İçeriğe geç

KUR-211-06·Feminist, Queer ve Kesişimsel Kuram

Erkeklik çalışmaları ve toplumsal cinsiyet düzeni

temel2.399 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Erkeklik çalışmaları, erkekliğin doğuştan gelen bir öz olmadığını ve aynı toplumda birbirine göre konumlanmış birçok erkeklik bulunduğunu gösterdi.
  2. Toplumsal cinsiyet düzeni, emeğin, iktidarın, duygusal bağların ve cinselliğin cinsiyetler arasında nasıl örgütlendiğini gösteren bütünsel yapıdır; kurumlardaki somut biçimine toplumsal cinsiyet rejimi denir.
  3. Hegemonik erkeklik, bir toplumda en saygın sayılan ve kadınlar ile öteki erkekler üzerindeki üstünlüğü meşrulaştıran erkeklik idealidir; bu ideale çok az erkek ulaşır.
  4. Tabi kılınmış erkeklikler hegemonik idealin karşıtı sayılıp aşağılanır; marjinalleştirilmiş erkeklikler ise başka eşitsizlik eksenleri nedeniyle idealden tam yararlanamaz.
  5. Suç ortağı erkeklik, ideali tam yaşamadan onun kazançlarından yararlanan ve onu sorgulamayan erkeklerin konumudur; ataerkil kâr payı bu kazançların adıdır.
  6. Hegemonik erkeklik ideali, erkeklere de duyguları bastırmak ve yardım istememek gibi bedeller ödetir.
  7. Türkiye'de sünnet düğünleri, erkekliğin acıya dayanma ve korkuyu gizleme üzerinden nasıl öğretildiğini inceleyen bir alan olarak okunabilir.

Açılış sahnesi

Kemal, yirmi iki yıl çalıştığı dökümhanenin kapanmasından sonra işsiz kaldı. Ama ailesine söylemedi. Her sabah altıda kalkıyor, iş kıyafetlerini giyiyor, karısının hazırladığı yemek çantasını alıyor ve evden çıkıyor. Gününü kentin öbür ucundaki bir kahvede, iş ilanlarına bakarak, bazen parkta bir bankta oturarak geçiriyor. Akşam altıda eve dönüyor, yorgun olduğunu söyleyip televizyonun karşısına oturuyor.

Üç ay böyle geçiyor. Birikimleri eriyor, kredi kartının borcu büyüyor. Bir akşam karısı, fabrikanın kapandığını bir komşudan öğreniyor. Kemal'e neden söylemediğini soruyor. Kemal cevap veremiyor. Sonra bir tek cümle çıkıyor ağzından: eve ekmek getiremeyen adam, adam mıdır?

Karısı şaşkın. Kendisi yıllardır bir tekstil atölyesinde çalışıyor, evin gelirinin yarısını o getiriyor. Ama Kemal için mesele para değil. Bir erkeğin ne olduğunu, ona çocukluğundan beri öğretilen bir ölçüyle tartıyor ve bu ölçünün altında kaldığını hissediyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Önceki derste queer kuramın toplumsal cinsiyeti doğal bir öz değil, tekrarlanan davranışlarla üretilen bir şey olarak ele aldığını gördük. Bu ders, aynı soruyu erkeklere çeviriyor. Feminist düşünce uzun süre kadınların deneyimine odaklandı; erkeklik ise görünmez kaldı, çünkü erkek zaten insanın varsayılan hâli sayılıyordu. Seksenli yıllardan itibaren gelişen erkeklik çalışmaları, erkekliğin de öğrenilen ve sürekli yeniden üretilen bir şey olduğunu, tek bir erkeklik değil birçok erkeklik bulunduğunu ve bunlar arasında bir hiyerarşi olduğunu gösterdi.

Önce Avustralyalı sosyolog Raewyn Connell'in toplumsal cinsiyet düzeni ve hegemonik erkeklik kavramlarını ele alacağız. Sonra erkeklikler arasındaki farklı konumlara, erkeklerin bu düzenden elde ettiği kazançlara ve ödediği bedellere geçeceğiz. En sonda bu kavramların nasıl yanlış kullanıldığını ve nasıl eleştirildiğini tartışacağız.

Sıfır noktası — cinsiyetin bir düzeni var

Connell, toplumsal cinsiyet ve iktidar üzerine seksenlerin sonunda çıkan kitabında, toplumsal cinsiyeti bireylerin özelliği olarak değil, bütün toplumu örgütleyen bir ilişkiler yapısı olarak ele aldı.

