Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Spencer evrimi, basit ve tek biçimli bir durumdan karmaşık ama birbirine sıkıca bağlı bir duruma doğru ilerleyen evrensel bir yasa olarak gördü.
- Farklılaşma, bir bütünün parçalarının farklı işlere ayrışmasıdır ve her zaman yeni bir bütünleşme ve eşgüdüm ihtiyacıyla birlikte ilerler.
- Spencer toplumu bir canlıya benzetti, ama bilincin bireylere dağıldığını ve toplumun bireyler için var olduğunu da vurguladı.
- Askerî toplumda işbirliği zorunlu ve yönetim merkezîdir; sanayi toplumunda işbirliği gönüllü ve sözleşmeye dayalıdır.
- En uygun olanın ayakta kalması ifadesi Spencer'a aittir ve onun devlet müdahalesine karşı sosyal politika görüşlerinin temelinde yer alır.
- Sosyal Darwinizm, eşitsizlikleri bir ayıklanma sürecinin sonucu olarak meşrulaştıran görüşler için sonradan kullanılan bir addır ve Spencer bu görüşlerin önemli bir kaynağı sayıldı.
- Uygunluk değişen çevreye göre tanımlanır, başlangıç koşulları eşit değildir ve doğadaki bir süreç toplum için bir ahlak kuralı olamaz.
Açılış sahnesi
Bir ilçe belediye meclisinde, mahalle bakkallarına verilecek bir destek programı tartışılıyor. Son birkaç yılda ilçeye büyük zincir marketler açılmış, bakkalların önemli bir kısmı kepenk kapatmış. Program, kalan bakkallara kira desteği ve düşük faizli kredi öneriyor.
Meclis üyelerinden biri programa karşı çıkıyor. Ona göre piyasa bir tür doğa gibidir: güçlü ve uyumlu olan ayakta kalır, zayıf olan çekilir. Belediyenin bu sürece müdahale etmesi, hem kaynakları boşa harcamak hem de ekonominin kendi ayıklama işleyişini bozmak demektir. Bakkallar kapanıyorsa, çağın gerisinde kaldıkları içindir.
Bir başka üye söz alıyor. Bakkalların kapanmasının onların tembelliğinden değil, zincir marketlerin toptancılardan aldığı indirimlerden, kredi olanaklarından ve reklam bütçelerinden kaynaklandığını söylüyor. Ayakta kalanın en iyi olan değil, başlangıçta en güçlü olan olduğunu ileri sürüyor. Tartışma, meclisteki kimsenin adını anmadığı bir düşünürün yüzyıldan uzun süre önce yaygınlaştırdığı bir dilin içinde yürüyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Martineau'nun kuşağından bir başka İngiliz yazar, Herbert Spencer, bütün bilgiyi tek bir evrim ilkesiyle açıklamaya çalışan geniş bir sistem kurdu. Bu sistemin bir bölümü toplum bilimine ayrılmıştı. Spencer yaşadığı dönemde, özellikle İngilizce konuşulan dünyada, en çok okunan düşünürlerden biri oldu. Sonra neredeyse unutuldu.
Evrimciliği, dizinin ilk kursunda toplumlar arasındaki farkları tek bir hat üzerindeki konumlar olarak okuma eğilimi olarak tanımlamıştık. Bu ders, o eğilimin en etkili savunucularından birini, onun toplumu bir canlıya benzeten bakışını, toplum tiplerini ve sosyal politika üzerine görüşlerini ele alıyor. Ders bittiğinde, bir biyoloji benzetmesinin bir toplum çözümlemesinde neyi aydınlattığını ve neyi meşrulaştırdığını ayırt edebilmelisin.
Sıfır noktası — basitten karmaşığa
Spencer'a göre evrim, yalnız canlılar dünyasının değil, gezegenlerin, dillerin, ekonomilerin ve toplumların da ortak yasasıydı. Her yerde aynı yön görülüyordu: tek biçimli ve dağınık bir durumdan, çok parçalı ama birbirine sıkıca bağlı bir duruma doğru.
Mekanizma — toplum bir canlı mıdır?
Spencer, toplumu bir canlıya benzeterek düşündü. Canlılar gibi toplumlar da büyür; büyüdükçe yapıları karmaşıklaşır; farklı parçaları farklı işler görür ve parçalar birbirine bağımlıdır. Bir parçada meydana gelen değişiklik, bütünü etkiler.
