Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Çatışma kuramı, toplumu kıt kaynaklar için mücadele eden, eşit olmayan güce sahip gruplardan oluşan bir alan olarak görür.
- Bu geleneğin iki kökü vardır: çatışmanın temelini ekonomik sınıflarda gören Marx'ın damarı ve çatışmanın birden fazla kaynağı olduğunu vurgulayan Weber'in damarı.
- Çatışma kuramının temel varsayımları kıtlık, çıkar farklılıkları, eşit olmayan güç, egemenlikle korunan düzen ve çatışmadan doğan değişimdir.
- Sıfır toplamlı ilişkilerde bir tarafın kazancı öbürünün kaybıdır; ama bütün ilişkiler böyle değildir ve işbirliği paylaşılacak kaynağı büyütebilir.
- Lenski'ye göre temel ihtiyaçlar büyük ölçüde ortak yarara göre, artı ürün ise güce göre paylaşılır ve eşitsizlik artı ürün büyüdükçe artar.
- Collins, insanların maddi, zorlama ve kültürel kaynaklar üzerinden mücadele ettiğini ve konumların insanların dünya görüşünü biçimlendirdiğini ileri sürdü.
- Türkiye'nin kırsalındaki su sırası çatışmaları, kıtlığın, eşit olmayan gücün ve kuralların kimin çıkarına konduğu sorusunun somut bir örneğidir.
Açılış sahnesi
Kırk daireli bir sitenin otoparkında yalnız on beş araç yeri var. Site yönetim kurulu, yerlerin nasıl dağıtılacağına dair bir kural koyuyor: yerler, siteye ilk taşınan ve aidatlarını hiç geciktirmemiş dairelere veriliyor. Yönetim kurulunun beş üyesinin beşi de bu ölçüte göre birer yer alıyor.
Sonradan taşınan aileler bu kurala itiraz ediyor. Bir kısmı, kuralı yönetim kurulunun kendi çıkarına göre yazdığını söylüyor. Bir kısmı, çocuklu ailelere ve engelli sakinlere öncelik verilmesini istiyor. Otoparkta sabahları gerginlik yaşanıyor; boş bir yere araç park eden sakinlerin camına uyarı notları bırakılıyor, bir akşam iki komşu arasında yüksek sesli bir tartışma çıkıyor.
Bir sosyoloji öğrencisi olan sakinlerden biri, site toplantısında kimsenin sormadığı bir soruyu soruyor: bu sorun yalnız otopark sorunu mu, yoksa sitede kimin kural koyduğu, kimin kurala uymak zorunda kaldığı ve az olan bir şeyin nasıl paylaşıldığı sorusu mu? Toplantıdakilerin bir kısmı soruyu gereksiz buluyor. Ama soru, sosyolojinin bir geleneğinin temel sorusudur.
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Yeni bir kursa başlıyoruz: çatışma, iktidar ve eleştirel kuram. Yapısal işlevselcilik kursunun son derslerinde, bu geleneğin işlevselciliğe yönelttiği eleştirileri ve Dahrendorf ile Coser'in bazı kavramlarını görmüştük. Toplumsal çatışmayı da temel derslerde, taraflardan birinin kazancının öbürünün kazancını engellediği karşılaşma olarak tanımlamıştık. Bu kurs, çatışma geleneğini kendi başına, kendi köklerinden başlayarak ele alıyor.
Bu ilk ders, çatışma kuramının dayandığı temel varsayımları topluyor. Önce bu geleneğin Marx ve Weber'den gelen iki kökünü, sonra toplumun kıt kaynaklar üzerine kurulu bir mücadele alanı olarak nasıl görüldüğünü ele alıyor. Ardından Amerikalı sosyologlar Gerhard Lenski ve Randall Collins'in bu varsayımları sistemli bir kurama dönüştürme girişimlerine geçiyor. En sonda bu varsayımların nerede zorlandığını tartışıyor.
Sıfır noktası — iki kök
Çatışma geleneği, sosyolojinin kurucularından iki farklı damardan beslenir. Birinci damar Marx'tan gelir: toplumu üretim araçlarının mülkiyetine göre ayrışmış sınıflar arasındaki mücadele üzerinden okur ve bu mücadeleyi tarihin motoru sayar. İkinci damar Weber'den gelir: toplumsal mücadelenin yalnız ekonomik değil, aynı zamanda itibar ve iktidar üzerinden de yürüdüğünü, sınıfların yanında statü gruplarının ve partilerin de çatıştığını vurgular.
İki damar birbirinden farklı sonuçlara varır, ama ortak bir başlangıç noktasını paylaşır. Bu ortak nokta, işlevselciliğin toplum resmine karşı kurulmuş bir resimdir.
