Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Konuşma çözümlemesi, Sacks'in intihar önleme merkezine gelen telefon kayıtları üzerine yaptığı çalışmalarla başladı ve Schegloff ile Jefferson'la sistemli bir geleneğe dönüştü.
- Konuşma çözümlemesi, doğal konuşmaları duraklamaları ve üst üste binmeleriyle ayrıntılı biçimde döker ve katılımcıların birbirlerinin sözlerini nasıl anladığını esas alır.
- Sıra alma, gündelik konuşmada sözün çoğu zaman bir seferde bir kişide kalacak biçimde, çok kısa boşluklarla el değiştirmesini düzenler.
- Bitişik çiftlerde birinci söz ikincisini beklenir kılar; ikincinin yokluğu açıklama gerektiren bir olaydır.
- Tercih edilen cevaplar hemen ve kısa, tercih edilmeyen cevaplar duraksamayla, yumuşatıcılarla ve açıklamalarla söylenir.
- Durum analizi, bir etkileşimi çevreleyen insanları, kurumları, nesneleri ve söylemleri durum, toplumsal dünyalar ve konum haritalarıyla gösterir.
- Türkiye'de telefon açılışları, tanıma ve hal hatır sorma adımlarının ilişkiye ve teknolojiye göre nasıl değiştiğini gösterir.
Açılış sahnesi
Sosyoloji öğrencisi Ece, bir ödev için anneannesinin izniyle onun teyzesiyle yaptığı bir telefon görüşmesini kaydediyor. Görüşme sıradan: hal hatır, torunların durumu, bir komşunun ameliyatı, pazardaki fiyatlar. Ece kaydı dinlerken hiçbir şey dikkatini çekmiyor.
Sonra ödevin ikinci aşamasına geçiyor: görüşmenin yalnız ilk iki dakikasını, söylenen her şeyi, her duraklamayı, her yarım kalan sözü, her hı hı'yı ve aynı anda konuşulan her anı yazıya dökmek. Bu iş tam bir akşamını alıyor. Ortaya çıkan metin, dinlediği görüşmeye hiç benzemiyor.
Metinde anneanne ile teyzenin sözlerinin neredeyse hiç üst üste binmediğini, birinin sözü biterken ötekinin tam o anda başladığını görüyor. Teyze bir yemek davetini reddederken önce kısa bir sessizlik, sonra bir şey, sonra uzun bir açıklama geliyor; kabul ederken ise hemen, tek sözcükle cevap veriyor. Anneanne bir adı yanlış söylediğinde, kendisi hemen düzeltiyor ve teyze bunu fark etmemiş gibi devam ediyor. Ece defterine yazıyor: iki kadın konuşmuyormuş, birlikte, çok ince bir düzen kuruyormuş.
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Bu ders, gündelik karşılaşmaları inceleyen üç geleneğe ayrılmış kursun son dersi. Garfinkel'in etnometodolojisinden doğan ve sıradan konuşmayı en küçük ayrıntısına kadar inceleyen bir araştırma geleneğini ele alıyor: konuşma çözümlemesini. Ardından, sembolik etkileşimcilik geleneğinden gelen ve bir karşılaşmayı çevreleyen insanları, kurumları ve nesneleri tek bir haritada toplamayı öneren daha yeni bir yaklaşıma, durum analizine geçiyor.
Temel derslerde, bir aksamadan sonra düzenin nasıl onarıldığını ve düzeltmeye kimin önce giriştiğini görmüştük. Bu ders, o onarım düzeninin de parçası olduğu daha geniş bir yapıyı, konuşmanın nasıl sıra sıra kurulduğunu gösteriyor. En sonda bu iki yaklaşımın sınırlarını tartışıyor.
Sıfır noktası — kaydedilmiş sesler
Konuşma çözümlemesinin kurucusu Harvey Sacks, Garfinkel'le birlikte çalışan genç bir sosyologdu. Altmışlı yıllarda, bir intihar önleme merkezine gelen telefon görüşmelerinin kayıtlarını dinlerken dikkatini çeken bir şey oldu. Görüşmeyi açan görevli kendi adını söylediğinde, arayanların çoğu da kendi adını söylüyordu. Ama bazı arayanlar, adını sormadan söylemekten kaçınmak için küçük ve ustaca yollar buluyordu: görevliyi duyamamış gibi yapmak, konuyu değiştirmek. Sacks, bu küçük hareketlerin arkasında düzenli bir yapı olduğunu düşündü: konuşmanın her anı, bir sonrakini belirli biçimlerde bağlıyordu.
Sacks, derslerini ve düşüncelerini hiçbir zaman bir kitapta toplamadı; genç yaşta bir trafik kazasında öldü. Dersleri, ölümünden sonra öğrencilerinin kayıtlarından yayımlandı. Çalışma arkadaşları Emanuel Schegloff ve Gail Jefferson, bu yaklaşımı sistemli bir araştırma geleneğine dönüştürdü. Jefferson, konuşmanın duraklamalarını, vurgularını ve üst üste binmelerini yazıya geçirmek için bugün hâlâ kullanılan bir döküm sistemi geliştirdi.
