Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu dersten geriye kalması gerekenler.
- Arama bir soru sormak değil bir tahmin yürütmektir: alanın senin konuna hangi adı verdiğini tahmin eder ve o adı yazarsın.
- Sonuç gelmemesi konunun çalışılmadığını değil, tahminin tutmadığını gösterir.
- Kavramları ayır, her kavramın adlarını çıkar, adları "veya" ile kavramları "ve" ile birleştir.
- Alan sınırlayıcı en güçlü kaldıraçtır; aynı terim başlıkta ve tam metinde bambaşka listeler getirir.
- En verimli arama bulduğun ilk iyi kaynağın kaynakçasında ve o kaynağa yapılan atıflarda sürer.
- Arama sayıyla değil tekrarla biter: aynı metinler farklı yollardan gelmeye başladığında iş tamamdır.
- Sana gösterilen liste var olan bilgi değil erişebildiğin bilgidir; para, dil ve dizin kapsamı bu farkı eşitsiz dağıtır.
Açılış sahnesi
Bir öğrenci mahalle ölçeğinde komşuluk ilişkilerinin nasıl değiştiğini araştırıyor.
Arama kutusuna sorusunu olduğu gibi yazıyor: mahallede komşuluk ilişkileri neden zayıflıyor.
Gelen sonuçlar gazete yazıları, blog metinleri ve genel içerikli sayfalar. Hiçbiri bir araştırmaya dayanmıyor.
Öğrenci sonuca varıyor: bu konuda akademik çalışma yok.
Aynı gün, aynı konuyu çalışan biri farklı kelimeler yazıyor: kentsel yerleşim, toplumsal bağ, yerel ağ, komşuluk pratiği. Karşısına onlarca çalışma çıkıyor.
Aradaki fark bilgi değil, kelime. Birinci kişi kendi sorusunu aradı, ikincisi alanın o soruya taktığı adı aradı.
Bu derste ne olacak
Arama, bir soru sorma işi gibi görünür ve aslında bir tahmin işidir: alanın senin sorduğun şeye hangi adı verdiğini tahmin edersin ve o adı yazarsın. Tahmin tutmazsa sonuç boş gelir, konu boş sanılır.
Bu ders o tahmini geliştirmeye yarıyor. Kavramdan arama terimine nasıl geçildiğini, tek bir kavramın literatürde kaç ayrı ad altında dolaştığını, veri tabanının arama motorundan neden başka türlü çalıştığını ve bulduğun ilk iyi kaynağın nasıl bir zincire dönüştüğünü kuracağız. Sonunda en çok atlanan soruya geleceğiz: bir arama ne zaman biter?
Kapanışta bir şeyi göreceksin: aramanın sana gösterdiği şey, var olan bilgi değil, senin erişebildiğin bilgi. İkisi arasındaki fark rastgele dağılmıyor.
Aşağıdaki öğrenciler, aramalar ve kurumlar kurgudur; aynı sorunun farklı kelimelerle nasıl farklı sonuç verdiğini tek bir yerde göstermek için yazıldılar.
Sıfır noktası — arama bir tahmindir
Arama kutusuna yazdığın şey sorunun değil, sorunun alandaki karşılığına dair tahminin.
Bu ayrımı görmek her şeyi değiştirir. Sonuç gelmediğinde iki farklı sonuç çıkarılabilir: ya konu çalışılmamıştır, ya da tahminin tutmamıştır. İkincisi çok daha sık.
Yaygın yanlışSonuç gelmemesinin konunun çalışılmadığını gösterdiği sanılır.
Sonuç gelmemesi, yazdığın kelimenin o metinlerde geçmediğini gösterir. Bir konunun gerçekten çalışılmamış olduğunu söylemek için farklı terimlerle, farklı dillerde ve farklı yerlerde aramış olman gerekir; bu, tek bir aramanın verebileceği bir sonuç değil.
Mekanizma — kavramdan arama terimine
Aramayı kurmanın bir sırası var ve sıra atlandığında arama rastgeleleşir.
Birinci adım kavramı ayırmaktır. Sorunu tek bir cümleye indir, sonra o cümledeki taşıyıcı kavramları işaretle. Çoğu soruda iki ya da üç kavram vardır; gerisi bağlaçtır.
