İçeriğe geç

HAZ-006-02·Çoğulculuk, Etik Tartışma ve Güvenli Öğrenme

Konumsallık, düşünümsellik ve araştırmacının etkisi

hazırlık2.001 kelime≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sahaya çıkmadan önce hatırlanması gerekenler.

  1. Konumsuz bir bakış yok; konum bir görüş değil bir yerdir ve bir kenara bırakılamaz.
  2. Her konum bir şey kazandırır bir şey kaybettirir: içeriden bakış bağlam kazandırır ve olağanı görünmez kılar, dışarıdan bakış mesafe kazandırır ve imayı kaçırır.
  3. İncelenen insanlar incelendiklerini bilir ve davranışları değişir; bu bir bozulma değil, kaydedilmesi gereken bir olgudur.
  4. Konum beyanı bir itiraf değil künye bilgisidir ve üçüncü kısmı en değerlisidir: zorlaştırdığı şeyi telafi etmek için ne yaptın?
  5. "Herkes yalnız kendi grubunu inceleyebilir" sonucu çıkmaz; ölçüt kimliğin değil, farkın nereye etki ettiğini bilmek ve oraya ikinci bir bakış koymak.
  6. Seçilim etkisi araştırmacılar için de işler: alandaki insanların bileşimi, alanın hangi soruları sorduğunu belirler.
  7. "Bu konuda çalışma yok" cümlesi konunun önemsizliğini değil, o soruyu soracak konumdaki kişilerin azlığını gösteriyor olabilir.

Açılış sahnesi

Bir mahallede iki ayrı araştırma yapılıyor ve ikisi de aynı soruyu soruyor: insanlar komşularıyla nasıl ilişki kuruyor?

Birinci araştırmayı o mahallede büyümüş biri yürütüyor. Kapılar kolay açılıyor, insanlar rahat konuşuyor, adı bilinen aile bağlantıları kısa yoldan güven sağlıyor.

İkinci araştırmayı mahalleyle hiç bağı olmayan biri yürütüyor. Görüşme ayarlamak haftalar alıyor ve konuşmalar daha temkinli geçiyor.

İki araştırmanın bulguları farklı çıkıyor. Birincisinde dayanışma ağları öne çıkıyor; ikincisinde komşular arasındaki mesafe ve çekingenlik.

Hangisi doğru sorusu burada işe yaramıyor. İkisi de doğru şeyler kaydetti ve ikisine farklı şeyler anlatıldı — çünkü kimin sorduğu, ne söylendiğini etkiledi.

Bu derste ne olacak

Bir araştırmacı ölçüm aletinin dışında duran biri değil. Kendisi de aletin bir parçası ve bu, ortadan kaldırılabilecek bir kusur değil.

Bu ders o gerçeği bir zayıflık ilanı olmaktan çıkarıp bir yönteme çeviriyor.

Dört şeye bakacağız. Bir konumun neyi kolaylaştırıp neyi zorlaştırdığına, gözlenen kişinin gözlendiğini bilmesinin ne değiştirdiğine, kendi konumunu yazmanın neden bir güç kaynağı olduğuna ve hiç sorulmamış soruların nereden geldiğine.

Bir de yanlış bir sonuca karşı duracağız: bu ders "herkes yalnız kendi grubunu inceleyebilir" demiyor. Tam tersi bir ölçüt kuracak.

Aşağıdaki mahalleler, araştırmalar ve görüşmeler kurgudur; hiçbiri gerçek bir yeri ya da kişiyi anlatmıyor, konumun bulguya ne yaptığını yan yana göstermek için düzenlendiler.

Sıfır noktası — her bakış bir yerden

Sosyal bilim dersinde nesnelliğin konumsuzluk olmadığını söylemiştik: nesnellik, yöntemin ve verinin görünür kılınmasıyla sağlanan denetlenebilirlik.

Bu ders o cümlenin ikinci yarısını açıyor. Konumsuz bir bakış yok, çünkü bakmak bir yerden yapılan bir iş.

Bir araştırmacının konumu birkaç bileşenden oluşur: yetiştiği yer, bağlı bulunduğu kurum, incelediği konuya kendi hayatından uzanan bağ, konuştuğu dil ve sahadaki insanlarla arasındaki güç farkı.

Bunların hiçbiri bulguyu kendiliğinden bozmuyor. Yaptıkları şey daha ince: hangi soruların akla geldiğini, hangi kapıların açıldığını ve hangi cevapların verildiğini etkiliyorlar.

Yaygın yanlışAraştırmacının kendi görüşlerini bir kenara bırakarak konumsuz hâle gelebileceği sanılır.
Doğrusu

Görüşler bir kenara bırakılabilir; konum bırakılamaz, çünkü konum bir görüş değil bir yerdir. Yapılabilecek olan konumu yok saymak değil, ne yaptığını izlemek.

Mekanizma — erişim farkı

Bir konumun etkisi en somut biçimde erişimde görünür.

İçeriden bakmanın kazandırdığı şey açık: kapılar açılır, ima edilenler anlaşılır, kısa cümleler tamamlanır.

