Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Comte, Fransız Devrimi sonrasının kargaşasında, bilimsel bir toplum bilgisinin topluma yeniden düzen verebileceğini umdu ve bu bilime sosyoloji adını verdi.
- Üç hal yasasına göre insan düşüncesi olayları sırasıyla doğaüstü güçlerle, soyut özlerle ve gözlenen düzenliliklerle açıklar.
- Bilimler hiyerarşisinde her bilim öncekilere dayanır ve sosyoloji en karmaşık olguları incelediği için en tepededir.
- Toplumsal statik düzeni, toplumsal dinamik ilerlemeyi inceler; Comte ikisini birbirini tamamlayan koşullar olarak gördü.
- İnsanlık dini, bilimi yeni bir ahlakın ve otoritenin kaynağına dönüştürme girişimiydi ve çağdaşlarınca sert biçimde eleştirildi.
- Farklı açıklama türleri aynı kişide ve aynı toplumda bir arada yaşayabilir; aşamalar bir takvim gibi sırayla ilerlemez.
- Türkiye'deki ilerici ve gerici dili, tek çizgili ilerleme varsayımını taşır ve bir betimlemeden çok bir değer yargısı içerir.
Açılış sahnesi
Bir ovadaki köyde üst üste iki yıl yağmur az yağmış. Kuyuların suyu çekilmiş, buğday cılız kalmış. Köy kahvesinde kuraklığın nedeni konuşuluyor.
Yaşlı bir çiftçi, kuraklığın bir sınav olduğunu, köylülerin şükrü unuttuğu için başlarına geldiğini söylüyor. Yanındaki emekli bir memur başka türlü anlatıyor: doğanın bir dengesi var, insanlar o dengeyi bozdu ve doğa kendini düzeltiyor. Kahveye yeni gelen genç bir ziraat mühendisi ise telefonundan son yirmi yılın yağış kayıtlarını, yeraltı su seviyesinin ölçümlerini ve ovada açılan kaçak kuyuların sayısını gösteriyor. Ona göre kuraklığın bir kısmı yağış azlığından, bir kısmı ise suyun ovada nasıl kullanıldığından kaynaklanıyor.
Üç açıklama aynı masada yan yana duruyor. Biri kuraklığı iradeli bir güce, biri soyut bir dengeye, biri ölçülebilir düzenliliklere bağlıyor. Kahvedekiler hangisine inanacaklarını tartışırken, aynı soruyu yaklaşık iki yüzyıl önce soran bir düşünürün cevabı, bu üç açıklamayı bir tarih sırasına dizmek olurdu.
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Bu kurs, klasik üçlünün dışında kalan ya da onlardan önce gelen kurucu seslere dönüyor. İlk durak, sosyoloji sözcüğünü ilk kullanan Fransız düşünür Auguste Comte. Pozitivizmi, toplumun doğa olaylarının incelendiği usulle incelenebileceği iddiası olarak dizinin ilk kursunda tanımlamış, bu iddianın ölçüm araçlarında nasıl sessiz varsayımlar taşıyabildiğini görmüştük. Bu ders, iddianın arkasındaki kişiyi ve onun kurduğu tarih şemasını, bilimler sıralamasını ve toplum tasarısını ele alıyor.
Ders önce Comte'un hangi koşullarda yazdığını, sonra üç hal yasasını ve bilimler hiyerarşisini, ardından toplumu düzen ve ilerleme olarak iki yönden inceleme önerisini açıyor. En sonda, Comte'un bilimsel bir toplum bilgisinden yeni bir ahlak ve inanç çıkarma girişimine ve bu girişime yöneltilen itirazlara geçiyor. Ders bittiğinde, bir açıklamanın ilerleme şemasına oturtulmasının neyi açıkladığını ve neyi gizlediğini ayırt edebilmelisin.
Sıfır noktası — devrimden sonra düzen arayışı
Comte, Fransız Devrimi'nin ve onu izleyen savaşların, rejim değişikliklerinin ve toplumsal çalkantıların gölgesinde yetişti. Eski düzenin kilise ve krallık üzerine kurulu inanç ve otorite sistemi çözülmüş, yerine konacak yeni bir düzen ise bulunamamıştı. Comte'a göre bu kargaşanın kökü düşüncedeydi: insanlar dünyayı ve toplumu açıklamak için birbiriyle uyuşmayan farklı düşünme biçimlerini aynı anda kullanıyordu.