Mekanizma — sıra sıra konuşmak
Sacks, Schegloff ve Jefferson'ın ortak bir makalesi, gündelik konuşmada sözün nasıl el değiştirdiğini açıklayan bir model önerdi.
Soru, cevap ve beklenen karşılık
Sacks ve Schegloff, konuşmadaki bazı sözlerin çiftler hâlinde geldiğini gösterdi.
Sacks ve çalışma arkadaşları, bitişik çiftlerin ikinci parçasının her zaman eşit değerde olmadığını da gösterdi. Bir davete kabul ile ret, bir öneriye onay ile itiraz, konuşmada farklı biçimlerde söylenir.
Temel derslerde gördüğümüz onarım düzeni de bu yapının bir parçasıdır. Konuşma çözümlemecileri, konuşmacıların kendi hatalarını düzeltmeye öncelik verdiğini, karşı tarafın ancak bu fırsat kullanılmadığında devreye girdiğini ayrıntılı kayıtlarla gösterdi.
Kurumların konuşması
Konuşma çözümlemecileri, zamanla gündelik sohbetten kurumlardaki konuşmaya da yöneldi: doktor muayeneleri, mahkeme duruşmaları, haber söyleşileri, çağrı hatları ve sınıflar. Bu ortamlarda sıra alma, bitişik çiftler ve onarım, kurumun amaçlarına ve katılımcıların konumlarına göre biçimlenir. Kimin soru soracağı, kimin cevap vereceği ve hangi konuların açılabileceği, gündelik sohbette olduğundan çok daha sıkı sınırlarla belirlenir.
Durum analizi
Konuşma çözümlemesi, konuşmanın içine bakar. Ama bazı araştırmacılar, bir etkileşimin çevresindeki daha geniş durumu, yani o etkileşimi biçimlendiren insanları, kurumları, nesneleri, belgeleri ve söylemleri de bir arada görmek gerektiğini savundu. Bu yaklaşımlardan biri, sembolik etkileşimcilik kursunun ilk dersinde tanıdığımız Strauss'un öğrencisi Adele Clarke'tan geldi. Clarke, Strauss'un birlikte geliştirdiği ve verilerden kuram üretmeyi amaçlayan yöntemi, iki binli yıllarda yeni bir yöne taşıdı.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Konuşma çözümlemesi titiz ve sınanabilir bir yöntemdir; ama sınırları vardır.
Birincisi, bağlamı dışarıda bırakma eğilimidir. Konuşma çözümlemecileri, konuşmacıların kimliklerini, örneğin cinsiyetlerini ya da sınıflarını, ancak konuşmacılar bunları konuşmada kendileri görünür kıldığında hesaba katmayı savunur. Eleştirmenler, bu tutumun iktidar ilişkilerini, konuşmacıların konuşmaya getirdiği eşitsizlikleri görünmez kılabileceğini ileri sürer.
İkincisi, yalnız kaydedilebilen konuşmaya bakmaktır. Bir konuşmanın anlamı, bazen kayda girmeyen geçmiş ilişkilerde, bakışlarda ve bedenlerde saklıdır. Sonraki araştırmacılar, görüntü kayıtlarıyla bedeni ve nesneleri de çözümlemeye katmaya çalıştı.
Üçüncüsü, durum analizinin her şeyi bir haritaya koyarken hiçbir şeyi açıklamama tehlikesidir. Bir durumun bütün öğelerini göstermek, bu öğelerden hangisinin belirleyici olduğunu söylemeyi gerektirir. Harita, bir çözümlemenin başlangıcıdır, sonu değil.
Kuramsal mercekler
Bu iki yaklaşımın sosyolojideki yeri üç farklı biçimde değerlendirilir.
Bilimsel okuma, konuşma çözümlemesini, sosyolojinin en sistemli ve sınanabilir alanlarından biri olarak görür. Bu okumaya göre konuşma çözümlemesi, kayıtlar üzerinde herkesin denetleyebileceği iddialar üretir ve bu yüzden gündelik hayatın bir bilimine en çok yaklaşan yaklaşımdır.
Eleştirel okuma, konuşma çözümlemesinin kayıtların içinde kalmasını eleştirir ve konuşmaların içinde cinsiyetin, sınıfın ve kurumsal gücün nasıl işlediğini soran çalışmaları öne çıkarır.
Durumsal okuma ise Clarke'ın yaklaşımını izler: bir etkileşimi anlamak için, onun içine yerleştiği bütün insan ve insan dışı öğeleri, söylemleri ve tartışmaları birlikte görmek gerekir.
Ece'nin döktüğü iki dakikalık telefon görüşmesi üç okumanın elinde üç ayrı nesneye dönüşür: kayıtta görünen ince bir düzen, iki yaşlı kadının konuşmasına sinmiş bir aile ve cinsiyet tarihi ve o görüşmeyi mümkün kılan telefonlardan komşu ameliyatlarına uzanan geniş bir durum.
