Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kurs kapanırken elinde kalması gereken altı şey.
- Bilimsel uzlaşma bir oylama değildir; gücünü uzman sayısından değil, aynı sonuca birbirinden bağımsız yollarla varılmış olmasından alır.
- Yanlışlanabilirlik, bir iddianın kendisini çürütecek gözlemi önceden gösterebilmesidir; sınanamayan iddia yanlış değil, bilgi iddiası olmaktan çıkmıştır.
- Bir iddia tek bir yalanla değil, arka arkaya eklenen ve kendisi sınanmayan kurtarma varsayımlarıyla dokunulmaz hâle gelir.
- Her şeyi açıklayan bir kuram güçlü değil boş olabilir; bir kuramın değeri neyi dışladığıyla da ölçülür.
- Bilimin güvenilirliği araştırmacıların önyargısız olmasından değil, hatayı bulanın kazandığı bir düzenden gelir; eleştirinin nasıl karşılandığı alanın güvenilirliğinin ölçüsüdür.
- Sosyal bilimde bir bulgunun bir bağlamda çalışmaması genelde çürütme değil koşul daralmasıdır; koşulunu söyleyen iddia daha dar ve daha kullanışlıdır.
Açılış sahnesi
Bir kişi bir açıklama öne sürüyor: insanların bu davranışı gizli bir çıkar hesabından geliyor.
Karşı örnek veriliyor: çıkarına aykırı davranan insanlar var.
Cevap hazır: onlar da uzun vadeli çıkarlarını gözetiyorlar, yalnız farkında değiller.
Başka bir karşı örnek: hiçbir çıkar göremeyeceğimiz durumlarda da aynı davranış görülüyor.
Cevap yine hazır: demek ki çıkar görünmüyor, olmadığı anlamına gelmez.
Bu konuşmanın sonunda açıklama hiç zarar görmedi. Zayıfladığı yer de burası: her sonucu açıklayabilen bir iddia, hiçbir sonucun onu sınamasına izin vermez.
Bu ders, bir iddianın ne zaman sınanabilir olduğunu ve bir alanın bir konuda "biliyoruz" demeye ne zaman hakkı olduğunu konuşuyor.
Bu derste ne olacak
Önce bilimsel uzlaşmanın ne olduğunu ayıracağız. Uzlaşma bir oylama değil ve çoğunluğun görüşüyle aynı şey değil.
Sonra yanlışlanabilirliğe geleceğiz: bir iddianın sınanabilir olması ne demek ve sınanamayan bir açıklama neden ağırlığını yitirir.
Ardından bir iddianın sınanamaz hâle nasıl geldiğini göreceğiz. Bu genelde tek bir yalanla değil, arka arkaya eklenen küçük kurtarmalarla olur.
Sonra bu bilginin nasıl bilindiğine ve uzlaşma hiç yokken ne yapılacağına bakacağız.
Sonra eleştiriyi konuşacağız: bir alanın kusuru değil, çalışma biçiminin kendisi. Buradaki gözlem doğrudan sosyolojik.
Son olarak sosyal bilimde bu tartışmanın neden farklı bir biçim aldığına geleceğiz, çünkü incelenen şey kendisi hakkında söyleneni duyabiliyor.
Bu dersteki tartışmalar, açıklamalar ve ekipler kurgudur; bir iddianın nerede sınanabilir, nerede dokunulmaz hâle geldiğini yan yana göstermek için düzenlendiler.
Sıfır noktası — uzlaşma bir oylama değil
Bir alanda sağlam biçimde bilindiği söylenen şeyin sahibi tek bir kişi değildir. Sahibi, birbirini denetleyen bir topluluk ve o topluluğun vardığı ortak zemindir.
Uzlaşmayı bir oylamadan ayıran şey şu: oylamada herkes kendi görüşünü sayıya çevirir, uzlaşmada herkes aynı kanıtı ayrı ayrı sınar ve aynı yere varır.
Yaygın yanlışUzlaşmanın uzman sayısıyla ölçüldüğü sanılır.
Ölçüt sayı değil bağımsızlık: birbirinden farklı yöntemlerle, farklı verilerle ve farklı varsayımlarla aynı yere varılmışsa sonuç güçlüdür. Aynı yoldan yürüyen yüz kişi, farklı yollardan gelen üç kişiden daha az şey söyler.
Yanlışlanabilirlik ve sınır çizme sorunu
Şimdi ikinci kavrama geçiyoruz ve bu kavram açılıştaki konuşmanın neden çıkmaza girdiğini açıklıyor.
Ölçüt basit ve serttir: bu iddiayı yanlış çıkaracak şey ne olurdu? Cevap verilemiyorsa ortada bir bilgi iddiası değil, bir dünya görüşü vardır.