Spencer'ın bu son vurgusu, benzetmenin kolayca kaydığı bir yönü engellemeye çalışıyordu. Toplumu bir bedene benzetmek, kimin baş, kimin el ayak olduğu sorusunu davet eder ve bu soru hiyerarşiyi doğal gösterebilir.
Askerî toplum ve sanayi toplumu
Spencer, toplumları iki ideal biçim arasında yerleştirdi. Bu ayrım, onun tarih anlayışının ve siyasal görüşlerinin merkezinde durur.
En uygun olanın ayakta kalması
Spencer, Darwin'in türlerin kökeni üzerine kitabını okuduktan sonra, kendi biyoloji kitabında en uygun olanın ayakta kalması ifadesini kullandı. Darwin de sonraki baskılarda bu ifadeyi benimsedi. Spencer bu ifadeyi yalnız canlılar için değil, bireyler, işletmeler ve toplumlar için de geçerli saydı.
Bu bakış, Spencer'ın sosyal politika görüşlerini biçimlendirdi. Devletin yoksullara yardım etmesine, bazı kamu hizmetlerini üstlenmesine ve piyasaya müdahale etmesine karşı çıktı. Ona göre bu müdahaleler, toplumun uyum sağlama sürecini bozuyor ve uzun vadede herkese zarar veriyordu.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Spencer'ın evrimci dili gündelik düşünceye derin biçimde yerleşti ve üç yerde sürekli çarpıtılır.
Birincisi, en uygun olanı en güçlü ya da en iyi olanla karıştırmaktır. Biyolojide uygunluk, belirli bir çevreye uyum demektir; çevre değişince uygun olan da değişir. Bir dönemde ayakta kalan, başka bir dönemde çekilebilir.
İkincisi, ayakta kalanın her zaman bir yarışı kazandığını varsaymaktır. Toplumsal hayatta başlangıç koşulları eşit değildir: miras, bağlantılar ve devlet desteği, kimin ayakta kalacağını yarış başlamadan önce büyük ölçüde belirleyebilir.
Üçüncüsü, biyolojik bir benzetmeyi bir ahlak kuralına dönüştürmektir. Doğada bir şeyin böyle olması, toplumda da öyle olması gerektiği anlamına gelmez. Bir olgudan bir değer yargısı çıkarmak, önceki kursun son dersinde tartıştığımız ayrımı gözden kaçırır.
Kuramsal mercekler
Spencer'a yönelik okumalar, onun mirasının hangi yönünün öne alındığına göre ayrılır.
İşlevselci okuma, Spencer'ı toplumun parçalarını bütün içindeki işlevleriyle açıklayan geleneğin öncülerinden biri olarak görür. Farklılaşma, parçalar arası bağımlılık ve eşgüdüm kavramları, yirminci yüzyıl sosyolojisinde farklı biçimlerde yaşamaya devam etti.
Eleştirel okuma, Spencer'ın evrim dilinin eşitsizliği doğal gösteren ve devlet müdahalesine karşı çıkan bir siyasal görüşün hizmetine girdiğini vurgular. Durkheim, dizinin önceki kurslarında gördüğümüz iş bölümü çalışmasında Spencer'ın toplumu bireyler arası sözleşmelerin toplamı sayan görüşüne karşı çıktı. Ona göre her sözleşme, sözleşmenin kendisinde yazılı olmayan ortak kurallara ve güvene dayanır.
Unutuluş okuması ise Spencer'ın hızlı düşüşünü sorar. Yirminci yüzyılın ortasında Amerikalı sosyolog Talcott Parsons, kuramsal bir çalışmasına Spencer'ı bugün kim okuyor sorusuyla başladı. Ama evrimci düşünce biçim değiştirerek geri döndü: toplumları geleneksel ve modern arasında bir hat üzerine yerleştiren modernleşme kuramları, Spencer'ın şemasına uzaktan benzeyen varsayımlar taşıyordu.
Üç okuma, açılış sahnesindeki meclis üyesinin piyasa bir doğadır cümlesinin bir betimleme mi yoksa bir savunu mu olduğu sorusunda ayrışır.
