İçeriğe geç

KUR-205-07·Diğer Kurucu Sesler

Jane Addams: yerleşim çalışmaları ve kamusal sosyoloji

temel2.330 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Yerleşim evi, eğitimli gönüllülerin yoksul bir mahallenin içine taşınıp orada kalıcı olarak yaşadığı ve sakinlerle birlikte çalıştığı bir kurumdur.
  2. Addams, Chicago'da Hull-House'u kurdu ve burada yaklaşık yarım yüzyıl boyunca eğitim, kültür, araştırma ve kamusal mücadeleyi birleştirdi.
  3. Hull-House'ta hazırlanan milliyet ve ücret haritaları, sosyal haritalamanın erken ve etkili örnekleri arasındadır.
  4. Addams'ın sosyal etik anlayışı, bir kişinin eylemlerinin toplumun geri kalanı üzerindeki etkisini hesaba katmayı ahlaki bir yükümlülük sayar.
  5. Addams hayırsever ilişkiyi eleştirdi ve yardımın bir yargılamaya dönüşmemesi için karşılıklılık ve birlikte yaşama vurgusu yaptı.
  6. Sosyolojinin akademik bir disiplin olarak kurumsallaşması sırasında Addams'ın çalışmaları sosyal hizmet alanına itildi ve bu ayrım cinsiyetle örtüştü.
  7. Türkiye'deki halkevleri yukarıdan bir program getirirken, bugünkü toplum merkezleri sakinlerin katılımına ne ölçüde açıldıklarına göre birbirinden ayrışır.

Açılış sahnesi

Sosyoloji bölümünden yeni mezun olmuş genç bir kadın, bir kıyı kentinin eski bir göç mahallesinde iki katlı bir ev kiralıyor. Mahalle kentin en yoksul semtlerinden biri; sakinlerin çoğu farklı yıllarda, farklı bölgelerden gelmiş. Kadın üst katta yaşamaya başlıyor, alt katı ise mahallenin çocuklarına bir etüt odası olarak açıyor.

İlk aylarda çocuklar ödevlerini yapmaya geliyor. Sonra anneleri gelmeye başlıyor: biri bir resmî yazıyı okutmak, biri hastanede randevu almak, biri de yalnız çay içip konuşmak için. Kadın, mahalledeki sokakların çöpünün haftada bir toplandığını, bazı çocukların okul saatlerinde yakındaki atölyelerde çalıştığını ve pek çok ailenin hangi yardımlara hakkı olduğunu bilmediğini öğreniyor.

Bir yıl sonra kadının elinde, mahallenin her evini, her evden kaç kişinin nerede çalıştığını ve hangi sokakta neyin eksik olduğunu gösteren el çizimi bir harita var. Haritayı mahalle sakinleriyle birlikte belediyeye götürüyorlar. Kadın hâlâ bir araştırmacı mı, bir komşu mu, yoksa bir mahalle önderi mi olduğunu bilmiyor. Belki de üçü birden.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Philadelphia araştırmasından önce, on dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde, Jane Addams ve arkadaşları Chicago'nun batı yakasında göçmenlerin kalabalık yaşadığı bir semtte, bakımsız kalmış büyük bir eve yerleşti. Bu konak, Amerika'daki yerleşim evlerinin en tanınmışı oldu. Addams burada yaklaşık yarım yüzyıl yaşadı, mahallenin sakinleriyle birlikte kurumlar kurdu, araştırmalar yaptı ve yasalar için mücadele etti.

Kamusal sosyolojiyi araştırma tasarımı kursunda, sosyolojik bilgiyi akademi dışındaki kamularla diyalog içinde üreten bir anlayış olarak tanımlamıştık. Bu ders, bu anlayışın erken ve güçlü bir örneğine dönüyor. Ders önce yerleşim evi fikrini, sonra bu evde yapılan sosyal haritalama çalışmalarını ve Addams'ın sosyal etik anlayışını ele alıyor. Ardından yardım ilişkisinin taşıdığı çelişkilere, Addams'ın akademik sosyolojiyle ilişkisine ve ona yöneltilen eleştirilere geçiyor. Ders, bilgi üretmek ile birlikte yaşamak ve değiştirmek arasındaki sınırın nerede çizileceğini tartışmaya açıyor.

Sıfır noktası — birlikte yaşamak

Yerleşim evi fikri, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında Londra'da doğdu ve kısa sürede Amerika'ya yayıldı. Fikir basitti: eğitimli genç insanlar, yoksul bir mahallenin içine taşınmalı, orada komşu olarak yaşamalı ve mahallenin sorunlarını dışarıdan değil, içeriden öğrenmeliydi.

Addams, arkadaşı Ellen Gates Starr ile birlikte Chicago'da Hull-House adı verilen böyle bir ev kurdu. Evin çevresinde İtalyan, Yunan, Yahudi, İrlandalı, Alman ve Bohemyalı göçmenler yaşıyordu. Zamanla evde bir anaokulu, bir kreş, akşam dersleri, kulüpler, bir tiyatro, bir oyun alanı ve halka açık banyolar açıldı.

