İçeriğe geç

KUR-207-05·Yapısal İşlevselcilik, Sistem ve Düzen

İşlevselciliğin araştırma uygulamaları

temel2.377 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Davis ve Moore'a göre eşitsizlik, en önemli konumların en yetenekli kişilerce doldurulmasını sağlayan bir düzenektir.
  2. Tumin, işlevsel önemin nesnel olarak ölçülemeyeceğini, yeteneklerin sanıldığı kadar kıt olmadığını ve eşitsizliğin kuşaktan kuşağa aktarıldığını gösterdi.
  3. Parsons, sanayi toplumuna en uygun aile biçimi olarak geniş akrabalardan görece bağımsız yaşayan yalıtılmış çekirdek aileyi gördü.
  4. Parsons ve Bales'in araçsal ve dışavurumcu rol ayrımı, cinsiyete dayalı işbölümünü doğal göstermekle eleştirildi.
  5. Parsons, profesyonel rolü ve okulun eleme işlevini modern toplumun güven ve başarı ilişkilerinin temel taşları olarak gördü.
  6. Lerner, ruhsal hareketliliği modern bireyin temel özelliği saydı ve modernleşmeyi kentleşme, okuryazarlık ve kitle iletişimiyle açıkladı.
  7. Türkiye'de Balgat'ın bakkalı ile muhtarı, modernleşme kuramının en tanınmış örneklerinden biri oldu ve bu kuramın geleneksel toplumu yalnız bir eksiklik olarak görmesi eleştirildi.

Açılış sahnesi

Bir akşam yemeğinde bir aile, televizyondaki bir haber üzerine tartışıyor. Haberde, bir hastanenin temizlik görevlilerinin düşük ücretlerine karşı yaptığı bir eylem anlatılıyor.

Tıp fakültesinde okuyan oğul, doktorların neden temizlik görevlilerinden çok daha fazla kazandığını açıklıyor: doktorluk uzun ve zor bir eğitim gerektirir, herkes bu işi yapamaz ve bir doktorun hatası bir insanın hayatına mal olabilir. Toplum, en önemli ve en zor işleri yapanları daha fazla ödüllendirmek zorundadır; yoksa kimse bu işleri üstlenmez.

Kız kardeşi itiraz ediyor. Salgın döneminde hastanelerin temizlik görevlileri olmadan tek bir gün bile işleyemediğini, onların da hayati bir iş yaptığını hatırlatıyor. Ayrıca doktorluk eğitimini herkesin değil, ailesi bu eğitimi karşılayabilenlerin yapabildiğini söylüyor. Babaları ise tartışmayı dinlerken, kendi çocukluğunda doktor çocuğunun doktor, temizlikçi çocuğunun temizlikçi olduğunu düşünüyor.

Yemek masasındaki tartışma, İkinci Dünya Savaşı'nın son yılında yayımlanıp sosyologları uzun süre ikiye bölen bir makalenin etrafında dönen bir tartışmanın küçük bir kopyası.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Kursun önceki derslerinde işlevselciliğin kavramlarını, Parsons'ın eylem ve sistem kuramını, Merton'un işlev çözümlemesini ve sistem, denge ve farklılaşma fikirlerini gördük. Bu ders, bu kavramların yirminci yüzyılın ortasında somut araştırma sorularına nasıl uygulandığına geçiyor.

Ders dört araştırma alanını ele alıyor: toplumsal eşitsizliğin neden var olduğu, sanayi toplumunda ailenin nasıl değiştiği, mesleklerin ve okulun nasıl işlediği ve toplumların nasıl modernleştiği. Her alanda işlevselci araştırmacıların ne sorduğunu, neyi buldukları iddiasında bulunduklarını ve bu iddiaların nasıl eleştirildiğini birlikte göreceğiz. Temel derslerde tanımladığımız modernleşme ve eğitimin eleme işlevi kavramları da bu dersin çerçevesine girecek.

Sıfır noktası — eşitsizlik neden var?

Kingsley Davis ve Wilbert Moore, yirminci yüzyılın ortasında yayımladıkları kısa bir makalede, her toplumda neden bir tabakalaşma, yani eşitsiz bir ödül dağılımı bulunduğu sorusunu işlevselci bir çerçeveyle cevapladı.

Bu kuram, kısa sürede sert eleştirilere uğradı. Melvin Tumin, birkaç yıl sonra yazdığı bir yanıtta kuramın temel varsayımlarını tek tek sorguladı. Ona göre bir konumun işlevsel önemini nesnel olarak ölçmek neredeyse imkânsızdı; yeteneklerin toplumda sanıldığı kadar kıt olmadığını, tabakalaşmanın kendisinin yetenekli insanların önünü kestiğini ve eşitsizliğin kuşaktan kuşağa aktarıldığını ileri sürdü.

