İçeriğe geç

KUR-201-05·Sosyolojik Düşüncenin Küresel ve Tarihsel Kökenleri

Politik ekonomi, liberalizm, muhafazakârlık ve sosyalizm

temel2.460 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Politik ekonominin açtığı zemin ortaktır: üretim, mülkiyet ve bölüşüm düzeninin yapılmış ve değiştirilebilir sayılması.
  2. Görüşler savundukları sözcüklerle ayrılmaz; dördü de aynı sözcükleri kullanır.
  3. Ayırt edici iz dokunulmaz alandır: bir öneri getirildiğinde gerekçesi mi tartışılıyor, yoksa öneri konu dışı mı sayılıyor?
  4. Dokunulmaz alan bir gizli amaç değildir; savunucusuna düzenlemenin değil zeminin parçası gibi görünür.
  5. İkinci ayırt edici iz onarımın yönüdür: gerekçe bir kayba, bir sürekliliğe ya da kurulmamış bir imkâna dayanır.
  6. Bütün tarafların birden sustuğu konu, o tartışmanın sınırını gösterir ve hiçbir taraf onu size söylemez.
  7. Bir konumun sürmesi doğruluğunun kanıtı değildir; tartışmaya hiç açılmamış olması da onu ayakta tutar.

Açılış sahnesi

Bir kasabada dört kişi tek bir dilekçe yazmaya oturuyor. Şikâyet ortak ve adı konmuş durumda: çalışanlar geçinemiyor ve bunu herkes böyle anlatıyor.

Birinci taslak şunu yazıyor: bir kurul toplansın ve ücretleri belirlesin. Dördüncü kişi itiraz ediyor. Ona göre ücreti çalışanla iş veren kendi aralarında konuşur; araya bir kurul girerse iki taraf da bir daha kendi adına konuşamaz. Taslak yırtılıyor.

İkinci taslak şunu yazıyor: atölyelerdeki eski usul kaldırılsın, iş baştan düzenlensin. Bu kez birinci kişi itiraz ediyor. Kasabada iş yıllardır bir düzen içinde yürüyor ve o düzen kimsenin kurduğu bir şey değil, oturmuş bir şey; alttan bir taş çekilirse neyin geleceği bilinmiyor. Taslak yırtılıyor.

Üçüncü taslak şunu yazıyor: yazılı olan uygulansın, fazlası istenmesin. Üçüncü kişi itiraz ediyor. Ona göre yazılı olanın kendisi zaten bu sonucu üretiyor; uygulansa da değişen bir şey olmayacak, çünkü sıkıntının kaynağı kuralın çiğnenmesinde değil kuralın kendisinde.

Dördüncü taslak şunu yazıyor: atölyelerin kime ait olduğu yeniden düzenlensin. Şimdi ikinci kişi itiraz ediyor. Ona göre bu konu hiç açılmamalı; açıldığı anda geri kalan her şey konuşulmaz hâle gelir.

Dört taslak yazıldı ve dördü de yırtıldı. Dördü de aynı sıkıntıyı anlatıyordu ve dört kişi de aynı adı kullanıyordu.

Bu derste ne olacak

Kasaba, dilekçe ve dört kişi uydurma; kurgu oldukları burada yazılıyor ve hiçbir taslak bir kayıttan alınmadı. Kurgunun kurduğu şey dersin konusu: aynı sıkıntıya bakan ve aynı adı kullanan görüşler tam olarak nerede ayrılıyor?

Dört görüşün tanıtımı burada yapılmayacak. Kimin ne savunduğunu, hangi görüşün hangi metinle belirdiğini ve içlerindeki kolları sıralamak başka bir alanın işi; o iş yapılmadan da buradaki soru cevaplanabilir. Burada yapılacak olan, görüşleri savundukları şeyle değil reddettikleri şeyle ayırmak.

Bir önceki derste bir sıkıntıya sorun adının verilmesi için gidilecek bir muhatabın belirmesi gerekiyordu. Ad geldi ve yeni bir soru açtı: muhataba ne söylenecek? Açılış sahnesindeki dört kişi bu sorunun dört ayrı cevabını taşıyor ve cevaplarını yan yana koyduklarında anlaşamıyorlar.

İki iş yapılacak. Dördünün neyi paylaştığı bulunacak ve tam olarak nerede ayrıldıkları ölçülebilir bir ölçütle gösterilecek.

