İçeriğe geç

HAZ-006-04·Çoğulculuk, Etik Tartışma ve Güvenli Öğrenme

Saygılı dil, damgalama ve temsil

hazırlık2.131 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir grup hakkında cümle kurmadan önce.

  1. Bir özellik kişinin ismi hâline geldiğinde, o kişinin başka bütün özellikleri cümlenin dışında kalır.
  2. Kişi önce dil bir nezaket süsü değil bir analiz kararıdır; varsayılan kuruluş odur ve aksi bir gerekçe ister.
  3. Bir olguyu nitelik olarak yazmak "neden böyleler" sorusunu, durum olarak yazmak "bu koşulu ne üretiyor" sorusunu doğurur.
  4. Az görünen bir grubun tek anlatısı grubun tamamı adına okunur; yükü hafifleten şey anlatının yönü değil sayısı ve çeşitliliğidir.
  5. Bir grup hakkında çalışırken o grubun sürece hangi noktada katıldığı çalışmanın bir özelliğidir ve yazılır.
  6. Kelime listesi düşünmenin yerine geçmez: ölçüt, cümlenin bir kişiden mi bir örüntüden mi söz ettiği ve düzeyin doğru yazılıp yazılmadığıdır.
  7. Düzey kayması iki yönlüdür ve bütün gruplarda aynı kolaylıkta olmaz; bir grup ne kadar az görünüyorsa bir üyesinin davranışı o kadar kolay grubun özelliği sayılır.

Açılış sahnesi

Bir rapor iki kez yazılıyor ve ikisi de aynı bulguyu aktarıyor.

Birinci hâlinde bir cümle şöyle: bu grubun üyeleri düzenli iş bulmakta zorlanıyor.

İkinci hâlinde aynı bulgu şöyle: bu gruptan kişilerin başvurduğu iş ilanlarında geri dönüş oranı daha düşük.

İki cümle de doğru ve aynı veriye dayanıyor.

Birincisi bir özelliği gruba yerleştiriyor: zorlanmak onların bir niteliği gibi duruyor. İkincisi işlemi görünür kılıyor: bir başvuru var, bir de o başvuruya verilen cevap.

Rapor birinci hâliyle okunduğunda tartışma o grubun neyi eksik yaptığına kaydı. İkinci hâliyle okunduğunda işverenlerin ne yaptığı konuşuldu.

Bu derste ne olacak

Bir grup hakkında yazmak sosyolojinin işi. Toplulukları betimlemeden yürüyen bir sosyal bilim düşünülemez ve bu ders kimseye "gruplardan söz etme" demiyor.

Söylediği şey daha dar ve daha kullanışlı: aynı bulguyu taşıyan iki cümle, okurun aklında bambaşka bir açıklama kurabiliyor ve bu fark dilbilgisel bir ayrıntıdan doğuyor.

Dört mekanizmaya bakacağız. Bir niteliğin kişinin yerine geçmesine, bir olgunun nitelik mi durum mu olarak yazıldığına, az görünen bir topluluğun tek örneğine binen yüke ve söz konusu insanlar masada yokken üretilen anlatının ne kaçırdığına. Dördünün altında tek bir hata yatıyor ve o hatayla bu akademide daha önce, bambaşka bir konuda karşılaşmıştık; dersin sonunda oraya döneceğiz.

Aşağıdaki raporlar, haberler ve toplantılar kurgudur; hiçbiri gerçek bir grubu ya da olayı anlatmıyor, aynı bulgunun iki yazımını karşılaştırabilmek için kuruldular.

Sıfır noktası — nitelik ile kişi

Türkçede bir sıfat kolayca isim olur ve bu kolaylık, dilin en sessiz işlemlerinden birini üretir.

Sonucu tek bir yerde görülüyor: bir kişi bir özelliğiyle adlandırıldığında, o kişinin başka bütün özellikleri cümlenin dışında kalır.

