Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Beş maddede dersin tuttuğu yer.
- Ekonomi tercihleri veri alıp sonucu hesaplar, sosyoloji tercihin kendisinin nereden geldiğini sorar; bütün ayrım bu tek cümlede toplanır.
- Yöntemsel bireycilik bir dünya görüşü değil bir açıklama stratejisidir ve karşıtıyla dışlayıcı değildir; asıl tartışma hesabın varlığı değil, hesaba neyin girdiğidir.
- Gömülülük fiyatı reddetmez, ona eşlik eden kalemleri görünür kılar; ilişkiler ve güven, işlemin sonucunu fiyat kadar belirleyebilir.
- Siyaset bilimi iktidarı resmî kurumlarda, sosyoloji ayrıca gündelik ilişkilerde arar; görünür çatışmanın yokluğu uyuşmazlığın yokluğu anlamına gelmez.
- Her veri türü bir şeyi gösterirken başka bir şeyi kapsamı dışında bırakır; kayda girmeyen emek, ölçülmediği için yok sayılırsa bu bir bulgu değil bir kör noktadır.
Açılış sahnesi
Bir sokakta iki manav var. Aynı ürünleri satıyorlar, biri belirgin biçimde daha ucuz.
Buna rağmen mahallenin çoğu pahalı olana gidiyor.
İlk açıklama hazır: demek ki ürünler aslında aynı değil, kalite farkı vardır. Bakıyorsun, kasalar aynı halden geliyor.
İkinci açıklama: demek ki insanlar fiyatı bilmiyor. Soruyorsun, biliyorlar.
Üçüncü açıklamayı ancak orada bir süre durursan görüyorsun. Pahalı manav mahallede yirmi yıldır. Veresiye defteri tutuyor, ay sonunu getiremeyenlerin borcunu yazıyor, taşınan komşunun eşyasını bir gece dükkânda saklıyor.
Ucuz manavdan alışveriş etmek, ay sonunda defteri kapatmak demek.
Fiyat farkı orada duruyor ve kimse onu görmezden gelmiyor. Yalnız fiyat, hesabın tamamı değil.
Bu ders, ekonomi ile sosyolojinin tam olarak bu noktada nasıl ayrıldığını ve siyaset biliminin aynı sokakta neyi göreceğini kuruyor.
Bu derste ne olacak
Önce açıklamanın nereden kurulduğuna bakacağız. Bir disiplin açıklamayı bireyin kararından mı başlatıyor, yoksa kararın içinde oluştuğu ilişkiden mi — bu tercih her şeyi belirliyor.
Sonra ekonomiyle olan sınıra geleceğiz. Ayrım "para" konusunda değil; tercihlerin nereden geldiği sorusunda.
Ardından siyaset bilimiyle olan sınıra bakacağız. İkisi de iktidarla ilgileniyor ama onu farklı yerlerde arıyorlar ve aradıkları yer, bulduklarını da belirliyor.
Sonra üç disiplinin kanıt biçimlerini yan yana koyacağız: piyasa verisi, seçim ve kamuoyu verisi, kurum belgeleri.
Son olarak bu sınırın ne zaman işleyen bir paylaşım, ne zaman karşılıklı bir körlük ürettiğini konuşacağız.
Buradaki esnaf, kurum ve saha sahneleri kurgudur; hangi sorunun neyi görünür kıldığını göstermek üzere düzenlenmişlerdir.
Sıfır noktası
Ekonomi genellikle tercihleri veri kabul edip sonuçlarını hesaplar. Sosyolojinin sorusu bir adım geride başlar: o tercih nasıl oluştu.
Bu tek cümlelik fark, iki disiplinin bütün ayrımını taşıyor.
Bir kişinin neyi tercih ettiğini bildiğinde, ne yapacağını epeyce iyi tahmin edebilirsin. Ama neden onu tercih ettiğini sormadığında, tercih değiştiğinde elinde hiçbir şey kalmaz.
