İçeriğe geç

KUR-209-03·Sembolik Etkileşimcilik, Fenomenoloji ve Etnometodoloji

Blumer ve sembolik etkileşimci yöntem

temel2.402 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Blumer'e göre insan uyarıcılara otomatik tepki vermez; durumun öğelerini kendine gösterir, yorumlar ve eylemini bu yoruma göre kurar.
  2. Ortak eylem, birden çok kişinin eylem çizgilerini birbirine uydurmasıyla oluşur; kurumlar tekrar tekrar kurulan ortak eylemlerdir.
  3. Blumer, değişken analizinin araştırmacının kategorilerini dışarıdan uyguladığını ve insanların yorumlama sürecini görünmez kıldığını savundu.
  4. Duyarlılaştırıcı kavramlar dikkati yönlendirir ve sahadaki her yeni vakayla biraz daha inceltilir; tanımlayıcı kavramlar ise baştan sabitlenir.
  5. Keşif evresi alanı esnek biçimde tanımayı, inceleme evresi ise belirginleşen kavramları farklı açılardan sınamayı amaçlar.
  6. Blumer'e göre önyargı, bir grubun kendi konumuna dair ortak konuşmalarında kurulan kolektif bir tanımdır.
  7. Türkiye'deki şükür cevabı, aynı anket değerinin arkasında çok farklı yorumların durabileceğini gösterir.

Açılış sahnesi

Genç bir araştırmacı, eski bir mahallede komşuluk ilişkilerinin nasıl değiştiğini incelemek için bir anket hazırlamış. Sorular net: komşularınızı son bir ayda kaç kez ziyaret ettiniz, bir komşunuzdan en son ne zaman yardım istediniz, komşularınıza ne kadar güveniyorsunuz?

Anketi uygulamadan önce, bir haftalığına mahallede bir akrabasının evinde kalıyor. Birinci gün, sabahları balkonlardan birbirine seslenen kadınları fark ediyor; kimse kimseyi ziyaret etmiyor, ama herkes herkesin haberini alıyor. İkinci gün, apartman merdivenlerinde uzun sohbetlere tanık oluyor; bunlar ne ziyaret ne de yardım, ama mahallenin asıl konuşmaları orada yapılıyor. Dördüncü gün, bir komşunun ötekine her akşam bir tabak yemek gönderdiğini öğreniyor; kimse buna yardım demiyor, adı yok, sadece yapılıyor.

Hafta sonunda araştırmacı anketine yeniden bakıyor. Soruları yanlış değil, ama mahallede komşuluğun nasıl yaşandığını kaçırıyor. Ziyaret sorusu, balkon sohbetlerini sıfır sayacak. Yardım sorusu, akşam tabağını hiç görmeyecek. Anketi çekmeceye koyuyor ve bir deftere, bu hafta gördüğü şeyleri yazmaya başlıyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Kursun ilk dersinde Blumer'in sembolik etkileşimciliği üç önermede topladığını görmüştük. Bu ders, o önermelerden bir araştırma yöntemi çıkaran Blumer'e odaklanıyor. Blumer, sosyolojinin kendi döneminde giderek yaygınlaşan değişken ölçümüne dayalı araştırma biçimini sert bir dille eleştirdi ve onun yerine incelenen dünyaya yakından bakan bir yöntem önerdi.

Önce Blumer'in insan eylemine dair iki kavramını, yani kişinin kendi kendine yol göstermesini ve eylemlerin birbirine bağlanmasını ele alacağız. Sonra bu kavramlardan çıkan yöntem ilkelerine, kavramların nasıl kullanılması gerektiğine dair önerisine ve saha araştırmasının iki evresine geçeceğiz. En sonda Blumer'in yöntemine yöneltilen eleştirileri tartışacağız.

Sıfır noktası — kendine gösterme

Blumer, gençliğinde profesyonel olarak Amerikan futbolu oynamış, sonra Chicago Üniversitesi'nde Mead'in derslerine katılmış ve orada uzun yıllar sosyoloji öğretmişti. Ardından Kaliforniya'daki Berkeley'e geçti ve oradaki sosyoloji bölümünü kurdu. Ömrü boyunca sayısız makale yazdı, ama kavramlarını bir araya getiren kitabı ancak altmışlı yılların sonunda yayımlandı.

Blumer'in yöntem anlayışının temelinde, insanın uyarıcılara otomatik tepki veren bir varlık olmadığı düşüncesi yatar. İnsan, bir durumla karşılaştığında önce o durumun öğelerini kendine gösterir, onları yorumlar ve eylemini bu yoruma göre kurar.

