Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Queer kuram, cinsellik ve cinsiyet kategorilerinin doğal olmadığını, söylemler, kurumlar ve pratikler aracılığıyla tarihsel olarak üretildiğini savunur.
- Foucault'ya göre modern toplumlar cinselliği yalnız bastırmadı, onun hakkında sürekli konuşarak yeni kategoriler ve kimlikler üretti.
- Heteronormativite, heteroseksüelliğin ve buna bağlı aile modelinin varsayılan ve doğal kabul edilmesi, kurumların da buna göre düzenlenmesidir.
- Rich'e göre zorunlu heteroseksüellik, kadınlara ekonomik, ailevi ve kültürel yollarla dayatılan bir toplumsal kurumdur.
- Dolap, gizliliğin ve açılmanın her yeni ortamda yeniden yönetilmesini gerektiren toplumsal bir yapıdır.
- Butler'a göre toplumsal cinsiyet, normların zorladığı tekrarlarla üretilen bir performativitedir; seçilip değiştirilebilen bir kostüm değildir.
- Türkiye'deki aileye kiralık ilanları, heteronormativitenin konut piyasasında kimin aile sayıldığını sessizce nasıl belirlediğini gösterir.
Açılış sahnesi
Bir doğum hastanesinin ultrason odasında, genç bir çift ekrana bakıyor. Doktor cihazı biraz daha kaydırıyor, gülümsüyor ve söylüyor: bir kızınız olacak.
O andan itibaren birçok şey değişiyor. Akşam, anneanne pembe bir battaniye örmeye başlıyor. Hafta sonu, çift bebek odasını açık pembeye boyatıyor. Arkadaşları hediye olarak bebek elbiseleri, saç tokaları ve oyuncak bebekler getiriyor. Babanın iş arkadaşları şaka yapıyor: eyvah, artık kapıda bekleyeceksin. Bebeğin henüz bir adı yok, yüzü yok, bir sözcüğü yok. Ama çevresinde, ona nasıl davranılacağını, ona ne giydirileceğini, onunla nasıl konuşulacağını ve ileride kiminle evleneceğini önceden belirleyen koca bir dünya kurulmaya başlamış bile.
Doktorun söylediği tek cümle bir betimleme miydi, yoksa bir başlangıç mı? Ekrandaki gri görüntünün anlattığı bir bedenden, bir ömür boyu sürecek beklentilere nasıl geçildi?
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Önceki derslerde feminist düşüncenin kadın kategorisinin içindeki eşitsizlikleri ve farklılıkları nasıl görünür kıldığını gördük. Bu ders, daha köklü bir soruyu soran bir düşünce geleneğine, queer kurama geçiyor: kadın ve erkek, heteroseksüel ve eşcinsel gibi kategorilerin kendisi nereden geliyor ve bu kategoriler neden bu kadar doğal görünüyor?
Önce queer kuramın hangi düşünsel kaynaklardan beslendiğini, özellikle Michel Foucault'nun cinsellik üzerine çalışmalarını ele alacağız. Sonra toplumsal hayatı sessizce örgütleyen heteroseksüellik beklentisine, bu beklentinin gizlenen deneyimler üzerindeki etkisine ve Judith Butler'ın performativite kavramına geçeceğiz. En sonda queer kurama yöneltilen eleştirileri tartışacağız.
Sıfır noktası — cinselliğin bir tarihi var
Feminist düşünce uzun süre bedenin biyolojisi ile toplumun o bedene yüklediği roller arasında bir ayrım yaptı; temel derslerdeki toplumsal cinsiyet kavramı bu ayrıma dayanır. Queer kuramın kaynaklarını oluşturan düşünürler ise sorunun bu ayrımın kendisinde de aranabileceğini düşündü: beden ve arzu da tarih içinde biçimlenmiş olamaz mıydı?
Fransız düşünür Michel Foucault, yetmişli yılların ortasında yayımladığı cinselliğin tarihi üzerine kitabında, yaygın bir görüşe karşı çıktı. Bu görüşe göre modern toplumlar cinselliği bastırmış, onun hakkında konuşmayı yasaklamıştı. Foucault ise tam tersini ileri sürdü: on dokuzuncu yüzyıldan itibaren tıp, psikiyatri, hukuk ve eğitim, cinsellik hakkında durmadan konuşmuş, onu sınıflandırmış, ölçmüş ve denetlemişti. Bu konuşmalar, cinselliği yalnız bastırmakla kalmamış, onu yeni kategoriler içinde üretmişti.
Foucault'ya göre daha önceki dönemlerde bazı cinsel davranışlar yasaklanıyor ve cezalandırılıyordu, ama bu davranışları yapanlar ayrı bir insan türü olarak görülmüyordu. On dokuzuncu yüzyılda ise hekimler ve psikiyatristler, bu davranışlardan yola çıkarak bir kimlik, bir kişilik tipi, bir geçmiş ve bir yaşam biçimi tanımladı. Bir davranış, bir insan türüne dönüştü.
