Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sayan konumun kazancı gerçektir: bulguyu başkasının denetleyebileceği hâle getirir ve tartışmanın önünü açar.
- Bir ölçme aracının kategorisi bulunmayan şey kayıtta eksik görünmez, hiç görünmez.
- Ölçülemeyen bir belirsizlik üretir, kategorisi olmayan bir yokluk; ikisi aynı şey değildir.
- Ölçen konumun kendi durumu vakalar arasında yoksa tabloda tartışılamayan bir sıfır noktası vardır.
- Aşama şeması iki parçadan kurulur: farkların tek hatta dizilmesi ve hattın ucundaki durumun sayılmaması.
- Ölçüt yalnız inceleyen ile incelenen aynı türdense geçerlidir; bu koşul olmadan her ölçüm kusurlu görünür.
- Ucu yazılmamış bir karşılaştırma tartışılamaz; ucu yazılmış olan yanlışlanabilir.
Açılış sahnesi
Dilekçe tartışmasının yapıldığı odaya beşinci bir kişi giriyor ve hiçbir şey istemediğini söylüyor. İşi saymak; bir form getirmiş.
Formda sütunlar var: kasabada kaç atölye bulunduğu, her birinde kaç kişinin çalıştığı, günde kaç saat çalışıldığı, ödenen ücretin tutarı ve kimin kendi aletine sahip olduğu. Kişi üç hafta boyunca kapı kapı dolaşıyor, sütunları dolduruyor ve kimseye ne yapması gerektiğini söylemiyor.
Üç haftanın sonunda elinde doldurulmuş bir form var ve form bir şey gösteriyor: bu kasabada çalışma az, ücret düşük, alet sahipliği seyrek. Sayılar birbirini tutuyor ve kimse rakamlara itiraz etmiyor.
Aynı formu komşu iki kasabada da dolduruyor ve üç kasabayı yan yana koyuyor. Bir sıralama çıkıyor. Sıralamayı kimse istemedi; sütunların kendisi üretti.
Formun sormadığı şeyler de var. Hanelerde dokunan bez sorulmuyor, çünkü atölye değil. Komşuya karşılıksız verilen üç günlük yardım sorulmuyor, çünkü ücret yok. Kimin kime ne borçlu olduğu sorulmuyor, çünkü böyle bir sütun yok. Bu işler formda eksik görünmüyor; hiç görünmüyor.
Bir şey daha yok. Formu getiren kişinin kendi kasabası üç kasabanın arasında değil.
Bu derste ne olacak
Kasabalar, form ve sayım kurgu. Aşağıda bir tablodan sonuç çıkarılacak ve o tablo hiçbir kayıttan gelmediği için, çıkarılan şey bir bulgu değil bir örnek. Kurgunun kurduğu durum ise dersin sorusu: hiçbir şey istemeyen, yalnız sayan bir konum mümkün mü?
Bu ders kurucu adları tanıtmayacak, çünkü her biri kendi kursunda ele alınıyor. Toplumu bir yapı olarak okuyan çizgi KUR-203'ün, anlamdan kuran çizgi KUR-204'ün, üretim ilişkilerinden kuran çizgi KUR-202'nin işi. Burada yapılacak olan, o çizgilerden önce gelen ortak iddiayı sınamak: toplumun sayılarak incelenebileceği iddiası.
Bir önceki derste görüşleri reddettikleri şeyden tanıdık. Şimdi hiçbir şey reddetmediğini söyleyen bir konum var ve aynı ölçüt ona da uygulanacak.
İki iş yapılacak. Sayan konumun ne kazandığı gösterilecek ve neyi kaydedemediği ölçülebilir biçimde bulunacak.
Sıfır noktası — kazanç gerçek
Hazır itiraz şudur: sayı zaten yanıltır, insan hayatı sayıya sığmaz ve bu iş baştan yanlıştır. İtiraz sahnede tutmuyor.
Formun getirdiği bir şey var ve küçük değil. Form doldurulmadan önce kasabada kaç kişinin ne kadar çalıştığı kimsenin bilmediği bir şeydi; herkes kendi çevresinden bir izlenim taşıyordu ve izlenimler çelişiyordu. Form bir kere doldurulduğunda başka biri gidip aynı sütunları yeniden doldurabilir ve sonucu karşılaştırabilir.
Nesnellik bu seride konumsuzluk olarak değil denetlenebilirlik olarak kurulmuştu; formun getirdiği şey tam olarak o denetlenebilirlik. Sayan konumu reddetmek, bu kazancı da reddetmek olur.
Dersin sorusu bu yüzden başka bir yerde: kazancı kabul ettikten sonra, bu konumun kendi dokunulmaz alanı var mı?
Mekanizma — sütun olmayan şey eksik görünmez
Forma geri dönelim ve doldurulmamış yerleri değil, hiç sorulmamış olanları arayalım.
