Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Parsons'a göre her eylemin bir eyleyeni, bir amacı, araçları, koşulları ve seçimleri yönlendiren normları ve değerleri vardır.
- Düzen sorunu, çıkarlarını gözeten bireylerden oluşan bir toplumun nasıl bir arada durabildiği sorusudur; Parsons bunu ortak değerlerin içselleştirilmesiyle açıkladı.
- Örüntü değişkenleri, insanların toplumsal ilişkilerde yapmak zorunda kaldığı beş seçenek çiftidir.
- Dört işlev şemasına göre her toplumsal sistem uyum, amaca ulaşma, bütünleşme ve örüntünün sürdürülmesi işlevlerini yerine getirmek zorundadır.
- Hasta rolü, hastanın olağan görevlerden muaf tutulmasını ve buna karşılık iyileşmek istemesini ve yetkin yardım aramasını içerir.
- Parsons'ın kuramı düzeni açıklamakta güçlü, değişimi ve çatışmayı açıklamakta zayıf olmakla eleştirildi.
- Türkiye'de raporlu olmak, hasta rolünün gündelik bir karşılığıdır ve bu rolün herkese aynı güvenceyi sağlamadığını gösterir.
Açılış sahnesi
Bir ilçenin en büyük işvereni olan bir tekstil fabrikası, bir kış sabahı kapanacağını duyuruyor. Birkaç yüz işçi işsiz kalacak. İlçede herkes bu haberin kendi hayatını nasıl etkileyeceğini düşünmeye başlıyor.
Önümüzdeki haftalarda ilçenin kurumları birbiri ardına harekete geçiyor. Belediye ve ilçedeki bankalar, işsiz kalan ailelere geçici destek ve kredi ertelemesi için kaynak arıyor. Kaymakamlık, fabrikayı satın alacak yeni bir yatırımcı bulmak ve bölge için bir kalkınma planı hazırlamak üzere bir toplantı düzenliyor. İlçedeki dernekler, muhtarlar ve işçi sendikası, işçiler ile eski fabrika yönetimi arasındaki gerginliği yatıştırmak için arabuluculuk yapıyor. Okullar, camiler ve aileler ise, işini kaybeden insanların umutsuzluğa düşmemesi, çocukların okuldan kopmaması ve ilçenin birbirine sırt çevirmemesi için sessizce çalışıyor.
Bir sosyoloji öğretmeni, bu hafta olup bitenleri öğrencilerine bir soruyla anlatıyor: bir toplum, büyük bir sarsıntıdan sonra nasıl ayakta kalır ve bu ayakta kalma işini hangi kurumlar üstlenir?
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Bu kurs, yüzyılın ortasında sosyolojiye egemen olan yapısal işlevselcilik ve onun sistem ve düzen üzerine soruları. Bu kursun ilk durağı, Harvard Üniversitesi'nde çalışan ve kurucu kanonun seçimindeki rolünü bir önceki kurslarda gördüğümüz Talcott Parsons. Parsons, Weber ile Durkheim'ı aynı çatı altında okuyarak, tek bir kişinin tek bir kararından toplumun kurumlarına kadar her şeyi aynı kavramlarla anlatmayı denedi.
Bütünleşmeyi ve kurumsallaşmayı temel derslerde tanımlamıştık. Bu ders, bu kavramların Parsons'ın kuramında nasıl bir yere oturduğunu gösteriyor. Ders önce Parsons'ın eylem kavramını ve toplumsal düzenin nasıl mümkün olduğu sorusuna verdiği cevabı, sonra insanların eylemlerini yönlendiren seçenek çiftlerini ele alıyor. Ardından onun toplumsal sistemin dört temel işlevine dair şemasına, hastalığı bir toplumsal rol olarak ele alışına ve bu kurama yöneltilen eleştirilere geçiyor.
Sıfır noktası — eylemin birimi
Parsons ilk büyük kitabında, insan eylemini çözümlemek için bir başlangıç noktası önerdi. Ona göre her eylemin, en küçük parçasında bile, belirli öğeleri vardır.
Parsons'a göre bu eylem anlayışı, sosyolojinin temel bir sorusuna cevap vermeyi sağlar: insanlar yalnız kendi çıkarlarının peşinde koşan bireylerse, toplum nasıl bir arada durabilir?
Temel derslerde düzen sorunu adıyla tanımladığımız bu soruyu Parsons, İngiliz düşünür Hobbes'tan devraldı ve kuramının merkezine koydu: her biri kendi çıkarını gözeten bireylerden oluşan bir toplumda, herkesin herkese karşı savaşı neden yaşanmaz ve toplumsal düzen nasıl mümkün olur? Parsons'ın cevabı, insanların ortak değerleri ve normları içselleştirmesiydi. Ona göre toplumsal düzen, zorla değil, paylaşılan değerlerin insanların iç dünyasına yerleşmesiyle sağlanır.
