İçeriğe geç

KUR-215-06·Sosyolojik Teori Karşılaştırma Laboratuvarı

Kuram seçmek, birleştirmek ve sınırlarını belirtmek

temel2.552 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kuram seçmek, soru seçmektir; kuramsal çerçeve konudan değil, araştırma sorusundan başlamalıdır.
  2. Kuram seçiminde soruyla uyum, düzey uyumu, veriyle uyum ve alanın durumu birlikte gözetilir.
  3. Kuramlar yan yana, iç içe ya da kavram ödünçleme yoluyla birleştirilebilir; birleştirme, varsayım uyumunun açıkça tartışılmasını gerektirir.
  4. Kavramsal germe, bir kavramı ilk bağlamının çok ötesine taşıyıp ayırt edici gücünü yitirmesine yol açar.
  5. Sınır beyanı, kuramın ve bulguların neyi açıklayamadığını açıkça söyler ve okura bir yol haritası sunar.
  6. Kuramsal katkı, bir araştırmanın kurama ya da alandaki tartışmaya ne eklediğinin açık ifadesidir; belirtilmediğinde araştırma yalnız bir uygulama örneği gibi okunur.
  7. Türkiye'de çocukların sokaktan çekilmesi, aynı değişimin farklı sorulara göre farklı kuramlar çağırdığını ve seçilmeyen okumaların sınır beyanında anılması gerektiğini gösterir.

Açılış sahnesi

Zeynep, yüksek lisans tez önerisini savunmak için küçük bir toplantı odasında üç öğretim üyesinin karşısında oturuyor. Konusu, altmış beş yaş üstü insanların akıllı telefon kullanımı. Önerisinin kuram bölümü uzun: Giddens'ın uzman sistemlere güven kavramı, Bourdieu'nün sermaye türleri, Goffman'ın yüz çalışması, kuşak sosyolojisi ve feminist bakım tartışmaları. Her birinden iki üç sayfa özet yazmış.

Jüri başkanı öneriyi masaya koyuyor: «Çok emek vermişsiniz. Ama bu beş kuramın hepsiyle ne yapacaksınız?» Zeynep, konunun karmaşık olduğunu, her kuramın bir yönü açıkladığını söylüyor. İkinci jüri üyesi başka bir soru soruyor: «Tezinizin asıl sorusu ne? Yaşlılar telefonu neden kullanıyor mu, nasıl kullanıyor mu, yoksa telefon onların aile içindeki konumunu nasıl değiştiriyor mu?» Zeynep bir an duraksıyor. Üçüncü üye ise daha sert: «Bourdieu ile Goffman'ı aynı paragrafta kullanıyorsunuz, ama biri insanları sınıf konumlarıyla, öbürü karşılaşma anlarıyla açıklıyor. Bunları nasıl bağlayacaksınız?»

Toplantıdan çıkarken Zeynep'in elinde bir not var: soruyu netleştir, kuramları azalt, birleştirme gerekçesini yaz, kuramın açıklayamadıklarını söyle.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Önceki derste tek bir olguyu yedi kuramla açıkladık. Bir laboratuvar egzersizi olarak bu verimliydi; ama gerçek bir araştırmada, bir tezde ya da bir makalede yedi kuramı birden kullanmak nadiren iyi bir fikirdir. Bu ders, Zeynep'in jüriden aldığı dört notu sırayla ele alıyor.

Önce kuram seçmenin ölçütlerini, sonra iki kuramı birleştirmenin yollarını ve tuzaklarını, ardından bir kuramın sınırlarını açıkça yazmanın ve araştırmanın kurama ne kattığını göstermenin biçimlerini inceleyeceğiz.

Sıfır noktası — kuram seçmek, soru seçmektir

Yöntem derslerinde kuramı, kavramları ve hipotezleri birbirine bağlayan bir açıklama yapısı olarak görmüştük. Bir araştırmada kuram, gözlükten çok bir haritaya benzer: nereye bakacağını, neyi arayacağını ve bulduğunu nasıl yorumlayacağını belirler.

Zeynep'in önerisindeki sorun, kuramsal çerçevenin sorudan değil, konudan başlamasıydı. Konu, yani yaşlıların telefon kullanımı, pek çok soruya açıktır. Her soru, başka bir kuramı çağırır.

Mekanizma — seçmenin ölçütleri

Bir kuramı seçerken araştırmacının sorabileceği birkaç ölçüt vardır.

Birincisi, soruyla uyumdur: kuram, araştırma sorusunun sorduğu şeyi, örneğin bir farkın nedenini, bir deneyimin anlamını ya da bir sürecin işleyişini açıklamak için mi geliştirilmiş?

İkincisi, düzey uyumudur: soru mikro düzeyde bir etkileşimle mi, mezo düzeyde bir kurumla mı, yoksa makro düzeyde bir dönüşümle mi ilgili? Bir etkileşim sorusunu yalnız makro bir kuramla açıklamaya çalışmak, düzeyler arasında bir boşluk bırakır.