Yaygın yanlışSosyolojinin insanları irrasyonel saydığı sanılır.
Sosyoloji rasyonelliği reddetmez; onun tek bir biçimi olduğunu reddeder. Ay sonunda borcunu yazdırabildiği manavdan alışveriş eden kişi hesapsız davranmıyor, hesabına fiyatın yanında güvenceyi de katıyor.
Mekanizma — açıklama nereden başlar
İki açıklama kurma biçimi var ve aralarındaki fark teknik değil, kuruluşa ait.
Birincisi açıklamayı bireylerin kararlarından başlatır. Toplumsal sonuçlar, çok sayıda bireyin kararının toplamı olarak görülür.
İkincisi açıklamayı ilişkilerden başlatır. Bireyin kararı zaten bir ilişki ağının içinde alınıyorsa, o ağı hesaba katmadan kararı anlamak eksik kalır.
Yaygın yanlışİki yaklaşımın birbirini dışladığı sanılır.
Dışlamaz. İyi bir açıklama çoğu zaman ikisini birleştirir: insanlar gerçekten hesap yapar ve hesabın kalemleri ilişkiler tarafından belirlenir. Tartışma "hesap var mı" değil, "hesaba ne giriyor" tartışmasıdır.
Ekonomiyle sınır — gömülülük
Ekonomi ile sosyolojinin en çok kesiştiği kavram burada.
Bu kavram bir itiraz değil bir ekleme. Fiyat gerçekten çalışır; yalnız tek başına çalışmaz.
Yaygın yanlışEkonomik davranışın kültürden bağımsız olduğu sanılır.
Neyin satılabilir, neyin satılamaz sayıldığı toplumlara ve dönemlere göre değişir; aynı işlem bir yerde sıradan, başka yerde utanç vericidir. Bu sınırlar fiyatın nerede çalışacağını belirler ve fiyat teorisinin kendisi onları açıklamaz.
Siyaset bilimiyle sınır — iktidar nerede aranır
Siyaset bilimi ile sosyoloji aynı konuya bakar ve farkları arama yerinde.
Siyaset bilimi iktidarı ağırlıklı olarak resmî kurumlarda arar: yasama, yürütme, partiler, seçimler, uluslararası kuruluşlar. Sosyoloji aynı iktidarı bu kurumların yanında gündelik ilişkilerde de arar: kimin sözü daha çok geçer, kim kimin adına konuşabilir, hangi konu hiç gündeme gelmez.
Yaygın yanlışÇatışma görünmüyorsa uyuşmazlık olmadığı sanılır.
Sessizlik memnuniyet anlamına gelebilir; talebin dile getirilmesinin bir işe yaramayacağı beklentisi anlamına da gelebilir. İkisini ayırmanın tek yolu, sessizliğin nasıl kurulduğuna bakmaktır ve bu, sosyolojinin siyaset bilimine kattığı sorulardan biridir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Üç disiplin farklı veri türlerine yaslanır ve her birinin gösterdiği kadar gizlediği de vardır.
Sosyolojinin bu iki komşudan aldıkları
Buraya kadar çoğunlukla sosyolojinin ne eklediğini konuştuk. Akış ters yönde de işliyor ve iki disiplinin sosyolojiye verdiği şey somut.
Ekonomiden gelen en güçlü katkı, bir mekanizmayı açıkça yazma disiplini. Bir açıklama "şu koşul artarsa şu sonuç şu yönde değişir" biçiminde kurulduğunda yanlışlanabilir hâle gelir; muğlak bırakıldığında her sonuca uyar ve hiçbir şey söylemez.
Siyaset biliminden gelen katkı ise kurumsal tasarımı ciddiye almak. Bir düzenin yalnız kültürel ya da ilişkisel değil, yetki ve kural dağılımıyla da açıklanabileceğini görmek, sosyolojinin kolayca kaçırdığı bir kalem.
