İçeriğe geç

KUR-207-04·Yapısal İşlevselcilik, Sistem ve Düzen

Sistem, denge ve farklılaşma

temel2.342 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İşlevselci bakışta kurumlar birbirine bağlıdır; birinde olan değişiklik ötekilere de yansır.
  2. Hareketli denge, bir sistemin sürekli değişirken de parçaları arasındaki uyumu koruyabilmesi ve yeni bir dengeye ulaşmasıdır.
  3. Yapısal farklılaşma, bir birimin bir arada yerine getirdiği işlevlerin zamanla uzmanlaşmış ayrı birimlere dağılmasıdır.
  4. Parsons'a göre toplumlar farklılaşma, uyum kapasitesinin yükselmesi, içerme ve değerlerin genelleşmesi süreçleriyle daha karmaşık ve daha uyumlu hâle gelir.
  5. Evrimsel evrenseller, bürokrasi, para ve piyasa, evrensel hukuk ve demokratik katılım gibi toplumların uyum kapasitesini artıran kurumlardır.
  6. Luhmann'a göre modern toplum, her biri kendi ayrımıyla işleyen ve çevresinin karmaşıklığını azaltan işlev sistemlerinden oluşur.
  7. Türkiye'de doğumun evden hastaneye geçişi, yapısal farklılaşmanın hem kazançlarını hem de bedellerini gösteren bir örnektir.

Açılış sahnesi

Bir dağ köyünde bir aile, üç kuşağın hayatını karşılaştırıyor.

Büyük dedenin zamanında hane her şeyi kendisi yapıyormuş. Buğdayı ekip biçen, unu öğüten ve ekmeği pişiren aynı aileymiş. Çocuklar okuma yazmayı ve dua etmeyi evde, büyüklerden öğrenirmiş. Hastalar evde, köyün ebesinin ve nineden kalma bitkilerin yardımıyla iyileşmeye çalışırmış. İki aile arasında bir anlaşmazlık çıktığında, köyün yaşlıları toplanıp karar verirmiş.

Bugün aynı ailenin torunları başka bir dünyada yaşıyor. Buğday bir kooperatife satılıyor, ekmek fırından alınıyor. Çocuklar sabah servisle ilçedeki okula gidiyor. Hasta olan hastaneye götürülüyor, doğumlar doğumhanede yapılıyor. Bir tarla anlaşmazlığı artık mahkemeye taşınıyor. Hanenin bir zamanlar tek başına yaptığı işlerin her biri, ayrı bir kuruma geçmiş.

Ailenin en yaşlı üyesi, bu değişimin bir kayıp mı, bir kazanç mı olduğundan emin değil. Bir sosyolog ise, aynı değişimi bir sistemin zaman içinde nasıl parçalara ayrıştığının ve bu parçaların nasıl yeniden bir araya getirildiğinin hikâyesi olarak okuyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Merton işlev sorusunu tek tek kurumlardan ve uygulamalardan yola çıkarak sordu. Bu ders, aynı çerçevenin bütüne dair sorularına dönüyor. Parsons'ın kursun ilk dersinde gördüğümüz toplumsal sistem kavramı, sistemin nasıl dengede kaldığı ve zaman içinde nasıl değiştiği sorularını da içeriyordu. Spencer'ın farklılaşma kavramını da Diğer Kurucu Sesler kursunda tanımlamıştık.

Ders önce işlevselciliğin denge anlayışını, sonra toplumların zaman içinde nasıl yeni alt sistemlere ayrıştığını ele alıyor. Ardından Parsons'ın sonraki çalışmalarında geliştirdiği evrimci çerçeveye ve Alman sosyolog Niklas Luhmann'ın sistem kuramına geçiyor. En sonda da bu yaklaşımlara yöneltilen eleştirileri tartışıyor. Dersin sorusu şu: bir toplum sarsıldığında nasıl yeniden toparlanır ve karmaşıklaştıkça neyi kazanır, neyi kaybeder?

Sıfır noktası — denge

İşlevselci bakışta toplumun her kurumu ötekilere bir iple bağlıdır. Bu bakışın önemli bir sonucu, bir parçadaki değişikliğin öbür parçaları da etkilemesi ve sistemin bu etkileri dengelemeye yönelmesidir. Parsons, toplumsal sistemlerde gerilimlerin toplumsal denetim mekanizmaları, kurallar ve yaptırımlar aracılığıyla yatıştırıldığını ve sistemin yeniden dengeye geldiğini düşündü.

Ama Parsons, dengenin durağan bir durum olmadığını da vurguladı. Bir sistem, değişirken de dengesini koruyabilirdi.