Ölçek
Gündelik karşılaşmalarda Spencer'ın dili, başarı ve başarısızlığın nasıl açıklandığında duyulur: güçlü olan kazanır, zayıf olan elenir gibi ifadeler, bir kişinin durumunu onun uyum yeteneğine bağlar.
Kurumlarda farklılaşma, bir örgütün büyüdükçe yeni birimlere ayrışmasında ve bu birimleri eşgüdümlemek için yeni yönetim katmanlarına ihtiyaç duymasında görünür.
Toplum ölçeğinde Spencer'ın şeması, ülkeleri gelişmişlik düzeylerine göre sıralayan ve bu sıralamayı bir uyum yarışının sonucu sayan yaklaşımlarda sürer. Bu yaklaşımlar, sömürgecilik gibi tarihsel güç ilişkilerini ve ülkeler arasındaki başlangıç eşitsizliklerini çoğunlukla görünmez kılar.
Türkiye'de büyük balık küçük balığı yutar
Türkiye'de ekonomik rekabeti anlatırken sık kullanılan büyük balık küçük balığı yutar sözü, Spencer'ın ayıklanma diline benzeyen bir tabloyu çizer. Ama bu söz çoğu zaman bir onayla değil, bir şikâyetle söylenir. Söyleyen, olup bitenin doğal bir düzen olduğunu kabul etmekle birlikte, bu düzenin adil olmadığını da ima eder.
Bu çift anlam, Spencer'ın evrimci dilinin gündelik hayatta nasıl dönüştüğünü gösterir. Aynı betimleme, bir kesim için müdahalenin gereksizliğine, başka bir kesim için müdahalenin zorunluluğuna gerekçe olabilir.
Uluslararası bir karşılaştırma aynı gerilimi başka kıyılarda da gösterir. Küçük üreticileri koruyan düzenlemeler ile serbest rekabeti savunan politikalar arasındaki tartışma, birçok ülkede Spencer'ın döneminden bu yana benzer argümanlarla sürüyor.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Spencer'ın önerileri, farklı araştırma kurulumlarıyla sınanabilir.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Spencer evrimi, basit ve tek biçimli bir durumdan karmaşık ama birbirine sıkıca bağlı bir duruma doğru ilerleyen evrensel bir yasa olarak gördü.
- Farklılaşma, bir bütünün parçalarının farklı işlere ayrışmasıdır ve her zaman yeni bir bütünleşme ve eşgüdüm ihtiyacıyla birlikte ilerler.
- Spencer toplumu bir canlıya benzetti, ama bilincin bireylere dağıldığını ve toplumun bireyler için var olduğunu da vurguladı.
- Askerî toplumda işbirliği zorunlu ve yönetim merkezîdir; sanayi toplumunda işbirliği gönüllü ve sözleşmeye dayalıdır.
- En uygun olanın ayakta kalması ifadesi Spencer'a aittir ve onun devlet müdahalesine karşı sosyal politika görüşlerinin temelinde yer alır.
- Sosyal Darwinizm, eşitsizlikleri bir ayıklanma sürecinin sonucu olarak meşrulaştıran görüşler için sonradan kullanılan bir addır ve Spencer bu görüşlerin önemli bir kaynağı sayıldı.
- Uygunluk değişen çevreye göre tanımlanır, başlangıç koşulları eşit değildir ve doğadaki bir süreç toplum için bir ahlak kuralı olamaz.
Sonraki derse köprü
Spencer, toplumların zorunlu işbirliğinden gönüllü sözleşmeye doğru evrildiğini düşündü ve bu gidişi bir ilerleme olarak gördü. Aynı yıllarda Almanya'da genç bir düşünür benzer bir dönüşümü tarif etti, ama onu bir kazanç olduğu kadar bir kayıp olarak da okudu. Ona göre insanların birbirine akrabalıkla, komşulukla ve ortak bir yere bağlılıkla bağlandığı bir yaşam biçimi, yerini insanların birbirine çıkar hesabıyla ve sözleşmeyle bağlandığı bir başka yaşam biçimine bırakıyordu. Bu iki yaşam biçimine verdiği adlar, sosyolojinin en kalıcı karşıtlıklarından birine dönüştü. Sonraki ders Ferdinand Tönnies'i ve onun cemaat ile cemiyet ayrımını ele alıyor.