Mekanizma — sanayi toplumunda aile

Parsons aynı çerçeveyi aile hayatına da uyguladı ve fabrikalar çağında hanenin neye dönüştüğünü sordu. Ona göre sanayi toplumu, insanların iş için sık sık yer değiştirmesini ve bireylerin başarılarına göre değerlendirilmesini gerektiriyordu. Geniş aile bağları, bu hareketliliği zorlaştırıyordu.

Parsons ve çalışma arkadaşı Robert Bales, çekirdek aile içindeki rolleri de bir işbölümü olarak tarif etti.

Meslekler, okul ve modernleşme

İşlevselci araştırmacılar, modern toplumun kurumlarının, örneğin mesleklerin ve okulun, nasıl işlediğini de incelediler. Parsons, özellikle hekimlik gibi mesleklerin modern toplumdaki yerini ele aldı.

Parsons, okulu da bir toplumsal sistem olarak inceledi. Ona göre okul sınıfı, çocukları aileden farklı bir dünyaya, herkesin aynı ölçütlerle değerlendirildiği ve başarıya göre ödüllendirildiği bir dünyaya hazırlıyordu. Temel derslerde tanımladığımız eleme işlevi, Parsons'ın okul çözümlemesinin merkezinde duran bir fikirdi: okul, öğrencileri başarılarına göre ayırarak onları gelecekteki farklı konumlara yönlendirir.

İşlevselciliğin bir başka önemli araştırma alanı, toplumların modernleşmesiydi. Amerikalı sosyolog Daniel Lerner, yirminci yüzyılın ortasında Orta Doğu'nun farklı ülkelerinde yaptığı kapsamlı bir anket araştırmasıyla, geleneksel toplumların nasıl modernleştiğini açıklamaya çalıştı.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

İşlevselciliğin araştırma uygulamaları, önemli bulgular üretti, ama aynı zamanda ciddi sorunlar da taşıdı.

Birincisi, belirli bir dönemin ve belirli bir toplumun özelliklerini evrensel bir işlev gibi sunmaktır. Parsons'ın aile modeli, yirminci yüzyılın ortasındaki Amerikan orta sınıf ailesinin bir tarifi olarak başladı, ama bütün sanayi toplumlarının zorunlu bir özelliği gibi sunuldu.

İkincisi, eşitsizliği işlevsel olarak açıklarken onu meşrulaştırmaktır. Bir eşitsizliğin bir işlevi olduğunu söylemek, onun adil ya da kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez. Tumin'in eleştirisi, bu farkı görünür kıldı.

Üçüncüsü, modernleşmeyi herkesin aynı sırayla yürüyeceği bir patika saymaktır. Lerner'in ve öbür modernleşme kuramcılarının çalışmaları, Batı toplumlarının yolunu bütün toplumlar için bir model olarak sundu. Sonraki eleştirmenler, bu yaklaşımın ülkeler arasındaki güç ilişkilerini, sömürgecilik mirasını ve ekonomik bağımlılığı görmezden geldiğini ileri sürdü.

Kuramsal mercekler

İşlevselciliğin araştırma uygulamalarına üç ayrı yerden bakılabilir.

Araştırma programı okuması, işlevselciliğin sosyolojiye kazandırdığı sistemli karşılaştırma, büyük ölçekli anketler ve kurumları bütün içindeki yerleriyle inceleme alışkanlığını öne çıkarır. Bu okumaya göre bugün kullanılan pek çok araştırma yöntemi ve soru, işlevselci araştırmacıların açtığı alanlardan doğdu.

Eşitsizlik eleştirisi, Davis ve Moore'un kuramının var olan eşitsizlikleri bir işlevin gereği gibi göstererek meşrulaştırdığını savunur. Bu okumaya göre eşitsizliği açıklamak için, ödüllerin nasıl dağıtıldığını belirleyen güç ilişkilerine, mülkiyete ve örgütlenmeye bakmak gerekir.

Feminist ve sömürgecilik sonrası eleştiriler ise, işlevselci araştırmaların belirli bir toplumsal grubun, yani Batılı orta sınıf ailelerin ve toplumların deneyimini evrensel bir model olarak sunduğunu vurgular. Kadınların ev içindeki emeği, farklı aile biçimleri ve Batı dışındaki toplumların kendi modernleşme yolları, bu modelin dışında kaldı.

Açılış sahnesindeki yemek masası, bu üç eleştirinin bir arada duyulduğu bir yer: bir sorunun sistemli olarak sorulması, bir eşitsizliğin meşrulaştırılması ve bir ailenin kendi deneyiminin herkesin deneyimi sanılması.

