İçeriğe geç

KUR-212-02·Irk, Postkolonyal ve Dekolonyal Kuram

Du Bois, Fanon ve sömürge öznesi

temel2.439 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Du Bois'nın psikolojik ücret kavramı, düşük ücretli beyaz işçilerin beyazlıkları sayesinde elde ettiği saygınlığın, siyah işçilerle sınıf dayanışmasını nasıl engellediğini anlatır.
  2. Fanon, Martinik'te doğmuş, Fransa'da psikiyatri okumuş ve Cezayir'de bağımsızlık hareketine katılmış bir düşünürdür.
  3. Epidermalleşme, ekonomik ve toplumsal aşağılığın tenin rengine işlenerek doğal bir fark gibi görünmesidir.
  4. Fanon'un beyaz maskeleri, sömürgeleştirilmiş insanların sömürgecinin dilini ve değerlerini benimseyerek kabul görmeye çalışmasını anlatır.
  5. Bölünmüş sömürge dünyası, sömürgeci ve sömürgeleştirilen arasında mekânsal, ekonomik ve ahlaki olarak ikiye ayrılmış bir düzendir.
  6. Ulusal bilincin tuzakları, bağımsızlıktan sonra yeni seçkinlerin sömürgecinin yerine geçerek eski düzeni sürdürmesi tehlikesidir.
  7. Türkiye'de açık tenin güzellik ve saygınlıkla ilişkilendirilmesi, ırk sözcüğü kullanılmadan işleyen bir ten hiyerarşisinin örneği olarak okunabilir.

Açılış sahnesi

Batı Afrika'dan gelen genç bir tıp öğrencisi, Emmanuel, bir Anadolu kentinde ikinci yılını geçiriyor. Türkçeyi iyi konuşuyor, derslerinde başarılı, hocaları ondan memnun. Bir akşam tramvayda, yanına oturan bir anne ile küçük oğlu dikkatini çekiyor. Çocuk ona uzun uzun bakıyor, sonra parmağıyla göstererek annesine yüksek sesle soruyor: anne, bu adam neden böyle siyah?

Anne utanıyor, çocuğu susturuyor, Emmanuel'e özür diler gibi gülümsüyor. Tramvaydaki birkaç kişi dönüp bakıyor. Çocuğun sorusu kötü niyetli değil; ama Emmanuel o anda, kendi bedeninin bir nesneye dönüştüğünü hissediyor. Birkaç saniye önce yorgun bir öğrenci, sınavını düşünen bir genç adamdı. Şimdi herkesin gözünde yalnız bir renk.

O gece ailesine yazdığı mektupta, bu küçük olayı anlatıyor. Kendi ülkesinde hiç düşünmediği bir şeyi burada her gün düşünmek zorunda kaldığını yazıyor: siyah olmak. Mektubun sonunda, üniversitede bir hocasının ona önerdiği bir kitabı okumaya başladığını ekliyor. Kitabın yazarı, yetmiş yıl önce benzer bir anı yaşamış, Karayipler'den gelmiş bir psikiyatr.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Önceki derste ırkın toplumsal olarak nasıl kurulduğunu gördük. Bu ders, ırkın ve sömürgeciliğin insanların iç dünyasını, benliğini ve bilincini nasıl biçimlendirdiğini soran iki düşünüre odaklanıyor. Du Bois'nın en bilinen kavramları dizinin kurucular kursunda ayrıntısıyla işlendi; burada onlara yalnız gerektiğinde gönderme yapılıyor. Ders, Du Bois'nın sonraki çalışmalarından yalnız bir kavramı ekliyor ve ağırlığı Frantz Fanon'a veriyor.

Önce Du Bois'nın ırkın emekçiler arasındaki ayrımı nasıl derinleştirdiğine dair çözümlemesini, sonra Fanon'un hayatını, sömürgeleştirilmiş insanın bedeni ve benliği üzerine düşüncelerini ve sömürge dünyasının yapısına dair çözümlemesini ele alacağız. En sonda Fanon'un bağımsızlık sonrasına dair uyarılarını ve onun düşüncesine yöneltilen eleştirileri tartışacağız.