Sıfır noktası — savundukları şeyden ayrılmıyorlar

Alışılmış yol, görüşleri savunduklarına göre ayırmaktır: biri özgürlüğü savunur, biri düzeni, biri eşitliği. Yol kolay ve sahnede hemen tıkanıyor.

Dört kişi de sahnede bu üç sözcüğün üçünü de kullanıyor. Kurula itiraz eden kişi özgürlükten söz ediyor; eski usulü savunan kişi de kendi çalışma biçiminin özgürlüğünden söz ediyor. Mülkiyetin açılmasını isteyen kişi düzen istiyor, düzeni savunan kişi de. Sözcükler dördünde de ortak ve ayrım sözcüklerde görünmüyor.

İkinci hazır yol niyetlere bakar: kim samimi, kim çıkarının peşinde. Bu yol sosyolojik değil ve sınanamaz; ayrıca sahnedeki dört itirazın dördü de kendi içinde tutarlı ve hiçbiri bir çıkar itirafı taşımıyor.

Paylaşılan zemini görmek ayrımı bulmayı kolaylaştırıyor. Dördü de düzenlemenin yapılmış bir şey olduğunu ve değiştirilebileceğini kabul ediyor; bu akademide böyle bir düzenlemeye suçlanabilir düzenleme denmişti. Ayrıldıkları yer, o düzenlemenin hangi parçasının değiştirilebilir sayıldığı.

Mekanizma — her görüşün bir dokunulmazı var

Yırtılan taslaklara geri dönelim ve her itirazı tek tek okuyalım. Her itiraz bir şeyi korumak için yapıldı ve korunan şey her seferinde başkaydı.

Ölçütün gücü ayrımı nereden okuduğunda. Bir görüşe ne istediğini sormak, sözcükleri ortak olduğu için ayrım vermiyor; neyi hiç konuşmayacağını sormak veriyor.

Dört itiraz dört ayrı parçayı koruyor: tarafların kendi anlaşması, yerleşmiş olanın sürmesi, yazılı kuralın sınırı ve mülkiyetin düzeni. Başlıktaki adlar bu ayrımın üzerine sonradan konmuş adlar ve ders onları bu yüzden kullanmıyor; adlar yer değiştirir, dokunulmazlar gözlenir.

Ölçüt bir yerde yanlış sonuç veriyor ve sınırı orada duruyor.

Yanlış sonucun kaynağı, reddin tek bir ortamda okunması. Bir kurulun yetkisi dışında kalan konuyu kapatması bir dokunulmaz değil bir sınır beyanıdır. Ölçüt ancak ret, o tarafın söz sahibi olduğu ortamlarda da sürdüğünde dokunulmaz gösterir; tek bir toplantıdan okunan ret, o toplantının konusunu göstermekten öteye geçmeyebilir.

Bir sınır daha var ve söylenmeden bırakılırsa ölçüt fazla şey iddia etmiş olur. Dokunulmaz alan bir konumun özelliğidir, o konumu tutan kişinin değil. Aynı ret, birinde yerleşik bir zeminden, başkasında korunan bir çıkardan geliyor olabilir ve bu ölçüt ikisini birbirinden ayırmaz; ayırmaya kalkışmak niyet okumak olurdu.

İkinci ayrım — onarımın yönü

Dokunulmaz alan bir görüşü tanımaya yetiyor ve bir şeyi eksik bırakıyor: iki görüş farklı parçaları koruyup aynı yöne bakabilir ya da aynı parçayı koruyup ters yöne.

İki ölçüt birlikte kullanıldığında sahnedeki dört kişi birbirinden ayrılıyor ve ayrım hiçbir ad kullanılmadan yapılabiliyor. Dokunulmaz alan neyin konuşulmayacağını, onarım yönü ise konuşulanın nereye gittiğini veriyor.

Kuramsal mercekler

Bu görüşlerin neden ortadan kalkmadığı sorusu üzerinde üç açıklama var. Üçü de aynı olguyu kabul ediyor: benzer konumlar farklı yerlerde ve farklı zamanlarda tekrar tekrar beliriyor.

