Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Garfinkel, Parsons'ın insanları kural uygulayan kuklalar gibi gördüğünü eleştirdi ve insanların kuralları her durumda kendi pratik yargılarıyla uyguladığını vurguladı.
- Etnometodoloji, sıradan insanların toplumsal düzeni üretmek ve sürdürmek için kullandığı gündelik yöntemlerin incelenmesidir.
- Bozma deneyleri, gündelik beklentileri bilerek ihlal ederek sorgulanmayan düzeni görünür kılar; ama etik sınırları vardır.
- Bağlama bağlılık, gündelik sözlerin anlamının kimin, kime, nerede ve ne zaman söylediğine bağlı olmasıdır.
- Hesap verilebilirlik, insanların davranışlarını başkalarının tanıyabileceği ve gerektiğinde açıklama isteyebileceği biçimde düzenlemesidir.
- Belgesel yorum yöntemi, dağınık ipuçlarını bir örüntünün belgeleri olarak okuyarak tutarlı bir anlam kurmaktır; ipuçları rastgele olsa bile işler.
- Türkiye'deki selektör ve dörtlü kullanımı, yazılı kuralların dışında kalan bir işaret dilinin bağlama göre nasıl anlam kazandığını gösterir.
Açılış sahnesi
Sosyoloji bölümünde okuyan Deniz, bir hafta sonu ödev olarak garip bir şey yapıyor: ailesinin evinde, akşam yemeği boyunca, bir pansiyonda kalan kibar bir kiracı gibi davranıyor.
Masaya oturmadan önce annesine oturup oturamayacağını soruyor. Babasına bay diye hitap ediyor. Tuzluğu isterken lütfen ve teşekkür ederim diyor, yemeğin çok lezzetli olduğunu resmî bir dille söylüyor. Kardeşinin şakalarına yalnız kibarca gülümsüyor. Yemekten sonra tabağını kendisi kaldırıp mutfağa götürüyor ve ev sahiplerine iyi akşamlar diliyor.
Masada önce şaşkınlık var. Sonra kardeşi gülmeye başlıyor, bir oyun olduğunu düşünüyor. Babası sinirleniyor: ne oluyor sana, bir şey mi oldu? Annesi endişeyle ateşinin olup olmadığına bakıyor, okulda bir sorun yaşayıp yaşamadığını soruyor. Deniz hiçbir kural çiğnemedi; aksine son derece nazikti. Ama birkaç dakika içinde evin sıradan düzeni sarsıldı ve herkes olanı açıklayacak bir neden aramaya başladı. Gece Deniz defterine yazıyor: bir aileyi aile yapan şey, hiç kimsenin fark etmediği yüzlerce küçük davranışmış.
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Önceki ders, Schutz'un doğal tutum ve bilgi stoku kavramlarıyla sona ermişti. Bu ders, bir adım öteye geçen bir sosyoloğa odaklanıyor: Harold Garfinkel. Garfinkel'in sorusu şuydu: bu sorgulanmayan dünya kendiliğinden mi var, yoksa insanlar onu her an, fark etmeden kullandıkları yöntemlerle mi üretiyor?
Önce Garfinkel'in hocası Parsons'la yaşadığı kopuşu ve etnometodoloji adının nasıl doğduğunu göreceğiz. Sonra gündelik düzeni bilerek bozan deneylere, sözlerin anlamının bağlama nasıl bağlı olduğuna, insanların davranışlarını birbirlerine nasıl açıklanabilir kıldığına ve dağınık ipuçlarından tutarlı bir anlam kurma yöntemine geçeceğiz. En sonda etnometodolojiye yöneltilen eleştirileri tartışacağız.
Sıfır noktası — Parsons'tan kopuş
Garfinkel, doktorasını Parsons'ın yanında yaptı. Yapısal işlevselcilik kursunda gördüğümüz gibi Parsons, toplumsal düzenin, insanların ortak değerleri ve normları içselleştirmesiyle sağlandığını düşünüyordu. Garfinkel bu açıklamada bir eksik gördü: Parsons'ın insanları, kendilerine verilen kuralları uygulayan, kendi yargılarına yer olmayan kuklalar gibi görünüyordu. Oysa hiçbir kural, bir durumda nasıl uygulanacağını kendi içinde söylemez; insanlar her durumda, kuralın o durumda ne anlama geldiğine kendileri karar verir.
Garfinkel, ellili yılların başında, bir jüri araştırması için kaydedilmiş jüri müzakerelerini dinlerken bir şeyi fark etti. Jüri üyeleri hukuk eğitimi almamıştı; ama bir kanıtın güvenilir olup olmadığına, bir tanığın doğru söyleyip söylemediğine ve neyin makul sayılacağına dair kendi pratik akıl yürütme yöntemlerini kullanıyorlardı. Garfinkel, antropologların bir topluluğun bitki bilgisini halk botaniği diye adlandırmasından esinlenerek, bu gündelik yöntemlerin incelenmesine bir ad verdi.
