İçeriğe geç

HAZ-004-06·Akademik Okuma, Yazma ve Bilgi Okuryazarlığı

Atıf, kaynakça, intihal ve yeniden ifade etme

hazırlık2.042 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bu dersin altı çıkarımı.

  1. Atıf bir biçim kuralı değil bir adrestir; işi, okurun senin kaynağına gidip aynı şeyi görebilmesini sağlamak.
  2. Atıf bilginin geçtiği cümlenin yanında durur; paragrafın sonuna toplandığında hangi iddianın kime ait olduğu kaybolur.
  3. Bir kaynağı almanın üç yolu vardır — kelimelerini alıntılamak, fikrini kendi cümlenle aktarmak, kurduğu ayrımı kullanmak — ve üçü de atıf ister.
  4. İntihalin en sık biçimi kelime kopyalamak değil, kelimeleri değiştirip kaynağın yapısını korumaktır; ölçüt niyet değil, okurun neyi ayırt edebildiğidir.
  5. Ortak bilgi atıf istemez, bir çalışmanın ürettiği her şey ister; ortak bilgi sınırı alandan alana değişir.
  6. Atıf aynı zamanda bir hesap defteridir ve eşitsiz tutulur: görünürlük kendini besler, bu yüzden atıf sayısı niteliğin değil görünürlüğün ölçüsüdür.

Açılış sahnesi

İki öğrenci aynı makaleden yararlanarak birer paragraf yazdı ve ikisi de kaynağı gösterdi.

Birincisi kaynağın paragrafını aldı, kelimelerin çoğunu eş anlamlılarıyla değiştirdi ve cümle sırasını korudu. Sonuna kaynağı yazdı.

İkincisi makaleyi kapattı, ne anladığını düşündü ve kendi kurduğu cümlelerle yazdı. Sonuna aynı kaynağı yazdı.

İki metin de kaynağı gösteriyordu ve yalnız biri sorunsuzdu.

Birinci metinde kaynağa ait olan şey kelimeler değil, düşüncenin sırasıydı ve o sıra hâlâ kaynağınkiydi. Kaynağı göstermek, alınan şeyin ne olduğunu doğru göstermeyi de gerektirir.

Bu derste ne olacak

Bu dersin tamamı tek bir ilkeden türüyor ve o ilkeyi akademiye ilk girdiğin derste kurmuştuk: bir metindeki her iddianın nereden geldiği okuyucu tarafından takip edilebilmeli.

Bu ilkeden üç şey çıkıyor. Birincisi, başkasının işini kendi metnine taşımanın üç ayrı yolu ve her birinin kendi işareti. İkincisi, bu işaretlerin eksik ya da yanlış kullanıldığı yerde ortaya çıkan ihlalin ne olduğu ve ne olmadığı. Üçüncüsü, atıf sisteminin yalnız bir dürüstlük aracı değil, aynı zamanda bir hesap defteri olduğu: kimin neye katkı yaptığını kaydeden ve o kaydı da eşitsiz tutan bir defter.

Aşağıdaki öğrenciler, metinler ve değerlendirmeler kurgudur; aynı kaynağın doğru ve yanlış kullanımını art arda koyabilmek için yazıldılar.

Sıfır noktası — atıf bir formalite değil bir adres

Atıf çoğu kişi için bir biçim kuralı gibi görünür: yazının sonuna eklenen, kurallara uyulduğunu gösteren bir işlem.

Aslında bir adres. Okurun senin durduğun yere gelip aynı manzarayı görebilmesini sağlar.

Bu ikisinin işi tek: okuru senin kaynağına götürmek. Bir atıf sistemi hangi noktalama işaretini kullanırsa kullansın, bu işi yapıyorsa doğrudur.

Yaygın yanlışAtıf biçiminin en önemli mesele olduğu sanılır.
Doğrusu

Biçim bir uzlaşımdır ve alandan alana değişir; öğrenilmesi bir saatlik iştir. Asıl mesele hangi cümlenin kaynağa, hangisinin sana ait olduğunun görünmesi. Kusursuz biçimle yazılmış ama neyin kime ait olduğunu göstermeyen bir metin, kurallara uyup işi yapmamıştır.

Mekanizma — bir kaynağı metne almanın üç yolu

Üç yol var ve her birinin farklı bir işareti, farklı bir kullanım yeri ve farklı bir riski var.

Birinci yol: kelimelerini almak.