Bu geleneğin temel varsayımları beş madde altında toplanabilir. Birincisi, toplumsal hayatta istenen şeyler kıttır. İkincisi, insanlar ve gruplar bu kıt şeyleri elde etmeye yönelik farklı çıkarlara sahiptir. Üçüncüsü, gruplar arasında güç eşit dağılmamıştır ve güçlü olanlar kuralları kendi çıkarlarına göre koyma eğilimindedir. Dördüncüsü, toplumsal düzen yalnız ortak değerlerle değil, aynı zamanda zorla, baskıyla ve egemenlerin kendi çıkarlarını herkesin çıkarı gibi sunmasıyla ayakta durur. Beşincisi, toplumsal değişimin temel kaynağı, bu gruplar arasındaki çatışmadır.
Mekanizma — kıtlık ve çıkar
Çatışma kuramının ilk varsayımı, toplumsal hayatın temel özelliğinin kıtlık olduğudur.
Kıtlık varsayımı, çoğu zaman bir başka varsayımla birlikte gelir: bir tarafın kazancının öbür tarafın kaybı olduğu varsayımı.
Lenski ve artı ürünün paylaşımı
Amerikalı sosyolog Gerhard Lenski, iktidar ve ayrıcalık üzerine yazdığı bir kitapta, işlevselcilik ile çatışma kuramını bir araya getirmeye çalıştı. Lenski'ye göre bir toplumun yaşamını sürdürmek için gereken temel ihtiyaçlar, büyük ölçüde toplumun ortak yararına göre dağıtılır. Ama bu ihtiyaçların ötesinde bir fazlalık üretildiğinde, bu fazlalığın nasıl paylaşılacağını güç belirler.
Collins ve kaynakların türleri
Amerikalı sosyolog Randall Collins, yirminci yüzyılın son çeyreğinde yazdığı bir kitapta, Weber'in çizgisinden giderek çatışma kuramını gündelik etkileşimlerden büyük kurumlara uzanan bir çerçeveye dönüştürdü. Collins'e göre insanlar, kendi durumlarını iyileştirmek için sahip oldukları kaynakları kullanır ve bu kaynaklar yalnız maddi değildir.
Collins, kaynakların dağılımının yalnız kimin kazandığını değil, insanların dünyaya nasıl baktığını da biçimlendirdiğini ileri sürdü. Emir veren konumdaki insanlar, örgütün değerleriyle daha çok özdeşleşir, resmî ve kendinden emin bir üslup geliştirir. Emir alan konumdakiler ise örgüte daha mesafeli, kaderci ve kendi küçük gruplarına daha bağlı olur.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Çatışma kuramının varsayımları güçlü bir bakış sağlar, ama her şeye uygulandığında yanıltıcı olabilir.
Birincisi, her ilişkiyi bir iktidar mücadelesi olarak görmektir. Toplumsal hayatta sevgi, dostluk, fedakârlık ve karşılıklı yardım da vardır. Bunları yalnız gizli bir çıkar mücadelesinin görünümleri olarak okumak, insanların deneyimlerinin önemli bir kısmını yok sayar.
İkincisi, bütün çatışmaları sıfır toplamlı saymaktır. Bazı durumlarda işbirliği, paylaşılacak kaynağın kendisini büyütebilir. Çatışma kuramının kıtlık varsayımı, bu olasılığı gözden kaçırmamalıdır.
Üçüncüsü, güçlü olanın her zaman kazandığını varsaymaktır. Güçsüz görünen gruplar, sayılarıyla, örgütlenmeleriyle, ahlaki iddialarıyla ya da güçlülerin birbirleriyle çatışmasından yararlanarak kazanabilir.
Kuramsal mercekler
Çatışma geleneğinin varsayımlarına üç ayrı yerden bakılabilir.
Marxçı okuma, çatışmanın temel kaynağını üretim araçlarının mülkiyetinde ve sınıflar arasındaki ilişkide görür. Bu okumaya göre itibar ve siyasal güç de sonuçta ekonomik konumlara dayanır ve toplumu anlamanın anahtarı, kimin neyi ürettiği ve ürünün nasıl paylaşıldığıdır.
Weberci okuma, Collins'in izinden giderek, çatışmanın birden fazla kaynağı olduğunu vurgular. Bu okumaya göre para, zor ve kültür birbirine indirgenemez kaynaklardır ve toplumsal mücadeleler bu kaynakların farklı birleşimleri üzerinden yürür.
Sentezci okuma ise Lenski'nin yolunu izler. Bu okumaya göre toplumun bir kısmı ortak ihtiyaçların karşılanması etrafında işbirliğiyle, bir kısmı ise artı ürünün paylaşımı etrafında çatışmayla işler; işlevselcilik ile çatışma kuramı, toplumun farklı yüzlerini açıklar.