Birinci açıklama konumları toplumsal yerlere bağlar. Bir düzenlemede kazançlı çıkanlar, yerleşmiş olandan yararlananlar ve hiçbir payı olmayanlar her düzenlemede bulunur; konumlar kalıcıdır çünkü o yerler kalıcıdır. Bu açıklamanın kendi sınaması şudur: bu yerlerin kalkması hâlinde konumların da kalkması gerekir.

İkinci açıklama konumları bir iş bölümü sayar. Her konum ötekilerin ihmal ettiği bir şeyi gözetir; biri sürekliliğin bedelini, biri değişimin bedelini, biri dışarıda kalanları hatırlatır. Bu açıklamaya göre bir konum kaybolursa gözettiği şey de gözetilmez olur ve bir süre sonra aynı işi yapan başka bir konum belirir.

Üçüncü açıklama konumları çözülemezliğe bağlar. Dokunulmaz alanlar tanımı gereği tartışmaya açılmadığı için hiçbir tartışmayla çürütülemez; çürütülemeyen bir konum da kaybolmaz, yalnız adı ve dili değişir. Bu açıklama konumların sürmesini bir güç işareti saymaz, bir sınanamazlık sonucu sayar.

Üçünü ayıracak gözlem, bir konumun gerçekten kaybolduğu bir durumda bulunur. Böyle bir durumda üçü ayrı şeyler bekliyor: birincisi o konumun dayandığı yerin ortadan kalkmış olmasını, ikincisi gözettiği şeyin başka bir adla geri gelmesini, üçüncüsü ise dokunulmazın artık dokunulmaz sayılmamasını, yani tartışmaya açılıp kaybedilmiş olmasını. Üç beklenti aynı vakada ayrı ayrı sınanabilir.

Ölçek

Karşılaşma ölçeğinde dokunulmaz alan bir sessizlikle görünür. Bir öneri getirilir, konu değiştirilir ya da gülünüp geçilir ve kimse gerekçe vermez; tartışma o noktada kesilir ve kesilme bir cevap sayılmaz. Bu ölçekte dokunulmazı okumak için söylenenleri değil, söylenmeyenlerin nerede başladığını izlemek gerekir.

Kurum ölçeğinde aynı şey bir gündem maddesi olarak görünür. Bir konunun gündeme hiç alınmaması, alınıp ertelenmesinden farklıdır ve kayıtta ikisi ayrı ayrı durur. Burada dokunulmaz, toplantı tutanağında bir boşluk olarak okunabilir hâle gelir.

Toplum ölçeğinde dokunulmaz alan bir konunun hiç adlandırılmamış olmasıyla görünür. Tartışılabilen her şeyin bir adı vardır ve tartışılmayanın adı da yoktur; bir toplumda hangi düzenlemelerin adının bulunmadığını saymak, o toplumda nelerin tartışma dışında olduğunu verir.

Üç basamak arasında bir geçiş var ve tek yönlü değil. Bir konu karşılaşma düzeyinde inatla söylenmeye devam ederse bir gün gündeme girer; gündeme giren konu adlandırılır ve adlandırıldığı anda dokunulmazlığını kaybeder. Ters yönde de işler: adı ortadan kalkan bir konu, önce gündemden düşer, sonra karşılaşmada dile getirilemez olur.

Türkiye'de tek sözcüğün iki yüzü

Türkiye'de bu dersin konusunu taşıyan sözcük düzen ve sözcüğün iki yüzü var. Birinci yüzünde düzen, işlerin yolunda gitmesidir: düzen kurulur, düzene girilir, düzeni bozan kınanır. İkinci yüzünde düzen, kişinin karşısında duran ve onun aleyhine kurulmuş olan şeydir: bu düzen böyle, düzen değişmeden bir şey olmaz.

İki yüz aynı sözcükte durduğu için taraflar aynı kelimeyi kullanarak ters şeyler söyleyebiliyor ve fark ancak cümlenin gerisinden anlaşılıyor. Düzeni savunan da düzene karşı çıkan da kendi cümlesinde haklı ve ikisi aynı nesneden söz etmiyor bile olabilir.

Bu akademide bir betimlemeden bir talebe geçmek için gereken yazılmamış varsayım değer öncülü adıyla ayrılmıştı. Dokunulmaz alan o öncülün hiç tartışılmayan hâli: bir görüş içinde o kadar yerleşiktir ki, öncül olarak bile dile getirilmez.