Üçüncüsü, veriyle uyumdur: laboratuvarın ilk dersinde gördüğümüz gibi, her kuram belirli türde kanıtları ciddiye alır. Söylemleri inceleyen bir kuramla yalnız kapalı uçlu anket verisi toplamak, kuramın istediği kanıtı üretmez.

Dördüncüsü, alanın durumudur: seçilen kuram, o alanda daha önce yapılmış çalışmalarla nasıl bir ilişki kuruyor? Herkesin kullandığı bir kuramı bir kez daha uygulamak mı, yoksa az kullanılmış bir kuramla yeni bir soru açmak mı?

Birleştirmenin yolları ve tuzakları

Bazen tek bir kuram yetmez. Önceki derslerde gördüğümüz açıklayıcı iş bölümü, iki kuramın farklı parçaları açıklayarak birbirini tamamlayabileceğini gösteriyordu. Ama birleştirme, kuramların varsayımları arasındaki ilişkiyi hesaba katmayı gerektirir.

Birleştirmenin üç yaygın yolu vardır. Birincisi, yan yana kullanımdır: iki kuram, araştırmanın iki ayrı sorusuna ya da iki ayrı bölümüne cevap verir. İkincisi, iç içe kullanımdır: bir kuram makro bağlamı, öbürü bu bağlam içindeki etkileşimleri açıklar. Üçüncüsü, kavram ödünçlemedir: bir kuramın genel çerçevesi korunur, ama başka bir kuramdan belirli bir kavram alınır. Hazırlık derslerinde kavram ödünçlemenin disiplinler arasında nasıl yapıldığını ve hangi riskleri taşıdığını görmüştük; kuramlar arasında da aynı riskler geçerlidir.

Birleştirmenin bir tuzağı da kavramları yerlerinden koparıp her şeye uygulamaktır.

Sınırları belirtmek ve katkıyı göstermek

Bir kuramı seçmek, onun göremeyeceği şeyleri de seçmek demektir. Önceki ünitede her kuramın kör noktaları olduğunu görmüştük. İyi bir araştırma, bu kör noktaları gizlemez, açıkça yazar.

Temel derslerde bir bulgunun hangi koşullar altında geçerli olduğunu anlatan kapsam koşulunu tanımıştık. Kuramlar için de benzer bir beyana ihtiyaç vardır.

Sınırlar kadar katkıyı da açık yazmak gerekir.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Kuram seçme, birleştirme ve sınırlarını belirtme ölçütleri yol gösterir, ama mekanik bir kural listesine dönüştürülmemelidir.

Birincisi, kuram seçimi her zaman yalnız sorudan doğmaz. Araştırmacının eğitimi, danışmanının tercihi, bölümün geleneği ve dergilerin beklentileri de seçimi etkiler. Bu etkileri görmezden gelmek yerine, onları farkında olarak yönetmek gerekir.

İkincisi, varsayım uyumu ilkesi, farklı gelenekleri bir araya getiren yaratıcı sentezleri caydırabilir. Sosyoloji tarihinin en verimli kuramlarının bir kısmı, uyumsuz görünen geleneklerin cesur birleşimlerinden doğmuştur.

Üçüncüsü, sınır beyanları bazen içi boş bir formaliteye dönüşür: her tezin sonunda aynı kalıp cümleler tekrarlanır ve okur bunlardan hiçbir şey öğrenmez. Gerçek bir sınır beyanı, araştırmanın kendi bulgularına özgüdür.

Kuramsal mercekler

Kuram seçimini değerlendirirken üç farklı bakış işe koşulabilir.

Tasarım bakışı, kuram seçimini araştırma tasarımının bir parçası olarak görür: soru, kuram, veri ve çözümleme birbirine uyumlu mu?

Tartışma bakışı, seçilen kuramın alandaki hangi tartışmaya katıldığını ve hangi pozisyonu desteklediğini sorar: araştırma, alandaki hangi iddiayı güçlendirecek ya da zayıflatacak?

Etik ve siyasal bakış ise kuram seçiminin kimin sesini duyurduğunu ve kimin sesini dışarıda bıraktığını sorar: bir kuram, araştırılan insanların kendi deneyimlerini tanımasına mı yardım ediyor, yoksa onların anlatılarını dışarıdan bir kavram ağına mı hapsediyor?

Zeynep'in tezinin son hâli, tasarım bakışından tutarlı, tartışma bakışından yaşlılık sosyolojisine belirli bir katkı sunan ve etik bakıştan yaşlıların kendi utanç ve gurur anlatılarına alan açan bir çalışmaya dönüşüyor.

Ölçek

Bir makale ölçeğinde kuram seçimi, çoğu zaman tek bir kuram ya da iki kuramın dikkatli bir birleşimiyle sınırlı kalmalıdır; sayfa sayısı, birden fazla kuramı derinlemesine tartışmaya izin vermez.

Bir tez ölçeğinde daha geniş bir kuramsal çerçeve kurulabilir, ama her kuramın hangi bölümde ve hangi soru için kullanıldığı açık olmalıdır.