Sıfır noktası — beyazlığın ücreti

Du Bois, ilk çalışmalarından otuz yıl kadar sonra, otuzlu yılların ortasında, Amerikan İç Savaşı'nın ardından gelen yeniden yapılanma dönemi üzerine kapsamlı bir tarih kitabı yayımladı. Bu kitapta, beyaz ve siyah işçilerin ortak çıkarlarına rağmen neden bir araya gelemediğini sordu.

Mekanizma — beden ve bakış

Frantz Fanon, yirminci yüzyılın başında Karayipler'deki bir Fransız sömürgesi olan Martinik'te doğdu. Gençliğinde İkinci Dünya Savaşı'nda Özgür Fransız kuvvetlerinde savaştı, sonra Fransa'da tıp ve psikiyatri okudu. Fransa'da yaşadığı ırkçılık deneyimlerinden yola çıkarak, ellili yılların başında, siyah insanların sömürgeci bir dünyada kendilerini nasıl deneyimlediğini anlatan bir kitap yayımladı.

Kitabın en çok alıntılanan bölümlerinden birinde Fanon, bir gün sokakta küçük bir beyaz çocuğun onu göstererek annesine bak, bir zenci dediği anı anlatır. Fanon'a göre bu an, kendi bedeninin başkalarının bakışında bir nesneye, bir işarete dönüştüğü andı. Artık kendi bedenini içeriden değil, onu izleyen beyaz bakışın gözünden görmeye başlamıştı.

Du Bois'nın çifte bilinç dediği deneyim, insanın kendine hep başkasının gözünden bakmasıydı. Fanon aynı deneyimi Atlantik'in öbür yakasında, sömürge imparatorluklarının merkezinde yaşadı ve onu en çok bedenin üzerinde düşündü. Kitabının başlığındaki beyaz maskeler, sömürgeleştirilmiş insanların sömürgecinin dilini, davranışlarını ve değerlerini benimseyerek onun dünyasına kabul edilmeye çalışmasını anlatıyordu.

Sömürge dünyasının yapısı

Fanon, ellili yılların ortasında, Fransa'ya karşı bağımsızlık savaşının sürdüğü Cezayir'de bir ruh sağlığı hastanesinin başhekimi oldu. Hastanede hem sömürgeleştirilmiş Cezayirlileri hem de onlara işkence yapan Fransız polislerini tedavi etti. Sömürgeciliğin insanların ruh sağlığı üzerindeki etkisini yakından gördü. Bir süre sonra görevinden istifa etti ve bağımsızlık hareketine katıldı. Otuzlu yaşlarında lösemiden öldü; son kitabı, ölümünden kısa bir süre önce yayımlandı.

Fanon, bu son kitabında sömürge dünyasını keskin bir biçimde betimledi.

Fanon, sömürge psikiyatrisinin de bu bölünmüş dünyanın bir parçası olduğunu gösterdi. Dönemin bazı sömürge psikiyatristleri, Kuzey Afrikalıların doğuştan tembel, saldırgan ve ilkel olduğunu bilimsel bir bulgu gibi sunuyordu. Fanon, bu tanıların, sömürgeciliğin yarattığı koşulları sömürgeleştirilenlerin doğasına yüklediğini ileri sürdü.

Bağımsızlıktan sonra

Fanon'un son kitabı, sömürgeciliğe karşı mücadelede şiddetin yerine dair bölümüyle çok tartışıldı. Fanon, sömürge düzeninin şiddet üzerine kurulduğunu ve sömürgeleştirilenlerin kurtuluşunun bu şiddetle yüzleşmeden mümkün olmayacağını savundu. Ama aynı kitap, bağımsızlığın kendisinin bir kurtuluş anlamına gelmeyebileceğine dair güçlü bir uyarı da içeriyordu.