Alıntı en az kullanılan yol olmalı. Metnin dokusunu böler ve okura senin ne düşündüğünü değil, başkasının ne yazdığını gösterir. Bir metin alıntılarla ilerliyorsa yazar henüz konuya kendi cümlesiyle sahip olamamış demektir.

İkinci yol: söylediğini kendi cümlenle aktarmak.

Akademik metnin ana çalışma biçimi budur; akademik dürüstlük dersinde yeniden ifade etme adıyla tanımlamıştık. Kaynak kapatılır, ne anlaşıldığı düşünülür ve kendi cümle kuruluşunla yazılır. Atıf yine verilir, çünkü fikir hâlâ kaynağındır.

Üçüncü yol: yalnız fikrine dayanmak.

Bazen kaynaktan tek bir cümle bile aktarmazsın; onun kurduğu bir ayrımı ya da kavramı kendi tartışmanda kullanırsın. Bu da atıf gerektirir ve en çok atlanan yoldur, çünkü ortada aktarılmış bir metin yoktur.

Yaygın yanlışKendi cümlelerinle yazmanın atıfı gereksiz kıldığı sanılır.
Doğrusu

Kendi cümlen kelimeleri senin yapar, fikri senin yapmaz. Atıf, kelimelerin değil bilginin sahibini gösterir; kaynağı kapatıp kendi cümlenle yazmak doğru yöntemdir ve atıfın yerine geçmez.

İntihal — sınır nerede

Sınırın nerede olduğunu görmek için üç ayrı biçimini ayırmak gerekiyor.

Birincisi doğrudan kopyalama: kelimelerin alınıp tırnaksız kullanılması.

İkincisi yapı kopyalama: kelimeler değiştirilir, cümlelerin sırası ve tartışmanın kuruluşu kaynağınki kalır. Açılış sahnesindeki metnin durumu budur ve en sık karşılaşılanıdır, çünkü ihlal olduğu fark edilmez.

Üçüncüsü fikir sahiplenme: kaynağın kurduğu ayrım, kavram ya da sınıflandırma atıfsız kullanılır.

Yaygın yanlışİntihalin ancak kasıtlı olduğunda sayıldığı sanılır.
Doğrusu

Değerlendirme niyeti okuyamaz ve okumaya çalışmaz; baktığı şey metnin okuruna ne söylediğidir. Bu yüzden korunmanın yolu iyi niyet değil, kaynak izinin baştan tutulmasıdır — notunda hangi satırın kime ait olduğunu işaretlemişsen bu durumla hiç karşılaşmazsın.

Ne zaman atıf gerekir, ne zaman gerekmez

Her cümleye atıf verilmez ve ölçüt şudur: bu bilgi alanda ortak mı, yoksa birinin çalışmasının sonucu mu?

Alanda herkesin bildiği, birden çok kaynakta tanım olarak geçen ve kimsenin katkısı sayılmayan bilgiler atıf istemez. Bir kişinin ya da çalışmanın ürettiği her şey ister.

Ortak bilgi sınırının alandan alana değiştiğini bilmek önemli. Bir alanda kimsenin itiraz etmediği bir cümle, komşu bir alanda hâlâ tartışılıyor olabilir. Bu yüzden ölçüt senin ne kadar emin olduğun değil, yazdığın metnin okurunun o cümleyi nerede duyduğu.

Yaygın yanlışEmin olunmadığında atıf vermenin her zaman güvenli olduğu sanılır.
Doğrusu

Yanlış yere verilen atıf, o kaynağa söylemediği bir şeyi yükler ve bu da bir hatadır. Emin değilsen yapılacak şey kaynağa dönüp bakmak; atıf, bakılmamış bir kaynağa karşı sigorta değildir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Atıf sisteminin nasıl işlediği ve nasıl aksadığı da incelenebilen bir şey.

Atıf bir hesap defteridir

Şimdiye kadar atıfı okurun işini kolaylaştıran bir araç olarak gördük. Bir işi daha var ve o iş bu akademinin konusuna doğrudan giriyor.

Bir alanda kimin ne katkı yaptığı, atıf kayıtlarından okunur. Kim kurucu sayılır, hangi kavram kime bağlanır, kimin adı bir tartışmanın adı hâline gelir — bunların hepsi atıflarla belirlenir.

Bu kayıt eşitsiz tutuluyor ve eşitsizlik rastgele değil.

