Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu dersin taşıdığı beş nokta.
- Bir metindeki cümleler aynı dayanağa yaslanmaz; birinin dayanağını ötekine sunmak, sorulmamış bir soruyu cevaplamaktır.
- Dört tür dört ayrı soruya cevap verir: ne var, neden, bu neyin işareti ve buna göre ne demeli.
- Betimleme masum değildir; sayılmaya değer görülen şey, çizilen eşik ve öne alınan bulgu birer tercihtir ve doğrusu onları görünür kılmaktır.
- Yorum ile değerlendirme en çok karışan çifttir; yorum bağlamla, değerlendirme ölçütle tartışılır ve ölçütü yazılmamış bir hüküm bulgu kılığına girer.
- Türleri ayırmanın pratik faydası, bir metinle aynı fikirde olmadığında tam olarak nereye itiraz ettiğini bilmektir.
Açılış sahnesi
Bir paragraf oku.
"Mahallede son iki yılda kahvehane sayısı azaldı, yerlerine kafeler açıldı. Bunun sebebi genç nüfusun artması. Aslında burada eski bir yaşam biçiminin tasfiyesini görüyoruz. Bu, mahalle için üzücü bir kayıp."
Dört cümle. Akıcı, tutarlı, tek bir paragraf gibi okunuyor.
Ama bu dört cümle dört ayrı türden. Birincisi sayılabilir bir gözlem. İkincisi bir sebep önerisi. Üçüncüsü bir anlamlandırma. Dördüncüsü bir değer yargısı.
Dördüne de itiraz edebilirsin ve her birine itiraz etmek için farklı bir şey göstermen gerekir.
Birinciye itiraz için sayıma bakarsın. İkinciye itiraz için başka bir sebep önerirsin. Üçüncüye itiraz için başka bir anlam kurarsın. Dördüncüye itiraz içinse hiçbir sayım işe yaramaz; orada bir değer tartışması vardır.
Paragrafın tehlikesi şu: dördü aynı tonda yazıldığı için, sonuncuya katılmayan biri kendini ilk cümleye itiraz ediyormuş gibi bulur.
Bu ders o dört türü ayırıyor.
Bu derste ne olacak
Önce dört türü tek tek tanımlayacağız ve her birinin hangi soruya cevap verdiğini göreceğiz.
Sonra her türün neye dayanmak zorunda olduğuna bakacağız. Buradaki asıl kural şu: bir türün dayanağını başka bir türe sunmak, bir önceki derste gördüğün gerekçe boşluğunun başka bir biçimi.
Ardından sınırların bulanıklaştığı yerlere geleceğiz. Betimleme sandığın şey çoğu zaman zaten bir seçimdir ve bu, betimlemeyi değersiz kılmaz — yalnız masumiyetini alır.
Sonra en sık karışan çifte odaklanacağız: yorum ile değerlendirme. İkisi de metnin sonunda durur ve biri ötekinin kılığına kolayca girer.
Son olarak dört türü bir metin üzerinde işaretlemeyi deneyeceğiz.
Örnek kutularındaki toplantılar, sayımlar ve raporlar kurgudur; aynı paragrafın içinde tür değişiminin nasıl sessizce olduğunu göstermek için kuruldular.
Sıfır noktası
Dört tür, dört ayrı dayanak ister. Bir metni denetlemek de buradan başlar: önündeki cümle hangi türden ve o tür neyi görmek istiyor.
Bir betimlemeye "kaynağın ne" diye sorulur. Bir açıklamaya "başka ne olabilirdi" diye sorulur. Bir yoruma "bu okumayı hangi bağlam destekliyor" diye sorulur. Bir değerlendirmeye ise "hangi ölçüte göre" diye sorulur.
Dört soru dört ayrı iş ve birini ötekinin yerine sormak, tartışmayı baştan yanlış yere kurar.
Yaygın yanlışBir tartışmada veri sunmanın her itirazı karşıladığı sanılır.
Veri, betimleme ve açıklama düzeyindeki itirazları karşılar. Bir değer itirazına veri sunmak, sorulmamış bir soruyu cevaplamaktır ve karşı tarafa cevap verilmiş gibi görünmesi tartışmayı daha da kapatır.
Mekanizma — dört tür, dört soru
Yaygın yanlışBir metnin türlerini ayırmanın gereksiz bir titizlik olduğu düşünülür.
Ayrım pratik bir işe yarar: bir metinle aynı fikirde olmadığında tam olarak nereye itiraz ettiğini bilirsin. Türü belirsiz bir itiraz, karşı tarafın en kolay savunacağı yere kayar ve tartışma orada takılır.
Sınırlar nerede bulanıklaşır
Dört tür temiz kutular değil. En çok bulanıklaşan yer, betimlemenin göründüğü kadar masum olmaması.
Bir betimleme yapmak için önce neyin sayılacağına karar vermek gerekir ve o karar zaten bir seçimdir. Kategoriler nasıl kurulacak, eşik nereye konacak, ne kapsam dışında kalacak.
Yaygın yanlışBetimlemenin değer taşımadığı sanılır.
Betimleme bir yorum değildir ama masum da değildir: sayılmaya değer görülen şey, çizilen sınırlar ve öne alınan bulgu birer tercihtir. Doğru olan şey bu tercihlerden kaçınmak değil, hepsini okuyucunun görebileceği yere yazmaktır.