Fanon'un düşüncesi, Karayipler'de ve Afrika'da gelişen bir başka akımla da karşılaştı. Fanon'un Martinik'teki öğretmenlerinden şair Aimé Césaire ve Senegalli şair Léopold Senghor, siyah olmayı bir utanç değil bir gurur kaynağı olarak yeniden tanımlayan bir edebiyat ve düşünce akımının kurucuları arasındaydı.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Fanon'un düşüncesi güçlü ve etkili; ama bazı yanları sert eleştirilere konu oldu.

Birincisi, şiddet üzerine yazdıklarının okunuşudur. Alman düşünür Hannah Arendt, Fanon'un şiddeti özgürleştirici bir güç olarak yücelttiğini ve bu fikrin tehlikeli olduğunu ileri sürdü. Başka yorumcular ise Fanon'un şiddeti övmekten çok, sömürge düzeninin kendi şiddetini ve bu şiddetin sömürgeleştirilenler üzerinde bıraktığı izleri betimlediğini vurguladı.

İkincisi, cinsiyet körlüğüdür. Feminist eleştirmenler, Fanon'un sömürgeleştirilmiş özneyi çoğunlukla erkek olarak düşündüğünü ve sömürgeleştirilmiş kadınların deneyimini yeterince ele almadığını gösterdi.

Üçüncüsü, sömürge dünyasının iki kutuplu betimlemesidir. Fanon'un keskin ikiliği, sömürgeci ve sömürgeleştirilen arasındaki ara konumları, karışmaları ve yerel eşitsizlikleri gözden kaçırabilir.

Kuramsal mercekler

Fanon ve Du Bois'nın bu dersteki kavramları üç farklı biçimde okunur.

Psikolojik ve varoluşçu okuma, Fanon'un psikiyatrik ve felsefi eğitiminden yola çıkar ve ırkçılığın ve sömürgeciliğin bireylerin benliği, bedeni ve bilinci üzerindeki etkilerine odaklanır.

Siyasal ve maddeci okuma, Du Bois'nın psikolojik ücret kavramı ile Fanon'un ulusal bilincin tuzakları uyarısını birleştirir ve ırkın sınıf ilişkileriyle, sömürgeciliğin ise ekonomik çıkarlarla nasıl iç içe geçtiğini inceler.

Sömürgecilik sonrası okuma ise Fanon'u, sonraki kuşakların sömürgeciliğin kültürel ve bilgi alanındaki izlerini inceleyen düşünürlerinin öncüsü olarak görür.

Tramvaydaki çocuğun sorusu bu üç okumanın her biri için farklı bir yere işaret eder: bir bedenin bir anda nesneye dönüşmesi, bir toplumun kimin nereye ait olduğunu belirleyen hiyerarşisi ve yüzyıllık bir sömürge tarihinin bir çocuğun diline sızmış kalıntısı.

Ölçek

Tek bir insanın deneyiminde bu kavramlar, bir bakışın, bir merakın ya da bir iltifatın, o insanın kendi bedenini ve benliğini nasıl deneyimlediğini değiştirebileceğini gösterir.

Kurumlar düzeyinde kavramlar, hastanelerin, okulların ve işyerlerinin, ırksal ve sömürgeci hiyerarşileri nasıl yeniden ürettiğini ve bu kurumlarda kullanılan tanıların, dilin ve kuralların kimin lehine işlediğini incelemeye yarar.

Devletler ve eski imparatorluklar ölçeğinde kavramlar, sömürgecilik sonrası devletlerin nasıl kurulduğunu, bağımsızlığın kimin için ne anlama geldiğini ve eski sömürge ilişkilerinin nasıl sürdüğünü sorgular.

