda bulunuyor.

Dört iş yapacağız. Önce üç düzeyi tanımlayacağız. Sonra bir sorunun hangi düzeye ait olduğunu bulmanın yolunu kuracağız — bu, dersin en çok işe yarayan parçası. Ardından düzeylerin birbirini nasıl beslediğine bakacağız. Son olarak düzeyler arasında bilgi taşırken yapılan hataları ayıracağız.

Buradaki okullar, servisler ve kurumlar kurgu; hiçbiri gerçek bir yere karşılık gelmiyor. Aynı olayın üç büyüklükte nasıl göründüğünü art arda gösterebilmek için tasarlandılar.

Sıfır noktası — üç büyüklük

Bir düzey, incelenen birimin büyüklüğüdür. Büyüklük değiştiğinde görünen şey de değişir ve bu, bir bakış açısı tercihi değil bir ölçme kararıdır.

Açılıştaki üç anlatı tam olarak bu üç büyüklüğe düşüyor. Öğretmen mikro düzeyde konuşuyor, müdür mezo düzeyde, üçüncü kişi makro düzeyde.

Yaygın yanlışDüzeylerin bir önem sıralaması olduğu sanılır ve makro düzey "asıl" sayılır.
Doğrusu

Büyüklük ile önem farklı şeylerdir. Bir çocuğun okulu bırakmasında belirleyici olan şey bazen bir sınıf içi ilişki, bazen bir servis saati, bazen bir mevsimlik iş takvimidir; hangisinin ağır bastığı incelenerek bulunur, büyüklüğüne bakılarak değil.

Mekanizma — bir soru hangi düzeye aittir

Burada dersin taşıyıcı fikri geliyor ve tek bir cümleye sığıyor: bir sorunun düzeyi, o soruda neyin değişip neyin sabit kaldığına bakılarak bulunur.

Bir açıklama daima bir farkı açıklar. Bir şeyin neden böyle olduğunu sorduğunda aslında onu neden başka türlü olmadığıyla karşılaştırırsın ve o karşılaştırmanın birimi düzeyi belirler.

Aynı okuldaki öğrencileri birbiriyle karşılaştırıyorsan sorun mikro düzeydedir: neden bu çocuk ayrıldı da yan sıradaki ayrılmadı?

Okulları birbiriyle karşılaştırıyorsan soru mezo düzeye taşınmıştır: neden bu okulda ayrılmalar arttı da aynı ilçedeki öteki okulda artmadı?

Dönemleri ya da ülkeleri karşılaştırıyorsan soru makro düzeydedir: neden bu yıllarda arttı da önceki yıllarda artmamıştı?

Bu kuralın bir yan sonucu var ve asıl işe yarayan kısım orası. Karşılaştırmanda sabit tutulan hiçbir şey, o karşılaştırmadaki farkı açıklayamaz.

Tek bir okulun içindeki öğrencileri karşılaştırıyorsan, okulun kuralları herkes için aynı olduğundan farkı açıklayamaz. Aynı ülkedeki okulları karşılaştırıyorsan, ulusal mevzuat hepsinde aynı olduğundan aradaki farkı açıklayamaz. Sabit olan şey açıklamanın içine giremez; ancak sonucun genel seviyesini belirler.

Yaygın yanlışHatanın yalnız bir yönde işlediği sanılır.
Doğrusu

Ters yönü de aynı derecede yaygındır: tek tek kişilerde gözlenen bir eğilim, toplulukların tamamı hakkında bir iddiaya çevrilir. İki yönde de yapılan şey aynıdır — bir düzeyde ölçülen bir ilişkinin başka bir düzeyde geçerli olduğunu varsaymak.

Kuramsal mercekler

Düzeylerin nasıl birleştirileceği sosyolojinin çözülmüş değil, açık tartışmalarından biridir. İki konum karşı karşıya duruyor ve ikisinin de tutarlı gerekçesi var.

Birinci konum: sonunda insanlar yapar. Bu görüşe göre makro bir örüntünün açıklaması, o örüntüyü üreten insan davranışlarına kadar götürülmediği sürece tamamlanmış sayılmaz. Aksi hâlde açıklama, kimsenin yapmadığı bir şeyi yapan failsiz bir güçten söz eder ve o gücün nasıl işlediği hiç sorulmaz. Bu konumun yakın akrabası, önceki bir derste tanımladığımız yöntemsel bireycilik yaklaşımıdır.