Mekanizma — hegemonik erkeklik

Connell, doksanlı yılların ortasında yayımladığı erkeklikler üzerine kitabında, bir toplumda tek bir erkeklik değil, birbiriyle ilişki içinde duran farklı erkeklik biçimleri bulunduğunu ileri sürdü. Bu erkeklikler arasındaki ilişkiyi anlatmak için, çatışma ve eleştirel kuram kursunda gördüğümüz Gramsci'nin hegemonya kavramından yararlandı. Hegemonya, egemen bir grubun toplumu zorla değil, rıza kazanarak yönetmesiydi; Connell bu fikri erkekliklere taşıdı.

Açılış sahnesindeki Kemal'in sorusu, bu idealin gücünü gösterir. Kemal'in ölçüsü, eve ekmeği getiren, ailesini tek başına geçindiren ve hiçbir zaman zayıflık göstermeyen bir erkek idealidir. Bu ideal, onun karısının emeğini görünmez kılıyor ve kendi durumunu bir utanca dönüştürüyor.

Connell'e göre hegemonik erkeklik, öteki erkeklik biçimleriyle kurduğu ilişkiler içinde ayakta durur.

Suç ortaklığı ve kâr payı

Connell, erkeklerin çoğunun hegemonik ideali tam olarak yaşamadığını, ama bu idealin sürmesine sessizce katkıda bulunduğunu gösterdi.

Connell, erkeklerin toplumsal cinsiyet düzeninden elde ettiği kazançları bir kavramla adlandırdı.

Erkekliğin bedeli

Erkeklik çalışmaları, erkeklerin toplumsal cinsiyet düzeninden yalnız kazanç elde etmediğini, aynı zamanda bedel de ödediğini gösterdi. Hegemonik erkeklik ideali, duygularını bastırmayı, zayıflık göstermemeyi, risk almayı ve yardım istememeyi öğütler. Birçok ülkede erkeklerin kadınlardan daha kısa yaşadığı, sağlık hizmetlerine daha geç başvurduğu ve bazı risk davranışlarında daha fazla yer aldığı gözlemlenir.

Erkeklik çalışmaları, erkekliğin tarih içinde değişebildiğini de gösterdi. Bazı toplumlarda ve bazı kuşaklarda, babalığın, duygusal yakınlığın ve ev içi sorumluluğun erkekliğin bir parçası olarak görülmeye başlandığı gözlemlenir.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Hegemonik erkeklik kavramı çok yaygın kullanılır; ama bu yaygınlık, kavramın yanlış anlaşılmasına da yol açar.

Birincisi, kavramı bir kişilik tipi olarak kullanmaktır. Hegemonik erkeklik, sert ve saldırgan bir erkeğin kişisel özelliklerini değil, bir toplumda en saygın sayılan ve öteki erkeklikleri aşağıda konumlandıran bir ideali ve bu idealin meşrulaştırdığı ilişkileri anlatır. Connell ve çalışma arkadaşları, kavramı yeniden değerlendirdikleri sonraki bir makalede bu yanlış kullanıma dikkat çekti.

İkincisi, erkeklerin ödediği bedelleri, kadınların yaşadığı eşitsizliklerle eşdeğer saymaktır. Erkekliğin bedelleri gerçektir; ama bu bedeller, erkeklerin toplumsal cinsiyet düzeninden elde ettiği kazançları ortadan kaldırmaz.

Üçüncüsü, kavramın farklı toplumlara uygulanmasındaki güçlüktür. Hegemonik erkeklik, her toplumda farklı özelliklerle tanımlanır; bir toplumdaki ideali başka bir topluma doğrudan taşımak, yerel erkeklik biçimlerini görünmez kılabilir.

Kuramsal mercekler

Erkeklik çalışmaları üç farklı yönde okunur.

İlişkisel okuma, Connell'in izinden gider ve erkeklikleri, kadınlıklarla ve birbirleriyle kurdukları ilişkiler içinde, bir iktidar yapısının parçaları olarak inceler.

Kültürel okuma, erkekliğin medyada, reklamlarda, spor kültüründe ve gündelik dilde nasıl temsil edildiğine ve bu temsillerin nasıl değiştiğine odaklanır.

Siyasal okuma ise erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliğine nasıl katılabileceğini, babalık izinlerinden şiddetle mücadeleye kadar erkeklerin değişimin taşıyıcıları olup olamayacağını sorgular.

Kemal'in akşam sofrasındaki sorusuna üç okuma üç ayrı yerden yaklaşır: bir iktidar yapısının içinde kaybedilen bir konum, çocukluktan beri öğrenilen bir erkeklik imgesi ve karısıyla birlikte yeniden kurulabilecek bir aile düzeni.

Ölçek

Tek bir erkeğin biyografisine bakıldığında kavramlar, onun hangi davranışları erkeklik olarak öğrendiğini, hangi duygularını bastırdığını ve kendini hangi ölçüyle tarttığını görmeye yarar.