Ölçek
Konuşma çözümlemesinin ölçeği, birkaç saniyelik bir söz alışverişidir: bir selamlaşma, bir soru ve cevabı, bir davet ve reddi.
Kurumsal ölçekte yaklaşım, bir poliklinikte, bir duruşma salonunda ya da bir müşteri hattında gündelik işleyişin, bu kurumlardaki konuşmaların yapısıyla nasıl kurulduğunu göstermeye yarar.
Durum analizi ise bir etkileşimi, bir yerel tartışmayı ya da bir politika kararını, onu çevreleyen kurumlar, gruplar, nesneler ve söylemlerle birlikte, daha geniş bir düzlemde haritalamayı sağlar.
Türkiye'de telefon açılışı
Konuşma çözümlemecilerinin ilk ayrıntılı çalışmalarından biri, telefon görüşmelerinin nasıl açıldığı üzerineydi. Telefon çaldığında, açan kişi bir şey söyler, arayan kendini tanıtır ya da tanınmayı bekler, selamlaşma ve hal hatır sorma izler ve ancak ondan sonra asıl konuya geçilir. Bu açılışın biçimi, dilden dile ve kültürden kültüre değişir.
Türkiye'de telefonu açan kişi çoğu zaman alo ya da efendim der. Arayan, sesinin tanınmasını bekleyebilir; ben, benim ya da yalnız bir selam, yakın ilişkilerde bir tanıtım yerine geçer. Ardından gelen hal hatır sorma, özellikle aile ve akrabalar arasında uzun sürebilir: nasılsın, iyiyim, sen nasılsın, çocuklar nasıl, annen nasıl. Asıl konuya bu faslı atlayarak doğrudan geçmek, bazı ilişkilerde kabalık sayılabilir.
Arayanın adının ekranda göründüğü telefonlarla birlikte açılışlar da değişti. Telefonu açan kişi artık kimin aradığını çoğu zaman önceden bilir ve efendim anne, söyle abi ya da buyur hocam gibi, arayana özel bir açılışla konuşmaya başlar. Tanıma ve tanıtma adımları kısalmış, ama ilişkinin kendisi ilk sözcüğe taşınmıştır.
Farklı ülkelerde telefon açılışlarını karşılaştıran çalışmalar, açılışın ilk sözünün, arayanın kendini tanıtma biçiminin ve hal hatır sorma faslının uzunluğunun toplumdan topluma belirgin biçimde değiştiğini gösterir; ama her yerde açılışın kendine özgü bir sıra düzeni vardır.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bu yaklaşımların önermeleri, farklı kurulumlarla incelenir.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Konuşma çözümlemesi, Sacks'in intihar önleme merkezine gelen telefon kayıtları üzerine yaptığı çalışmalarla başladı ve Schegloff ile Jefferson'la sistemli bir geleneğe dönüştü.
- Konuşma çözümlemesi, doğal konuşmaları duraklamaları ve üst üste binmeleriyle ayrıntılı biçimde döker ve katılımcıların birbirlerinin sözlerini nasıl anladığını esas alır.
- Sıra alma, gündelik konuşmada sözün çoğu zaman bir seferde bir kişide kalacak biçimde, çok kısa boşluklarla el değiştirmesini düzenler.
- Bitişik çiftlerde birinci söz ikincisini beklenir kılar; ikincinin yokluğu açıklama gerektiren bir olaydır.
- Tercih edilen cevaplar hemen ve kısa, tercih edilmeyen cevaplar duraksamayla, yumuşatıcılarla ve açıklamalarla söylenir.
- Durum analizi, bir etkileşimi çevreleyen insanları, kurumları, nesneleri ve söylemleri durum, toplumsal dünyalar ve konum haritalarıyla gösterir.
- Türkiye'de telefon açılışları, tanıma ve hal hatır sorma adımlarının ilişkiye ve teknolojiye göre nasıl değiştiğini gösterir.
Sonraki derse köprü
Konuşma çözümlemesinin ilk yıllarında bazı araştırmacılar, karma sohbetlerde erkeklerin kadınların sözünü daha sık kestiğini ileri sürdü; sonraki araştırmalar bu bulguyu farklı ortamlarda sınayıp tartıştı. Bu tartışma, sosyolojinin kendisine de yöneltilebilecek bir soruyu gündeme getirdi: bu kursa ve önceki kurslara adını veren düşünürlerin neredeyse hepsi erkekti ve kuramlarının çoğunda kadınların deneyimi, ev içindeki emek ve cinsiyete dayalı eşitsizlik ya hiç yer almıyor ya da kenarda kalıyordu. Sonraki kurs, feminist, queer ve kesişimsel kuramları ele alıyor. İlk ders, sosyolojinin cinsiyeti görmeyen kanonuna yöneltilen eleştiriyle başlıyor.