Comte bir süre sanayi toplumunun düşünürlerinden Saint-Simon'un sekreterliğini yaptı ve ondan etkilendi. Sonra kendi yolunu çizdi. Önce toplum fiziği adını verdiği bir bilim önerdi; ardından bu bilime, Latince ve Yunanca köklerden türettiği sosyoloji adını verdi.
Comte'un amacı yalnız toplumu anlamak değildi. Bilimsel bir toplum bilgisinin, toplumu yeniden düzene sokacak ortak bir zemin sağlayacağını umuyordu. Bilmek, öngörmek içindi; öngörmek de yapabilmek için.
Mekanizma — üç hal ve bilimlerin sırası
Comte'un en bilinen önerisi, insan düşüncesinin tarihsel olarak üç aşamadan geçtiğiydi.
Comte, bilimlerin pozitif aşamaya aynı anda değil, sırayla ulaştığını da ileri sürdü. En basit ve en genel olgularla uğraşan bilimler önce, en karmaşık olgularla uğraşanlar sonra olgunlaşır.
Düzen ve ilerleme
Comte, toplumun iki ayrı yönden incelenmesini önerdi. Biri, toplumu bir arada tutan koşulları; öbürü, toplumun zaman içinde nasıl değiştiğini inceleyecekti.
Comte'a göre düzen ve ilerleme birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan iki koşuldu: düzen olmadan ilerleme kalıcı olmaz, ilerleme olmadan düzen durgunlaşır.
Comte'un yöntem önerileri de bu ikili bakışa bağlıydı: gözlem, dolaylı deney, toplumların ve kurumların karşılaştırılması ve toplumsal değişimin tarihsel olarak izlenmesi.
İnsanlık dini
Comte'un düşüncesi hayatının ikinci yarısında beklenmedik bir yöne döndü. Bilimsel bir toplum bilgisinin, eski dinlerin boşalttığı yeri doldurabileceğine ve toplumu bir arada tutacak yeni bir ahlakın temeli olabileceğine inandı.
İngiliz düşünür John Stuart Mill, Comte'un ilk dönem çalışmalarını büyük bir takdirle karşılamıştı. Ama sonraki dönemdeki dinsel tasarıyı, bireyin özgürlüğünü bir uzmanlar sınıfının otoritesine teslim eden bir girişim olarak sert biçimde eleştirdi.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Comte'un şemaları çok etkili oldu, ama üç kolay yanılgıya yol açtı.
Birincisi, üç hal yasasını bir toplumun ya da bir kişinin bütün düşüncesinin aynı anda bir aşamada bulunduğu biçiminde okumaktır. Gerçekte aynı kişi, aynı gün, farklı alanlarda farklı açıklama biçimleri kullanabilir.
İkincisi, pozitif aşamayı Avrupa'nın, öbür aşamaları öbür toplumların tarihine yerleştirmektir. Comte'un şeması, dizinin ilk kursunda gördüğümüz evrimci aşama şemalarıyla aynı riski taşır: farklılığı gerilikle eşitlemek.
Üçüncüsü, bilimin yalnız bilgi değil otorite de ürettiğini unutmaktır. Comte'un insanlık dini, bilimsel bilginin toplumsal karar süreçlerinin yerine geçirilmesinin bir örneği olarak da okunabilir; bu risk, uzmanların bilgisine dayanan bugünkü kararlarda da sürüyor.
Kuramsal mercekler
Comte'a bugünden bakan okumalar birbirinden epey farklıdır.
Kurucu okuma, Comte'u sosyolojinin adını koyan ve toplumun bilimsel olarak incelenebileceği fikrini sistemli biçimde savunan ilk düşünürlerden biri olarak görür. Bu okumada Comte'un katkısı, toplumu tanrısal irade ya da soyut özlerle değil, gözlenebilir düzenliliklerle açıklama çağrısıdır.
Eleştirel okuma, Comte'un bilime yüklediği umudun bir teknokrasi tasarısına dönüştüğünü vurgular. Bu okumaya göre bilimin toplumun ne yapması gerektiğini söyleyebileceği iddiası, önceki kursta Weber'in reddettiği iddiadır ve karar yetkisini uzmanlara devretme eğilimi taşır.
Tarihsel okuma ise Comte'un etkisini sosyolojinin dışında arar. Onun düzen ve ilerleme ilkesi, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında pek çok ülkede modernleşmeci aydınları ve reformcuları etkiledi. Brezilya'nın bayrağındaki düzen ve ilerleme yazısı, bu etkinin bugün de görünen izlerinden biridir.