Sosyolojide de benzer bir sezgi daha önce dile getirilmişti. İngiliz sosyolog Mary McIntosh, altmışlı yılların sonunda yazdığı bir makalede, eşcinselliğin evrensel bir durum olarak değil, belirli toplumlarda ortaya çıkan ve belirli beklentilerle tanımlanan bir toplumsal rol olarak incelenmesi gerektiğini savundu.
Mekanizma — sessiz norm
Queer kuramcılar, toplumsal hayatın büyük bir kısmının, herkesin heteroseksüel olduğu ve kadın ile erkek arasında kurulan ilişkinin tek doğal ilişki biçimi olduğu varsayımı üzerine kurulduğunu gösterdi.
Amerikalı şair ve düşünür Adrienne Rich, seksenli yılların başında yazdığı bir makalede, heteroseksüelliğin yalnız bir tercih değil, kadınlara toplumsal olarak dayatılan bir kurum olduğunu ileri sürdü.
Amerikalı edebiyat kuramcısı Eve Kosofsky Sedgwick, doksanlı yılların başında, heteronormatif bir toplumda insanların cinsel yönelimleriyle ilgili bilgiyi nasıl yönettiğini inceledi.
Goffman dersinde gördüğümüz gözden düşebilir kişinin bilgi yönetimi, dolabın gündelik işleyişine çok benzer. Ama Sedgwick, bu durumun bireylerin psikolojisinden çok, toplumun neyi konuşulabilir ve neyi konuşulamaz saydığıyla ilgili olduğunu vurgular.
Performativite
Queer kuramın en çok tartışılan kavramı, Amerikalı filozof Judith Butler'dan geldi. Butler, toplumsal cinsiyetin sorunları üzerine doksanların başında çıkan ve kısa sürede çok tartışılan kitabında, toplumsal cinsiyetin bireylerin sahip olduğu bir iç öz ya da bir kimlik olmadığını, sürekli tekrarlanan eylemlerle, jestlerle ve söylemlerle üretildiğini ileri sürdü.
Butler, bu fikri geliştirirken dil felsefesinden bir kavram ödünç aldı. Bazı sözler, bir şeyi betimlemekle kalmaz, söylendikleri anda o şeyi gerçekleştirir: bir nikâh memurunun sizi karı koca ilan ediyorum demesi, bir evliliği kurar. Butler'a göre açılış sahnesindeki doktorun bir kızınız olacak sözü de, yalnız bir bedeni betimlemez; o bedene bir toplumsal cinsiyet atayan ve ardından gelecek sayısız tekrarı başlatan bir sözdür.
Etnometodoloji dersinde gördüğümüz Garfinkel de, altmışlı yıllarda yaptığı bir çalışmada, bir kişinin gündelik hayatta kadın olarak tanınmak için ne kadar çok şeyi fark edilmeden başardığını göstermişti. Sonraki sosyologlar bu fikri geliştirerek, toplumsal cinsiyetin insanların sahip olduğu bir özellik değil, her etkileşimde birbirlerine karşı yaptıkları bir şey olduğunu ileri sürdü.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Queer kuram, cinsiyet ve cinsellik üzerine düşünceyi derinden değiştirdi; ama güçlü eleştirilerle de karşılaştı.
Birincisi, performativitenin bir seçim ya da bir kostüm gibi anlaşılmasıdır. Butler'ın kendisi de bu yanlış okumaya karşı uyardı: performativite, normların zorladığı tekrarlarla işler ve bu normlardan sapmanın ciddi bedelleri vardır.
İkincisi, maddi koşulları ihmal etme eleştirisidir. Bazı eleştirmenler, queer kuramın dil ve söylem üzerine yoğunlaşırken, ekonomik eşitsizliklere, konut, istihdam ve sağlığa erişim gibi somut sorunlara yeterince eğilmediğini ileri sürdü.
Üçüncüsü, kuramın büyük ölçüde Batılı ve akademik bir bağlamdan doğmuş olmasıdır. Farklı toplumlarda cinsellik ve cinsiyetin nasıl anlamlandırıldığı, Batılı kimlik kategorileriyle her zaman örtüşmez; bu kategorileri başka toplumlara doğrudan uygulamak, onların kendi tarihlerini görünmez kılabilir.
Kuramsal mercekler
Queer kuramın kavramları üç farklı yönde kullanılır.
Söylem çözümlemesine dayanan okuma, Foucault ve Butler'ın izinden gider ve cinsellik ile cinsiyet kategorilerinin tıp, hukuk, eğitim ve medya söylemlerinde nasıl üretildiğini inceler.
Etkileşimci okuma, toplumsal cinsiyetin gündelik karşılaşmalarda nasıl yapıldığını sorar ve Goffman ile Garfinkel'den gelen geleneği queer kuramın sorularıyla birleştirir.