Mekanizma — yapısal farklılaşma

Parsons ve öğrencisi Neil Smelser, toplumsal değişimin en önemli biçimlerinden birinin, bir birimin yerine getirdiği farklı işlevlerin zamanla ayrı birimlere dağılması olduğunu ileri sürdü. Smelser, bu süreci Sanayi Devrimi döneminde İngiltere'deki pamuk sanayisi ve işçi aileleri üzerine yaptığı bir çalışmayla inceledi.

Parsons, farklılaşmanın tek başına yeterli olmadığını da vurguladı. Ayrışan birimlerin yeniden birbirine bağlanması, yani bütünleşmesi gerekiyordu. Açılış sahnesindeki köyde, işlevlerin okula, hastaneye ve mahkemeye dağılması, bu kurumlar arasında yeni bağlantıların, örneğin okul servislerinin, sağlık sigortasının ve hukuki danışmanlığın kurulmasını gerektirdi.

Parsons'ın evrimci çerçevesi

Parsons, hayatının son döneminde toplumların uzun dönemli değişimini açıklamak için bir çerçeve geliştirdi. Bu çerçeveye göre toplumlar, dört süreç aracılığıyla daha karmaşık ve daha uyumlu hâle geliyordu: farklılaşma, uyum kapasitesinin yükselmesi, daha önce dışlanan grupların içerilmesi ve değerlerin genelleşmesi.

Parsons, bazı kurumların toplumların uzun dönemli gelişiminde o kadar önemli olduğunu düşündü ki, bunlara özel bir ad verdi.

Luhmann ve sistemin sınırı

Parsons'ın mirasını kendi yoluna çeviren Alman sosyolog Niklas Luhmann, toplumu insanlardan değil, iletişimlerden oluşan bir sistem olarak düşündü. Luhmann'a göre modern toplumda ekonomi, hukuk, siyaset, bilim ve eğitim gibi alanlar, her biri kendi mantığına göre işleyen ayrı işlev sistemlerine dönüşmüştü. Her sistem, dünyayı kendi ayrımıyla görüyordu: ekonomi ödeme ile ödememe, hukuk hukuka uygun ile hukuka aykırı, bilim doğru ile yanlış üzerinden.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Sistem, denge ve farklılaşma kavramları güçlü araçlardır, ama önemli sınırları vardır.

Birincisi, dengeyi her zaman olumlu, dengesizliği her zaman bir sorun olarak görmektir. Bir sistemi dengesizleştiren bir grev, bir protesto ya da bir toplumsal hareket, var olan dengenin bazı gruplar için adaletsiz olduğunu gösterebilir.

İkincisi, farklılaşmayı her toplumun aynı sırayla geçmesi gereken tek bir yol olarak görmektir. Parsons'ın evrimci çerçevesi, dizinin önceki kurslarında gördüğümüz evrimci şemalar gibi, bazı toplumları ileri, bazılarını geri sayan bir sıralamaya dönüşebilir.

Üçüncüsü, farklılaşmanın sınırlarının kendiliğinden çizildiğini düşünmektir. Hangi işlevin hangi kuruma geçeceği, çoğu zaman iktidar ilişkileri ve siyasal kararlarla belirlenir. Bir alanın mantığı başka alanlara taşabilir: örneğin piyasanın mantığı, eğitim ve sağlık gibi alanlara da egemen olmaya başlayabilir.

Kuramsal mercekler

Sistem ve farklılaşma kavramlarına bakan üç okuma öne çıkar.

Neoevrimci okuma, Parsons'ın geç dönem çalışmalarını, toplumların uzun dönemli gelişimini karşılaştırmalı olarak açıklama girişimi olarak görür. Bu okumaya göre farklılaşma, içerme ve değerlerin genelleşmesi, modern toplumların pek çok ortak özelliğini açıklayan güçlü kavramlardır.

Sistem kuramı okuması, Luhmann'ın Parsons'ın düşüncesini daha soyut ve daha kapsamlı bir biçimde yeniden kurduğunu vurgular. Bu okumaya göre modern toplumun temel özelliği, merkezî bir yönetimin ya da ortak bir değerler sisteminin değil, birbirinden bağımsız işleyen işlev sistemlerinin varlığıdır.

Eleştirel okuma ise sistem mantığının insanların gündelik hayatına egemen olmasına dikkat çeker. Alman düşünür Jürgen Habermas, ekonominin ve bürokrasinin mantığının, insanların birbirleriyle anlaşarak kurdukları gündelik hayat alanını giderek daha çok işgal ettiğini ileri sürdü ve bu süreci yaşam dünyasının sömürgeleştirilmesi olarak adlandırdı.