Okullar, spor kulüpleri, işyerleri ve ordular gibi kurumlarda kavramlar, hangi erkeklik biçimlerinin ödüllendirildiğini, hangilerinin aşağılandığını ve kurumların toplumsal cinsiyet rejimlerinin nasıl işlediğini incelemeye yarar.

Toplumun bütününde ise kavramlar, erkeklik ideallerinin tarihsel olarak nasıl değiştiğini, ekonomik krizlerin ve işsizliğin erkeklik üzerindeki etkilerini ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin erkekler için ne anlama geldiğini sorgular.

Türkiye'de sünnet düğünü

Türkiye'de birçok ailede erkek çocukların sünneti, dinî bir gereklilik olduğu kadar, büyük bir aile ve topluluk kutlamasıyla da çevrelenir. Çocuk özel bir kıyafet giydirilir, başına bir şapka takılır, omzuna bir pelerin atılır; kimi yerlerde ata bindirilir ya da süslenmiş bir arabayla dolaştırılır. Akrabalar ve komşular hediyeler getirir, çocuğun yakasına para takılır.

Erkeklik çalışmaları açısından sünnet düğünü, bir erkeklik geçiş töreni olarak da okunabilir. Çocuğa bu gün sık sık artık erkek oldun, erkekler ağlamaz ya da aslan oğlum gibi sözler söylenir. Acıya dayanmak, korkuyu göstermemek ve cesaretle övülmek, törenin önemli bir parçasıdır. Çocuk, bu törenle birlikte erkekliğin bazı beklentilerini bedeninde ve belleğinde taşımaya başlar.

Aynı tören, aile için bir dayanışma, bir kutlama ve kuşaklar arası bir bağ da kurar. Sünnet düğünlerinin biçimi de zamanla değişiyor: kentlerde tören çoğu zaman hastanede ve daha küçük yaşlarda yapılıyor, kutlama bölümü ise bir salon eğlencesine dönüşüyor. Tören sosyolojik olarak tek bir anlama indirgenemez; ama erkekliğin nasıl öğretildiğini inceleyen biri için zengin bir alandır.

Başka toplumlardaki erkeklik geçiş törenleriyle karşılaştırıldığında, acıya dayanmanın, korkuyu bastırmanın ve topluluk önünde onaylanmanın birçok kültürde erkekliğe geçişin ortak öğeleri olduğu, ama bu törenlerin biçiminin ve anlamının toplumdan topluma büyük ölçüde değiştiği görülür.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Erkeklik çalışmalarının önermeleri, farklı kurulumlarla incelenir.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Erkeklik çalışmaları, erkekliğin doğuştan gelen bir öz olmadığını ve aynı toplumda birbirine göre konumlanmış birçok erkeklik bulunduğunu gösterdi.
  2. Toplumsal cinsiyet düzeni, emeğin, iktidarın, duygusal bağların ve cinselliğin cinsiyetler arasında nasıl örgütlendiğini gösteren bütünsel yapıdır; kurumlardaki somut biçimine toplumsal cinsiyet rejimi denir.
  3. Hegemonik erkeklik, bir toplumda en saygın sayılan ve kadınlar ile öteki erkekler üzerindeki üstünlüğü meşrulaştıran erkeklik idealidir; bu ideale çok az erkek ulaşır.
  4. Tabi kılınmış erkeklikler hegemonik idealin karşıtı sayılıp aşağılanır; marjinalleştirilmiş erkeklikler ise başka eşitsizlik eksenleri nedeniyle idealden tam yararlanamaz.
  5. Suç ortağı erkeklik, ideali tam yaşamadan onun kazançlarından yararlanan ve onu sorgulamayan erkeklerin konumudur; ataerkil kâr payı bu kazançların adıdır.
  6. Hegemonik erkeklik ideali, erkeklere de duyguları bastırmak ve yardım istememek gibi bedeller ödetir.
  7. Türkiye'de sünnet düğünleri, erkekliğin acıya dayanma ve korkuyu gizleme üzerinden nasıl öğretildiğini inceleyen bir alan olarak okunabilir.

Sonraki derse köprü

Erkeklik çalışmaları ve queer kuram, kadın ve erkek kategorilerinin doğal ve sabit olmadığını gösterdi. Ama bu kategorilerin sınırında yaşayan insanlar, yani doğumda kendilerine atanan cinsiyetle kendilerini tanımlamayan trans bireyler, feminist düşüncenin içinde uzun süre tartışmalı bir yerde durdu. Bazı feministler trans kadınları kadın hareketinin bir parçası olarak gördü, bazıları ise onları dışarıda bırakmak istedi. Aynı yıllarda beden, üreme, engellilik ve teknoloji üzerine yeni tartışmalar, feminist kuramın bedeni nasıl düşündüğünü yeniden sorgulamaya başladı. Sonraki ders, transfeminizmi, bedeni ve feminist kuramın bu çağdaş tartışmalarını ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.