Her toplulukta böyle bir sınır bulunuyor ve sınırın yeri sabit kalmıyor: bazı düzenlemeler tartışılır, bazıları tartışılmaz ve hangisinin hangi kümeye düştüğü yerden yere değişir. Bir yerde mülkiyetin biçimi açık bir tartışma konusuyken başka bir yerde hiç açılmaz; başka bir yerde hane içindeki iş bölümü tartışılırken bir başkasında adı bile geçmez.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bir görüşün dokunulmaz alanını ona sorarak öğrenemezsiniz, çünkü o alan görüşün kendisine bir tercih gibi görünmez. Üç kurulum bunu dışarıdan okuyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışGörüşleri savundukları değerlere göre ayırmak, sahnedeki dört kişide düşer.
Doğrusu

Dördü de özgürlükten, düzenden ve adaletten söz ediyor; ortak sözcükler ayrım vermez ve ayrımı reddedilenler verir.

Yaygın yanlışDokunulmaz alanı bir gizli çıkar saymak, mekanizmayı niyete taşır.
Doğrusu

O parça savunucusuna bir tercih gibi değil, üzerinde durulan zemin gibi görünür ve gizlenmesi gerekmez, çünkü zaten konu edilmez.

Yaygın yanlışİki görüşün aynı konuda susmasını ikisinin aynı olduğunun kanıtı saymak, örtüşmeyi yanlış okur.
Doğrusu

Örtüşme görüşlerin aynı olduğunu değil, tartışmanın sınırının orada olduğunu gösterir.

Yaygın yanlışAynı öneriyi yapan iki tarafı aynı saymak, onarım yönünü atlar.
Doğrusu

Gerekçesi bir kayba dayanan öneri, gerekçesi kurulmamış bir imkâna dayananla bir sonraki adımda ayrılır.

Yaygın yanlışBu görüşlerin sürmesini kanıtlanmış olmalarına bağlamak, üç açıklamadan yalnız birine bakmaktır.
Doğrusu

Dokunulmaz alan tartışmaya açılmadığı için çürütülemez ve çürütülemeyen bir konum, doğru olduğu için değil sınanmadığı için kalıcı olabilir.

Aklında kalsın

  1. Politik ekonominin açtığı zemin ortaktır: üretim, mülkiyet ve bölüşüm düzeninin yapılmış ve değiştirilebilir sayılması.
  2. Görüşler savundukları sözcüklerle ayrılmaz; dördü de aynı sözcükleri kullanır.
  3. Ayırt edici iz dokunulmaz alandır: bir öneri getirildiğinde gerekçesi mi tartışılıyor, yoksa öneri konu dışı mı sayılıyor?
  4. Dokunulmaz alan bir gizli amaç değildir; savunucusuna düzenlemenin değil zeminin parçası gibi görünür.
  5. İkinci ayırt edici iz onarımın yönüdür: gerekçe bir kayba, bir sürekliliğe ya da kurulmamış bir imkâna dayanır.
  6. Bütün tarafların birden sustuğu konu, o tartışmanın sınırını gösterir ve hiçbir taraf onu size söylemez.
  7. Bir konumun sürmesi doğruluğunun kanıtı değildir; tartışmaya hiç açılmamış olması da onu ayakta tutar.

Sonraki derse köprü

Bu derste görüşleri neyi tartışmadıklarından tanıdık ve bir şeyi varsaydık: tartışanların hepsi taraftı. Dördü de bir şey istiyordu ve istedikleri şey, neyi konuşmayacaklarını belirliyordu.

Şimdi masaya beşinci bir kişi otursun ve hiçbir şey istemediğini söylesin. İşi, dördünün tartıştığı düzenlemeyi incelemek ve nasıl işlediğini ortaya koymak olsun; bir taraf tutmadığını, yalnız olanı saydığını ve ölçtüğünü söylesin. Böyle bir konum mümkün mü ve mümkünse onun da bir dokunulmaz alanı olur mu?

Sıradaki ders toplum hakkındaki bilginin bir bilim gibi kurulma iddiasını ele alıyor ve üç ad taşıyor: pozitivizm, evrimcilik ve ilk toplum bilimleri. Orada sorulacak olan, ölçmeye ve saymaya dayanan bir incelemenin taraf tutmaktan gerçekten kurtulup kurtulamadığı ve kurtulamadığı yerlerde bunun nereden okunacağı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.