Açılış sahnesindeki köyü okuyan üç göz, üç ayrı süreç görür: bir toplumun uyum kapasitesinin yükselmesi, işlev sistemlerinin ayrışması ve gündelik hayatın kendi başına belirleyebildiği alanın daralması.

Ölçek

Yüz yüze ilişkilerde farklılaşma, bir kişinin gün boyunca farklı rollere girmesinde görünür: sabah bir işçi, öğlen bir müşteri, akşam bir ebeveyn olan biri, her rolde farklı kuralların geçerli olduğu farklı alanlara girer.

Kurum ölçeğinde farklılaşma, bir hastanenin, bir üniversitenin ya da bir belediyenin zamanla yeni birimler kurması ve bu birimler arasındaki eşgüdüm sorunlarında izlenebilir.

Toplum ölçeğinde farklılaşma, ekonominin, siyasetin, hukukun, eğitimin ve dinin birbirinden ayrışması ve her birinin kendi kurumlarını, meslek gruplarını ve kurallarını geliştirmesi süreci olarak incelenir.

Türkiye'de ebeden doğumhaneye

Türkiye'nin son yüzyılı, yapısal farklılaşmanın hızlı yaşandığı bir dönemdir. Bu farklılaşmanın en çarpıcı örneklerinden biri, doğumun evden hastaneye geçişidir. Uzun süre köylerde doğumlar evde, köyün ebesinin ve aile büyüklerinin yardımıyla yapılıyordu. Doğum, ailenin ve köyün kadınlarının bilgisiyle yönetilen bir olaydı.

Zamanla sağlık ocakları kuruldu, köy ebeleri yerini eğitimli ebelere ve hemşirelere bıraktı ve doğumlar giderek hastanelerde yapılmaya başlandı. Bu değişim, doğumu ailenin bir işi olmaktan çıkarıp tıbbın uzmanlaşmış bir alanına taşıdı. Bebek ve anne ölümlerinin azalmasında bu değişimin önemli bir rolü oldu. Ama aynı değişim, kadınların doğum üzerindeki bilgisinin ve söz hakkının bir kısmının da uzmanlara geçmesi anlamına geldi.

Başka ülkelerle bir karşılaştırma, doğumun hastaneye geçişinin pek çok toplumda benzer bir yol izlediğini, ama bazı ülkelerde son yıllarda ebelerin ve ev doğumlarının yeniden destek gördüğünü gösterir. Farklılaşmanın yönü her yerde aynı değildir ve zaman zaman geri de dönebilir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Sistem, denge ve farklılaşma kavramları farklı kurulumlarla incelenir.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. İşlevselci bakışta kurumlar birbirine bağlıdır; birinde olan değişiklik ötekilere de yansır.
  2. Hareketli denge, bir sistemin sürekli değişirken de parçaları arasındaki uyumu koruyabilmesi ve yeni bir dengeye ulaşmasıdır.
  3. Yapısal farklılaşma, bir birimin bir arada yerine getirdiği işlevlerin zamanla uzmanlaşmış ayrı birimlere dağılmasıdır.
  4. Parsons'a göre toplumlar farklılaşma, uyum kapasitesinin yükselmesi, içerme ve değerlerin genelleşmesi süreçleriyle daha karmaşık ve daha uyumlu hâle gelir.
  5. Evrimsel evrenseller, bürokrasi, para ve piyasa, evrensel hukuk ve demokratik katılım gibi toplumların uyum kapasitesini artıran kurumlardır.
  6. Luhmann'a göre modern toplum, her biri kendi ayrımıyla işleyen ve çevresinin karmaşıklığını azaltan işlev sistemlerinden oluşur.
  7. Türkiye'de doğumun evden hastaneye geçişi, yapısal farklılaşmanın hem kazançlarını hem de bedellerini gösteren bir örnektir.

Sonraki derse köprü

Parsons'ın, Merton'un ve öğrencilerinin kavramları yalnız kuramsal şemalarda kalmadı; yirminci yüzyılın ortasında pek çok ampirik araştırmanın çerçevesini oluşturdu. İşlevselci sosyologlar, bazı mesleklerin neden daha yüksek ücret ve saygınlıkla ödüllendirildiğini, okulun çocukları toplumsal rollere nasıl hazırladığını, ailenin sanayi toplumunda nasıl değiştiğini ve hastanelerin nasıl işlediğini açıklamaya çalıştı. Bu araştırmaların bir kısmı bugün hâlâ tartışılıyor, bir kısmı ise sert eleştirilere uğradı. Sonraki ders işlevselciliğin araştırma uygulamalarını ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.