İş sayılma eşiği bu seride kurulmuştu ve form onu bir sütuna çeviriyor. Çevirdiği anda da gizliyor: sütunu okuyan kişi orada bir eşik seçimi yapıldığını göremez, yalnız bir sayı görür.
Şimdi ikinci ve daha sessiz olana geliyoruz.
Sorulacak tek soru şu: bir incelemede, inceleyenin kendi bulunduğu durum vakalar arasında sayılıyor mu? Sayılmıyorsa tabloda sessiz bir sıfır noktası vardır ve sıralama, bulgu kılığında bir kıyaslamadır.
Aşama şemaları ve sessiz sıfır
Sayılmayan konum tek başına bir sıralama üretmiyor; sıralama, farkların tek bir hat üzerine dizilmesiyle çıkıyor.
İki parça birleştiğinde şema tamamlanıyor. Sayılmayan konum sıfır noktasını veriyor, tek hat da bütün farkları o noktaya olan uzaklık olarak okutuyor. Sonuçta bir seçim, bir bulgu gibi görünüyor.
Bu akademide bir literatürde açıkça söylenmeden ölçüt kabul edilen örneğe varsayılan durum denmişti ve uymayanların sapma ya da gecikme olarak adlandırıldığı yazılmıştı. Aşama şemaları o adlandırmanın en düzenli hâli.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Ölçüt burada fazla şey topluyor ve eksik olan koşul söylenmeli. Sayılmayan konum ancak inceleyenin incelenenlerle aynı sınıfa ait olduğu yerde bir sorun üretir. Bu akademide sosyal bilimin konusunun kendisi hakkında üretilen bilgiye tepki verebilen tek bilim nesnesi olduğu yazılmıştı; aynı özellik burada ikinci bir sonuç veriyor, inceleyen de o nesnenin bir parçasıdır.
Düzeltilmiş hâliyle ölçüt şu: inceleyen, incelediği vakalarla aynı türdense ve kendi durumu vakalar arasında yoksa tabloda sessiz bir sıfır noktası vardır. Kimyager bu ölçütle elenir, kasabaları sayan kişi elenmez.
Kuramsal mercekler
Bu şemaların neden bu biçimi aldığı sorusuna üç açıklama var. Üçünü de açılış sahnesindeki forma uygulayarak ayırabiliriz; her biri forma başka bir şey yapmayı öngörüyor.
Birinci açıklama sorunu aracın kabalığında görür. Sütunlar azdı ve konu için fazla dardı; sütun eklenirse tablo düzelir. Bu açıklamayı sahneye uygularsak beklentisi açık: hane üretimi için bir sütun açıldığında sıralama değişmeli ve geride görünen kasaba yukarı çıkmalı.
İkinci açıklama sorunu aracın çıktığı yerde görür. Sütun eklemek yetmez, çünkü hangi sütunun ekleneceğine yine aynı yerden karar verilir ve sıfır noktası veride olmadığı için el değmemiş kalır. Bu açıklamanın sahnedeki beklentisi ötekiyle çatışıyor: yeni sütun açılsa bile sıralama kendini yeniden kurar, yalnız gerekçesi değişir.
Üçüncü açıklama sorunu aracın işinde görür. Form bir yönetme işi için yapılmıştır; kaç kişi, ne kadar, nerede soruları vergi, asker ve düzen içindir ve sütunlar o işe göre seçilmiştir. Bu açıklamaya göre sütunlar ancak işin kendisi değiştiğinde değişir ve bilimsel bir eleştiri tek başına onları kımıldatmaz.
Bir sütun eklemek üç beklentiyi birden yoklar. Sütun eklenir ve ne olduğuna bakılır: sıralama gerçekten değişiyor mu, başka bir gerekçeyle aynı mı kalıyor, yoksa sütun hiç eklenmiyor mu?
Ölçek
Karşılaşma ölçeğinde sayan konum bir kapı önünde duruyor. Soruyu soran ile cevaplayan yüz yüze ve cevaplayan, sorulmayanı söyleyebilir; söylerse kaydedilmez, ama konuşmada bir iz bırakır. Bu ölçekte artık hâlâ dile gelebiliyor ve dile gelmesi kayda geçmesini sağlamıyor.
Kurum ölçeğinde form bir dosyaya giriyor ve artık kimse onu dolduran kişiyle konuşmuyor. Dosyayı okuyan yalnız sütunları görüyor; sorulmayanı söyleyen ses bu basamağa hiç ulaşmıyor. Artık burada tamamen kayboluyor ve kaybolduğu da belli olmuyor.
Toplum ölçeğinde dosyalar birleşiyor ve bir tablo çıkıyor. Bu basamakta tablo, kendisinden önce yapılmış bütün seçimlerin üzerini örtüyor ve bir doğa gibi okunuyor. Sütunların bir gün birileri tarafından seçilmiş olduğu bilgisi bu ölçekte hiçbir yerde durmuyor.
Üç basamak boyunca aynı şey oluyor ve her basamakta geri dönüş biraz daha zorlaşıyor. Kapı önünde sorulabilecek bir soru, tabloda sorulamaz hâle geliyor; çünkü tabloyu okuyan kişinin elinde soruyu soracağı kimse yok.