Türkiye'de açık ten ideali

Türkiye'de açık ten, uzun zamandır güzellik ve saygınlıkla ilişkilendirilir. Gündelik dilde esmer ama güzel gibi ifadeler, esmerliğin güzellikle çeliştiği varsayımını taşır. Kız istemelerinde ve evlilik pazarlıklarında gelinin teninin rengi zaman zaman bir değer ölçüsü olarak anılır. Kozmetik piyasasında ise teni açtığı iddia edilen kremler ve bakım ürünleri satılır.

Fanon'un epidermalleşme kavramı, bu idealin arkasındaki hiyerarşiyi düşünmek için bir araç sunar. Açık tenin değeri, yalnız bir estetik tercih değil, tarih boyunca açık tenli olmanın açık havada çalışmak zorunda olmamakla, kentli ve varlıklı olmakla, daha sonra da Batılı ve modern görünmekle ilişkilendirilmesinin bir sonucudur. Böylece ekonomik ve kültürel bir hiyerarşi, tenin rengine yapışarak doğal bir güzellik ölçüsü gibi görünür.

Bu ideal, Türkiye'de ırk sözcüğü kullanılmadan işler ve çoğu zaman bir zevk meselesi olarak geçiştirilir. Ama esmer tenli kadınların ve çocukların, bu idealin karşısında kendi bedenlerini nasıl gördüğü, sosyolojik olarak sorulması gereken bir sorudur.

Başka ülkelerde de açık tenin idealleştirilmesi ve ten açıcı ürünlerin yaygınlığı üzerine yapılan çalışmalar karşılaştırıldığında, bu idealin sömürge geçmişi, sınıf ilişkileri ve küresel güzellik endüstrisiyle farklı biçimlerde bağlandığı görülür.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bedenin, kentin ve tanının sömürge izlerini sınamak için şu yollara başvurulur.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Du Bois'nın psikolojik ücret kavramı, düşük ücretli beyaz işçilerin beyazlıkları sayesinde elde ettiği saygınlığın, siyah işçilerle sınıf dayanışmasını nasıl engellediğini anlatır.
  2. Fanon, Martinik'te doğmuş, Fransa'da psikiyatri okumuş ve Cezayir'de bağımsızlık hareketine katılmış bir düşünürdür.
  3. Epidermalleşme, ekonomik ve toplumsal aşağılığın tenin rengine işlenerek doğal bir fark gibi görünmesidir.
  4. Fanon'un beyaz maskeleri, sömürgeleştirilmiş insanların sömürgecinin dilini ve değerlerini benimseyerek kabul görmeye çalışmasını anlatır.
  5. Bölünmüş sömürge dünyası, sömürgeci ve sömürgeleştirilen arasında mekânsal, ekonomik ve ahlaki olarak ikiye ayrılmış bir düzendir.
  6. Ulusal bilincin tuzakları, bağımsızlıktan sonra yeni seçkinlerin sömürgecinin yerine geçerek eski düzeni sürdürmesi tehlikesidir.
  7. Türkiye'de açık tenin güzellik ve saygınlıkla ilişkilendirilmesi, ırk sözcüğü kullanılmadan işleyen bir ten hiyerarşisinin örneği olarak okunabilir.

Sonraki derse köprü

Fanon, sömürgeciliğin sömürgeleştirilenlerin bedenlerini ve zihinlerini nasıl biçimlendirdiğini gösterdi. Ama sömürgecilik aynı zamanda bir bilgi üretimiydi: sömürgeci güçlerin üniversitelerinde, müzelerinde, romanlarında, seyahat kitaplarında ve resimlerinde, Doğu denilen bir dünya sürekli betimleniyor, sınıflandırılıyor ve açıklanıyordu. Bu betimlemelerde Doğu, akıl dışı, durağan, şehvetli ve yönetilmeye muhtaç bir yer olarak görünüyordu. Filistin kökenli bir edebiyat eleştirmeni, bu bilgi biçiminin sömürge yönetimiyle nasıl iç içe geçtiğini ve bugün de nasıl sürdüğünü inceledi. Sonraki ders Edward Said'i, oryantalizmi ve temsil sorununu ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.