Bu, kelime yasaklamak değil. Aynı kelime iki farklı yapıda iki farklı şey yapıyor ve seçim yazanın elinde.

Yaygın yanlışKişi önce dilin bir nezaket süsü olduğu sanılır.
Doğrusu

Yaptığı iş sosyolojik: bir özelliğin kişinin tamamı sayılması, o kişinin başka özellikleriyle açıklanabilecek her şeyi görünmez kılar. Bu, üslup değil analiz kaybıdır.

Mekanizma — durum mu, nitelik mi

İkinci mekanizma cümlenin fiilinde duruyor.

Bir olgu iki biçimde yazılabilir. Ya bir kişinin ya da grubun kalıcı bir niteliği olarak, ya da belirli koşullarda ortaya çıkan bir durum olarak.

"Bu grup şöyledir" cümlesi bir nitelik bildirir ve koşulları siler. "Bu grup şu koşullarda şöyle bir sonuçla karşılaşıyor" cümlesi aynı olguyu bir ilişki içinde gösterir.

Fark, bir sonraki soruyu belirliyor. Nitelik yazıldığında akla gelen soru "neden böyleler" olur. Durum yazıldığında akla gelen soru "bu koşulu ne üretiyor" olur.

İkinci soru sosyolojinin sorusu. Birincisi çoğu zaman bir açıklama gibi görünen bir tekrardır.

Yaygın yanlışKoşulları yazmanın grubu savunmak anlamına geldiği sanılır.
Doğrusu

Koşulu yazmak bir savunma değil bir açıklama adımıdır ve bulguyu değiştirmez. Koşulu düşürmek metne tarafsızlık kazandırmaz; boşluğu okurun kendi varsayımı doldurur ve o varsayım metinde hiç görünmez.

Az görünen çok temsil eder

Üçüncü mekanizma tek tek cümlelerde değil, cümlelerin toplamında işliyor.

Bu yükü üreten şey tek bir metin değil, o metnin içine düştüğü boşluk. Aynı anlatı, o grubun çok sayıda farklı anlatısının yanında dursaydı aynı işi yapmazdı.

Pratik sonucu iki yerde.

Yazarken: tek bir vakayı aktarırken onun tek bir vaka olduğunu belirtmek ve genelleme yapılıp yapılamayacağını yazmak gerekir.

Okurken: bir anlatının önündeki "bu insanlar" ifadesini gördüğünde, elinde kaç anlatı olduğunu sormak gerekir.

Yaygın yanlışBir grubu olumlu anlatmanın temsil sorununu çözdüğü sanılır.
Doğrusu

Tek bir olumlu anlatı da grubun tamamı adına okunur ve aynı yükü taşır; üstelik o anlatıya uymayan üyeleri dışarıda bırakır. Yükü hafifleten şey anlatının yönü değil çeşitliliği.

Kim kimin adına konuşuyor

Dördüncü mekanizma metnin dışında, metnin nasıl üretildiğinde.

Bu, kimsenin başka bir grup hakkında çalışamayacağı anlamına gelmiyor — bir önceki derste bu sonucun neden tutmadığını konuşmuştuk.

Anlamı daha somut: bir grup hakkında çalışırken o grubun sürece hangi noktada dâhil olduğu, çalışmanın bir özelliğidir ve yazılır.

Katılım birkaç düzeyde olabilir. Bulguların gruba geri gösterilmesi, soru listesinin kurulmasına katılım, çalışmanın ortak yürütülmesi. Hangisi yapıldıysa yazılır; hiçbiri yapılmadıysa bu da bir bilgidir.

Yaygın yanlışKatılımın çalışmanın bağımsızlığını zedelediği düşünülür.
Doğrusu

Katılım, bulguların gruba beğendirilmesi değil; soru kurulurken ve yorumlanırken bir denetim noktası eklenmesidir. Gelen itiraz gerekçesiyle birlikte kaydedilir; beğenilmek ile doğru olmak iki ayrı şey olarak kalır.