Üç okumanın kesiştiği yer, açılış sahnesindeki ziraat mühendisinin açıklamasının neden en güvenilir olduğu ve bu güvenilirliğin ona kahvedeki öbür insanlar üzerinde ne tür bir söz hakkı verdiği sorusudur.
Ölçek
Gündelik konuşmada Comte'un şeması, bir olayın hangi tür açıklamayla anlatıldığında görünür: bir hastalık, bir kaza ya da bir başarı kadere mi, bir öze mi, yoksa ölçülebilir nedenlere mi bağlanıyor?
Kurumlarda pozitivist eğilim, kararların giderek daha çok ölçümlere, istatistiklere ve uzman raporlarına dayandırılmasında görünür. Bu eğilim kararların gerekçesini açık kılabilir; ama ölçülmeyen şeylerin karar süreçlerinden dışlanmasına da yol açabilir.
Toplum ölçeğinde Comte'un ilerleme şeması, ülkelerin birbirleriyle karşılaştırılmasında ve kalkınma politikalarında sık kullanılan bir dil üretti. Ülkeleri gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış biçiminde sıralayan dil, bu şemanın bir mirasıdır.
Türkiye'de ilerici ve gerici
Osmanlı aydınlarının Comte ile nasıl tanıştığını ve onun düzen ve ilerleme ilkesinin imparatorluğun son döneminde nasıl bir siyasal programa dönüştüğünü Türkiye sosyolojisi kursunda görmüştük. Bu mirasın bugün en çok hissedildiği yer gündelik siyasal dildir.
Türkiye'de ilerici ve gerici sözcükleri, siyasal tartışmalarda sıkça kullanılır. Bu sözcükler, toplumların tek bir çizgi üzerinde ileriye ya da geriye doğru hareket ettiği varsayımını taşır. Çağ atlamak, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ya da çağın gerisinde kalmak gibi ifadeler de aynı tek çizgili ilerleme anlayışının izlerini taşır. Bu dil, bir değişimi desteklemek için güçlü bir araç olabilir; ama bir tartışmayı, karşı tarafın görüşünü bir zaman hatası olarak damgalayarak da kapatabilir.
Başka ülkelerde de benzer bir dil kullanılır ve aynı sorunları taşır: ilerleme kavramı, hangi yönün ileri olduğunu tartışmaya açmadan kabul ettiği ölçüde, bir betimlemeden çok bir değer yargısı taşır.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Comte'un önerileri, onun kendi yöntem tartışmalarından türeyen ve sonra eleştirilerle sınanan kurulumlarla ele alınır.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Comte, Fransız Devrimi sonrasının kargaşasında, bilimsel bir toplum bilgisinin topluma yeniden düzen verebileceğini umdu ve bu bilime sosyoloji adını verdi.
- Üç hal yasasına göre insan düşüncesi olayları sırasıyla doğaüstü güçlerle, soyut özlerle ve gözlenen düzenliliklerle açıklar.
- Bilimler hiyerarşisinde her bilim öncekilere dayanır ve sosyoloji en karmaşık olguları incelediği için en tepededir.
- Toplumsal statik düzeni, toplumsal dinamik ilerlemeyi inceler; Comte ikisini birbirini tamamlayan koşullar olarak gördü.
- İnsanlık dini, bilimi yeni bir ahlakın ve otoritenin kaynağına dönüştürme girişimiydi ve çağdaşlarınca sert biçimde eleştirildi.
- Farklı açıklama türleri aynı kişide ve aynı toplumda bir arada yaşayabilir; aşamalar bir takvim gibi sırayla ilerlemez.
- Türkiye'deki ilerici ve gerici dili, tek çizgili ilerleme varsayımını taşır ve bir betimlemeden çok bir değer yargısı içerir.
Sonraki derse köprü
Comte'un temel eseri uzun, ağır ve zor okunan ciltlerden oluşuyordu. Bu ciltleri İngilizceye kısaltarak ve sadeleştirerek aktaran kişi, Comte'un düşüncelerinin İngilizce konuşulan dünyada yayılmasını sağladı; Comte bu kısaltılmış metni o kadar beğendi ki onun Fransızcaya geri çevrilmesini destekledi. Ama bu çevirmen yalnız bir aktarıcı değildi. Ondan yıllar önce, bir yabancının başka bir toplumun ahlakını ve alışkanlıklarını nasıl gözlemlemesi gerektiğine dair bir yöntem kitabı yazmış, bu yöntemi uzun bir yolculukta kendisi uygulamıştı. Sonraki ders Harriet Martineau'yu, onun ahlak, yöntem ve toplumsal gözlem üzerine düşüncelerini ele alıyor.