İkinci konum: bazı şeyler yalnız büyük birimde vardır. Bu görüşe göre bir topluluğa ait olan ve üyelerinde karşılığı bulunmayan özellikler vardır; bunları kişilere çevirmeye çalışmak bilgi kazandırmaz, bilgi kaybettirir. Bir para biriminin geçerliliği, bir mesleğe girişin kapısı ya da bir yazım kuralı böyledir. Açıklama, bu özellikleri kendi düzeyinde ele almalıdır.

Anlaşmazlık aslında bir olgu anlaşmazlığı değil, "açıklama neye denir" anlaşmazlığıdır. Birinci konum için bir açıklama, bir mekanizmanın adım adım gösterilmesidir. İkinci konum için bir açıklama, bir düzenliliğin hangi koşullar altında ortaya çıktığının gösterilmesidir. İki ölçüt farklı şeyler ister ve bu yüzden aynı çalışma birine yeterli, ötekine eksik görünür.

Yaygın yanlışBu tartışmada taraf tutmanın zorunlu olduğu sanılır.
Doğrusu

Zorunlu olan şey, kendi çalışmanda hangi ölçütü kullandığını yazmaktır. Yazılmadığında okur, eksik bulduğu şeyin bir kusur mu yoksa bir tercih mi olduğunu ayırt edemez.

Ölçek

Üç düzey ayrı kutular değil; birbirini iki yönde besliyorlar ve iki yön ayrı adlar taşıyor.

Aşağıdan yukarı işleyen yön, tek tek kararların bir araya gelerek kimsenin seçmediği bir sonuç üretmesidir.

Yukarıdan aşağı işleyen yön ise koşullamadır. Büyük düzenleme, küçük ölçekte hangi konuşmaların yapılabileceğini ve hangilerinin anlamsız kalacağını belirler.

Ortadaki katman iki yönün de geçtiği yerdir ve tam bu yüzden en çok atlanan katmandır. Büyük bir düzenleme gündelik hayata doğrudan inmez; bir örgütün elinden geçerek iner ve o elden geçerken değişir.

Bu katmanın atlanmasının bir sebebi de görünürlüğüdür. Kişinin yaşadığı şey anlatılabilir, ulusal bir düzenleme yazılı bir metin olarak ortada durur; ikisinin arasındaki örgütün nasıl karar verdiği ise ne kişide ne metinde görünür. Bir kurumun işleri hangi sırayla ele aldığı çoğu zaman hiçbir yerde yazmaz ve yine de sonucu belirler.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bir olgunun hangi düzeyde üretildiğini göstermenin yerleşik yolları var ve üçü sık kullanılıyor.

Üçünün de ortak bir sınırı var ve ders bunu saklamamalı. Bu yöntemler bir farkın hangi katmanda ayrıştığını gösterir, o katmanda tam olarak neyin işlediğini göstermez. Okullar arasında ayrışan bir sonuç, okulun hangi kararının sonucu ürettiğini kendiliğinden söylemez; onu bulmak için o okulların içine bakan ayrı bir çalışma gerekir. Düzey belirlemek, açıklamanın kendisi değil, açıklamanın nerede aranacağının belirlenmesidir.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Üç düzeyin birbirinden ayrıldığı en görünür alanlardan biri Türkiye'de okula erişimdir.

Makro düzeyde zorunlu eğitim süresi, müfredatın genel çerçevesi ve okulların dağılımına ilişkin kararlar duruyor. Mezo düzeyde okulun kendisi var: taşımalı düzenlemede servis güzergâhının nereden geçtiği, derse geç kalan çocuğun nasıl karşılandığı, devamsızlık uyarısının hangi aşamada verildiği. Mikro düzeyde ise sınıfın içi var.

Mevsimlik tarım işçiliğiyle birlikte yer değiştiren ailelerin çocukları bu üç düzeyin kesiştiği yerde duruyor. Ailenin hareketi makro bir iş düzeninden geliyor, çocuğun kaydının ne olacağına mezo düzeyde karar veriliyor ve geri döndüğünde sınıfa nasıl katılacağı mikro düzeyde belirleniyor.

Karşılaştırma bu katmanların ağırlığının her yerde aynı olmadığını gösteriyor. Bazı ülkelerde okulun bütçesi, öğretmen alımı ve müfredatın önemli bir kısmı yerel düzeyde kararlaştırılıyor; orada mezo katman çok ağır basıyor ve okullar arasındaki fark büyüyor. Bazı ülkelerde bu kararların çoğu merkezî; orada okullar birbirine benziyor ve fark başka yerlerde birikiyor.

