İçeriğe geç

HAZ-004-02·Akademik Okuma, Yazma ve Bilgi Okuryazarlığı

Akademik metnin yapısını hızlı okumak

hazırlık1.977 kelime≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bu dersin altı çıkarımı şöyle.

  1. Akademik metin baştan sona okunmak için değil, içinde aranmak için yazılır; bölüm başlıkları birer adrestir.
  2. Beş bölümün beş ayrı işi vardır: öz haritayı, giriş soruyu, yöntem ağırlığı, bulgular çıktıyı, tartışma anlamı taşır.
  3. Girişin gerçek sorusu huninin dar ucundadır ve genelde son paragraftadır.
  4. Okuma sırası metnin düzenine göre değil senin sorununa göre kurulur; işine yarar mı sorusu üç dakika, güvenilir mi sorusu yöntem bölümü ister.
  5. Öz bir eleme aracıdır ve bir kanıt kaynağı değildir; koşullar oradan düşer, düşen şey bulgunun ağırlığıdır.
  6. Okuma hızı bir yetenek değil bir bilgi; yapıyı öğretmeyen bir düzen, aktarım eksikliğini bireysel yetersizlik gibi gösterir.

Açılış sahnesi

Bir öğrenci tek bir soruyla oturuyor: bu çalışma kimlerle yapılmış?

Makaleyi baştan okumaya başlıyor. Alan yazını bölümü uzun; üç akşam sürüyor. Kuramsal tartışma ilgisini çekiyor ve notlar alıyor. Sonuç bölümüne geldiğinde yorgun ve hâlâ cevabını bulamamış.

Cevap on ikinci sayfadaydı, yöntem bölümünün ikinci paragrafında, iki cümleyle yazılmıştı.

Öğrenci makaleyi okumamış değildi. Yanlış sırayla okumuştu ve akademik metin, baştan sona okunmak üzere yazılmıyor.

Bu derste ne olacak

Bu ders bir okuma tekniği dersi değil, bir yapı dersi. Akademik metnin neden o düzende yazıldığını anlarsan hangi soruyu nereye soracağını da bilirsin ve okuma süren kendiliğinden kısalır.

Metnin bölümlerini tek tek açacağız: her bölüm hangi işi görüyor, hangi soruya cevap veriyor ve hangi soruya asla cevap vermiyor. Sonra elindeki soruya göre okuma sırasını kuracağız — üç farklı amaç, üç farklı yol. Özün ne vaat ettiğini ve nerede yanılttığını ayrıca konuşacağız, çünkü çoğu okuma orada başlayıp orada bitiyor.

Dersin sonunda okuma hızının kişisel bir yetenek olmadığını, bir bilgi meselesi olduğunu göstereceğiz ve bunun neden sosyolojik bir mesele olduğuna geleceğiz.

Buradaki makaleler, öğrenciler ve okuma sahneleri kurgudur; yapının hangi noktada zaman kazandırdığını görünür kılmak için yazıldılar.

Sıfır noktası — akademik metin aranmak için yazılır

Roman baştan sona okunur. Akademik metin böyle yazılmaz.

Akademik metin bir arşiv gibi kurulur: her bilgi belli bir yerde durur, çünkü okuyanın onu orada arayacağı varsayılır. Bölüm başlıkları birer süs değil, birer adres.

Bu, metnin sana bir hizmet sunduğu anlamına geliyor ve o hizmeti almanın koşulu adresleri bilmek.

Yaygın yanlışBir metni baştan sona okumamanın yüzeysellik olduğu sanılır.
Doğrusu

Yüzeysellik, metni sorunu cevaplamayacak biçimde okumaktır. Bir makalenin tamamını hiç anlamadan okumak, ihtiyacın olan üç sayfayı dikkatle okumaktan daha yüzeyseldir. Sıralama bir dikkat meselesi değil, bir hedef meselesi.

Mekanizma — bölümler ve gördükleri iş

Bir araştırma metni beş temel işi ayrı yerlerde yapar. Adları değişebilir; işleri değişmez.

Öz metnin tamamını birkaç cümleye sıkıştırır: ne sorulmuş, nasıl bakılmış, ne bulunmuş.

Giriş sorunun neden sorulduğunu kurar. Alanda ne bilindiğini anlatır, bir boşluk gösterir ve o boşluğu kendi sorusuyla doldurmayı önerir.