Bunun bir kural listesine dönmesi

Bu ders kolayca bir kelime listesine indirgenebilir: şunu deme, bunu de. Böyle bir liste iki sebeple işe yaramaz.

Birincisi, listeler eskir. Bir kelimenin taşıdığı yük zamanla değişir ve ezberlenmiş liste, değişimi izlemeyen bir metin üretir.

İkincisi, liste düşünmenin yerine geçer. Doğru kelimeleri kullanan ve düzeyi karıştıran bir cümle, yanlış kelimeyle yazılmış doğru bir cümleden daha çok zarar verir.

Kontrol tek bir soruda toplanıyor: bu cümlenin öznesi tek bir kişi mi yoksa bir örüntü mü, ve cümle bunu doğru düzeyde söylüyor mu?

Bir örüntüden söz ediyorsan grup adı yerinde durur ve koşullar yazılır. Bir kişiden söz ediyorsan o kişiden söz ettiğin görünür ve grup adı bir açıklama olarak kullanılmaz.

Cümlenin düzeyi doğruysa kelime seçimi çok daha az önemlidir. Düzeyi yanlışsa hiçbir kelime seçimi onu kurtarmaz.

Yaygın yanlışDoğru kelimeleri kullanmanın metni yeterli kıldığı sanılır.
Doğrusu

Kelime seçimi görünürdeki tabakadır; asıl iş, cümlenin hangi düzeyde konuştuğunun doğru olmasıdır. İkisi birlikte gerekir ve ikincisi olmadan birincisi bir cila kalır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Dilin okur üzerindeki etkisi ölçülebilen bir konu.

Aynı hata, başka kılıkta

Buraya kadar sıralanan dört mekanizmanın altında tek bir işlem var ve bu akademide onu daha önce başka bir konuda görmüştük.

Sosyal bilimler haritası kursunda analiz düzeyini ve indirgemeciliği konuşmuştuk: bir düzeydeki olguyu bütünüyle başka bir düzeyin diliyle açıklamanın iki yönlü bir hata olduğunu.

Dil bu hatayı sürekli yapıyor ve iki yönde birden.

Yukarıdan aşağıya: bir grup düzeyinde ölçülmüş bir eğilim, o gruptan tek bir kişiye uygulanıyor. Karşındaki kişi hakkında hiçbir şey bilmediğin hâlde bir şey biliyormuş gibi konuşuyorsun.

Aşağıdan yukarıya: tek bir kişinin davranışı, grubun bir özelliği olarak okunuyor. Bir kişi bir şey yapıyor ve cümle "onlar böyle" hâline geliyor.

Bu iki kayma birbirinin aynası ve dilde neredeyse hiç fark edilmiyorlar, çünkü ikisi de dilbilgisel olarak kusursuz cümleler üretiyor.

Şimdi asıl sosyolojik gözlem: bu kayma bütün gruplar için aynı kolaylıkta olmuyor.

Bir grup kamusal anlatıda ne kadar az görünüyorsa, o grubun bir üyesinin davranışı o kadar kolay yukarı okunuyor. Sık görünen bir grubun üyesi bir şey yaptığında o kişi bir şey yapmış olur; az görünen bir grubun üyesi aynı şeyi yaptığında grubu bir şey yapmış olur.

Aynı dilbilgisi, aynı hata, farklı sıklık. Farkı üreten şey cümlelerin kendisi değil, çevrelerindeki boşluk.

Yaygın yanlışBu kaymanın önyargılı kişilere özgü olduğu sanılır.
Doğrusu

Kayma dilbilgisel olarak kolay ve alışkanlık hâlinde işliyor; niyet gerektirmiyor. Bu yüzden çözüm iyi niyet değil, cümlenin düzeyini her seferinde kontrol etmek.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir grup hakkında yazarken hiçbir olumsuz bulgunun aktarılmaması gerektiği sanılır.
Doğrusu

Olumsuz bulguyu gizlemek, o gruba ilişkin gerçek bir sorunun çözülmesini de geciktirir. Aktarılırken yapılacak olan koşulları yazmak ve düzeyi doğru tutmak; bulguyu düşürmek değil.