Maddeci okuma ise heteronormativitenin konut, miras, sağlık, istihdam ve sosyal güvenlik gibi kurumlarda nasıl somut eşitsizlikler ürettiğine odaklanır.
Ultrason odasındaki cümle bu üç okumanın her birine farklı bir malzeme sunar: bir tıbbi söylemin kategorisi, bir ailenin gündelik davranışlarını başlatan bir an ve ileride kimin kiminle hangi hakları paylaşabileceğini belirleyecek bir kaydın ilk satırı.
Ölçek
Tek bir kişinin gününe bakıldığında bu kavramlar, oturuş biçiminden sesin tonuna, hangi sorulara nasıl cevap verildiğinden kiminle ilişki kurulduğunun nasıl anlatıldığına kadar küçük davranışların nasıl biçimlendiğini görmeye yarar.
Okullar, hastaneler ve işyerleri düzeyinde kavramlar, formların, kuralların ve gündelik uygulamaların hangi aile ve ilişki modellerini varsaydığını ve bu modellerin dışında kalanları nasıl görünmez kıldığını incelemeye yarar.
Yasalar ve kamusal söylem düzeyinde ise kavramlar, hangi ilişkilerin tanındığını, hangi kimliklerin kayda geçtiğini ve normal ile anormal arasındaki sınırın nasıl çizildiğini sorgular.
Türkiye'de aileye kiralık ilanı
Türkiye'de konut ilanlarında sık rastlanan bir ifade vardır: aileye kiralıktır. Bazı ilanlar bunu daha açık yazar: öğrenciye ve bekâra verilmez. Ev sahipleri bu tercihi çoğu zaman güven ve düzen kaygısıyla açıklar: aileler kirayı düzenli öder, komşularla sorun çıkarmaz, evi özenle kullanır.
Heteronormativite açısından bu ilanlar, konut piyasasının belirli bir aile modelini, yani evli bir kadın ve erkekten ve çocuklarından oluşan haneyi, varsayılan ve tercih edilen kiracı olarak gördüğünü gösterir. Bu tercih, yalnız cinsel yönelimi farklı olan insanları değil, bekâr çalışanları, öğrencileri, boşanmış kadınları, dul erkekleri, birlikte yaşayan arkadaşları ve yalnız yaşayan yaşlıları da etkiler. Aynı ilan, kimin bir aile sayıldığını ve kimin bir komşu olarak güvenilir görüldüğünü sessizce tanımlar.
Farklı ülkelerin konut ve ayrımcılık mevzuatı karşılaştırıldığında, kiracı seçiminde medeni duruma ya da hane yapısına dayalı tercihlerin bazı ülkelerde ayrımcılık sayılarak yasaklandığı, bazılarında ise ev sahibinin serbestliğine bırakıldığı görülür.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Queer kuramın önermeleri, farklı kurulumlarla incelenir.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Queer kuram, cinsellik ve cinsiyet kategorilerinin doğal olmadığını, söylemler, kurumlar ve pratikler aracılığıyla tarihsel olarak üretildiğini savunur.
- Foucault'ya göre modern toplumlar cinselliği yalnız bastırmadı, onun hakkında sürekli konuşarak yeni kategoriler ve kimlikler üretti.
- Heteronormativite, heteroseksüelliğin ve buna bağlı aile modelinin varsayılan ve doğal kabul edilmesi, kurumların da buna göre düzenlenmesidir.
- Rich'e göre zorunlu heteroseksüellik, kadınlara ekonomik, ailevi ve kültürel yollarla dayatılan bir toplumsal kurumdur.
- Dolap, gizliliğin ve açılmanın her yeni ortamda yeniden yönetilmesini gerektiren toplumsal bir yapıdır.
- Butler'a göre toplumsal cinsiyet, normların zorladığı tekrarlarla üretilen bir performativitedir; seçilip değiştirilebilen bir kostüm değildir.
- Türkiye'deki aileye kiralık ilanları, heteronormativitenin konut piyasasında kimin aile sayıldığını sessizce nasıl belirlediğini gösterir.
Sonraki derse köprü
Queer kuram ve feminist düşünce, toplumsal cinsiyetin doğal değil, üretilen bir şey olduğunu gösterdi. Bu fikir, erkeklik için de geçerlidir. Erkek gibi otur uyarısını alan çocuk, yalnız kadınlardan değil, başka erkeklerden de ayrışmayı öğrenir: güçlü olan ile zayıf görülen, sert olan ile duygusal olan, kazanan ile kaybeden arasında. Avustralyalı bir sosyolog, bir toplumda farklı erkeklik biçimleri arasında bir hiyerarşi bulunduğunu ve bu hiyerarşinin tepesindeki erkeklik idealinin, çok az erkeğin gerçekten ulaşabildiği bir ölçü olduğunu ileri sürdü. Sonraki ders, erkeklik çalışmalarını ve toplumsal cinsiyet düzenini ele alıyor.