Bir ayrıntı daha var ve dört türün hepsini ilgilendiriyor: bir metin türünü sessizce değiştirdiğinde okuyucunun güveni ilk cümleden devralınır. Sayımla açılan bir paragrafın sonundaki hüküm, sayımın verdiği güvenle okunur ve o güven hükmün kendisine ait değildir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Her türün kendi kanıt biçimi var ve birini ötekinin yerine kullanmak en sık yapılan hata.
En sık karışan çift
Yorum ile değerlendirme birbirine en çok karışan iki tür ve karışmalarının bir sebebi var: ikisi de metnin sonunda durur ve ikisi de bir sonuç havası taşır.
Ayrım şurada: yorum bir anlam önerir ve o anlam bağlamla tartışılır. Değerlendirme bir hüküm verir ve o hüküm ancak bir ölçütle tartışılır.
Yaygın yanlışDeğerlendirme yapmanın bilimsel olmaktan çıkardığı sanılır.
Değerlendirme yapmak sorun değil; ölçütünü yazmadan yapmak sorundur. Ölçütü yazılmış bir değerlendirme tartışılabilir ve reddedilebilir; yazılmamış olanı ise bir bulgu gibi okunur ve tam da bu yüzden tartışma dışına çıkar.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDört türün bir hiyerarşi oluşturduğu düşünülür.
Betimleme en alt basamak, değerlendirme en üst basamak değildir. İyi bir betimleme kötü bir açıklamadan daha değerlidir ve pek çok tartışmada eksik olan şey yorum değil, güvenilir bir sayımdır.
Yaygın yanlışBir metnin tek bir türde yazılabileceği sanılır.
Dördünü birden içeren metin normaldir ve iyi metin de genellikle dördünü içerir. Sorun türlerin bir arada bulunması değil, aralarındaki geçişin işaretlenmemesidir; bir alt başlık ya da tek bir cümle bu işareti verir.
Yaygın yanlışYorumdan kaçınmanın daha güvenli olduğu düşünülür.
Yorumdan kaçınan bir metin genellikle yorum yapmaz değil, yorumunu ima eder. İma edilmiş yorum tartışılamaz ve okuyucu ona itiraz edemez; açıkça yazılmış bir yorum ise reddedilebilir olduğu için daha dürüsttür.
Yaygın yanlışTürler arasındaki geçişin okuyucu tarafından kendiliğinden fark edileceği sanılır.
Fark edilmez, çünkü dördü de aynı cümle yapısıyla ve aynı güven tonuyla yazılabilir. Bir metnin okuyucuya borcu, nerede sayımı bıraktığını ve nerede hüküm vermeye başladığını söylemektir; bunu söylemeyen metin, okuyucunun onayını hak etmediği bir yerden alır.
Yaygın yanlışBir cümlenin tek bir türe ait olması gerektiği düşünülür.
Bazı cümleler iki işi birden yapar ve bu bir kusur değil, dikkat gerektiren bir yoğunluktur. "Bu mahallede hizmete erişim yetersiz" cümlesi hem bir betimleme hem bir değerlendirme taşır; yetersizlik bir eşiğe göre söylenir ve o eşik yazılmadığında cümle, ölçümün otoritesiyle hüküm verir.
Aklında kalsın
Bu dersin taşıdığı beş nokta.
- Bir metindeki cümleler aynı dayanağa yaslanmaz; birinin dayanağını ötekine sunmak, sorulmamış bir soruyu cevaplamaktır.
- Dört tür dört ayrı soruya cevap verir: ne var, neden, bu neyin işareti ve buna göre ne demeli.
- Betimleme masum değildir; sayılmaya değer görülen şey, çizilen eşik ve öne alınan bulgu birer tercihtir ve doğrusu onları görünür kılmaktır.
- Yorum ile değerlendirme en çok karışan çifttir; yorum bağlamla, değerlendirme ölçütle tartışılır ve ölçütü yazılmamış bir hüküm bulgu kılığına girer.
- Türleri ayırmanın pratik faydası, bir metinle aynı fikirde olmadığında tam olarak nereye itiraz ettiğini bilmektir.
Sonraki derse köprü
Cümle türlerini ayırabiliyorsun ve her birinin hangi kanıtı istediğini biliyorsun. Şimdi ikinci türe, açıklamaya daha yakından bakma zamanı.
Açıklamanın kendine özgü bir tuzağı var ve o tuzak bu akademideki en yaygın okuma hatası.
İki şey birlikte değiştiğinde zihin aralarında bir bağ kurar ve o bağı hemen bir sebep ilişkisi olarak okur. Oysa birlikte değişmenin üç ayrı sebebi olabilir: biri ötekine yol açıyordur, ikisi de üçüncü bir şeyden kaynaklanıyordur ya da birliktelik tesadüftür.
Sonraki ders bu üçünü ayırıyor. Korelasyonun ne olduğunu, nedenselliğin ondan neyle ayrıldığını ve sahte ilişkinin nasıl kurulduğunu göreceğiz. Bu derste öğrendiğin tür ayrımı orada da işe yarayacak ve tek bir cümlede toplanacak: bir korelasyon bir betimlemedir, tek başına hiçbir açıklama içermez ve onu açıklama gibi okumak, sayının otoritesini sebebe ödünç vermektir.