Mekanizma — örüntü değişkenleri
Parsons, insanların eylemlerini yönlendiren değerleri çözümlemek için bir dizi seçenek çifti önerdi. Her toplumsal ilişkide insanlar, bu çiftlerin bir ucunu ya da öbürünü seçmek zorundadır.
Toplumsal sistem ve dört işlev
Parsons, sonraki çalışmalarında toplumu bir sistem olarak ele aldı. Ona göre her toplumsal sistem, ayakta kalabilmek için dört temel sorunu çözmek zorundadır. Bu sorunlar, toplumun farklı alt sistemleri tarafından karşılanır.
Açılış sahnesindeki ilçe, bu şemanın dört işlevini bir arada gösterir. Belediye ve bankaların kaynak araması uyum işlevine, kaymakamlığın kalkınma planı amaca ulaşma işlevine, derneklerin ve sendikanın arabuluculuğu bütünleşme işlevine, okulların, camilerin ve ailelerin sessiz çabası ise örüntünün sürdürülmesi işlevine karşılık gelir.
Hasta rolü
Parsons'ın en somut ve en çok kullanılan kavramlarından biri, hastalığı bir toplumsal rol olarak ele alışıdır. Ona göre hastalık yalnız bedensel bir durum değil, toplumun belirli beklentilerle tanımladığı bir konumdur.
Temel derslerde tanımladığımız hasta rolü kavramı Parsons'tan gelir ve hasta sayılan bir kişinin toplumdan aldığı hakları ve toplumun ondan beklediği yükümlülükleri anlatır. Hasta, olağan görevlerinden, örneğin işten ya da okuldan geçici olarak muaf tutulur ve hastalığından sorumlu sayılmaz. Buna karşılık hastanın iyileşmek istemesi ve yetkin bir yardım, yani bir hekimin yardımını araması beklenir. Parsons'a göre bu rol, hastalığın toplumsal düzeni bozmasını sınırlayan bir düzenleme işlevi görür.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Parsons'ın kuramı, sosyolojinin en kapsamlı kuramlarından biri oldu, ama aynı ölçüde ağır eleştirilere de uğradı.
Birincisi, her toplumsal uygulamanın mutlaka bir işlevi olduğunu varsaymaktır. Bir uygulamanın var olması, onun toplum için yararlı olduğu anlamına gelmez; bazı uygulamalar, yalnız belirli grupların işine yaradığı için ya da alışkanlıkla sürer.
İkincisi, kuramın değişimi ve çatışmayı açıklamakta zorlanmasıdır. Parsons'ın şeması, toplumun nasıl bir arada durduğunu açıklamakta güçlüydü, ama toplumun neden ve nasıl değiştiğini, çatışmaların nereden doğduğunu açıklamakta zayıf kaldı.
Üçüncüsü, ortak değerlerin herkes tarafından eşit ölçüde paylaşıldığını varsaymaktır. Gerçekte bir toplumda farklı gruplar farklı değerlere bağlı olabilir ve egemen değerler çoğu zaman egemen grupların değerleridir.
Kuramsal mercekler
Parsons'a yönelik okumalar üç yönde ayrılır.
Sistem okuması, Parsons'ı toplumu karşılıklı bağımlı alt sistemlerden oluşan bir yapı olarak düşünmenin en kapsamlı örneği sayar. Bu okumaya göre Harvard'da bir süre Parsons'ın yanında çalışan Alman sosyolog Niklas Luhmann, bu sistem düşüncesini yeni bir biçimde geliştirerek sürdürdü.
Çatışma eleştirisi, Parsons'ın kuramının düzeni fazla vurguladığını, iktidar ilişkilerini ve çatışmayı görmezden geldiğini savunur. Amerikalı sosyolog C. Wright Mills, Parsons'ın ağır ve soyut dilini büyük kuram olarak adlandırıp eleştirdi ve onun uzun pasajlarının birkaç sade cümleye indirgenebileceğini göstermeye çalıştı. Başka eleştirmenler, Parsons'ın toplum tasarımının çatışmasız bir ütopya gibi göründüğünü ileri sürdü.
Modernleşme okuması ise, Parsons'ın örüntü değişkenlerinin toplumları geleneksel ve modern olarak sınıflandırmak için kullanıldığını hatırlatır. Bu kullanım, dizinin önceki derslerinde gördüğümüz evrimci şemalara benzer biçimde, bazı toplumları geri, bazılarını ileri sayan bir sıralama üretebilir.