Mekanizma — ortak eylem

Blumer, toplumsal hayatın, insanların eylem çizgilerini birbirine uydurmalarıyla oluştuğunu vurguladı. Evlilik, ticaret, savaş, bir toplantı ya da bir ayin, onun gözünde, katılanların birbirlerinin ne yapacağını yorumlayıp kendi eylemlerini buna göre ayarladığı ortak eylemlerdir.

Blumer'e göre ortak eylemler, özellikle yerleşik kalıpların işlemediği yeni durumlarda açıkça görünür hâle gelir.

Değişkenlere itiraz

Blumer, ellili yıllarda Amerikan Sosyoloji Derneği'nin başkanıyken verdiği bir konuşmada, sosyolojinin değişken analizine dayalı araştırmalarını eleştirdi. Temel derslerde tanımladığımız değişken odaklı araştırma, toplumsal hayatı ölçülebilir değişkenler arasındaki ilişkiler olarak ele alır. Blumer'e göre bu yaklaşımın üç sorunu vardı.

Birincisi, değişkenler çoğu zaman araştırmacının kendi kategorileriydi ve incelenen insanların dünyasında aynı biçimde bulunmuyordu. İkincisi, bir değişkenin, örneğin eğitim düzeyinin ya da gelirin, bir sonuç üzerindeki etkisi, insanların bu durumu nasıl yorumladığından geçerek ortaya çıkıyordu; değişken analizi bu yorumlama sürecini görünmez kılıyordu. Üçüncüsü, farklı insanlar aynı değişken değerine farklı anlamlar yükleyebiliyordu.

Blumer değişkenlerin tamamen işe yaramaz olduğunu söylemiyordu. Onun itirazı, değişkenlerin incelenen dünyayı anlamadan, ona dışarıdan uygulanmasınaydı.

Kavramlar yol işaretidir

Blumer, sosyolojinin kavramlarının nasıl kullanılması gerektiğine dair önemli bir ayrım yaptı.

Keşif ve inceleme

Blumer'e göre araştırmacının ilk görevi, incelediği görgül dünyaya saygı göstermekti: o dünyanın, araştırmacının kafasındaki modele uymak zorunda olmadığını kabul etmek. Temel derslerde tanımladığımız emik bakış, bu saygının bir biçimidir. Blumer bu ilkeyi iki evreli bir araştırma süreciyle somutlaştırdı.

Blumer bu yöntemi yalnız gündelik hayatın küçük sahnelerine uygulamadı. Irk ilişkileri üzerine yazdığı ünlü bir makalede, önyargının bireysel bir duygudan çok, bir grubun kendi toplumsal konumuna ve öteki gruplarla ilişkisine dair paylaşılan bir duygusu olduğunu ileri sürdü. Bu duygu, grubun üyeleri arasındaki konuşmalarda, basında ve kamusal tartışmalarda kolektif olarak tanımlanıyordu.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Blumer'in yöntemi etkileyici, ama ciddi eleştirilerle de karşılaştı.

Birincisi, yöntemin sınanabilir sonuçlar üretmekte zorlanmasıdır. Kavramların her zaman inceltilmeye açık olduğu bir araştırma, bir iddianın ne zaman yanlışlandığını gösteremeyebilir. Iowa'daki sembolik etkileşimciler bu yüzden daha sistemli ölçümleri savundu.

İkincisi, yorumlamayı öne çıkarırken yapıyı ve gücü geri plana itmektir. İnsanların durumları nasıl tanımladığını ayrıntılı biçimde gösteren bir araştırma, bu tanımların hangi koşullar altında ve kimlerin kaynaklarıyla kurulduğunu atlayabilir.

Üçüncüsü, araştırmacının kendi yorumunu incelenen insanların yorumu sanmasıdır. İçeriden bakma iddiası, araştırmacının kendi varsayımlarını da sahaya taşıdığını unutturabilir. Sonraki kuşak nitel araştırmacılar, bu sorunu azaltmak için sistemli karşılaştırma ve kavramları sürekli verilerle sınama yöntemleri geliştirdi.

Kuramsal mercekler

Blumer'in yöntem anlayışı üç farklı açıdan değerlendirilir.

Nitel araştırma geleneği Blumer'i bir öncü olarak görür. Bu bakışa göre onun doğal ortamda araştırma, keşif ve inceleme ile duyarlılaştırıcı kavram önerileri, bugünkü saha çalışmasının ve verilerden kuram üreten yöntemlerin temelini attı.

Nicel araştırma geleneği ise Blumer'in eleştirilerini önemli bir uyarı olarak kabul eder, ama değişkenlerin reddedilmesi gerekmediğini savunur. Bu bakışa göre iyi bir ölçüm, insanların yorumlarını da hesaba katabilir; bu yüzden anket sorularının önce saha çalışmasıyla sınanması gerekir.

