İçeriğe geç

KUR-205-04·Diğer Kurucu Sesler

Ferdinand Tönnies: cemaat ve cemiyet

temel2.243 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Tönnies cemaat ve cemiyet ayrımını, ilişkilerin arkasındaki iki farklı irade üzerine kurdu.
  2. Doğal irade alışkanlıktan, duygudan ve kişiliğin bütününden doğar; seçme iradesi amacı önceden belirler ve araçları hesaplayarak seçer.
  3. Cemaat kan, yer ve zihin olmak üzere üç biçim alabilir; zihin cemaati ortak bir ideal ya da uğraş etrafında oluşan dostluk bağıdır.
  4. Cemaat ve cemiyet kavramsal tiplerdir; gerçek ilişkiler çoğunlukla ikisinin öğelerini birlikte taşır.
  5. Tönnies modern toplumlarda cemiyetin ağırlık kazandığını gördü ve bunu bir kazanç ile bir kaybın birlikte yaşandığı bir dönüşüm olarak değerlendirdi.
  6. Tönnies saf, uygulamalı ve ampirik sosyolojiyi ayırdı ve sosyografi adını verdiği ampirik betimleme çalışmaları yaptı.
  7. Nerede o eski bayramlar özlemi gerçek bir değişimi dile getirir, ama geçmişin bir kısmını seçerek hatırlar ve yeni bağ biçimlerini görmeyebilir.

Açılış sahnesi

Bir kentin eski bir mahallesi dönüşüme giriyor. Tek katlı, bahçeli evler yıkılıyor, yerine güvenlik kulübeli, otoparklı, yüksek bloklardan oluşan bir site yapılıyor. Eski mahallenin sakinlerinin bir kısmı siteden daire alıyor, bir kısmı başka semtlere taşınıyor.

Eski mahallede kapılar gündüz kilitlenmezmiş. Komşular birbirinin çocuğuna bakar, hastasına çorba götürür, düğününde bulaşık yıkarmış. Kimse bunların karşılığını hesaplamazmış; ama herkes kimin kime ne yaptığını bilirmiş.

Yeni sitede her şey bir sözleşmeye bağlı. Aidat miktarı, ortak alanların kullanım saatleri, evcil hayvan kuralları yönetim planında yazılı. Güvenlik görevlisi ziyaretçileri kayda geçiriyor. Eski mahalleden gelen yaşlı bir kadın, ilk aylarda komşularının adını bile öğrenemediğinden yakınıyor. Ama bir yıl sonra sitenin mesajlaşma grubunda, bir komşunun hastalığında sırayla yemek götürme listesi oluşturulduğunu görüyor. Eski mahallenin alışkanlığı, yeni sitenin kuralları arasında kendine başka bir yol buluyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Cemaat ve cemiyet ayrımını temel derslerde tanımlamış, Durkheim'ın bu ayrımı nasıl tersine çevirdiğini de onun kursunda görmüştük. Bu ders ayrımın sahibine, Alman sosyolog Ferdinand Tönnies'e dönüyor. Tönnies bu ayrımı on dokuzuncu yüzyılın sonlarında yayımladığı bir kitapta kurdu ve kitabın başlığı bu iki kavramdan oluşuyordu.

Tönnies'in ayrımı, yalnız iki toplum tipini değil, bu tiplerin arkasındaki iki farklı insan iradesini de tarif ediyordu. Ders önce bu iki irade kavramını, sonra cemaatin üç biçimini ve iki tipin gerçek ilişkilerde nasıl karıştığını ele alıyor. Ardından Tönnies'in sosyolojiyi nasıl bölümlere ayırdığına, ampirik çalışmalarına ve ayrımın siyasette nasıl kullanıldığına geçiyor. Dersin sonunda, bir ilişkinin hangi iradeden beslendiğini sorarak onu cemaat ile cemiyet arasındaki yelpazede yerleştirebilmelisin.

Sıfır noktası — iki irade

Tönnies'e göre insanların birbirleriyle kurduğu her ilişki, bir iradenin ürünüdür. Ama bu irade iki farklı biçim alabilir.

Bu ayrım, cemaat ile cemiyet arasındaki farkı yalnız ilişkilerin büyüklüğüne ya da resmîliğine değil, onları kuran iradenin niteliğine bağlar. Küçük bir ilişki de seçme iradesiyle kurulabilir; büyük bir kurumun içinde de doğal iradeden doğan bağlar yaşayabilir.

Mekanizma — cemaatin üç biçimi

Tönnies, cemaati tek bir biçim olarak değil, birbirinden türeyen üç biçim olarak düşündü: kan, yer ve zihin.