Açılış sahnesindeki ilçe, bu üç okuma için farklı sorular doğurur: kurumlar sistemi nasıl ayakta tuttu, fabrikanın kapanmasının arkasındaki güç ilişkileri neydi ve ilçe bir modernleşme çizgisinde nereye yerleştiriliyor?
Ölçek
Yüz yüze ilişkilerde Parsons'ın kuramı, bir doktor ile hasta, bir öğretmen ile öğrenci ya da bir satıcı ile müşteri arasındaki rol beklentilerinde görünür.
Kurum ölçeğinde kuram, bir hastanenin, bir okulun ya da bir şirketin hangi işlevleri üstlendiği ve bu işlevleri yerine getirmek için hangi rolleri ve kuralları kurduğunda izlenebilir.
Toplum ölçeğinde dört işlev şeması, bir toplumun ekonomi, siyaset, hukuk ve kültür alanlarının birbirleriyle nasıl bağlandığını ve bir alandaki bir değişikliğin öbür alanları nasıl etkilediğini düşünmek için bir çerçeve sunar.
Türkiye'de raporlu olmak
Türkiye'de hastalık nedeniyle işe ya da okula gidemeyen biri için rapor almak, Parsons'ın hasta rolünün gündelik bir karşılığıdır. Bir hekimden alınan rapor, kişinin olağan görevlerinden muaf tutulmasını resmî olarak onaylar. Raporlu kişi, iş yerinde izinli sayılır, okulda devamsızlığı hesaba katılmaz. Bu düzenleme, hastalığın toplumsal hayatı nasıl etkileyeceğini belirli kurallara bağlar.
Ama raporun gündelik hayattaki yeri, hasta rolünün gerilimlerini de gösterir. Raporun hekim tarafından verilmesi, hastalığın toplumsal olarak tanınmasını bir uzmanın onayına bağlar. İş yerlerinde sık rapor alanlar hakkında kuşku duyulabilir, raporun gerçekten hastalığı mı yoksa bir kaçışı mı gösterdiği tartışılabilir. Bazı durumlarda ise, gerçekten hasta olan biri, işini kaybetme korkusuyla rapor almaktan kaçınabilir.
Ülkeler karşılaştırıldığında, hastalık izninin kurallarının, izni kimin onaylayabildiğinin ve hastalık süresince gelirin nasıl korunduğunun birbirinden epey ayrıldığı görülür; bu ayrılıklar hasta rolünün toplumsal anlamını da değiştirir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Parsons'ın kavramları, farklı kurulumlarla sınanır.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Parsons'a göre her eylemin bir eyleyeni, bir amacı, araçları, koşulları ve seçimleri yönlendiren normları ve değerleri vardır.
- Düzen sorunu, çıkarlarını gözeten bireylerden oluşan bir toplumun nasıl bir arada durabildiği sorusudur; Parsons bunu ortak değerlerin içselleştirilmesiyle açıkladı.
- Örüntü değişkenleri, insanların toplumsal ilişkilerde yapmak zorunda kaldığı beş seçenek çiftidir.
- Dört işlev şemasına göre her toplumsal sistem uyum, amaca ulaşma, bütünleşme ve örüntünün sürdürülmesi işlevlerini yerine getirmek zorundadır.
- Hasta rolü, hastanın olağan görevlerden muaf tutulmasını ve buna karşılık iyileşmek istemesini ve yetkin yardım aramasını içerir.
- Parsons'ın kuramı düzeni açıklamakta güçlü, değişimi ve çatışmayı açıklamakta zayıf olmakla eleştirildi.
- Türkiye'de raporlu olmak, hasta rolünün gündelik bir karşılığıdır ve bu rolün herkese aynı güvenceyi sağlamadığını gösterir.
Sonraki derse köprü
Parsons, bütün toplumu kapsayan büyük bir kuramsal şema kurmaya çalıştı. Onun en tanınmış öğrencilerinden biri ise farklı bir yol önerdi. Bu öğrenciye göre sosyoloji, her şeyi açıklayan büyük kuramlar yerine, belirli olguları açıklayan ve sınanabilen daha sınırlı kuramlar geliştirmeliydi. Aynı öğrenci, bir uygulamanın insanların amaçladığı ve bildiği işlevlerinin yanında, kimsenin fark etmediği işlevleri de olabileceğini ve bazı uygulamaların toplum için işlevsel değil, işlev bozucu olabileceğini gösterdi. Ayrıca toplumun insanlara koyduğu hedefler ile bu hedeflere ulaşmak için sunduğu araçlar arasındaki uçurumun, insanları farklı davranış yollarına ittiğini ileri sürdü. Sonraki ders Robert Merton'u, orta boy kuramı, işlevleri ve anomiyi ele alıyor.