İkinci adım her kavramın adlarını çıkarmaktır. Bir kavramın alanda tek bir adı yoktur.
Üçüncü adım kavramları birleştirmektir. Aynı kavramın adları arasında "veya", farklı kavramlar arasında "ve" ilişkisi kurulur. Bu, aramanın hem geniş hem hedefli olmasını sağlar.
Yaygın yanlışArama teriminin ne kadar uzun olursa o kadar isabetli olacağı sanılır.
Uzun öbek, sistemden o öbeğin tamamını içeren metin istemektir ve böyle metin genelde yoktur. Kısa ve iyi seçilmiş iki terim, uzun bir cümleden çok daha fazlasını getirir.
Veri tabanı arama motorundan neden farklıdır
Bir arama motoru bütün ağı tarar ve sıralamayı popülerliğe göre yapar. Bir akademik veri tabanı belirli bir yayın kümesini tarar ve içindeki her kayda etiket bağlar.
Fark üç yerde işine yarıyor.
Birincisi, veri tabanı hangi kümeye baktığını söyler. Ne bulduğun kadar neyin dışarıda kaldığını da bilirsin.
İkincisi, veri tabanında aramayı nereye yapacağını seçebilirsin.
Üçüncüsü, veri tabanı sonuçları tarihe, türe ve dile göre süzmene izin verir. Bu, HAZ-004'ün ilk dersinde ayırdığımız belge türlerini doğrudan kullanılır hâle getirir: makale mi arıyorsun, tez mi, kurum raporu mu.
Yaygın yanlışVeri tabanının her şeyi kapsadığı sanılır.
Her veri tabanı belli yayınları dizinler ve dizinlemediği bir yayın orada hiç yoktur. Bu yüzden ciddi bir tarama tek bir veri tabanıyla yapılmaz; en az iki farklı kaynak taranır ve aralarındaki fark da bir bilgidir.
Bir kaynaktan kaynaklara
En verimli arama çoğu zaman arama kutusunda değil, bulduğun ilk iyi kaynağın içinde yapılır.
İyi bir çalışma bulduğunda iki yöne birden gidebilirsin. Geriye doğru: o çalışmanın kaynakçası, konunun temel metinlerini sana hazır listelemiştir. İleriye doğru: o çalışmaya sonradan atıf yapmış metinler, konunun bugün nereye geldiğini gösterir.
Bu ilerleme biçimi arama teriminden bağımsız çalışır; değerini oradan alıyor. Kelime tahminin hiç tutmasa bile zincirden ilerlemeye devam edebilirsin.
Yaygın yanlışEski bir metinden başlamanın zaman kaybı olduğu sanılır.
Eski metin, ileriye doğru zincirin başlangıç noktasıdır ve alandaki bütün tartışmayı üzerinden okumayı sağlar. Yalnız güncel metinlerle çalışan kişi tartışmanın sonucunu görür, nasıl oraya gelindiğini görmez.
Arama ne zaman biter
Aramayı ne zaman keseceğin, ona nereden başladığın kadar belirleyici bir karar ve neredeyse hiç konuşulmaz.
İki uçtaki hata da yaygın. Erken bitirmek, konunun bir tarafını hiç görmeden yazmaya başlamak demektir. Hiç bitirmemek, okumaya devam ederek yazmayı erteleme biçimidir ve verimli görünür.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Aramanın kendisi de incelenebilen bir davranış.
Bulabildiğin ile var olan
Şimdi aramanın teknik yüzünü bırakıp bir soruya geçiyoruz: sana gösterilen sonuç listesini kim belirliyor?
Bir arama sana bilginin tamamını göstermez. Erişebildiğin kısmını gösterir ve erişim eşit dağılmaz.
Üç yerde ayrılıyor. Birincisi para: pek çok yayın ücretli ve hangi kuruma bağlı olduğun neyi okuyabildiğini belirliyor. İkincisi dil: dizinler ağırlıkla İngilizce yayını kapsıyor ve başka dillerde yazılmış çalışmalar aynı görünürlükte olmuyor. Üçüncüsü kapsam: bir derginin dizine girmesi kendi başına bir süreç ve o süreçten geçmeyen yayın, arayan için var olmuyor.