Kan cemaati, akrabalık bağına dayanır ve en temel biçimidir. İnsanlar birbirine doğuştan bağlıdır ve bu bağ, bir karşılık beklenmeden sürdürülen yükümlülükler üretir.

Yer cemaati, aynı yerde birlikte yaşamaktan doğar. Komşuluk, aynı toprağı işlemek, aynı çeşmeden su almak, insanları akrabalık olmadan da birbirine bağlar.

Zihin cemaati ise ortak bir inanç, bir ideal ya da bir uğraş etrafında oluşan dostluk bağıdır. Tönnies bu biçimi cemaatin en özgül ve en insani biçimi saydı.

İki tipin karışması

Tönnies, cemaat ve cemiyeti, gerçek ilişkilerin saf örnekleri olarak değil, onları karşılaştırmak için kullanılan kavramsal tipler olarak kurdu. Gerçek hayattaki her ilişki, bu iki kutup arasında bir yerde durur ve çoğu ilişki ikisinden de öğeler taşır.

Tönnies aynı zamanda bir tarihsel eğilim de gördü: modern toplumlarda, özellikle büyük kentlerde ve ticaretin yayıldığı alanlarda, cemiyet ilişkileri giderek ağırlık kazanıyordu. Bu eğilimi bir ilerleme olarak değil, bir kazanç ile bir kaybın birlikte yaşandığı bir dönüşüm olarak değerlendirdi.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Tönnies'in ayrımı çok tanınır, ama bu tanınmışlık onu kolay bir kalıba dönüştürür.

Birincisi, cemaati köyle, cemiyeti kentle eşitlemektir. Köyde de hesap, çıkar ve sözleşme vardır; kentte de derin bağlılıklar ve karşılıksız yardımlar yaşar. Ayrım yerlerden çok ilişkilerin niteliğiyle ilgilidir.

İkincisi, cemaati yalnız sıcaklık ve dayanışma olarak görmektir. Cemaat bağları aynı zamanda denetim, dışlama ve baskı da üretebilir. İçeridekileri koruyan bağ, dışarıdakileri uzak tutabilir; üyelerin kendi yollarını seçmesini de zorlaştırabilir.

Üçüncüsü, cemaat kavramını siyasal bir özlem için kullanmaktır. Tönnies'in kendisi bu kavramı bir özlem ve eleştiri aracı olarak da kullandı; ama yirminci yüzyılda bazı siyasal hareketler, ulusu ya da ırkı tek bir büyük cemaat gibi sunarak farklı olanı dışlamak için bu dili sahiplendi. Tönnies, Almanya'da Nazi rejimi iktidara geldiğinde bu rejime karşı tutumu nedeniyle üniversitedeki haklarını kaybetti.

Sosyolojinin bölümleri ve sosyografi

Tönnies, sosyolojiyi yalnız kavramlar üzerine bir düşünce olarak görmedi. Bilimi üç bölüme ayırdı: kavramları ve tipleri kuran saf sosyoloji, bu kavramları tarihsel dönüşümlere uygulayan uygulamalı sosyoloji ve toplumsal olguları sayılarla, kayıtlarla ve yerinde gözlemle inceleyen ampirik sosyoloji.

Tönnies, Almanya'da sosyolojinin bir disiplin olarak örgütlenmesinde de rol oynadı ve Alman Sosyoloji Derneği'nin kurucu başkanı oldu. Weber de bu derneğin kurucuları arasındaydı.

Kuramsal mercekler

Tönnies'e yönelik okumalar, onun ayrımının bir betimleme mi, bir eleştiri mi, yoksa bir özlem mi olduğu sorusu etrafında ayrışır.

Kavramsal okuma, Tönnies'in iki tipini Weber'in ideal tipleriyle akraba görür. Bu okumaya göre cemaat ve cemiyet, gerçek ilişkileri karşılaştırmaya yarayan kutuplardır ve değerleri, hangi ilişkinin hangi kutba ne kadar yakın durduğunu gösterebilmelerindedir.

Eleştirel okuma, Tönnies'in ayrımını modern kapitalist toplumun bir eleştirisi olarak okur. Bu okumaya göre cemiyetin yayılması, ilişkilerin piyasa mantığına tabi olması, insanların birbirini araç olarak görmesi ve dayanışmanın çözülmesi demektir. Tönnies'in işçi hareketlerine ve kooperatiflere duyduğu yakınlık bu okumayı destekler.

Üçüncü bir okuma ise cemaatin kimin için sıcak olduğunu sorar. Bu okumaya göre Tönnies'in cemaat tarifi, ailede, köyde ve dinsel toplulukta var olan hiyerarşileri, özellikle kadınların ve gençlerin sınırlandırılmış konumlarını görünmez kılabilir. Cemiyetin soğukluğu, bazıları için bir özgürleşme alanı da olabilir.

