İçeriğe geç

KUR-211-03·Feminist, Queer ve Kesişimsel Kuram

Standpoint epistemolojisi ve bakım emeği

temel2.500 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Smith'e göre sosyolojinin kavramları, yöneten ve örgütleyen ilişkilerin dilinde kurulmuştur ve bedenin, evin ve bakımın gündelik bilgisini görmez.
  2. Bölünmüş bilinç, soyut kurumsal dünya ile somut gündelik dünya arasında aynı anda yaşamanın ikili deneyimidir.
  3. Yönetim ilişkileri, belgeler, formlar ve kavramlar aracılığıyla insanların gündelik hayatını uzaktan örgütleyen ilişkiler ağıdır.
  4. Bakış açısı kuramına göre kenarda kalan konumlar, toplumsal düzenin gizlediği şeyleri görmeye daha elverişli olabilir; ama bu bakış açısı kendiliğinden verilmez, kazanılır.
  5. Güçlü nesnellik, araştırmanın sorularının ve varsayımlarının hangi konumdan kurulduğunu sorgulayarak nesnelliği güçlendirmeyi amaçlar.
  6. Bakım etiği, ahlaki sorunları ilişkiler ve sorumluluklar üzerinden düşünür; Tronto bakımı bütün toplumu ilgilendiren siyasal bir süreç olarak tanımladı.
  7. Türkiye'de hastane refakatçileri, sağlık sisteminin resmî kayıtlarında görünmeyen, büyük ölçüde kadınların yürüttüğü bir bakım emeğini ve bilgisini temsil eder.

Açılış sahnesi

Genç bir araştırma görevlisi olan Selin, bir akşam masasında oturmuş, çalışma hayatı ile aile hayatı arasındaki denge üzerine bir makale yazıyor. Makalenin dili soyut ve düzenli: rol çatışması, zaman bütçesi, işgücü piyasası esnekliği. Tablolar hazır, kavramlar yerli yerinde.

Yan odadan dört yaşındaki oğlunun öksürüğü geliyor. Selin kalkıyor, ateşine bakıyor, şurubunu veriyor, onu yeniden yatırıyor. Masaya döndüğünde yazdığı cümleyi okuyor: kadınlar, iş ile aile arasındaki rol çatışmasını çeşitli stratejilerle yönetir. Cümle yanlış değil. Ama son yarım saatte yaşadığı hiçbir şey, bu cümlenin içinde yok: çocuğun ateşinin yükselip yükselmeyeceğine dair kaygı, ertesi sabahki derse kimin bakacağı hesabı, kayınvalidesini aramak zorunda kalmanın ağırlığı.

Selin, iki dünyada birden yaşadığını fark ediyor. Bir dünyada kavramlarla, tablolarla ve yöneticilerin diliyle düşünüyor. Öbür dünyada bir çocuğun bedeniyle, bir evin gündelik düzeniyle ve hiç bitmeyen işlerle uğraşıyor. İkinci dünyanın bilgisi, birinci dünyanın kavramlarına bir türlü girmiyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Önceki derste feminist akımların kadınların ezilmesinin kaynağına dair farklı cevaplarını gördük. Bu ders, feminist düşüncenin sosyolojiye yönelttiği belki de en derin soruya geçiyor: bilgi kimin konumundan üretilir? Bu soru, bakış açısı kuramı adıyla bilinen bir geleneği doğurdu.

Önce bu kuramın Kanadalı sosyolog Dorothy Smith'in çalışmalarında nasıl ortaya çıktığını, sonra Nancy Hartsock ve Sandra Harding'in onu nasıl geliştirdiğini göreceğiz. Ardından bu kuramın merkezine yerleşen bir alana, bakım emeğine ve bakımın bir ahlak ve siyaset sorunu olarak nasıl düşünüldüğüne geçeceğiz. En sonda kuramın zayıf noktalarını tartışacağız.

Sıfır noktası — iki dünyada yaşamak

Dorothy Smith, İngiltere'de doğdu, Amerika'da sosyoloji doktorası yaptı ve akademik hayatının büyük kısmını Kanada'da geçirdi. Genç yaşta boşanmış ve iki çocuğunu büyüten bir anne olarak, gündüzleri üniversitede sosyoloji yaparken akşamları evde çocuklarıyla ilgilenmişti. Bu deneyim, onun kuramının çıkış noktası oldu.

Smith, sosyolojinin kavramlarının, toplumu yöneten, örgütleyen ve denetleyen ilişkilerin bir parçası olduğunu ileri sürdü.

Smith, bu ilişkileri incelemek için kurumsal etnografi adını verdiği bir yöntem geliştirdi: araştırma, insanların gündelik deneyiminden başlar ve bu deneyimi uzaktan biçimlendiren belgelerin, kuralların ve kurumların izini sürer.