Yöntem çalışmanın nasıl yapıldığını yazar: kimlerle, nerede, ne zaman, hangi araçla. Bir çalışmanın ağırlığını belirleyen bölüm burasıdır ve en az okunan bölüm de genelde budur.

Bulgular ne çıktığını yorumsuz aktarır. İyi yazılmış bir bulgular bölümü, okurun kendi yorumunu yapmasına izin verecek kadar çıplaktır.

Tartışma bulguların ne anlama geldiğini söyler, alan yazınıyla ilişkilendirir ve çalışmanın neyi söyleyemeyeceğini belirtir.

Yaygın yanlışTartışma bölümünün bulguların tekrarı olduğu sanılır.
Doğrusu

Bulgular ne çıktığını, tartışma bunun ne anlama geldiğini söyler ve ikisi arasındaki mesafe bir okuma malzemesidir. Aradaki mesafe büyükse — bulguların desteklemediği bir sonuç çıkarılmışsa — bunu ancak iki bölümü ayrı okuyan görür.

Amaca göre okuma: üç soru, üç sıra

Şimdi asıl aleti kuruyoruz.

Üç yaygın amaç ve her birinin yolu şöyle.

Bu çalışma işime yarar mı? Öz, sonra girişin son paragrafı, sonra bulgular bölümünün başlıkları. Üç dakika. Cevap hayırsa metin kapanır ve bu bir kayıp değil bir kazançtır.

Bu bulguya güvenebilir miyim? Yöntem bölümü, sonra tartışmadaki sınırlılıklar, sonra bulgular. Giriş hiç açılmayabilir. Burada aradığın şey sonucun kendisi değil, sonucun nasıl üretildiği.

Bu alanı öğrenmek istiyorum. Giriş bölümü ve kaynakça. Girişte alanın haritası çıkarılmıştır ve kaynakça sana o alanın temel metinlerini verir. Bulgular bu amaçta ikincildir, çünkü tek bir çalışmanın sonucu alanı öğretmez.

Yaygın yanlışHızlı okumanın kelimeleri hızlı geçirmek olduğu sanılır.
Doğrusu

Zaman kazandıran şey göz hızı değil, hangi bölümün atlanabileceğini bilmek. Yapıyı bilen kişi yavaş okuyup hızlı bitirir, çünkü metnin yarısını hiç açmaz.

Özün vaadi ve tuzağı

Çoğu okuma özde başlar ve pek çok okuma orada biter. Bunun bir kısmı doğru, bir kısmı tehlikeli.

Öz doğru bir eleme aracıdır: metnin işine yarayıp yaramadığını üç cümlede söyler.

Öz kötü bir kanıt kaynağıdır: yer kısıtı yüzünden koşullar, sınırlar ve kimlerle çalışıldığı oradan düşer. Düşen tam da bulgunun ağırlığını belirleyen bilgidir.

Bu düzenin geçerli olmadığı metinler

Beş bölümlü düzen ampirik makalenin düzeni. Sosyolojide okunan metinlerin önemli bir kısmı bu kalıba girmez ve girmemesi bir kusur değil.

Kuramsal bir metinde yöntem bölümü yoktur, çünkü ortada toplanmış veri yoktur; orada yöntemin yerini akıl yürütmenin kendisi tutar ve o akıl yürütme metnin her yerine dağılmıştır. Bir kitapta bölümler kendi içinde birer metindir ve giriş, kitabın tamamının huni yapısını taşır. Niteliksel bir çalışmada bulgular ile yorum çoğu zaman iç içe yazılır, çünkü bir alıntının anlamı bağlamından ayrılamaz.

Bu durumlarda aranacak şey bölüm adı değil, bölümün gördüğü iş. Soru şu hâle gelir: bu metin nerede kendi sorusunu söylüyor, nerede dayanağını gösteriyor, nerede sınırını çiziyor?

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Metinlerin nasıl okunduğu ve yapının okumaya ne yaptığı da ölçülen bir şey.

Okuma hızı kimin elinde

Buradan sonrası dersin sosyolojik kısmı ve öğrencilere en az söylenen şey.

Yapıyı bilmek öğrenilen bir şey. Öğrenilmesi gereken her şey gibi biri tarafından öğretiliyor ya da öğretilmiyor.