Ölçek

Yüz yüze ilişkilerde işlevselci araştırmaların kavramları, bir doktor ile hastası arasındaki güvende ya da bir aile içindeki işbölümünde görünür.

Kurum ölçeğinde bu kavramlar, okulların, hastanelerin ve şirketlerin nasıl işlediğini, hangi rolleri kurduğunu ve bireyleri hangi konumlara yönlendirdiğini anlamak için kullanılır.

Toplum ölçeğinde işlevselci araştırmalar, bir toplumun eşitsizlik yapısını, aile biçimlerinin değişimini ve modernleşme sürecini açıklamaya çalıştı. Bu araştırmaların bir kısmı, ülkelerin kalkınma politikalarını da doğrudan etkiledi.

Türkiye'de Balgat'ın bakkalı

Lerner'in modernleşme araştırmasının belki de en çok hatırlanan bölümü, Türkiye'de, Ankara'nın yakınındaki Balgat adlı bir köyde geçer. Lerner, bu köyde yapılan görüşmelerde iki kişiyi karşılaştırdı: köyün geleneksel düzenini temsil eden muhtar ile köyde bir dükkân işleten, radyo dinleyen, kente gitmeyi ve başka hayatları hayal etmeyi seven bakkal.

Lerner'e göre muhtar, kendini köyünün dışında bir yerde hayal etmekte zorlanıyordu; bakkal ise kentin, gazetenin ve radyonun ona açtığı dünyalara merakla bakıyordu. Lerner, bakkalı modernleşmenin öncüsü olarak gördü. Birkaç yıl sonra köye yeniden gidildiğinde köyün hızla değiştiği görüldü; bugün Balgat, Ankara kentinin içinde bir semt. Bu hikâye, modernleşme kuramının Türkiye'deki en tanınmış örneklerinden biri oldu. Ama eleştirmenler, Lerner'in muhtarın dünyasını yalnız bir eksiklik olarak gördüğünü, geleneksel toplumun kendi mantığını ve değerlerini görmezden geldiğini ileri sürdü.

Başka ülkelerle bir karşılaştırma, modernleşmenin pek çok toplumda farklı yollar izlediğini, bazı toplumların Batı modelini izlemeden hızla sanayileştiğini ve modernleşmenin tek bir yol değil, pek çok farklı yol olduğunu gösterir. Temel derslerde gördüğümüz çoklu modernlikler kavramı bu eleştiriyi geliştirir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

İşlevselci araştırmalar, sonraki kuşaklarda da kullanılan kurulumlar geliştirdi.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Davis ve Moore'a göre eşitsizlik, en önemli konumların en yetenekli kişilerce doldurulmasını sağlayan bir düzenektir.
  2. Tumin, işlevsel önemin nesnel olarak ölçülemeyeceğini, yeteneklerin sanıldığı kadar kıt olmadığını ve eşitsizliğin kuşaktan kuşağa aktarıldığını gösterdi.
  3. Parsons, sanayi toplumuna en uygun aile biçimi olarak geniş akrabalardan görece bağımsız yaşayan yalıtılmış çekirdek aileyi gördü.
  4. Parsons ve Bales'in araçsal ve dışavurumcu rol ayrımı, cinsiyete dayalı işbölümünü doğal göstermekle eleştirildi.
  5. Parsons, profesyonel rolü ve okulun eleme işlevini modern toplumun güven ve başarı ilişkilerinin temel taşları olarak gördü.
  6. Lerner, ruhsal hareketliliği modern bireyin temel özelliği saydı ve modernleşmeyi kentleşme, okuryazarlık ve kitle iletişimiyle açıkladı.
  7. Türkiye'de Balgat'ın bakkalı ile muhtarı, modernleşme kuramının en tanınmış örneklerinden biri oldu ve bu kuramın geleneksel toplumu yalnız bir eksiklik olarak görmesi eleştirildi.

Sonraki derse köprü

İşlevselci araştırmalar, eşitsizliği, aileyi ve modernleşmeyi açıklamaya çalışırken tekrar tekrar aynı eleştiriyle karşılaştı: toplumu bir uyum ve denge sistemi olarak görmek, güç ilişkilerini, çatışmaları ve tarihsel değişimi gözden kaçırıyordu. Yirminci yüzyılın ortasından itibaren bir grup sosyolog, işlevselciliğe karşı bu eleştirileri sistemli bir biçimde dile getirdi. Onlara göre toplumu anlamanın anahtarı, ortak değerler ve denge değil, çıkar çatışmaları, otorite ilişkileri ve tarihsel dönüşümdü. Sonraki ders işlevselciliğe yöneltilen güç, çatışma, tarih ve toplumsal değişim eleştirilerini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.