Mekanizma — konum ve bilgi

Smith'le aynı yıllarda Amerikalı siyaset kuramcısı Nancy Hartsock, Marksist gelenekten bir fikri feminizme taşıdı. Marx ve onu izleyen düşünürler, işçi sınıfının konumunun, kapitalizmin işleyişini burjuvazinin göremediği biçimde görmeyi mümkün kıldığını ileri sürmüştü. Hartsock, kadınların, özellikle bakım ve ev içi emek deneyimlerinin, benzer bir bakış noktası sağlayabileceğini savundu.

Temel yöntem derslerinde tanımladığımız konumlu bilgi, her bilginin belirli bir konumdan üretildiğini söyler. Bakış açısı kuramı bundan bir adım öteye geçer: bütün konumlar eşit değildir; bazı konumlar, toplumsal düzenin gizlediği şeyleri görmeye daha elverişlidir.

Amerikalı bilim felsefecisi Sandra Harding, bakış açısı kuramından nesnellik anlayışına dair önemli bir sonuç çıkardı.

Bakım emeği ve bakım etiği

Bakış açısı kuramcılarının dikkat çektiği gündelik deneyimin merkezinde bakım vardır. Temel derslerde tanımladığımız bakım emeği, hanenin günlük sürmesini sağlayan ve büyük ölçüde karşılıksız yürütülen işlerdir. Feminist düşünürler, bakımın yalnız bir emek biçimi değil, aynı zamanda bir ahlak ve siyaset sorunu olduğunu ileri sürdü.

Amerikalı psikolog Carol Gilligan, seksenli yılların başında yayımladığı bir kitapta, ahlaki gelişim üzerine yapılan araştırmaların büyük ölçüde erkek çocuklarla yürütüldüğünü ve adalet, kurallar ve haklar üzerine kurulu bir ahlak anlayışını en yüksek basamak saydığını gösterdi. Gilligan'ın görüştüğü kadınlar ise ahlaki sorunları çoğu zaman ilişkiler, sorumluluklar ve başkalarına zarar vermeme üzerinden düşünüyordu.

Amerikalı sosyolog Arlie Hochschild, bakımın ve duyguların piyasaya da girdiğini gösterdi. Hava yolu şirketlerinde kabin görevlileri üzerine yaptığı araştırmada, bu çalışanların yalnız hizmet vermekle kalmayıp, ücretlerinin bir parçası olarak belirli duyguları göstermek ve hissetmek zorunda olduğunu ortaya koydu. Temel derslerde duygu ayarı adıyla ele aldığımız süreç, burada bir ücret karşılığında yapılan duygusal emeğe dönüşüyordu. Hochschild, çalışan kadınların işten döndükten sonra evde ikinci bir vardiyaya başladığını da ayrıca gösterdi.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Bakış açısı kuramı, sosyolojinin bilgi üretimini derinden sorguladı; ama sert eleştirilerle karşılaştı.

Birincisi, özcülük eleştirisidir. Kadınların ortak bir bakış açısı olduğunu varsaymak, kadınların deneyimlerinin sınıfa, etnisiteye, cinselliğe ve coğrafyaya göre ne kadar farklılaştığını görmezden gelebilir.

İkincisi, görecilik eleştirisidir. Her konumun kendi bilgisini ürettiği kabul edilirse, farklı bilgiler arasında nasıl bir seçim yapılacağı sorusu açıkta kalır. Bakış açısı kuramcıları, kenarda kalan konumların daha az çarpıtılmış bir bilgi sağladığını ileri sürerek bu eleştiriye cevap verdi; ama bu cevabın kendisi de tartışmalıdır.

Üçüncüsü, bakım etiğinin kadınlara yüklenen bakım rolünü yeniden doğallaştırma tehlikesidir. Bakımı kadınlara özgü bir ahlaki ses olarak sunmak, kadınların bakıma zorlanmasını meşrulaştırabilir.

Kuramsal mercekler

Bu dersin kavramları üç farklı yönde okunur.

Bilgi kuramsal okuma, bakış açısı kuramını ve güçlü nesnelliği, sosyolojinin nasıl bilgi ürettiğine dair temel bir sorgulama olarak görür. Bu okumaya göre soru, yalnız neyin bilindiği değil, kimin bakış noktasından ve kimin sorularıyla bilindiğidir.

Yöntemsel okuma, Smith'in kurumsal etnografisini ve katılımcılarla birlikte soru kuran araştırma biçimlerini öne çıkarır. Bu okumaya göre bakış açısı kuramının en somut katkısı, araştırmaya insanların gündelik deneyiminden başlamayı öğretmesidir.

Siyasal okuma ise bakım etiğini ve bakım emeğini, bir toplumun bakımı nasıl örgütlediğine dair bir kamusal politika sorununa dönüştürür: bakımı kim yapıyor, kim ödüyor ve kim karar veriyor?

Selin'in masasındaki makale bu üç okumaya da açıktır: onun iki dünyası bir bilgi sorunu mudur, bir yöntem sorunu mu, yoksa oğlunun ateşi yükseldiğinde ertesi sabah kimin çocuğa bakacağı sorusuna dair bir siyaset sorunu mu?