Sonuç şu: "bu konuda çalışma yok" cümlesi çoğu zaman bir bilgi tespiti değil, bir erişim tespiti.
Yaygın yanlışAramanın tarafsız bir pencere olduğu sanılır.
Her arama bir dizinin içinden bakar ve o dizinin neyi kapsadığı bir dizi kararın sonucudur. Aramayı yaparken sorulacak ikinci soru şudur: bu sonuç listesi hangi kümeden geliyor ve o kümenin dışında ne kalmış olabilir?
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışİlk sayfadaki sonuçların en iyi sonuçlar olduğu sanılır.
Sıralama alaka, atıf sayısı ya da güncellik gibi ölçütlere göre yapılır ve hiçbiri senin sorunu bilmez. İlk sayfa en kolay bulunanı gösterir; senin sorunun cevabı üçüncü sayfada olabilir ve oraya kadar bakmak aramanın olağan bir parçasıdır.
Yaygın yanlışÇok sonuç gelmesinin iyi arama olduğu düşünülür.
Binlerce sonuç, aramanın yeterince daralmadığını gösterir ve okunamayacak bir liste hiçbir işe yaramaz. İyi arama, açtığın sonuçların büyük kısmının işine yaradığı aramadır.
Yaygın yanlışBulunan her kaynağın kullanılması gerektiği sanılır.
Arama bulmak içindir, elemek ayrı bir iştir ve aramadan hemen sonra yapılır. Bir kaynağın işine yarayıp yaramadığına karar vermenin yolu HAZ-004'ün ikinci dersinde kurduğumuz üç dakikalık elemedir; okumadan önce elemek, okuduktan sonra pişman olmaktan hızlıdır.
Yaygın yanlışAramanın bir kerede bitirilecek bir iş olduğu düşünülür.
Arama yazma boyunca sürer, çünkü metin ilerledikçe hangi kavramın taşıyıcı olduğu değişir. İlk aramada aradığın şeyle son aramada aradığın şey aynı değildir ve bu bir plansızlık göstergesi değil, işin doğası.
Aklında kalsın
Bu dersten geriye kalması gerekenler.
- Arama bir soru sormak değil bir tahmin yürütmektir: alanın senin konuna hangi adı verdiğini tahmin eder ve o adı yazarsın.
- Sonuç gelmemesi konunun çalışılmadığını değil, tahminin tutmadığını gösterir.
- Kavramları ayır, her kavramın adlarını çıkar, adları "veya" ile kavramları "ve" ile birleştir.
- Alan sınırlayıcı en güçlü kaldıraçtır; aynı terim başlıkta ve tam metinde bambaşka listeler getirir.
- En verimli arama bulduğun ilk iyi kaynağın kaynakçasında ve o kaynağa yapılan atıflarda sürer.
- Arama sayıyla değil tekrarla biter: aynı metinler farklı yollardan gelmeye başladığında iş tamamdır.
- Sana gösterilen liste var olan bilgi değil erişebildiğin bilgidir; para, dil ve dizin kapsamı bu farkı eşitsiz dağıtır.
Sonraki derse köprü
Kaynakları buldun, elediklerini ayırdın ve kalanları okudun. Şimdi onları metnine sokacaksın ve burada iş teknikten çıkıp bir sorumluluğa dönüşüyor.
Bir kaynağı metnine almanın üç yolu var ve üçü farklı şeyler vaat ediyor: kelimelerini olduğu gibi almak, söylediğini kendi cümlenle aktarmak ya da yalnız fikrine dayanmak. Üçünün de kendi işareti, kendi biçimi ve kendi sınırı var. Bu sınırların ihlal edildiği yerde ortaya çıkan şey bir üslup kusuru değil; başkasının emeğini kendi emeğin gibi göstermek.
Sıradaki derste bunu kuracağız: bir kaynağın metinde nasıl anılacağını, kaynakçanın ne işe yaradığını, hangi durumların ihlal sayıldığını ve kendi cümlenle yazmanın gerçekte neyi gerektirdiğini göreceğiz. HAZ-004'ün üçüncü dersinde tuttuğun kaynak izi burada karşılığını verecek.