Mekanizma — haritalar, yasalar ve bir çöp müfettişi

Hull-House'ta yaşayanlar yalnız hizmet vermedi; mahalleyi sistemli olarak da incelediler. Evde yaşayanlardan Florence Kelley'nin öncülüğünde, mahallenin her hanesinin milliyetini ve her çalışanın ücretini gösteren renkli haritalar hazırlandı. Bu haritalar, Londra'daki yoksulluk haritalarından esinlenmişti ve mahallenin sorunlarını ilk kez görünür bir bütün hâlinde gösterdi.

Addams ve arkadaşları bu bilgileri kamusal mücadeleye taşıdı. Çocuk işçiliğini sınırlayan ve kadınların çalışma saatlerine sınır getiren yasalar için kampanyalar yürüttüler, çocuklar için ayrı bir mahkeme kurulmasına katkıda bulundular. Addams, mahallesindeki çöplerin toplanmamasına karşı mücadele ederken belediyeye bu iş için başvurdu ve bir süre bölgesinin çöp müfettişi olarak çalıştı; sabahın erken saatlerinde çöp arabalarını takip etti.

Sosyal etik ve yardım ilişkisi

Addams, demokrasinin yalnız bir oy verme usulü değil, bir yaşam biçimi olduğunu savundu. Ona göre sanayi toplumunda insanların birbirine bağımlılığı o kadar artmıştı ki, yalnız kendi ailesinin ve kendi vicdanının iyiliğini düşünen bir ahlak artık yetmiyordu.

Addams, yardım ilişkisinin kendisini de sorguladı. Kendi döneminde yoksul ailelere yardım götüren hayırsever ziyaretçilerin, ailelerin hayatını kendi orta sınıf değerlerine göre yargıladığını ve bu yargının yardımı bir aşağılamaya dönüştürdüğünü yazdı.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Addams'ın mirası, bugün de kolayca yanlış anlaşılabilir.

Birincisi, yerleşim çalışmasını kurtarıcılık olarak kurmaktır. Mahalleye bir kurtarıcı gibi gelen gönüllü, sakinlerin kendi bilgisini ve örgütlenme gücünü görmez. Addams'ın vurguladığı birlikte yaşamak, bu tuzağa karşı bir önlemdi; ama her zaman işe yaramadı.

İkincisi, Addams'ın çalışmalarını yalnız sosyal hizmet olarak görmek ve sosyolojiden ayırmaktır. Hull-House'ta yapılan haritalama ve araştırmalar, aynı kentin üniversitesinde yetişen ve sonradan Chicago Okulu diye anılan kent araştırmalarının çoğundan on yıllarca önce yapılmıştı. Ama zamanla sosyoloji ile sosyal hizmet birbirinden ayrıldı ve bu ayrım, büyük ölçüde erkeklerin yürüttüğü akademik sosyoloji ile kadınların yürüttüğü uygulamalı çalışmalar arasındaki bir ayrımla örtüştü.

Üçüncüsü, kamusal sosyolojiyi yalnız yayın yapmak ya da basına görüş vermek olarak anlamaktır. Addams için kamusal sosyoloji, bir mahallede yaşamak, sakinlerle birlikte bilgi üretmek ve bu bilgiyi bir değişim talebine dönüştürmek demekti.

Kuramsal mercekler

Addams'ı okuyanlar onu üç ayrı yerden tartar.

Pragmatist okuma, Addams'ı Chicago'daki filozoflar John Dewey ve George Herbert Mead ile yakın ilişkisi içinde görür. Bu okumaya göre Addams, bilginin deneyimle ve birlikte yaşamayla üretildiği, demokrasinin bir yaşam biçimi olduğu bir düşüncenin hem kuramcısı hem de uygulayıcısıydı.

Kanon okuması, Addams'ın neden sosyolojinin kurucuları arasında sayılmadığını sorar. Bu okumaya göre Chicago'da sosyolojinin akademik bir disiplin olarak kurumsallaşması, kadınların yürüttüğü uygulamalı araştırmaları sosyal hizmet alanına iterek gerçekleşti. Addams'ın ve arkadaşlarının katkısı, sonraki yıllarda bu ayrım nedeniyle görünmez hâle geldi.

Eleştirel okuma ise Addams'ın kendi konumunu da sorgular. Bu okumaya göre yerleşim evleri, iyi niyetlerine rağmen, orta sınıf beyaz kadınların değerlerini göçmen ailelere taşıyan ve onları bir Amerikalılaştırma sürecine sokan kurumlar olarak da işledi. Addams'ın kendisi bu tehlikeyi görmüş ve hayırsever ilişkiyi eleştirmişti, ama kurumun bu gerilimden tamamen kurtulduğu söylenemez.

Addams, Birinci Dünya Savaşı sırasında savaşa karşı çıktığı için ülkesinde sert eleştirilere maruz kaldı ve bir süre tehlikeli bir kadın olarak damgalandı. Sonraki yıllarda barış çalışmaları nedeniyle Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı kadın oldu.