Ölçek

Bir insanın gündelik hayatında bu kavramlar, onun hangi işleri yaptığını, hangi bilgilere sahip olduğunu ve bu bilgilerin resmî kavramlarda neden görünmediğini fark etmeye yarar.

Tek bir kurumun, örneğin bir belediye hizmet binasının ya da bir sağlık ocağının içinde kavramlar, kurumun kurallarının ve belgelerinin, orada çalışanların ve hizmet alanların gündelik hayatını nasıl örgütlediğini ve bu örgütlenmenin hangi emeği görünmez kıldığını incelemeye yarar.

Toplumun bütününde ise kavramlar, bakımın aile, piyasa ve devlet arasında nasıl bölüşüldüğünü ve bu bölüşümün kadınların, göçmenlerin ve yoksulların hayatını nasıl biçimlendirdiğini sorgular.

Türkiye'de hastane refakatçisi

Türkiye'de birçok hastanede, yatarak tedavi gören hastaların yanında bir aile üyesinin refakatçi olarak kalması yaygın bir uygulamadır. Refakatçi, çoğu zaman hastanın yanında bir sandalyede ya da açılır bir koltukta uyur, hastanın yemeğine, temizliğine, tuvalet ihtiyacına ve ilaç saatlerine yardım eder, hemşireleri çağırır, doktorların söylediklerini aileye aktarır. Refakatçilerin büyük çoğunluğu kadındır: kızlar, gelinler, eşler, anneler.

Bakış açısı kuramı açısından refakatçi, hastanenin resmî bilgi sisteminde görünmeyen bir bilgiye sahiptir. Hastanın gece nasıl uyuduğunu, hangi ilaçtan sonra midesinin bulandığını, hangi saatte canının yandığını, en iyi o bilir. Hastanenin işleyişi de, çoğu zaman bu karşılıksız emeğe dayanır; hemşire sayısının yetersiz olduğu servislerde, hastanın temel bakımını fiilen refakatçi üstlenir. Yönetim ilişkileri açısından ise refakatçinin emeği, hastanenin personel planlarında, maliyet hesaplarında ve performans raporlarında hiçbir yerde yer almaz.

Başka ülkelerin sağlık sistemleriyle karşılaştırıldığında, bazı ülkelerde hastanın temel bakımının neredeyse tamamen profesyonel personel tarafından yapıldığı, bazılarında ise ailenin hastane içinde de bakımı sürdürmesinin beklendiği görülür; bu fark, bakımın aile ile kamu arasında nasıl bölüşüldüğüne dair daha geniş bir tercihi yansıtır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bu dersin önermeleri, farklı kurulumlarla incelenir.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Smith'e göre sosyolojinin kavramları, yöneten ve örgütleyen ilişkilerin dilinde kurulmuştur ve bedenin, evin ve bakımın gündelik bilgisini görmez.
  2. Bölünmüş bilinç, soyut kurumsal dünya ile somut gündelik dünya arasında aynı anda yaşamanın ikili deneyimidir.
  3. Yönetim ilişkileri, belgeler, formlar ve kavramlar aracılığıyla insanların gündelik hayatını uzaktan örgütleyen ilişkiler ağıdır.
  4. Bakış açısı kuramına göre kenarda kalan konumlar, toplumsal düzenin gizlediği şeyleri görmeye daha elverişli olabilir; ama bu bakış açısı kendiliğinden verilmez, kazanılır.
  5. Güçlü nesnellik, araştırmanın sorularının ve varsayımlarının hangi konumdan kurulduğunu sorgulayarak nesnelliği güçlendirmeyi amaçlar.
  6. Bakım etiği, ahlaki sorunları ilişkiler ve sorumluluklar üzerinden düşünür; Tronto bakımı bütün toplumu ilgilendiren siyasal bir süreç olarak tanımladı.
  7. Türkiye'de hastane refakatçileri, sağlık sisteminin resmî kayıtlarında görünmeyen, büyük ölçüde kadınların yürüttüğü bir bakım emeğini ve bilgisini temsil eder.

Sonraki derse köprü

Bakış açısı kuramına yöneltilen en güçlü itiraz, hangi kadınların bakış açısından söz edildiği sorusuydu. Bu soruyu en keskin biçimde soranlar, Amerika'daki siyah kadınlardı. Onlar, hem feminist hareketin beyaz kadınların deneyimini merkeze aldığını hem de siyah özgürlük hareketinin erkeklerin deneyimini merkeze aldığını gösterdi. Bir siyah kadının yaşadığı ayrımcılık, ne yalnız ırkçılıkla ne de yalnız cinsiyetçilikle açıklanabiliyordu; ikisinin birleştiği yerde, ayrı ayrı bakıldığında görünmeyen bir deneyim ortaya çıkıyordu. Sonraki ders, siyah feminizmi ve bu deneyimi adlandırmak için geliştirilen kesişimsellik kavramını ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.