Dünya görüşü taşımanın kendisi bir kusur değil; herkes taşır. Kusur, dünya görüşünü bilgi iddiası kılığında sunmak ve sınanmayı gerektiren bir ağırlığı sınanmadan istemek.
Yaygın yanlışYanlışlanabilirliğin bir iddianın yanlış olma ihtimali olduğu sanılır.
Yanlışlanabilirlik iddianın yanlışlığıyla değil, sınanabilirliğiyle ilgilidir. Çok sağlam biçimde doğru olan iddialar da yanlışlanabilirdir: onları çürütecek gözlem tarif edilebilir, sadece o gözlem hiç görülmemiştir.
Yaygın yanlışYanlışlanabilirliğin her alanda aynı biçimde işlediği düşünülür.
Tek bir gözlemle devrilen iddia sosyal bilimde nadirdir; genelde bir iddia tek seferde çürümez, farklı koşullarda tekrar tekrar sınanır ve geçerli olduğu alan daralır. Çürütme burada bir an değil bir süreçtir.
Mekanizma — bir iddia nasıl sınanamaz hâle gelir
Açılıştaki konuşmada olan şeyin bir adı var ve tek seferde olmuyor.
Kurtarma varsayımının her zaman kötü niyetli olmadığını görmek önemli. Bilimde de kullanılır ve bazen doğrudur: bir tahmin tutmadığında ölçüm aletinin bozuk olduğunu düşünmek meşru bir açıklamadır. Fark, o ek varsayımın kendisinin sınanıp sınanmadığında.
Yaygın yanlışHer şeyi açıklayabilen bir kuramın güçlü olduğu sanılır.
Kapsamın genişliği tek başına bir erdem değil. Bir kuramın neyi açıkladığı kadar neyi dışladığı da önemlidir; hiçbir sonucu dışlamayan kuram, hangi sonucun geleceği konusunda hiçbir şey söylemiyordur.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Uzlaşmanın nasıl oluştuğu ve iddiaların nasıl sınandığı da incelenebilen bir şey.
Uzlaşma yokken ne yapılır
Bir konuda uzlaşma her zaman bulunmaz ve bu, o konuda hiçbir şey söylenemeyeceği anlamına gelmez.
Uzlaşmanın yokluğunda iki soru işe yarar. Birincisi: anlaşmazlık neyin üstünde — bulgunun kendisi mi, bulgunun yorumu mu, yoksa hangi ölçütün kullanılacağı mı? Bu üçü çok farklı anlaşmazlıklar ve çok farklı biçimde çözülürler.
İkincisi: tarafların hangi noktada anlaştığı. Çoğu tartışmada anlaşılan alan, tartışılan alandan geniştir ve görünmez kalır, çünkü kimse anlaştığı yeri konuşmaz.
Eleştiri neden bir işleyiş parçasıdır
Buradan itibaren dersin sosyolojik kısmı başlıyor ve önceki iki derste kurduğumuz şeyi tamamlıyor.
Önyargıları konuşurken şunu görmüştük: kimse kendi hatasını kendi başına güvenilir biçimde bulamaz. Bilimin güvenilirliği araştırmacıların bireysel dürüstlüğünden gelmiyor; hatayı bulanın kazandığı bir düzenden geliyor.
Bu ayrım pratik bir sonuç doğuruyor. Bir alanın güvenilirliğini ölçmek için oradaki insanların niteliğine bakmak yetersiz; eleştirinin nasıl karşılandığına bakmak gerekir.
Yaygın yanlışBilim insanlarının önyargısız olduğu varsayılır.
Herkes kadar önyargılıdırlar. Fark kişide değil düzende: bir iddiayı çürüten kişi de o alanda değer kazandığı için önyargılar birbirini denetler. Denetimin çalışmadığı yerde alanın adı bir güvence vermez.
Sosyal bilimde tartışma neden başka türlü işler
Sosyal bilimde yanlışlanabilirlik tartışması özel bir biçim alıyor ve bunun üç sebebi var.
Birincisi, incelenen şey kendisi hakkında söyleneni duyuyor. Bir bulgu duyurulduğunda insanlar davranışlarını ona göre değiştirebilir ve bulgu kendi geçerliliğini bozabilir. Doğa bilimlerinde ölçülen şeyin ölçümden haberi yoktur.
İkincisi, bir mekanizma bir bağlamda çalışıp başka bir bağlamda çalışmayabilir ve bu tek başına bir çürütme değil. Böyle bir sonuç, iddianın hangi koşullarda geçerli olduğunu daraltır. Daralma bir kayıp gibi görünür ve aslında bilginin keskinleşmesidir.