Açılış sahnesindeki otopark, bu üç okumaya da açık bir örnek: bir mülkiyet sorunu, farklı kaynakların karşılaştığı bir alan ve ortak bir yaşamın içinde kıt bir şeyin paylaşımı.
Ölçek
Gündelik karşılaşmalarda bu varsayımlar, bir ailede mirasın paylaşımında, bir iş yerinde terfi yarışında ya da bir apartmanda ortak alanların kullanımında görünür.
Kurum ölçeğinde varsayımlar, bir örgütte kimin kaynakları kontrol ettiğini, kimin kuralları koyduğunu ve bu kuralların kimin çıkarına işlediğini anlamak için kullanılır.
Toplum ölçeğinde çatışma kuramı, toplumsal sınıflar, etnik gruplar, bölgeler ve kuşaklar arasındaki mücadeleleri, bu mücadelelerin kaynaklarını ve toplumsal değişim üzerindeki etkilerini açıklamaya çalışır.
Türkiye'de su sırası
Türkiye'nin kırsal kesiminde sulama suyu, uzun süre en keskin çatışmaların kaynaklarından biri oldu. Birçok köyde su, belirli günlerde ve saatlerde sırayla kullanılır; bu düzene su sırası ya da su nöbeti denir. Su sırasının nasıl belirleneceği, kimin hangi saatte suyu alacağı ve kimin sırasını çiğnediği, köy içinde ve köyler arasında sık sık anlaşmazlıklara yol açar.
Su sırası, çatışma kuramının varsayımlarını neredeyse eksiksiz gösterir. Su kıt bir kaynaktır, özellikle kurak yıllarda. Ailelerin ve köylerin farklı çıkarları vardır. Güç eşit dağılmamıştır: büyük toprak sahipleri, köyün ileri gelenleri ya da derenin yukarısındaki köyler, suyun dağıtımında daha güçlü bir konuma sahiptir. Kurallar çoğu zaman bu güçlü grupların etkisiyle konur. Kuraklığın arttığı ve suyun giderek azaldığı dönemlerde bu çatışmalar da derinleşir.
Başka ülkelerle bir karşılaştırma, suyun giderek kıtlaştığı pek çok bölgede benzer çatışmaların yaşandığını ve bu çatışmaların kimi yerlerde işbirliği kurumlarıyla yumuşatıldığını, kimi yerlerde ise şiddete dönüştüğünü gösterir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Çatışma kuramının varsayımları, farklı kurulumlarla sınanır.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Çatışma kuramı, toplumu kıt kaynaklar için mücadele eden, eşit olmayan güce sahip gruplardan oluşan bir alan olarak görür.
- Bu geleneğin iki kökü vardır: çatışmanın temelini ekonomik sınıflarda gören Marx'ın damarı ve çatışmanın birden fazla kaynağı olduğunu vurgulayan Weber'in damarı.
- Çatışma kuramının temel varsayımları kıtlık, çıkar farklılıkları, eşit olmayan güç, egemenlikle korunan düzen ve çatışmadan doğan değişimdir.
- Sıfır toplamlı ilişkilerde bir tarafın kazancı öbürünün kaybıdır; ama bütün ilişkiler böyle değildir ve işbirliği paylaşılacak kaynağı büyütebilir.
- Lenski'ye göre temel ihtiyaçlar büyük ölçüde ortak yarara göre, artı ürün ise güce göre paylaşılır ve eşitsizlik artı ürün büyüdükçe artar.
- Collins, insanların maddi, zorlama ve kültürel kaynaklar üzerinden mücadele ettiğini ve konumların insanların dünya görüşünü biçimlendirdiğini ileri sürdü.
- Türkiye'nin kırsalındaki su sırası çatışmaları, kıtlığın, eşit olmayan gücün ve kuralların kimin çıkarına konduğu sorusunun somut bir örneğidir.
Sonraki derse köprü
Bu derste çatışmanın kaynaklarını sorduk: neden çatışılır, kimler çatışır ve çatışmada hangi kaynaklar kullanılır? Ama çatışmanın kendisi de toplumsal ilişkiler üretir. Simmel, çatışmayı toplumu bozan bir kusur olarak değil, insanları birbirine bağlayan temel toplumsallaşma biçimlerinden biri olarak gördü. Onun izinden giden Coser, çatışmanın bir grubun sınırlarını nasıl netleştirdiğini, içerideki bağları nasıl güçlendirdiğini ve bir çıkar için yürütülen çatışma ile yalnız gerilimi boşaltmak için yürütülen çatışma arasındaki farkı inceledi. Sonraki ders Simmel'i, Coser'i ve çatışmanın işlevlerini ele alıyor.