İçeriğe geç

KUR-211-01·Feminist, Queer ve Kesişimsel Kuram

Cinsiyet körü kanonun eleştirisi

temel2.491 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Feminist eleştiriye göre sosyolojinin sorunu yalnız kimin kanona alındığı değil, temel kavramlarının erkeklerin deneyimini herkesin deneyimi saymasıdır.
  2. Cinsiyet körlüğü, toplumsal cinsiyetin deneyimleri ve fırsatları nasıl farklılaştırdığını hesaba katmamaktır; çoğu zaman sorulmayan sorulardan oluşur.
  3. Erkek merkezlilik, erkeklerin deneyimini genel ölçü, kadınların deneyimini bir sapma ya da özel durum olarak görmektir.
  4. Hane reisi varsayımı, hanenin sınıf konumunu erkek reisin mesleğinden türeterek kadınların kendi konumlarını görünmez kılar.
  5. Ev içi emeğin bir iş olarak incelenmesi, emeğin yalnız ücretli ve ev dışı işle sınırlı olmadığını gösterdi.
  6. İki evlilik tezi, kadınların ve erkeklerin aynı evliliği çok farklı biçimlerde yaşadığını ileri sürer; kamusal ve özel alan ayrımı ise ev içindeki eşitsizlikleri siyasal olmaktan çıkarabilir.
  7. Türkiye'de medeni kanundaki reislik düzenlemesinin kaldırılması, hane reisi anlayışının hukuka, istatistiğe ve gündelik dile nasıl işlediğini gösterir.

Açılış sahnesi

Bir ilçede nüfus ve işgücü araştırması için kapı kapı dolaşan bir anketör, bir evin zilini çalıyor. Kapıyı orta yaşlı bir kadın açıyor. Anketör sorularını soruyor: evde kaç kişi yaşıyor, kimler çalışıyor, kim ne iş yapıyor?

Kadın, kocasının bir fabrikada çalıştığını, büyük oğlunun bir kargo firmasında şoförlük yaptığını söylüyor. Anketör kadına dönüyor: siz? Kadın gülümsüyor: ben çalışmıyorum, ev hanımıyım. Anketör formdaki ilgili kutuyu işaretliyor ve bir sonraki soruya geçiyor.

Anketörün göremediği şey, o sabah kadının saat beşte kalkıp ekmek yaptığını, kocasının ve oğlunun öğle yemeklerini hazırladığını, yatalak kayınpederini yıkayıp ilaçlarını verdiğini, bahçeden topladığı sebzeleri kış için kuruttuğunu ve öğleden sonra komşulara sattığı el örgüsü yeleklerin sonuncusunu bitirdiğini. Akşam kocası eve döndüğünde, günün yorgunluğundan söz eden o olacak. Formda ise bu evde iki kişinin çalıştığı ve bir kişinin çalışmadığı yazıyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Bu dersle birlikte sosyolojiye kadınların, cinsel azınlıkların ve çoklu eşitsizliklerin bakışından itiraz eden kuramlara ayrılmış kurs açılıyor. Kurucu sesler kursunun son dersinde, sosyolojinin kurucu kanonunun hangi seçimlerle oluştuğunu ve Martineau, Addams, Cooper ve Wells gibi kadın düşünürlerin nasıl dışarıda kaldığını görmüştük. Bu ders, o soruyu bir adım öteye taşıyor: sorun yalnız kimin kanona alındığında değil, kanonun kavramlarının kendisinde de olabilir mi?

Yetmişli yıllardan başlayarak feminist sosyologlar, sosyolojinin temel kavramlarının, yöntemlerinin ve sorularının, farkına varmadan erkeklerin deneyimini herkesin deneyimi saydığını ileri sürdü. Ders önce bu eleştirinin genel çerçevesini, sonra sosyolojinin farklı alanlarındaki somut örneklerini ele alıyor: tabakalaşma araştırmaları, ev içi emek, evlilik ve kamusal ile özel alan ayrımı. En sonda eleştirinin kendi sınırlarını tartışıyor.

Sıfır noktası — görmemek de bir bakıştır

Feminist eleştirinin ilk adımı, sosyolojinin kadınları hiç görmediğini söylemek değildi. Kadınlar sosyolojinin metinlerinde vardı: ailede, çocuk yetiştirmede, ahlakın korunmasında. Sorun, kadınların hep aynı yerlerde, erkeklerin ise her yerde bulunmasıydı. Sosyolojinin genel kavramları, yani emek, sınıf, iktidar, eylem ve toplumsal hareketlilik, sessizce erkeklerin hayatları üzerine kurulmuştu.

Temel derslerde tanımladığımız toplumsal cinsiyet, cinsiyetin toplumsal olarak kurulan anlamlarını ve rollerini anlatır. Cinsiyet körlüğü, bu kurulumun sosyolojinin kendi kavramlarında da iş başında olabileceğini gösterir.