Ölçek

Yüz yüze ilişkilerde yerleşim çalışmasının anlamı, bir komşunun kapısını bir yardım kolisiyle mi yoksa bir çay davetiyle mi çaldığında belirginleşir.

Kurum ölçeğinde yerleşim evleri, bir mahallenin içinde kurulan kreşler, kurslar, sağlık danışma birimleri ve kulüpler aracılığıyla, sakinlerin kendi kurumlarını kurmasına zemin hazırlar.

Toplum ölçeğinde yerleşim hareketinin mirası, çocuk işçiliğini sınırlayan yasalarda, çocuklar için ayrı yargı düzenlemelerinde, kadınların çalışma koşullarına dair düzenlemelerde ve topluluk örgütlenmesi geleneğinde sürer.

Türkiye'de halkevleri ve toplum merkezleri

Türkiye'de Addams'ın yerleşim evlerine uzaktan benzeyen iki deneyim karşılaştırılabilir.

Birincisi, tek parti döneminde kurulan ve çok partili dönemin başlarında kapatılan halkevleridir. Halkevleri, kentlerde ve kasabalarda dil, tarih, edebiyat, spor, sağlık ve köycülük gibi alanlarda şubeler açarak halkı eğitmeyi ve yeni devletin değerlerini yaymayı amaçladı. Bazı halkevleri yerel monografiler yayımladı ve köylerde araştırmalar yaptı. Ama halkevleri, Addams'ın yerleşim evlerinden önemli bir noktada ayrılıyordu: devlet eliyle, merkezden ve yukarıdan kurulmuştu; mahallede yaşayarak değil, mahalleye bir program getirerek çalışıyordu.

İkincisi, son on yıllarda kentlerin yoksul mahallelerinde kamu kurumları, belediyeler ve sivil toplum örgütleri tarafından açılan toplum merkezleridir. Bu merkezler kadınlara, çocuklara ve gençlere kurslar, danışmanlık ve dayanışma etkinlikleri sunar. Bazıları mahalle sakinlerinin katılımıyla yönetilirken, bazıları yalnız hizmet dağıtan birimler olarak kalır.

Başka ülkelerle bir karşılaştırma, yerleşim hareketinin mirasının bugün toplum merkezleri, mahalle evleri ve topluluk örgütlenmesi gelenekleri biçiminde pek çok ülkede sürdüğünü, ama bu kurumların ne ölçüde sakinlerin kendi kurumları hâline geldiğinin yerden yere çok değiştiğini gösterir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Addams ve arkadaşlarının yöntemleri, bugün farklı kurulumlarla sürdürülür.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Yerleşim evi, eğitimli gönüllülerin yoksul bir mahallenin içine taşınıp orada kalıcı olarak yaşadığı ve sakinlerle birlikte çalıştığı bir kurumdur.
  2. Addams, Chicago'da Hull-House'u kurdu ve burada yaklaşık yarım yüzyıl boyunca eğitim, kültür, araştırma ve kamusal mücadeleyi birleştirdi.
  3. Hull-House'ta hazırlanan milliyet ve ücret haritaları, sosyal haritalamanın erken ve etkili örnekleri arasındadır.
  4. Addams'ın sosyal etik anlayışı, bir kişinin eylemlerinin toplumun geri kalanı üzerindeki etkisini hesaba katmayı ahlaki bir yükümlülük sayar.
  5. Addams hayırsever ilişkiyi eleştirdi ve yardımın bir yargılamaya dönüşmemesi için karşılıklılık ve birlikte yaşama vurgusu yaptı.
  6. Sosyolojinin akademik bir disiplin olarak kurumsallaşması sırasında Addams'ın çalışmaları sosyal hizmet alanına itildi ve bu ayrım cinsiyetle örtüştü.
  7. Türkiye'deki halkevleri yukarıdan bir program getirirken, bugünkü toplum merkezleri sakinlerin katılımına ne ölçüde açıldıklarına göre birbirinden ayrışır.

Sonraki derse köprü

Bu kurs boyunca, sosyoloji tarihinin çoğu zaman kenarda bıraktığı sesleri dinledik. Martineau bir kadın ve bir üniversite dışı yazar olduğu için, Du Bois siyah bir bilim insanı olduğu için, Addams ise uygulamalı çalışmaları sosyal hizmet sayıldığı için uzun süre sosyolojinin kuruluş hikâyesinde yer bulamadı. Bu üç örnek bir tesadüf değil, bir örüntüye işaret ediyor. Bir disiplinin kurucularını kim seçer, ders kitapları hangi isimleri tekrarlar ve bu seçim hangi ölçütlerle yapılır? Kanonu genişletmek yalnız yeni isimler eklemek midir, yoksa ölçütlerin kendisini de mi değiştirmek gerekir? Sonraki ders kurucu kanonun seçim siyasetini sorguluyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.