Kaybettirdiği şey daha sessiz: alışık olduğun bir düzenlemeyi soru olarak görmezsin. Herkes böyle yapıyorsa "neden böyle yapılıyor" sorusu akla gelmez.

Dışarıdan bakmak bunun aynadaki hâli. Kapılar zor açılır, ima anlaşılmaz, yanlış anlama riski yüksektir. Buna karşılık olağan sayılan şey ona olağan görünmez; sorulabilir hâle gelmesi buradan geliyor.

Yaygın yanlışİçeriden bakmanın her zaman daha derin bilgi verdiği sanılır.
Doğrusu

İçeriden bakış bağlam kazandırır ve mesafeyi kaybettirir. Bir topluluğu en iyi bilen kişi, o topluluğun kendisi hakkında sorduğu soruların dışına en zor çıkan kişi de olabilir.

Gözlenen kişi gözlendiğini bilir

Sosyal araştırmanın kendine özgü bir tarafı var: incelenen şey inceleniyor olduğunu fark ediyor.

Etkiyi tamamen ortadan kaldıran bir yöntem yok. Azaltan üç şey var.

Süre: uzun süre kalındığında ilk günlerin gösterişi çözülür ve olağan hâl geri gelir.

Ölçümü çeşitlendirmek: söylenenle yapılanı ayrı ayrı kaydetmek, aradaki farkı bir bulgu hâline getirir.

Şeffaflık: neyin, neden kaydedildiğinin açıkça söylenmesi, tahmin yürütmeyi azaltır ve güveni artırır.

Yaygın yanlışGözlenme etkisinin araştırmayı geçersiz kıldığı sanılır.
Doğrusu

Etki bir bozulma değil bir olgudur ve kaydedilebilir. Geçersiz kılan şey etkinin varlığı değil, hesaba katılmadan sonuç çıkarılması.

Konumu yazmak

Konumun etkisini ortadan kaldıramıyorsan yapabileceğin bir şey var ve bu, akademiye girerken kurduğumuz ilkenin aynısı.

İyi bir konum beyanı üç şeyi söyler ve kısadır.

Konumun ne olduğu: konuyla ilişkin, sahayla bağın, kurumsal yerin.

Neyi kolaylaştırdığı: hangi kapı senin için açıktı, hangi konuşma senin yanında daha rahat geçti.

Neyi zorlaştırdığı ve buna karşı ne yaptığın: hangi bakışa uzaktın ve bunu telafi etmek için kimlerle konuştun, hangi kaydı ayrıca tuttun.

Üçüncüsü en çok atlanan ve en değerli olan. Konumunu yazıp orada bırakmak bir beyandır; ne yaptığını yazmak bir yöntemdir.

Yaygın yanlışKonum beyanının bulguları öznel gösterdiği sanılır.
Doğrusu

Beyan bulguyu değiştirmez; okurun elindeki bilgiyi artırır. Beyanı olmayan bir çalışma daha nesnel değildir, yalnız okurun değerlendirme imkânı daha azdır.

Herkes yalnız kendini mi inceleyebilir

Buradan hatalı bir sonuç çıkarmak çok kolay: madem konum bulguyu etkiliyor, o hâlde herkes yalnız kendi grubunu incelemeli. Bu sonuç hem uygulanamaz hem de kendi içinde tutarsız.

Uygulanamaz, çünkü hiç kimse incelediği herkesle aynı konumda değildir; her sahada yaş, gelir, eğitim ya da başka bir eksende bir fark kalır.

Tutarsız, çünkü aynı mantık kendi grubunu inceleyene de uygulanır: içeriden bakış da bir konumdur ve kendi kör noktalarını taşır.

Ayıran soru şu: bu konum hangi gözlemi kolaylaştırıyor, hangisini zorlaştırıyor ve zorlaştırdığını telafi eden ne var?

Cevap verilebiliyorsa çalışma sürdürülebilir. Verilemiyorsa eksik olan şey araştırmacının kimliği değil, tasarımın kendisidir.

Telafi yolları da bellidir: farklı konumdan kişilerle birlikte çalışmak, kayıtları başkasına okutmak, aynı soruyu farklı ortamlarda sormak ve incelenen kişilerin bulguları görüp itiraz edebilmesini sağlamak.

Yaygın yanlışKonum farkının kapatılması gereken bir açık olduğu sanılır.
Doğrusu

Kapatılabilir bir şey değil ve kapatılması da gerekmiyor. Gereken şey farkın nereye etki ettiğini bilmek ve o noktaya ikinci bir bakış koymak.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Araştırmacının etkisi de ölçülebilen bir şey.

Hiç sorulmamış sorular

Buraya kadar tek tek araştırmalara baktık. Bir adım geri çekilince, aynı mekanizmanın alanın tamamında işlediği görülüyor — ve burada eleştirel düşünme kursunda tanımladığımız bir kavram, alışılmadık bir yerde karşımıza çıkıyor.