Feminist eleştirmenler, bu körlüğün kurucu metinlerde de izlerini buldu. Durkheim, intihar üzerine çalışmasında evliliğin erkekleri kadınlara göre daha çok koruduğunu gözlemlemiş, bu farkı kadınların toplumsal hayata daha az bağlı olmasıyla açıklamıştı. Eleştirmenler, bu açıklamanın kadınların evlilik içindeki konumunu sorgulamak yerine onların doğasına bir özellik yüklediğini ileri sürdü. Yapısal işlevselcilik kursunda gördüğümüz araçsal ve dışavurumcu roller ayrımı da, belirli bir dönemin orta sınıf aile modelini evrensel bir işlevsel zorunluluk gibi sunduğu için eleştirildi.

Mekanizma — kimin konumu sayılıyor

Eleştirinin en somut örneklerinden biri, tabakalaşma araştırmalarından geldi. Uzun yıllar boyunca toplumsal sınıf ve hareketlilik araştırmaları, bir ailenin sınıf konumunu, erkek hane üyesinin mesleğine bakarak belirledi. Kadınların kendi meslekleri, ancak evli değillerse hesaba katılıyordu.

Aynı körlük, emeğin tanımında da iş başındaydı. Sosyolojinin emek, iş ve meslek kavramları, ücret karşılığında ev dışında yapılan işleri anlatıyordu. Ev içinde yapılan işler, yani yemek pişirmek, ev toplamak, çocuk büyütmek ve hastaya bakmak, emek sayılmıyordu. Temel derslerde karşılıksız emek adıyla tanımladığımız bu işler, feminist sosyologların çalışmalarıyla sosyolojinin konusu hâline geldi.

İngiliz sosyolog Ann Oakley, yetmişli yılların ortasında Londra'da ev kadınlarıyla yaptığı görüşmelere dayanan bir kitap yayımladı. Oakley, ev işini bir iş olarak inceledi: ne kadar sürdüğünü, ne kadar tekdüze ve parçalı olduğunu, kadınların bu işten nasıl bir doyum ya da doyumsuzluk duyduğunu sordu. Görüşmelerinden, ev kadınlarının deneyiminin, fabrikadaki bant işçilerinin tekdüzelik ve yalnızlık deneyimine şaşırtıcı biçimde benzediği sonucu çıktı.

Bir evlilik, iki deneyim

Amerikalı sosyolog Jessie Bernard, yetmişli yılların başında evlilik üzerine yazdığı bir kitapta, sosyolojinin evliliği tek bir kurum olarak ele almasına itiraz etti.

Kamusal ve özel

Feminist eleştirinin belki de en köklü itirazı, sosyolojinin ve siyaset düşüncesinin kamusal ile özel alan arasında yaptığı ayrıma yöneldi.

Feminist sosyologlar, Weber'in bürokrasi çözümlemesini de bu gözle okudu. Weber'in ideal tipindeki memur, tam zamanlı çalışan, kariyerine bütün hayatını adayan ve kurumun dışında hiçbir yükümlülüğü olmayan biriydi. Eleştirmenlere göre bu memurun ev işlerini, çocuk bakımını ve yaşlı bakımını üstlenen görünmez biri, yani çoğu zaman bir eş vardı.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Cinsiyet körlüğü eleştirisi sosyolojiyi derinden değiştirdi; ama bu eleştirinin de sınırları vardır.

Birincisi, eleştiriyi yalnız okuma listelerine birkaç kadın yazar eklemek olarak anlamaktır. Kanonun kavramları değişmeden yeni isimler eklemek, erkek merkezli bir çerçeveyi olduğu gibi bırakabilir.

İkincisi, kadınları tek ve bütünlüklü bir kategori olarak görmektir. Erken feminist eleştirilerin bir kısmı, beyaz ve orta sınıf kadınların deneyimini bütün kadınların deneyimi saydı. Siyah kadınlar, işçi kadınlar ve sömürge sonrası toplumlardaki kadınlar, bu eleştirilerin kendi körlüklerini ortaya koydu; bu tartışmayı kursun ilerleyen derslerinde ele alacağız.

Üçüncüsü, cinsiyet körlüğü eleştirisini erkeklerin deneyimini önemsiz saymak olarak anlamaktır. Eleştirinin amacı erkekleri dışarıda bırakmak değil, erkekliğin de toplumsal olarak kurulduğunu ve incelenmesi gerektiğini görmektir.

Kuramsal mercekler

Cinsiyet körlüğü eleştirisine üç farklı cevap verildi.

Ekleme yaklaşımı, var olan kuramlara ve araştırmalara cinsiyeti bir değişken olarak eklemeyi önerdi: her araştırmada kadınlar ve erkekler ayrı ayrı incelenmeli, sonuçlar karşılaştırılmalıdır. Bu yaklaşım önemli bulgular üretti, ama kavramların kendisini sorgulamadı.

Dönüştürme yaklaşımı ise sosyolojinin temel kavramlarının yeniden tanımlanması gerektiğini savundu: emek, ev içi emeği de içerecek biçimde, sınıf, kadınların kendi konumlarını da hesaba katacak biçimde yeniden düşünülmelidir.