Türkiye'de ucu söylenmeyen sıfatlar
Türkiye'de bu dersin sessiz sıfır noktası gündelik iki sıfatın içinde duruyor: gelişmiş ve gelişmekte olan. İki sözcük de bir karşılaştırma bildiriyor ve karşılaştırmanın öteki ucunu söylemiyor.
Bu akademide bir durumu, karşılaştırıldığı örneği adlandırmadan niteleyen ifadeye örtük karşılaştırma denmişti. Buradaki iki sıfat o ifadenin sözlüğe yerleşmiş hâli: cümlede ölçüt yok, ölçüt okurun zihninde duruyor ve her okur onu kendi bildiğiyle dolduruyor.
İkinci sıfatın içindeki zaman kipi ayrıca çalışıyor. Gelişmekte olan, bir yerin başka bir yere doğru gittiğini ve henüz varmadığını söylüyor; varılacak yerin adı verilmiyor ve o yerin de bir yol üzerinde olup olmadığı sorulmuyor.
Karşılaştırmayı sağlam kurmanın yolu ucu açıkça yazmak: hangi yer, hangi sütun, hangi yıl. Ucu yazılmış bir karşılaştırma tartışılabilir ve yanlışlanabilir; ucu yazılmamış olan yalnız tekrarlanabilir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Bir tablonun neyi kaydetmediğini o tablodan okumak mümkün değil. Üç kurulum tabloyu dışarıdan sınıyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışSayan konumu baştan reddetmek, onun gerçek kazancını da reddeder.
Form doldurulduktan sonra bulgular başkalarınca denetlenebilir hâle gelir ve bu, izlenimle tartışmaya göre ileri bir adımdır.
Yaygın yanlışÖlçülemeyen ile kategorisi olmayanı aynı saymak, asıl kaybı gözden kaçırır.
Ölçülemeyen boş bir hücre bırakır ve görünür; kategorisi olmayan hiçbir hücreye düşmez ve yokluk olarak okunur.
Yaygın yanlışSayılmayan konumu bir gizleme saymak, mekanizmayı niyete taşır.
Ölçen taraf kendisini vakalardan biri saymadığı için kendi yerini dışarıda bırakır ve bunu gizlemesi gerekmez.
Yaygın yanlışAşama şemalarını yalnız bir ahlaki kusur olarak okumak, nasıl kurulduklarını öğretmez.
Şema iki parçadan çıkar: hattın ucuna konan durum ve o durumun vakalar arasında sayılmaması; ikisi ayrı ayrı gösterilebilir.
Yaygın yanlışHer sayılmayan konumu bir kusur saymak ölçütü fazla geniş tutar.
Ölçüt yalnız inceleyenin incelenenlerle aynı türden olduğu yerde iş görür; kendini bileşikler arasında saymayan kimyager bundan etkilenmez.
Aklında kalsın
- Sayan konumun kazancı gerçektir: bulguyu başkasının denetleyebileceği hâle getirir ve tartışmanın önünü açar.
- Bir ölçme aracının kategorisi bulunmayan şey kayıtta eksik görünmez, hiç görünmez.
- Ölçülemeyen bir belirsizlik üretir, kategorisi olmayan bir yokluk; ikisi aynı şey değildir.
- Ölçen konumun kendi durumu vakalar arasında yoksa tabloda tartışılamayan bir sıfır noktası vardır.
- Aşama şeması iki parçadan kurulur: farkların tek hatta dizilmesi ve hattın ucundaki durumun sayılmaması.
- Ölçüt yalnız inceleyen ile incelenen aynı türdense geçerlidir; bu koşul olmadan her ölçüm kusurlu görünür.
- Ucu yazılmamış bir karşılaştırma tartışılamaz; ucu yazılmış olan yanlışlanabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste sıfır noktasının veride bulunmaması bir tablo sorunu olarak duruyordu. Sütunlar başka türlü seçilebilirdi ve seçen kişi kendi yerini listeye koyabilirdi; kusur düzeltilebilir görünüyor.
Şimdi aynı tablonun bir işe koşulduğunu düşün. Sıralama yalnız okunmuyor, bir karara dayanak yapılıyor: kimin yönetileceği, kimin yönetmeye uygun olduğu, hangi yerin kendi işini kendisinin göremeyeceği. Böyle bir durumda sıfır noktası artık bir dikkatsizlik değil, bir gerekçe. Ve tablo eleştirildiğinde ortaya çıkan direnç bir yöntem tartışmasından gelmiyor olabilir.
Sömürgecilik, ırk bilimi ve disiplinin sessizlikleri sıradaki dersin konusu. Orada sorulacak olan, bir sıralamanın bir yönetme işine bağlandığında nasıl değiştiği ve bir bilgi alanının kendi geçmişindeki bu bağı neden konuşmadan da sürebildiği.