İçeriğe geç

KUR-215-04·Sosyolojik Teori Karşılaştırma Laboratuvarı

Mikro–makro bağlantı stratejileri

temel2.615 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Mikro ile makro arasındaki yol iki yönlüdür: bireysel eylemler makro sonuçlar üretir, makro koşullar da bireylerin kararlarına iner.
  2. Coleman'ın tekne şeması, makro bir ilişkiyi açıklamak için yolu mikro düzeyden geçiren üç adımlı bir zincir önerir.
  3. Granovetter'ın eşik modeli ve Schelling'in ayrışma modeli, bireysel kararların birleşme biçiminin beklenmedik makro sonuçlar doğurabileceğini gösterir.
  4. Analitik sosyoloji, durumsal, eylem oluşturucu ve dönüşüm mekanizmalarını adım adım çözümlemeyi hedefler.
  5. Collins'e göre makro yapılar, duygusal enerji ve aidiyet üreten sayısız etkileşim ritüelinin zincirinden oluşur ve makro kavramlar mikro karşılaşmalara çevrilebilir.
  6. Örgütler ve kurumlar gibi ara düzeyler, makro koşulların gündelik hayata nasıl indiğini ve farklı yerlerde nasıl farklılaştığını belirler.
  7. Türkiye'de yastık altı altın, tek tek hanelerin güven ve gelenek temelli kararlarının ulusal ekonomide nasıl büyük bir ağırlık kazandığını gösterir.

Açılış sahnesi

Akşam yemeğinden sonra Ayşe ile Kerem mutfak masasında oturuyor. Televizyonda haber bülteni açık; spiker, ülkedeki doğum sayısının son yıllarda belirgin biçimde azaldığını, nüfusun yaşlanmaya başladığını anlatıyor. Kerem sesi kısıyor.

Konuşmaları başka bir yere gidiyor. Kızları dört yaşında; ikinci çocuğu bir süredir konuşuyorlar. Ayşe, kreş ücretlerinin geçen yıl ne kadar arttığını hatırlatıyor. Kerem, ev sahibinin kirayı yükselteceğini söylediğini, daha büyük bir eve geçmenin şimdilik imkânsız olduğunu ekliyor. Ayşe'nin işyerinde iki arkadaşı doğum izninden döndükten sonra terfi listesinden çıkarılmış. Sonunda bir karar veriyorlar: birkaç yıl daha bekleyecekler.

Televizyondaki haber ile mutfaktaki karar birbirinden habersiz görünüyor. Oysa haberdeki sayı, sayısız mutfakta verilen bu tür kararların toplamından oluşuyor. Ve mutfaktaki karar, kiralar, kreş ücretleri ve işyeri kuralları gibi ülke ölçeğindeki koşulların içinde veriliyor. Sosyolojinin en zor sorularından biri, bu iki düzey arasındaki yolu adım adım çizmektir.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Temel derslerde mikro, mezo ve makro düzeyleri tanımış; bir düzeyde doğru olan bir bulgunun başka bir düzeye aktarılırken nasıl yanıltıcı olabileceğini, ekolojik yanılgı örneğinde görmüştük. Yöntem derslerinde de düzeyler arası geçişin bir araştırma tasarımı sorunu olduğunu öğrenmiştik. Bu laboratuvar dersinde, kuramların bu geçişi nasıl kurduğunu karşılaştıracağız.

Bir önceki laboratuvar dersi seçim ile koşulun ağırlığını tartıyordu. Mikro ile makro arasındaki ilişki ona çok yakındır, ama aynı değildir: burada soru, bireysel kararların ve küçük karşılaşmaların büyük ölçekli toplumsal sonuçlara nasıl dönüştüğü ve büyük ölçekli koşulların gündelik hayata nasıl indiğidir. Üç stratejiyi inceleyeceğiz: aşağıdan yukarı toplama zincirleri kuranlar, makro yapıları sayısız küçük karşılaşmanın birikimi olarak görenler ve iki düzey arasına kurumları yerleştirenler.

Sıfır noktası — iki yönlü yol

Mikro ile makro arasındaki yol iki yönlüdür. Aşağıdan yukarı giden yolda, bireylerin eylemleri birleşerek kimsenin tek başına planlamadığı sonuçlar üretir: bir fiyat, bir moda, bir ayrışma, bir doğum oranı. Yukarıdan aşağı giden yolda ise ülke ölçeğindeki koşullar, bir ailenin karar verdiği masaya kadar iner.

Sosyolojinin klasikleri bu iki yolu çoğu zaman ayrı ayrı yürüdü. Durkheim, intihar oranlarını toplumsal bütünleşmenin ve düzenlemenin düzeyiyle açıkladı; ama bir toplumsal olgunun tek tek insanların kararlarına nasıl dönüştüğünü ayrıntılı biçimde göstermedi. Weber ise Protestan ahlakının kapitalizmin ruhunu nasıl beslediğini anlatırken dinsel öğretilerden bireylerin çalışma tutumlarına, oradan da ekonomik bir sisteme uzanan bir zinciri ima etti. Bu zincirin halkalarını açıkça çizmek, sonraki kuşakların işi oldu.