Bir araştırma programı ya da uzun soluklu bir proje ölçeğinde ise farklı çalışmalar farklı kuramlarla yürütülebilir ve sonuçlar birbiriyle karşılaştırılarak kuramların hangi koşullarda daha iyi işlediği görülebilir.

Türkiye'de sokaktan çekilen çocuklar

Türkiye'nin pek çok kentinde, bir kuşak öncesine kadar çocuklar okuldan sonra saatlerce sokakta oynardı. Mahalle aralarında top oynanır, saklambaç, yakar top ve seksek gibi oyunlar oynanır, çocuklar akşam ezanına ya da annelerinin pencereden seslenmesine kadar eve dönmezdi. Bugün birçok kentte sokaklar, özellikle yeni yapılaşan bölgelerde, oyun oynayan çocuklardan büyük ölçüde boşalmış durumda.

Bu değişimi incelemek isteyen bir araştırmacı, kuram seçimi sorunuyla hemen karşılaşır. Soru, çocukların neden sokaktan çekildiği ise, birden çok aday kuram vardır. Kentsel dönüşümü ve otomobil kullanımının artışını öne çıkaran bir kent siyasal ekonomisi okuması, sokakların oyun alanı olmaktan çıkıp otopark ve trafik yoluna dönüştüğünü vurgular. Giddens'tan esinlenen bir güven ve risk okuması, ailelerin yabancılara, trafiğe ve kaçırılma korkusuna karşı artan kaygısını öne çıkarır. Sermaye ve sınıf stratejisi kavramlarıyla bakan bir okuma, orta sınıf ailelerin çocuklarının boş zamanını kurslar ve etkinliklerle doldurmasını bir sınıf stratejisi olarak görür. Feminist bir okuma, sokaktaki çocukları eskiden gözeten ev kadınları ağının, kadınların ücretli çalışmaya katılmasıyla nasıl zayıfladığını sorar.

Bir araştırmacı bu dört okumanın hepsini aynı çalışmada kullanmaya kalkarsa, Zeynep'in düştüğü duruma düşer. Önce sorusunu daraltması gerekir: çocukların sokaktan çekilmesinde mahallenin fiziksel dönüşümünün mü, ailelerin kaygılarının mı, yoksa çocukluğun yeni bir örgütlenmesinin mi payı olduğunu merak ediyorsa, seçeceği kuram buna göre değişir. Ve hangi okumayı seçerse seçsin, ötekilerin açıklayabileceği şeyleri sınır beyanında belirtmesi gerekir. Oyun sokaklarının yerel yönetimlerce düzenli olarak trafiğe kapatıldığı bazı Avrupa kentleriyle karşılaştırıldığında, sokaktan çekilmenin kaçınılmaz bir süreç değil, kent politikalarıyla da biçimlenen bir değişim olduğu görülür.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Kuram seçme ve birleştirme pratiklerine dair bilgi, üç yoldan toplanır.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Kuram seçmek, soru seçmektir; kuramsal çerçeve konudan değil, araştırma sorusundan başlamalıdır.
  2. Kuram seçiminde soruyla uyum, düzey uyumu, veriyle uyum ve alanın durumu birlikte gözetilir.
  3. Kuramlar yan yana, iç içe ya da kavram ödünçleme yoluyla birleştirilebilir; birleştirme, varsayım uyumunun açıkça tartışılmasını gerektirir.
  4. Kavramsal germe, bir kavramı ilk bağlamının çok ötesine taşıyıp ayırt edici gücünü yitirmesine yol açar.
  5. Sınır beyanı, kuramın ve bulguların neyi açıklayamadığını açıkça söyler ve okura bir yol haritası sunar.
  6. Kuramsal katkı, bir araştırmanın kurama ya da alandaki tartışmaya ne eklediğinin açık ifadesidir; belirtilmediğinde araştırma yalnız bir uygulama örneği gibi okunur.
  7. Türkiye'de çocukların sokaktan çekilmesi, aynı değişimin farklı sorulara göre farklı kuramlar çağırdığını ve seçilmeyen okumaların sınır beyanında anılması gerektiğini gösterir.

Sonraki derse köprü

Kuram seçildi, birleştirme gerekçelendirildi, sınırlar yazıldı. Ama bir kuramsal çerçevenin gücü, çoğu zaman düz yazıyla anlatıldığında tam görünmez. Kavramlar arasındaki ilişkileri, yani hangi kavramın hangisini etkilediğini, hangilerinin birlikte değiştiğini ve hangi koşulların bu ilişkileri güçlendirip zayıflattığını tek bir bakışta görmek, hem araştırmacıya hem okura yardım eder. Sonraki ders, bir kuramsal çerçeveyi kutular, oklar ve kavram haritalarıyla görünür kılmayı; bir kuramsal model üretmeyi ve bu modelin hangi ilişkileri iddia ettiğini açıkça göstermeyi ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.