Üçüncüsü, sosyal bilim genelde tek tek olayları öngörmez; hangi mekanizmanın işlediğini açıklar. Bir mekanizmanın varlığı, her durumda aynı sonucu vereceği anlamına gelmez, çünkü aynı anda işleyen başka mekanizmalar onu bastırabilir.
Yaygın yanlışBir bulgunun her yerde geçerli olmasının beklendiği sanılır.
Sosyal bilimde iddialar genelde koşulludur ve koşulun yazılması iddianın zayıflığı değil olgunluğudur. Koşulunu söylemeyen iddia her yerde geçerli göründüğü için hiçbir yerde sınanamaz.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışUzlaşmanın değişmesinin bilimin güvenilmez olduğunu gösterdiği sanılır.
Değişme mekanizmanın çalıştığının işaretidir. Hiç değişmeyen bir uzlaşma, ya sınanmamıştır ya da değişmesine izin verilmemiştir; ikisi de güven vermez.
Yaygın yanlışUzlaşmaya karşı çıkmanın kendiliğinden cesaret olduğu düşünülür.
Karşı çıkmak ancak bir kanıtla birlikte değerlidir. Kanıtsız karşı çıkış, uzlaşmanın kurulduğu süreci atlar ve bir konumu bilgiyle karıştırır.
Yaygın yanlış"Bilim henüz kesin bir şey söylemedi" cümlesinin her konuda kullanılabileceği sanılır.
Bir alanda hiçbir şeyin kesin olmaması ile bazı şeylerin sağlam biçimde bilinmesi aynı anda doğru olabilir. Belirsizliğin varlığı, bilinen kısmı da belirsiz yapmaz.
Yaygın yanlışEleştirilmemiş bir iddianın sınanmış sayılacağı düşünülür.
Kimsenin itiraz etmemesi, iddianın güçlü olduğunu değil, kimsenin bakmadığını da gösterebilir. Sessizlik bir sınama değildir.
Aklında kalsın
Kurs kapanırken elinde kalması gereken altı şey.
- Bilimsel uzlaşma bir oylama değildir; gücünü uzman sayısından değil, aynı sonuca birbirinden bağımsız yollarla varılmış olmasından alır.
- Yanlışlanabilirlik, bir iddianın kendisini çürütecek gözlemi önceden gösterebilmesidir; sınanamayan iddia yanlış değil, bilgi iddiası olmaktan çıkmıştır.
- Bir iddia tek bir yalanla değil, arka arkaya eklenen ve kendisi sınanmayan kurtarma varsayımlarıyla dokunulmaz hâle gelir.
- Her şeyi açıklayan bir kuram güçlü değil boş olabilir; bir kuramın değeri neyi dışladığıyla da ölçülür.
- Bilimin güvenilirliği araştırmacıların önyargısız olmasından değil, hatayı bulanın kazandığı bir düzenden gelir; eleştirinin nasıl karşılandığı alanın güvenilirliğinin ölçüsüdür.
- Sosyal bilimde bir bulgunun bir bağlamda çalışmaması genelde çürütme değil koşul daralmasıdır; koşulunu söyleyen iddia daha dar ve daha kullanışlıdır.
Sonraki derse köprü
Bu kurs seni bir düşünme aletiyle donattı. İddiayı gerekçeden, betimlemeyi açıklamadan, birlikte görünmeyi neden olmaktan ayırdın. Bir tartışmanın nerede yöntemle nerede retorikle yürüdüğünü, kendi zihninin nerede seni yanılttığını, bildiğinin nerede bittiğini ve bir alanın "biliyoruz" demeye ne zaman hakkı olduğunu gördün.
Bundan sonrası aynı aletin kullanılacağı malzemeyle ilgili.
Buraya kadar konuştuğumuz her sınama bir yerde kayıtlı: bir kitapta, bir makalede, bir kurum raporunda, bir tezde ya da doğrudan bir veri setinde. Bunlar birbirinin eş değeri değil. Her biri farklı bir denetimden geçer, farklı bir amaçla yazılır ve okuruna farklı bir söz verir. Bir kurum raporunu hakemli bir makale gibi okumak, hangisinin ne kadar ağırlık taşıdığını bilmemek demektir.
Sıradaki kurs akademik okuma, yazma ve bilgi okuryazarlığı üzerine ve ilk dersi tam bu ayrımla açılıyor: kitap, makale, rapor, tez ve veri setini birbirinden ayırt etmek. Hangisinin neyi garanti ettiğini, hangisinin neyi garanti etmediğini ve bir iddiayı desteklemek için hangisine bakman gerektiğini oradan itibaren kuracağız.