Mekanizma — düzeni bozarak görmek
Gündelik yöntemler, çalıştıkları sürece görünmezdir. Garfinkel, onları görünür kılmak için öğrencilerinden, sıradan durumları bilerek bozmalarını istedi.
Garfinkel'in bozma deneyleri bir yöntem olmaktan çok bir gösterim aracıydı: yalnız gündelik düzenin kırılganlığını ve insanların onu onarmak için ne kadar hızlı harekete geçtiğini gösteriyordu. Bu deneylerin, katılımcıları rahatsız ettiği ve bazen incittiği de unutulmamalıdır.
Sözlerin anlamı bağlamda saklıdır
Garfinkel, gündelik konuşmada kullanılan sözlerin büyük kısmının, anlamını ancak söylendiği durumdan aldığını vurguladı.
Garfinkel, yazılı kuralların ve sözleşmelerin de aynı biçimde işlediğini gösterdi. Hiçbir kural bütün durumları önceden sayamaz; her kural, söylenmemiş bir ve benzerleri maddesiyle birlikte işler. İnsanlar, yeni bir durumla karşılaştıklarında kuralın bu durumu da kapsayıp kapsamadığına, kuralın ruhuna bakarak karar verir.
Açıklanabilir davranış
Garfinkel'e göre insanlar, davranışlarını yalnız yapmakla kalmaz; onları başkalarının gözünde tanınabilir, anlaşılabilir ve gerektiğinde açıklanabilir biçimde yapar.
Parçalardan bir bütün kurmak
Garfinkel, insanların dağınık ve eksik ipuçlarından tutarlı bir anlam kurma yöntemini de inceledi. Bu yöntemin adını, Mannheim'dan ödünç aldı.
Garfinkel, kurumların kayıtlarını da aynı gözle inceledi. Bir kliniğin hasta dosyalarının neden eksik ve düzensiz olduğunu araştırırken, bu eksikliklerin kötü bir çalışmanın değil, kayıtları dolduranların pratik ihtiyaçlarının sonucu olduğunu gösterdi: kayıtlar, dışarıdan bir araştırmacının değil, kurumun içindeki insanların gelecekte ihtiyaç duyabileceği şeyleri taşıyordu.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Etnometodoloji, sosyolojiye yeni bir bakış kazandırdı; ama sert eleştirilerle de karşılaştı.
Birincisi, önemsiz ayrıntılara boğulmakla eleştirildi. Eleştirmenlere göre bir selamlaşmanın ya da bir telefon konuşmasının ayrıntılı çözümlemesi, yoksulluk, eşitsizlik ve iktidar gibi büyük sorunları anlamaya pek katkı sağlamıyordu. Etnometodologlar ise büyük yapıların da ancak bu gündelik pratiklerle var olduğunu savundu.
İkincisi, bozma deneylerinin etik sorunlarıdır. Bu deneyler, katılımcıların rızası olmadan onları rahatsız eder ve ilişkileri zedeleyebilir.
Üçüncüsü, kuralsızlık ve yapısızlıkla eleştirilmesidir. Etnometodoloji, düzenin her an yeniden üretildiğini vurgularken, bazı düzenlerin neden bu kadar kalıcı olduğunu ve bazı insanların bu üretimde neden daha güçlü olduğunu açıklamakta zorlanır.
Kuramsal mercekler
Etnometodolojinin sosyolojideki yeri üzerine üç ayrı tutum vardır.
Radikal okuma, etnometodolojiyi geleneksel sosyolojiden kesin bir kopuş olarak görür. Bu okumaya göre sosyologlar, sıradan insanların kullandığı kavramları ve yöntemleri kendi açıklamalarında sorgulamadan kullanıyordu; etnometodoloji ise bu kavramları ve yöntemleri incelemenin konusu yaptı.
Tamamlayıcı okuma, etnometodolojiyi sosyolojinin öteki yaklaşımlarıyla birlikte kullanılabilecek bir mikroskop olarak görür. Büyük yapılar üzerine yapılan araştırmalar, bu yapıların gündelik hayatta nasıl üretildiğini gösteren ayrıntılı çalışmalarla birleştirilebilir.
Uygulamalı okuma ise etnometodolojinin iş yerlerinde, hastanelerde, bilgisayar sistemlerinin tasarımında ve bilim laboratuvarlarında insanların gerçekte nasıl çalıştığını gösterdiğine dikkat çeker.
Deniz'in akşam yemeği deneyi bu üç okumayı ayrı ayrı çağırır: sosyolojinin sorgulamadığı bir düzenin keşfi mi, aile sosyolojisine eklenecek bir mikroskop görüntüsü mü, yoksa bir ailenin gündelik işleyişinin pratik bir haritası mı?
Ölçek
Etnometodolojinin doğal ölçeği, bir selamlaşma, bir sohbet, bir yemek ya da bir toplantı gibi tek bir karşılaşmadır.