Akademik metnin nasıl okunacağını çoğu kişi kimseden duymaz; bir danışmandan, bir arkadaştan ya da bir seminerden tesadüfen kapar. Bu bilgiyi kapamayan kişi metinleri baştan sona okur, yavaş ilerler ve yavaşlığını kendi yetersizliği sanır.

Böylece bir erişim farkı bir yetenek farkı gibi görünür. Bu, sosyolojinin sürekli karşılaştığı bir örüntü: kurumsal bir aktarımın yokluğu, bireysel bir eksiklik olarak okunur.

Yaygın yanlışOkuma hızının kişisel bir yetenek olduğu sanılır.
Doğrusu

Hızın büyük kısmı yapıyı tanımaktan gelir ve yapı öğrenilebilir. Bir alanda hızlı okuyan kişi, tanımadığı bir alanın metnine geçtiğinde yine yavaşlar; bu, hızın kişide değil bilgide durduğunu gösterir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışUzun alan yazını bölümünün atlanmasının bilgi kaybı olduğu düşünülür.
Doğrusu

O bölüm, konuyu ilk kez öğrenen için bir haritadır ve konuyu bilen için bir tekrardır. Aynı bölüm iki okurdan birine gerekli, ötekine gereksizdir; kararı metin değil okur verir.

Yaygın yanlışBulgular bölümündeki tabloların uzman işi olduğu sanılır.
Doğrusu

Tablo başlığı ve satır adları okunarak neyin sayıldığı anlaşılır ve bu, hesabın kendisini yapmadan da mümkündür. Tabloyu hiç açmamak, çalışmanın söylediğini yalnız yazarın cümlesinden öğrenmek demektir.

Yaygın yanlışBir metni ilk okuyuşta anlamamanın başarısızlık olduğu düşünülür.
Doğrusu

Akademik metinler tek okuyuşta anlaşılmak üzere yazılmaz; ikinci okuyuş bir kusurun telafisi değil, sürecin olağan parçasıdır. İlk turda yapı çıkarılır, ikinci turda içerik alınır.

Yaygın yanlışKaynakçanın yalnız atıf için var olduğu sanılır.
Doğrusu

Kaynakça bir alanın haritasıdır: hangi metinlerin ortak zemin sayıldığını, hangi tartışmaların canlı olduğunu ve bir konuya nereden başlanacağını gösterir. Bir alana girerken en verimli okuma çoğu zaman bir makalenin kaynakçasından başlar.

Aklında kalsın

Bu dersin altı çıkarımı şöyle.

  1. Akademik metin baştan sona okunmak için değil, içinde aranmak için yazılır; bölüm başlıkları birer adrestir.
  2. Beş bölümün beş ayrı işi vardır: öz haritayı, giriş soruyu, yöntem ağırlığı, bulgular çıktıyı, tartışma anlamı taşır.
  3. Girişin gerçek sorusu huninin dar ucundadır ve genelde son paragraftadır.
  4. Okuma sırası metnin düzenine göre değil senin sorununa göre kurulur; işine yarar mı sorusu üç dakika, güvenilir mi sorusu yöntem bölümü ister.
  5. Öz bir eleme aracıdır ve bir kanıt kaynağı değildir; koşullar oradan düşer, düşen şey bulgunun ağırlığıdır.
  6. Okuma hızı bir yetenek değil bir bilgi; yapıyı öğretmeyen bir düzen, aktarım eksikliğini bireysel yetersizlik gibi gösterir.

Sonraki derse köprü

Artık bir metni açtığında nereye bakacağını biliyorsun. Sıradaki sorun şu: okuduğun şey nereye gidecek.

Okunan metin, üzerinden bir hafta geçtiğinde büyük ölçüde kaybolur. Kalan kısım çoğu zaman metnin en çarpıcı cümlesidir ve en çarpıcı cümle, en işe yarayan bilgi değildir. Aradan üç ay geçtikten sonra elinde ne kaldığını belirleyen şey ne kadar dikkatli okuduğun değil, okurken ne tuttuğun.

Sıradaki derste tutmanın biçimlerini kuracağız. Not almak, özet çıkarmak, fiş tutmak ve kavram haritası hazırlamak birbirinin süslü adları değil; farklı işler için farklı aletler. Hangisinin ne zaman kullanılacağını, bir notun altı ay sonra hâlâ anlaşılır olması için ne taşıması gerektiğini ve kendi cümlenle yazmanın neden bir kopyalama meselesi olmadığını oradan itibaren göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.