Seçilim etkisini örneklem için öğrenmiştik: bir gruba kimlerin girdiği rastgele değilse, o gruptan çıkan sonuç da bütünü temsil etmez.

Aynı mekanizma bir düzey yukarıda da işliyor. Araştırmacı olan insanlar da rastgele seçilmiş bir topluluk değil. Kimlerin yüksek öğrenime devam edebildiği, kimlerin araştırma yapacak zamanı ve kaynağı bulduğu, kimlerin hangi konuyu ilgi çekici bulduğu belirli bir dağılım izliyor.

Bu, tek tek araştırmacıların kusuru değil bir dağılım sonucu. Kimse bir soruyu bilerek dışarıda bırakmıyor; soru hiç akla gelmiyor.

Sonucu şu: bir alanda "bu konuda çalışma yok" cümlesi, o konunun araştırılmaya değmez olduğunu değil, alandaki insanların bileşimini gösteriyor olabilir.

Yaygın yanlışBir alandaki bilgi birikiminin konuların önemine göre şekillendiği sanılır.
Doğrusu

Birikim, sorulan soruların toplamıdır ve soruları soranların bileşimini taşır. Bir alanın neyi çok bildiği kadar neyi hiç bilmediği de bir bulgudur.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKonum beyanının uzun ve kişisel olması gerektiği düşünülür.
Doğrusu

Beyan bir öz yaşam anlatısı değil; çalışmanın kararlarıyla ilişkili olan kısmı yazılır. Konuyla ilgisi olmayan kişisel ayrıntılar beyanı zayıflatır, çünkü okurun işine yarayan bilgiyi seyreltir.

Yaygın yanlışAraştırmacının duygularının kayıt dışı tutulması gerektiği sanılır.
Doğrusu

Sahada hissedilen rahatsızlık, şaşkınlık ya da yakınlık birer veri kaynağıdır: neye şaşırdığın, neyi olağan bulduğunu gösterir. Bunlar bulguyla karıştırılmadan, ayrı bir kayıtta tutulur.

Yaygın yanlışNicel çalışmalarda konumun etkisi olmadığı düşünülür.
Doğrusu

Hangi sorunun sorulacağı, hangi kategorilerin kullanılacağı ve neyin ölçülmeye değer sayılacağı da birer karardır. Sayı üretmek konumu ortadan kaldırmaz; yalnız etkisini görünmez kılar.

Yaygın yanlışKatılımcıların bulguları onaylamasının çalışmayı doğruladığı sanılır.
Doğrusu

Geri gösterme bir yorum denetimidir, bir onay mekanizması değil. Katılımcı bir çıkarıma katılmayabilir ve çıkarım yine de doğru olabilir; kaydedilecek şey itirazın kendisi ve gerekçesidir.

Aklında kalsın

Sahaya çıkmadan önce hatırlanması gerekenler.

  1. Konumsuz bir bakış yok; konum bir görüş değil bir yerdir ve bir kenara bırakılamaz.
  2. Her konum bir şey kazandırır bir şey kaybettirir: içeriden bakış bağlam kazandırır ve olağanı görünmez kılar, dışarıdan bakış mesafe kazandırır ve imayı kaçırır.
  3. İncelenen insanlar incelendiklerini bilir ve davranışları değişir; bu bir bozulma değil, kaydedilmesi gereken bir olgudur.
  4. Konum beyanı bir itiraf değil künye bilgisidir ve üçüncü kısmı en değerlisidir: zorlaştırdığı şeyi telafi etmek için ne yaptın?
  5. "Herkes yalnız kendi grubunu inceleyebilir" sonucu çıkmaz; ölçüt kimliğin değil, farkın nereye etki ettiğini bilmek ve oraya ikinci bir bakış koymak.
  6. Seçilim etkisi araştırmacılar için de işler: alandaki insanların bileşimi, alanın hangi soruları sorduğunu belirler.
  7. "Bu konuda çalışma yok" cümlesi konunun önemsizliğini değil, o soruyu soracak konumdaki kişilerin azlığını gösteriyor olabilir.

Sonraki derse köprü

Konumun bulguya ne yaptığını konuştuk. Şimdi konumun kelimelere ne yaptığına geçiyoruz.

Sosyolojinin kullandığı kavramların bir kısmı gündelik dilde de dolaşıyor ve orada başka anlamlar taşıyor. Bir kısmı da bir tartışmanın içinde doğdu; kim tarafından, kime karşı ve neyi savunmak için kullanıldığına göre farklı yükler taşıyor.

Böyle bir kavramı tarihini bilmeden kullanmak, farkında olmadan bir tarafın diline geçmek demek. Bilerek kullanmak ise mümkün ve öğrenilebilir bir iş.

Sıradaki derste tartışmalı kavramların nasıl kullanılacağını kuracağız: bir kavramın nereden geldiğini nasıl öğrenirsin, aynı kelimenin farklı literatürlerdeki farklı anlamlarını nasıl ayırırsın ve bir kavramı kullanırken hangi tanımı esas aldığını nasıl belirtirsin.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.