Buradan çıkan sonuç şu: "okullar arasındaki fark" ifadesi iki ülkede aynı şeyi ölçmez. Bir düzenlemede fark okulun kendi kararlarından, ötekinde okulun bulunduğu yerden gelir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir olgunun tek bir gerçek düzeyi olduğu sanılır ve öteki düzeylerdeki anlatılar eksik sayılır.
Doğrusu

Bir olgu üç düzeyde birden vardır ve her düzeyde ölçülebilir bir şey bırakır. Eksik olan anlatı değil, hangi düzeyde konuşulduğunun söylenmemesidir.

Yaygın yanlışMikro düzeyin "küçük şeyler", makro düzeyin "önemli şeyler" olduğu düşünülür.
Doğrusu

Bir sınıf içindeki karşılanma biçimi bir çocuğun okulla ilişkisini yıllarca belirleyebilir. Büyüklük, incelenen birimin kapsamını anlatır; sonucun ağırlığını değil.

Yaygın yanlışMezo düzeyin makro düzeyin küçültülmüş hâli olduğu sanılır.
Doğrusu

Örgüt, büyük düzenlemenin ölçekli bir kopyası değildir; kendi kaynak sınırları, kendi alışkanlıkları ve kendi karar sırası vardır. Aynı kuralın iki kurumda iki farklı şeye dönüşmesinin sebebi budur.

Yaygın yanlışDüzey ayrımının bir sınıflandırma alıştırması olduğu düşünülür.
Doğrusu

Ayrımın işlevi etiketlemek değil, karşılaştırmayı doğru kurmak. Yanlış düzeye sorulan soru cevapsız kalmaz — yanlış bir cevap alır ve o cevap tutarlı göründüğü için düzeltilmesi zor olur.

Aklında kalsın

Bir olguyu incelemeye başlarken elde tutulacaklar.

  1. Düzey, incelenen birimin büyüklüğüdür: mikro düzeyde etkileşim, mezo düzeyde örgüt, makro düzeyde toplumun bütününde geçerli düzenlemeler bulunur.
  2. Bir olgu üç düzeyde birden vardır ve her düzeyde başka bir şey görünür; üç anlatının birbirini yalanlaması gerekmez.
  3. Bir sorunun düzeyi, o soruda neyin değiştiğine bakılarak bulunur — karşılaştırma birimi neyse düzey odur.
  4. Karşılaştırmanda sabit tutulan hiçbir şey o karşılaştırmadaki farkı açıklayamaz; yalnız sonucun genel seviyesini belirler.
  5. Bir düzeyde ölçülen ilişki başka bir düzeyde geçerli sayılamaz ve bu hata iki yönde de yapılır.
  6. Tek tek makul kararlar birleşerek kimsenin seçmediği bir sonuç üretebilir; büyük düzenleme de küçük ölçekte hangi konuşmanın yapılabileceğini önceden sınırlar.
  7. Ortadaki katman büyük düzenlemenin gündelik hayata çevrildiği yerdir; aynı kural iki örgütten geçerken iki farklı şeye dönüşür.

Sonraki derse köprü

Bu derste birimin büyüklüğünü sorduk ve üç büyüklük arasında gidip geldik. Bir soru bu eksende hiç cevaplanmıyor ve derse üç yerde birden sızdı.

Bileşim etkisinde kimsenin istemediği bir sonucun ortaya çıktığını söyledik. Koşullamada bir takvimin bir sınıftaki konuşmayı sınırladığını söyledik. Kuramsal merceklerde "sonunda insanlar yapar" ile "bazı şeyler yalnız büyük birimde vardır" konumlarını karşı karşıya koyduk. Üçünde de aynı soru duruyor: bir sonucu kim üretti — insanlar mı, yoksa insanları kuşatan düzen mi?

Bu soru bir büyüklük sorusu değil, bir failliğin nerede durduğu sorusu. Bir okul kimseyi zorlamaz ve yine de neyin yapılabileceğini belirler; bir kişi kuralı çiğneyebilir ve çiğnemenin bir bedeli vardır.

Sıradaki derste bu ekseni kuracağız. İnsanların davranışını sınırlayan ve mümkün kılan düzenlemeleri, o düzenlemelerin içinde karar veren failleri ve ikisini birbirinden ayrı iki şey saymayı reddeden ilişkisel bakışı ele alacağız. Bu dersteki üç düzey orada kaybolmayacak; failliğin hangi büyüklükte aranacağını söyleyen alet olarak yanımızda duracak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.