Mekanizma — birinci strateji: toplama zincirleri

Amerikalı sosyolog James Coleman, hayatının son döneminde yayımladığı büyük kuram kitabında, bu zinciri çizmek için basit bir şema önerdi. Şema, bir teknenin kesitine benzediği için sonradan bu adla anıldı.

Üçüncü adım, yani bireysel eylemlerin birleşme biçimi, çoğu zaman en şaşırtıcı olandır. Toplam, parçaların basit bir toplamı olmayabilir.

Amerikalı iktisatçı Thomas Schelling de benzer bir mantıkla, insanların komşuları hakkındaki ılımlı tercihlerinin bile, birbirini izleyen taşınmalar sonucunda keskin bir mahalle ayrışmasına yol açabileceğini gösterdi. Temel derslerde okul seçimi örneğinde gördüğümüz, kimsenin istemediği ayrışma, bu türden bir sonuçtu.

Coleman'ın şeması ve Granovetter'ın, Schelling'in modelleri, sonradan analitik sosyoloji adıyla anılan bir yaklaşımın temel taşları oldu.

İkinci strateji: küçük karşılaşmaların zincirleri

Birinci strateji makro sonuçları bireysel eylemlerin toplamı olarak görürken, ikinci strateji başka bir yoldan gider. Amerikalı sosyolog Randall Collins'e göre makro yapılar, bireylerin hesaplı seçimlerinden değil, sayısız yüz yüze karşılaşmanın zaman ve mekân içinde birbirine eklenmesinden oluşur.

Üçüncü strateji: arada duran kurumlar

Üçüncü strateji, mikro ile makro arasına bir ara düzey yerleştirir. Temel derslerde mezo düzey olarak tanımladığımız örgütler, kurumlar, yerel topluluklar ve ağlar, makro koşulların gündelik hayata nasıl indiğini ve gündelik eylemlerin makro sonuçlara nasıl taşındığını belirleyen süzgeçlerdir. Aynı ulusal yasa, farklı okullarda, farklı hastanelerde ya da farklı belediyelerde çok farklı biçimlerde uygulanabilir.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Üç strateji de mikro ile makro arasındaki boşluğu doldurmaya çalışır, ama her birinin sınırları vardır.

Toplama zincirleri, bireylerin tercihlerini ve eşiklerini veri olarak alır; ama bu tercihlerin kendilerinin nasıl oluştuğunu, yani makro koşulların insanların isteklerini baştan nasıl biçimlendirdiğini ihmal edebilir. Benzetim modelleri de ancak içine konan varsayımlar kadar gerçekçidir.

Mikro çeviri ise makro yapıların kendine özgü özelliklerini, Archer'ın ortaya çıkan özellikler dediği şeyleri, küçük karşılaşmaların toplamına indirgeme riski taşır. Bir hukuk sistemi ya da bir para birimi, onu kullanan insanların karşılaşmalarından doğsa da, bu karşılaşmalardan bağımsız bir işleyişe sahiptir.

Ara düzeyi merkeze alan yaklaşım ise hangi kurumların önemli olduğunu ve ara düzeyin nerede başlayıp nerede bittiğini belirlemekte zorlanabilir.

Kuramsal mercekler

Stratejiler, sahaya üç ayrı mercek olarak taşınabilir.

Mekanizma merceği, bir makro olguyu açıklamak için tekne şemasının üç adımını açıkça kurar ve her adımın kanıtını ayrı ayrı arar. Bir adımın kanıtı yoksa, bunu açıkça yazar.

Etkileşim merceği, bir makro kavramı kullanmadan önce, o kavramın hangi gündelik karşılaşmalarda somutlaştığını sorar ve araştırmayı bu karşılaşmaların gözlemine dayandırır.

Kurum merceği ise ulusal düzeydeki bir politikanın ya da dönüşümün, farklı kurumlardan geçerken nasıl farklılaştığını karşılaştırmalı olarak inceler.

Ayşe ile Kerem'in mutfak masası, birinci mercekte tekne şemasının orta adımı, ikinci mercekte kuşaklar boyunca süren aile konuşmalarının bir halkası, üçüncü mercekte ise Ayşe'nin işyerinin doğum izni uygulamalarının bir sonucu olarak görünür.

Ölçek

Etkileşim ölçeğinde, alkışın başlaması, bir sohbetin sıcaklığı ya da bir kahve molasının sürmesi gibi küçük olaylar, büyük sonuçların başladığı yerlerdir.