Yaygın yanlışDisiplinler arası eleştirinin tek yönlü olduğu sanılır.
Sosyoloji ekonomiye "hesabın kalemleri eksik" derken, ekonomi de sosyolojiye "mekanizmanı yaz ve sınanabilir kıl" diyor; ikisi de haklı ve ikisi de ötekinin kolayca yapmadığı şeyi istiyor.
Paylaşım mı, körlük mü
İş bölümü verimli olduğunda her disiplin kendi güçlü olduğu soruda derinleşir ve ötekinin bulgusunu girdi olarak alır.
Körlük ise şu anda başlar: bir disiplin, ötekinin sorusunu kendi diline çevirip cevaplanmış saydığında.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışEkonominin "gerçek", sosyolojinin "yumuşak" olduğu düşünülür.
Sayısal olmak sertlik değil bir biçimdir ve her sayı bir ölçme kararının sonucudur. Bir işlem verisinin kapsamı dışında kalan emek, sayılmadığı için yok sayılıyorsa, orada sertlik değil bir kör nokta vardır.
Yaygın yanlışSiyasetin yalnız seçim dönemlerinde olduğu sanılır.
Kaynakların kimin lehine dağıtıldığı, hangi konunun gündeme geldiği ve kimin adına konuşulabildiği her gün belirlenir. Seçim bu sürecin en görünür anıdır; en belirleyici anı olmak zorunda değildir.
Yaygın yanlışKurumun yazılı kuralını bilmenin kurumu bilmek olduğu düşünülür.
Yazılı kural, kurumun kendisi hakkındaki iddiasıdır ve incelenmesi gereken bir veridir. Kurumun nasıl işlediği ancak kuralla uygulamanın nerede ayrıldığına bakılarak anlaşılır ve o ayrım genellikle en öğretici yerdir.
Aklında kalsın
Beş maddede dersin tuttuğu yer.
- Ekonomi tercihleri veri alıp sonucu hesaplar, sosyoloji tercihin kendisinin nereden geldiğini sorar; bütün ayrım bu tek cümlede toplanır.
- Yöntemsel bireycilik bir dünya görüşü değil bir açıklama stratejisidir ve karşıtıyla dışlayıcı değildir; asıl tartışma hesabın varlığı değil, hesaba neyin girdiğidir.
- Gömülülük fiyatı reddetmez, ona eşlik eden kalemleri görünür kılar; ilişkiler ve güven, işlemin sonucunu fiyat kadar belirleyebilir.
- Siyaset bilimi iktidarı resmî kurumlarda, sosyoloji ayrıca gündelik ilişkilerde arar; görünür çatışmanın yokluğu uyuşmazlığın yokluğu anlamına gelmez.
- Her veri türü bir şeyi gösterirken başka bir şeyi kapsamı dışında bırakır; kayda girmeyen emek, ölçülmediği için yok sayılırsa bu bir bulgu değil bir kör noktadır.
Sonraki derse köprü
Büyük birimlerle çalışan iki komşuyu ayırdık. Haritada kalan alanlar daha dağınık; sınırları da o oranda bulanık.
Hukuk kuralı inceler, sosyoloji kuralın nasıl uygulandığını. Coğrafya mekânı inceler, sosyoloji mekânın kimi nereye yerleştirdiğini. İletişim mesajı inceler, sosyoloji mesajın hangi yapı içinde dolaştığını. Felsefe ise hepsinin altında duran soruyu sorar: bilmek ne demek ve iyi bir toplum ne demek.
Sonraki ders bu dört sınırı birden çiziyor. Dördü de sosyolojiyle iç içe geçmiş durumda ve her birinde aynı soru geri dönüyor: bir olguyu incelemek, onu hangi dille adlandırdığına bağlı olarak değişir mi. Cevabın bu akademideki karşılığını orada kuracağız.