Yaygın yanlışBir kelimenin sözlükte olumsuz anlamı yoksa yük taşımadığı düşünülür.
Doğrusu

Yük sözlükten değil kullanımdan gelir ve bir kelime, hangi bağlamlarda kullanıldığına göre zaman içinde yüklenir. Sözlük anlamı bir başlangıç noktasıdır, kullanımın kaydı değil.

Yaygın yanlışBir gruptan söz ederken sürekli "bazıları" demenin sorunu çözdüğü sanılır.
Doğrusu

Belirsiz nicelik, cümleyi hem sınanamaz hem bilgisiz hâle getirir. Doğru olan belirsizleştirmek değil, hangi ölçümden hangi grup için söz edildiğini yazmak.

Yaygın yanlışKişi önce dilin her durumda zorunlu olduğu düşünülür.
Doğrusu

Bazı gruplar kendilerini özellikle nitelikleriyle adlandırır ve bunu bir tercih olarak yapar. Böyle durumlarda esas alınacak olan bir kural değil, grubun kendi adlandırmasıdır.

Aklında kalsın

Bir grup hakkında cümle kurmadan önce.

  1. Bir özellik kişinin ismi hâline geldiğinde, o kişinin başka bütün özellikleri cümlenin dışında kalır.
  2. Kişi önce dil bir nezaket süsü değil bir analiz kararıdır; varsayılan kuruluş odur ve aksi bir gerekçe ister.
  3. Bir olguyu nitelik olarak yazmak "neden böyleler" sorusunu, durum olarak yazmak "bu koşulu ne üretiyor" sorusunu doğurur.
  4. Az görünen bir grubun tek anlatısı grubun tamamı adına okunur; yükü hafifleten şey anlatının yönü değil sayısı ve çeşitliliğidir.
  5. Bir grup hakkında çalışırken o grubun sürece hangi noktada katıldığı çalışmanın bir özelliğidir ve yazılır.
  6. Kelime listesi düşünmenin yerine geçmez: ölçüt, cümlenin bir kişiden mi bir örüntüden mi söz ettiği ve düzeyin doğru yazılıp yazılmadığıdır.
  7. Düzey kayması iki yönlüdür ve bütün gruplarda aynı kolaylıkta olmaz; bir grup ne kadar az görünüyorsa bir üyesinin davranışı o kadar kolay grubun özelliği sayılır.

Sonraki derse köprü

Bu derste dilin kendisine baktık: cümlenin kuruluşu, adlandırma ve bir grubun kaç anlatıyla göründüğü.

Şimdi cümlenin arkasındaki ilişkiye geçiyoruz.

Bir araştırmacı ile görüştüğü kişi arasında çoğu zaman bir güç farkı bulunuyor: biri soruyu soruyor, öteki cevaplıyor; biri kaydediyor, öteki kaydediliyor; biri sonucu yazacak, öteki yazılanı okumayabilecek. Bu fark bir kötülük değil, ilişkinin kendisinden geliyor.

Fark tanınmadığında iki şey oluyor. Rıza gerçek bir seçim olmaktan çıkıyor ve bir çalışmanın yayımlanması, katılan kişiler için bir sonuç doğurabiliyor.

Sıradaki derste bunu kuracağız: güç farkının nerelerde ortaya çıktığını, bir kişinin katılmama hakkının nasıl gerçek hâle getirildiğini, zarar vermeme ilkesinin somut olarak neyi gerektirdiğini ve bir çalışmanın kimin için risk taşıdığını nasıl önceden değerlendireceğini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.