Kurum ölçeğinde, okullar, şirketler ve belediyeler, ulusal kararları yerel pratiklere çeviren ve yerel pratikleri ulusal göstergelere taşıyan aracılar olarak işler.

Ülke ve dünya ölçeğinde ise doğum oranları, konut fiyatları, göç akımları ve ayrışma örüntüleri, milyonlarca kararın toplamı olarak ortaya çıkar ve bu toplam, bir sonraki kuşağın kararlarının koşulu olur.

Türkiye'de yastık altı altın

Türkiye'de birçok hane, birikimlerinin bir kısmını bankada değil, evde altın olarak saklar. Düğünlerde takılan bilezikler ve çeyrek altınlar, zor günler için ayrılan birikimler ve kuşaktan kuşağa aktarılan ziynet eşyaları, gündelik dilde «yastık altı» diye anılan büyük bir birikimin parçasıdır. Bu birikimin toplam büyüklüğüne dair farklı tahminler yapılır; hepsi, önemli bir servetin resmî finans sisteminin dışında durduğu konusunda birleşir.

Bu olgu, mikro ile makro arasındaki iki yönlü yolun açık bir örneğidir. Aşağıdan yukarı bakıldığında, her hanenin altın saklama kararı kendi içinde anlaşılırdır: enflasyon karşısında değerini koruma isteği, bankalara duyulan sınırlı güven, düğün geleneğinin sürmesi ve altının hemen bozdurulabilmesi. Bu kararların toplamı, ülke ekonomisinde önemli bir büyüklüğe ulaşır. Yukarıdan aşağı bakıldığında ise döviz kurlarındaki ve altın fiyatlarındaki büyük dalgalanmalar, ailelerin mutfak masasına kadar iner: bir düğün hediyesinin değeri, bir aile büyüğünün birikiminin değeri bir anda değişir.

Farklı dönemlerde, bu birikimi bankacılık sistemine çekmek için çeşitli düzenlemeler ve kampanyalar denendi; bankalarda altın hesapları açılması ve altının bankaya yatırılmasını kolaylaştıran uygulamalar bunlar arasındaydı. Bu girişimlerin başarısı, tek tek hanelerin güven eşiklerine ve çevrelerindeki insanların ne yaptığına bağlı kaldı. Hane birikimlerinin büyük ölçüde banka mevduatı ve yatırım fonları biçiminde tutulduğu ülkelerle karşılaştırıldığında, bu durum, güven, gelenek ve ekonomik belirsizliğin mikro düzeydeki kararları nasıl biçimlendirdiğini ve bu kararların makro düzeyde nasıl bir ağırlık kazandığını gösterir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Düzeyler arası geçişe dair iddialar, üç tür araştırma kurgusuyla sınanır.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Mikro ile makro arasındaki yol iki yönlüdür: bireysel eylemler makro sonuçlar üretir, makro koşullar da bireylerin kararlarına iner.
  2. Coleman'ın tekne şeması, makro bir ilişkiyi açıklamak için yolu mikro düzeyden geçiren üç adımlı bir zincir önerir.
  3. Granovetter'ın eşik modeli ve Schelling'in ayrışma modeli, bireysel kararların birleşme biçiminin beklenmedik makro sonuçlar doğurabileceğini gösterir.
  4. Analitik sosyoloji, durumsal, eylem oluşturucu ve dönüşüm mekanizmalarını adım adım çözümlemeyi hedefler.
  5. Collins'e göre makro yapılar, duygusal enerji ve aidiyet üreten sayısız etkileşim ritüelinin zincirinden oluşur ve makro kavramlar mikro karşılaşmalara çevrilebilir.
  6. Örgütler ve kurumlar gibi ara düzeyler, makro koşulların gündelik hayata nasıl indiğini ve farklı yerlerde nasıl farklılaştığını belirler.
  7. Türkiye'de yastık altı altın, tek tek hanelerin güven ve gelenek temelli kararlarının ulusal ekonomide nasıl büyük bir ağırlık kazandığını gösterir.

Sonraki derse köprü

Laboratuvarın ilk dört dersi bir alet çantası doldurdu: kuramların neyi var saydığını, onları hangi eksenlere yerleştirebileceğimizi, seçim ile koşulu nasıl tarttıklarını ve küçük karşılaşmalarla büyük sonuçlar arasına hangi köprüleri kurduklarını artık sorabiliyoruz. Şimdi bu araçları bir arada kullanma zamanı. Tek bir toplumsal olguyu seçip onu art arda yedi farklı kuramın gözüyle açıkladığımızda, her kuram hangi soruyu sorar, hangi kanıtı arar ve hangi sonuca varır? Açıklamalar birbirini tamamlıyor mu, çürütüyor mu, yoksa birbirini hiç duymadan mı konuşuyor? Sonraki ders, aynı olguyu yedi kuramla açıklıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.