Kurumların içinde yaklaşım, bir kliniğin, bir mahkemenin ya da bir bürokrasinin kayıtlarının, kararlarının ve kurallarının, orada çalışan insanların gündelik pratik akıl yürütmesiyle nasıl üretildiğini incelemek için kullanılır.
Daha geniş bir ölçekte ise yaklaşım, cinsiyet, sınıf ya da etnisite gibi toplumsal kategorilerin, insanların gündelik etkileşimlerinde nasıl tanınır ve açıklanabilir biçimde sürekli yeniden üretildiğini göstermeye yarar.
Türkiye'de selektör ve dörtlü
Türkiye'de trafikte sürücüler, yazılı kuralların öngörmediği bir işaret dilini de kullanır. Bu dilin en çok kullanılan iki öğesi, uzun farları kısa süre yakıp söndürmek, yani selektör yapmak, ve dört dörtlüğü, yani bütün sinyal lambalarını birden yakmaktır.
Selektörün anlamı, Garfinkel'in bağlama bağlılık dediği şeyin çarpıcı bir örneğidir. Bir kavşakta karşıdan gelen bir sürücünün selektör yapması, kimi zaman sen geç, kimi zaman ben geçiyorum, dikkat et anlamına gelir. Otoyolda arkadan gelen bir aracın selektörü, yol ver demektir. Karşı yönden gelen bir aracın selektörü ise ileride bir kaza ya da bir denetim olduğunu haber verebilir. Sürücüler bu anlamlardan hangisinin geçerli olduğunu, aracın hızından, konumundan, yolun durumundan ve günün saatinden çıkarır.
Dörtlü de benzer biçimde çok anlamlıdır. Bir sürücünün yol verdiği araca dörtlüyle teşekkür etmesi, yolun ortasında durmuş bir aracın dörtlüyle bir arızayı ya da kısa bir durmayı haber vermesi, yağmurda yavaşlayan bir sürücünün arkadakileri uyarması, aynı işaretin farklı kullanımlarıdır. Dörtlü, kurala aykırı bir park için de bir tür açıklama işlevi görür: sürücü dörtlüyü yakarak, oraya kalıcı olarak park etmediğini, kısa süre sonra döneceğini ötekilere hesap verilebilir biçimde gösterir.
Başka ülkelerde de benzer işaretler kullanılır; ama bir işaretin hangi anlama geldiği, yerel alışkanlıklara göre değişir. Farklı ülkelerin trafik alışkanlıkları karşılaştırıldığında, aynı selektörün bir yerde teşekkür, başka bir yerde uyarı, bir başka yerde meydan okuma olarak okunabildiği görülür.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Garfinkel'in önermeleri, farklı kurulumlarla incelenir.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Garfinkel, Parsons'ın insanları kural uygulayan kuklalar gibi gördüğünü eleştirdi ve insanların kuralları her durumda kendi pratik yargılarıyla uyguladığını vurguladı.
- Etnometodoloji, sıradan insanların toplumsal düzeni üretmek ve sürdürmek için kullandığı gündelik yöntemlerin incelenmesidir.
- Bozma deneyleri, gündelik beklentileri bilerek ihlal ederek sorgulanmayan düzeni görünür kılar; ama etik sınırları vardır.
- Bağlama bağlılık, gündelik sözlerin anlamının kimin, kime, nerede ve ne zaman söylediğine bağlı olmasıdır.
- Hesap verilebilirlik, insanların davranışlarını başkalarının tanıyabileceği ve gerektiğinde açıklama isteyebileceği biçimde düzenlemesidir.
- Belgesel yorum yöntemi, dağınık ipuçlarını bir örüntünün belgeleri olarak okuyarak tutarlı bir anlam kurmaktır; ipuçları rastgele olsa bile işler.
- Türkiye'deki selektör ve dörtlü kullanımı, yazılı kuralların dışında kalan bir işaret dilinin bağlama göre nasıl anlam kazandığını gösterir.
Sonraki derse köprü
Garfinkel'in çevresindeki genç sosyologlardan biri, gündelik düzenin en temel alanlarından birini, sıradan konuşmayı, çok daha ayrıntılı biçimde incelemeye karar verdi. Kaydedilmiş telefon görüşmelerini ve sohbetleri harf harf, duraklama duraklama döküme çevirdi. İnsanların konuşmada sırayı nasıl aldığını ve verdiğini, bir soruya neden bir cevap beklendiğini ve bir yanlış anlamanın nasıl düzeltildiğini sistemli biçimde gösterdi. Çok daha sonra başka araştırmacılar, bir etkileşimin içinde geçtiği durumu bütün öğeleriyle, insanlarıyla, nesneleriyle ve söylemleriyle birlikte haritalamayı önerdi. Sonraki ders, konuşma çözümlemesini ve durum analizini ele alıyor.