Bilgi kuramsal yaklaşım ise bir adım daha ileri giderek, bilginin kimin konumundan üretildiğini sordu. Bu yaklaşıma göre sorun yalnız kavramlarda değil, sosyolojik bilginin hangi deneyimlerden, hangi bakış noktalarından kurulduğundadır. Bu tartışmayı kursun üçüncü dersinde ele alacağız.

Açılış sahnesindeki anket formu bu üç yaklaşım için de bir sınav: forma kadınlar için ayrı bir satır eklemek mi yeterli, çalışma kavramını yeniden tanımlamak mı gerekir, yoksa formu kimin, kimin hayatına bakarak hazırladığını mı sormalıyız?

Ölçek

Tek bir hanenin içinde cinsiyet körlüğü, kimin işinin iş sayıldığında, kimin yorgunluğunun konuşulduğunda ve kimin kararlarının belirleyici olduğunda görünür.

Kurumların içinde körlük, terfi ölçütlerinde, çalışma saatlerinin düzenlenmesinde ve bir mesleğin ideal çalışanının nasıl tanımlandığında kendini gösterir.

Bir toplumun bütününde ise körlük, resmî istatistiklerin neyi saydığında, ulusal gelirin hangi işleri içerdiğinde ve kamusal politikaların hangi sorunları kamusal saydığında iş başındadır.

Türkiye'de birliğin reisi

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarında kabul edilen medeni kanun, evlilik birliğinin reisinin koca olduğunu açıkça belirtiyordu. Evin seçimi, çocukların temsili ve ailenin geçiminin sağlanması gibi konularda son söz kocanındı. Uzun yıllar boyunca bu düzenleme, kadın örgütleri ve hukukçular tarafından eleştirildi. İki binli yılların başında yürürlüğe giren yeni medeni kanunla birlikte reislik kaldırıldı ve eşlerin evlilik birliğini birlikte yönetecekleri düzenlendi.

Bu yasal değişiklik, hane reisi varsayımının yalnız sosyologların bir yöntem tercihi olmadığını, bir toplumun hukukuna, istatistiklerine ve gündelik diline işlemiş bir anlayış olduğunu gösterir. Yasa değişti; ama birçok ailede, resmî yazışmalarda ve gündelik konuşmada evin reisi, evin direği ya da evin erkeği gibi sözler kullanılmaya devam ediyor.

Başka ülkelerin aile hukuku karşılaştırıldığında, kocanın evlilik birliğinin reisi sayılması ilkesinin yirminci yüzyıl boyunca birçok ülkede farklı dönemlerde kaldırıldığı, ama resmî istatistiklerin ve gündelik dilin bu değişime çoğu zaman gecikmeyle uyum sağladığı görülür.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Feminist eleştirinin iddiaları, farklı kurulumlarla sınanır.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Feminist eleştiriye göre sosyolojinin sorunu yalnız kimin kanona alındığı değil, temel kavramlarının erkeklerin deneyimini herkesin deneyimi saymasıdır.
  2. Cinsiyet körlüğü, toplumsal cinsiyetin deneyimleri ve fırsatları nasıl farklılaştırdığını hesaba katmamaktır; çoğu zaman sorulmayan sorulardan oluşur.
  3. Erkek merkezlilik, erkeklerin deneyimini genel ölçü, kadınların deneyimini bir sapma ya da özel durum olarak görmektir.
  4. Hane reisi varsayımı, hanenin sınıf konumunu erkek reisin mesleğinden türeterek kadınların kendi konumlarını görünmez kılar.
  5. Ev içi emeğin bir iş olarak incelenmesi, emeğin yalnız ücretli ve ev dışı işle sınırlı olmadığını gösterdi.
  6. İki evlilik tezi, kadınların ve erkeklerin aynı evliliği çok farklı biçimlerde yaşadığını ileri sürer; kamusal ve özel alan ayrımı ise ev içindeki eşitsizlikleri siyasal olmaktan çıkarabilir.
  7. Türkiye'de medeni kanundaki reislik düzenlemesinin kaldırılması, hane reisi anlayışının hukuka, istatistiğe ve gündelik dile nasıl işlediğini gösterir.

Sonraki derse köprü

Sosyolojinin cinsiyet körlüğünü eleştiren düşünürler, ortak bir teşhiste buluşuyordu; ama bu körlüğün nedenine ve ondan kurtulmanın yoluna dair birbirinden çok farklı cevaplar verdiler. Bazılarına göre sorun, kadınların eşit haklardan ve fırsatlardan yoksun bırakılmasıydı ve yasal reformlarla çözülebilirdi. Bazılarına göre sorun çok daha derindeydi: erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliği, bütün öteki egemenlik biçimlerinin kökünde yatıyordu. Başkalarına göre ise kadınların ezilmesi, kapitalizmin ev içindeki karşılıksız emeğe duyduğu ihtiyaçtan ayrı düşünülemezdi. Sonraki ders, liberal, radikal, Marksist ve sosyalist feminizmleri ve bu farklı cevapları ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.