Yapısal eleştiri ise, Blumer'in yöntemini toplumsal yapının etkilerini görmezden gelmekle eleştirir ve etkileşimin, sınıf, cinsiyet ve kurumlar tarafından çizilen sınırlar içinde gerçekleştiğini hatırlatır.

Açılış sahnesindeki araştırmacının çekmeceye kaldırdığı anket bu üç bakışın her biri için başka bir anlam taşır: bir körlüğün kanıtı, düzeltilecek bir taslak ya da yapıyı ölçebilecek bir araç.

Ölçek

Tek bir karşılaşma düzeyinde Blumer'in kavramları, insanların bir durumu nasıl kendilerine gösterdiğini ve eylemlerini bu yoruma göre nasıl kurduğunu izlemeye yarar.

Bir kurum, bir pazar ya da bir mahalle düzeyinde, kavramlar ortak eylemlerin nasıl kurulduğunu, nasıl tekrarlandığını ve yeni durumlarda nasıl değiştiğini incelemek için kullanılır.

Daha geniş gruplar arasındaki ilişkilere bakıldığında ise Blumer'in yaklaşımı, önyargıların, kamusal tartışmaların ve toplumsal sorunların, grupların kendi konumlarını tanımladığı ortak konuşmalarla nasıl biçimlendiğini göstermeye yarar.

Türkiye'de şükür cevabı

Türkiye'de nasılsın, işler nasıl ya da hayatından memnun musun gibi sorulara çok sık verilen bir cevap vardır: şükür. Bu tek sözcük, çok farklı durumlarda ve çok farklı anlamlarla kullanılır.

Bir kişi için şükür, gerçek bir memnuniyetin ifadesidir. Başka biri için, durumu kötü olsa da inancı gereği sızlanmamanın bir yoludur. Bir başkası için, konuşmayı kısa kesmenin ve derdini yabancıya açmamanın kibar bir biçimidir. Bazıları ise şükrü, daha kötüsü de olabilirdi anlamında, bir karşılaştırma olarak kullanır.

Blumer'in değişkenlere yönelik eleştirisi burada somut bir karşılık bulur. Yaşam memnuniyeti üzerine yapılan bir ankette, şükür cevabı ya da ona benzeyen olumlu bir cevap, memnuniyet ölçeğinde yüksek bir değer olarak kodlanabilir. Ama bu değer, cevabın arkasındaki çok farklı yorumları aynı hücreye koyar.

Başka toplumlarda da benzer kalıp cevaplar vardır ve kültürler arası anket karşılaştırmalarında, aynı olumlu cevabın farklı toplumlarda farklı anlamlar taşıması önemli bir yöntem sorunu olarak tartışılır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Blumer'in yöntem önerileri, farklı kurulumlarla sınanır ve geliştirilir.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Blumer'e göre insan uyarıcılara otomatik tepki vermez; durumun öğelerini kendine gösterir, yorumlar ve eylemini bu yoruma göre kurar.
  2. Ortak eylem, birden çok kişinin eylem çizgilerini birbirine uydurmasıyla oluşur; kurumlar tekrar tekrar kurulan ortak eylemlerdir.
  3. Blumer, değişken analizinin araştırmacının kategorilerini dışarıdan uyguladığını ve insanların yorumlama sürecini görünmez kıldığını savundu.
  4. Duyarlılaştırıcı kavramlar dikkati yönlendirir ve sahadaki her yeni vakayla biraz daha inceltilir; tanımlayıcı kavramlar ise baştan sabitlenir.
  5. Keşif evresi alanı esnek biçimde tanımayı, inceleme evresi ise belirginleşen kavramları farklı açılardan sınamayı amaçlar.
  6. Blumer'e göre önyargı, bir grubun kendi konumuna dair ortak konuşmalarında kurulan kolektif bir tanımdır.
  7. Türkiye'deki şükür cevabı, aynı anket değerinin arkasında çok farklı yorumların durabileceğini gösterir.

Sonraki derse köprü

Blumer, insanların eylemlerini birbirlerine uydurduğunu ve durumları birlikte tanımladığını gösterdi. Ama bu uyum sırasında insanlar yalnız yorumlamaz; birbirlerinin önünde bir izlenim yaratmaya da çalışırlar. Bir otelin mutfağında garsonlar müşterilere nasıl göründüklerini tartışır, bir hastanede hastalar kendilerine yapıştırılmış bir etiketle yaşamaya çalışır, bir asansörde yabancılar birbirlerine bakmamak için özenli bir düzen kurar. Kanada doğumlu bir sosyolog, bu gündelik sahneleri bir tiyatronun sahnesi ve kulisi gibi okudu, bir izin kimliğe nasıl yapıştığını ve yüz yüze karşılaşmaların kendine özgü kurallarını inceledi. Sonraki ders Erving Goffman'ı ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.