Çok atıf alan bir çalışma daha çok görülür, daha çok görüldüğü için daha çok atıf alır. Bu döngü, ilk hareketi başlatan şeyin niteliği olmadığı durumlarda da aynı biçimde işler. Görünürlük kendi kendini besler ve başlangıçtaki küçük bir fark zamanla büyük bir farka dönüşür.

Yaygın yanlışAtıf sayısının niteliğin ölçüsü olduğu sanılır.
Doğrusu

Atıf sayısı görünürlüğün ölçüsüdür ve görünürlük nitelikle ilişkilidir, ona eşit değildir. Bir çalışmanın az atıf alması onun zayıf olduğunu göstermez; hangi dilde yazıldığı, nerede yayımlandığı ve kimin ağında dolaştığı da aynı sonucu üretebilir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKaynakçanın metnin sonuna eklenecek bir liste olduğu düşünülür.
Doğrusu

Kaynakça yazarken oluşturulur; sona bırakıldığında hangi kaynağın nerede kullanıldığı hatırlanmaz ve eksik kalır. Kaynak izini not aşamasında tuttuysan kaynakça zaten yazılmıştır, yalnız düzenlenir.

Yaygın yanlışGörsel, tablo ve veri için atıf gerekmediği sanılır.
Doğrusu

Bir tablo, bir grafik ya da bir veri kümesi de birinin emeğidir ve metin kadar açık biçimde kaynak ister. Başkasının tablosunu yeniden çizmek onu senin yapmaz; yeniden çizim bir biçim değişikliğidir, sahiplik değişikliği değil.

Yaygın yanlışİkinci elden aktarımın doğrudan atıf gibi yazılabileceği düşünülür.
Doğrusu

Bir kaynağı başka bir kaynakta okuduysan ve aslına ulaşmadıysan, aktarımı gizlemek okura yanlış bir adres vermektir. Doğrusu, hangi metinde okuduğunu belirtmek; asıl kaynağa ulaşabiliyorsan da doğrudan ona gitmek.

Yaygın yanlışAtıf araçlarının işi bitirdiği sanılır.
Doğrusu

Kaynak yönetim araçları biçimi düzenler ve neyin kime ait olduğuna karar veremez. Aracın ürettiği kaynakçada eksik ya da yanlış kayıtlar bulunur; son denetim her zaman yazana aittir.

Aklında kalsın

Bu dersin altı çıkarımı.

  1. Atıf bir biçim kuralı değil bir adrestir; işi, okurun senin kaynağına gidip aynı şeyi görebilmesini sağlamak.
  2. Atıf bilginin geçtiği cümlenin yanında durur; paragrafın sonuna toplandığında hangi iddianın kime ait olduğu kaybolur.
  3. Bir kaynağı almanın üç yolu vardır — kelimelerini alıntılamak, fikrini kendi cümlenle aktarmak, kurduğu ayrımı kullanmak — ve üçü de atıf ister.
  4. İntihalin en sık biçimi kelime kopyalamak değil, kelimeleri değiştirip kaynağın yapısını korumaktır; ölçüt niyet değil, okurun neyi ayırt edebildiğidir.
  5. Ortak bilgi atıf istemez, bir çalışmanın ürettiği her şey ister; ortak bilgi sınırı alandan alana değişir.
  6. Atıf aynı zamanda bir hesap defteridir ve eşitsiz tutulur: görünürlük kendini besler, bu yüzden atıf sayısı niteliğin değil görünürlüğün ölçüsüdür.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir metnin nereden geldiğini göstermeyi konuştuk. Kaynaklar insanlardı ve kurumlardı; hepsinin bir adresi vardı.

Şimdi adresi olmayan bir kaynak devreye giriyor.

Üretken bir araçla çalıştığında karşına çıkan metnin arkasında ne bir yazar ne bir çalışma var; olan şey, birçok metinden çıkarılmış bir örüntü. Ona atıf yapamazsın, çünkü işaret edecek bir yer yok. Buna karşılık ondan aldığın şeyi de gizleyemezsin, çünkü izlenebilirlik ilkesi araç değiştiği için ortadan kalkmıyor.

Kursun son dersi bu boşluğu dolduruyor. Üretken bir araçtan gelen bilginin nasıl doğrulanacağını, hangi hataların bu araçlara özgü olduğunu, kullanımın nasıl beyan edileceğini ve hangi işlerin bu araca hiç devredilemeyeceğini göreceğiz. Akademiye girerken tanımladığımız kullanım beyanı, orada bir kural olmaktan çıkıp bir çalışma alışkanlığına dönüşecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.