Bu okumalar, açılış sahnesindeki yaşlı kadının yeni sitede yaşadığı yalnızlığın, aynı sitede yaşayan genç bir kadın için bir özgürlük anlamına gelip gelmeyeceği sorusunda karşılaşır.

Ölçek

Yüz yüze ilişkilerde Tönnies'in ayrımı, bir alışverişin nasıl yapıldığında görünür: veresiye defteri tutan bir bakkal ile kartla ödeme alan bir market kasası, aynı işi iki farklı iradeyle yürütür.

Kurumlarda iki tip çoğunlukla iç içedir. Bir aile şirketi, bir yandan sözleşmeler ve kârla işlerken, öbür yandan akrabalık bağlarıyla ve karşılıksız bağlılıklarla ayakta durur.

Toplum ölçeğinde ayrım, kentleşme, göç ve piyasanın genişlemesi gibi büyük dönüşümleri tartışmak için kullanılır. Bu dönüşümlerin cemaat bağlarını çözüp çözmediği, yoksa onları yeni biçimlerde yeniden mi ürettiği, sosyolojinin sürekli tartıştığı sorulardan biridir.

Türkiye'de nerede o eski bayramlar

Türkiye'de sık duyulan nerede o eski bayramlar, nerede o eski komşuluklar sözü, Tönnies'in cemaat kaybına dair değerlendirmesinin gündelik bir yankısıdır. Bu sözle birlikte kapıların kilitlenmediği, komşuların birbirinin evine habersiz girdiği, bayramlarda bütün mahallenin dolaşıldığı bir geçmiş anılır.

Bu özlem gerçek bir değişimi dile getirir: kentleşme, göç ve apartman hayatı, eski komşuluk ve akrabalık ilişkilerinin biçimini derinden değiştirdi. Ama özlem, geçmişin bir kısmını da seçerek hatırlar. Eski mahallelerin denetimi, dedikodusu ve dışlayıcılığı, bu hatırlamada çoğunlukla silinir. Yeni ilişki biçimlerinin ürettiği bağlar ise çoğu zaman görülmez.

Özlemin kendisi de karşılaştırılabilir bir olgudur. Kentleşmenin hızlı yaşandığı pek çok toplumda, eski topluluk biçimlerine duyulan özlem, siyasal söylemin ve popüler kültürün önemli temalarından biri olarak karşımıza çıkar.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Tönnies'in ayrımı, ilişkilerin niteliğini ölçmeye çalışan kurulumlarla araştırılır.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Tönnies cemaat ve cemiyet ayrımını, ilişkilerin arkasındaki iki farklı irade üzerine kurdu.
  2. Doğal irade alışkanlıktan, duygudan ve kişiliğin bütününden doğar; seçme iradesi amacı önceden belirler ve araçları hesaplayarak seçer.
  3. Cemaat kan, yer ve zihin olmak üzere üç biçim alabilir; zihin cemaati ortak bir ideal ya da uğraş etrafında oluşan dostluk bağıdır.
  4. Cemaat ve cemiyet kavramsal tiplerdir; gerçek ilişkiler çoğunlukla ikisinin öğelerini birlikte taşır.
  5. Tönnies modern toplumlarda cemiyetin ağırlık kazandığını gördü ve bunu bir kazanç ile bir kaybın birlikte yaşandığı bir dönüşüm olarak değerlendirdi.
  6. Tönnies saf, uygulamalı ve ampirik sosyolojiyi ayırdı ve sosyografi adını verdiği ampirik betimleme çalışmaları yaptı.
  7. Nerede o eski bayramlar özlemi gerçek bir değişimi dile getirir, ama geçmişin bir kısmını seçerek hatırlar ve yeni bağ biçimlerini görmeyebilir.

Sonraki derse köprü

Tönnies büyük kentte seçme iradesinin ağırlık kazandığını, ilişkilerin hesaplı ve mesafeli hâle geldiğini gördü. Aynı yıllarda Berlin'de yaşayan bir başka Alman düşünür, bu mesafenin bir kayıp olduğu kadar bir özgürlük de olabileceğini ileri sürdü: büyük kentte kimse kimsenin her hâlini bilmez ve bu yüzden birey, küçük topluluklarda hiç olmadığı kadar kendi yolunu seçebilir. Bu düşünür toplumsal hayatın biçimlerini, paranın insan ilişkilerine etkisini, kent hayatının sinirsel yoğunluğunu ve bir topluluğa gelip orada kalan yabancının konumunu inceledi. Sonraki ders Georg Simmel'i ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.