İçeriğe geç

HAZ-002-03·Sosyal Bilimler Haritası

Sosyoloji ile antropoloji ve psikoloji arasındaki ilişki

hazırlık2.069 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş maddede dersin çekirdeği.

  1. Disiplinleri ayıran en verimli ölçüt konu değil analiz düzeyidir; birey, etkileşim, kurum ve toplum düzeyleri aynı olgunun farklı mekanizmalarını gösterir.
  2. Antropolojiyle sınır incelmiştir; kalan fark konu değil yöntem ağırlığı ve soru biçimidir.
  3. Psikolojiyle sınır incelmez, çünkü biri insanın içine öteki insanlar arasına bakar; aynı acıya iki düzeyden bakmak iki farklı çözüm üretir.
  4. İndirgemecilik iki yönlüdür: toplumsalı bireysele indirmek kadar, bireysel gerekçeyi tamamen yapıya bağlamak da açıklamayı bozar.
  5. Her kanıt biçimi bir soruya güçlüdür; deney etkiyi yalıtır, gözlem anlamı yakalar, karşılaştırma mekanizmayı arar ve hiçbiri ötekinin sorusunu üstlenemez.

Açılış sahnesi

Bir kişi işini kaybediyor. Üç ay boyunca iş arıyor, bulamıyor, uyku düzeni bozuluyor ve kendine olan güveni eriyor.

Bir psikolog bu kişiyle konuşur ve şunu sorar: bu durumla nasıl baş ediyorsun. Kaygının nasıl ilerliyor, kendine ne söylüyorsun, hangi düşünce kalıpları seni daha kötü hissettiriyor.

Bir sosyolog aynı kişinin karşısına oturur ve sorusu bambaşka yerden gelir: senin gibi kaç kişi var. Hangi sektörde çalışıyordun, o sektörde ne oluyor, iş bulmak için kimleri arayabiliyorsun ve o kişiler hangi konumdalar.

İkisi de gerçek bir şeye bakıyor ve ikisi de eksik.

Ama arada kritik bir fark var. Psikologun sorduğu soru bir çözüm önerdiğinde, çözüm kişinin kendisinde olur: düşünce kalıbını değiştir, baş etme biçimini güçlendir. Sosyologun sorduğu soru bir çözüm önerdiğinde, çözüm kişinin dışında olur: sektördeki istihdam, işe erişim ağı, iş bulma kurumları.

Aynı acıya iki farklı düzeyden bakmak, iki farklı çözüm üretiyor. Bir toplumda hangi düzeyin yüksek sesle konuşulduğu, çözüm arayışının nereye bakacağını da baştan daraltıyor.

Bu ders o düzeyleri ayırıyor.

Bu derste ne olacak

Önce analiz düzeyi kavramını kuracağız. Bu, bu akademideki en çok tekrar edecek araçlardan biri ve bir kez kurulduğunda her derste işe yarayacak.

Sonra antropolojiyle olan sınıra bakacağız. İki disiplin giderek birbirine yaklaşıyor ve aradaki farkın büyük kısmı bugün konudan çok gelenekten geliyor.

Ardından psikolojiyle olan sınıra geleceğiz. Bu sınır incelmiyor ve incelmemesinin sebebi bir rekabet değil; iki disiplinin farklı düzeylerde çalışıyor olması.

Sonra iki disiplinin kanıt biçimlerine bakacağız: uzun süreli saha çalışması ile kontrollü deney, ikisi de güçlü ve ikisi de birbirinin göremediğini görüyor.

Son olarak indirgemeciliğe geleceğiz ve önemli bir şeyi göstereceğiz: indirgeme iki yönlü çalışır. Toplumsal olanı bireysele indirmek kadar, bireysel olanı toplumsala indirmek de bir hatadır.

Buradaki saha ve görüşme sahneleri kurgudur; hangi büyütecin neyi kaçırdığını elle tutulur kılmak için düzenlendiler.

Sıfır noktası

Disiplinler arasındaki en verimli ayrım konu değil, analiz düzeyidir.

Aynı olgu farklı düzeylerden incelenebilir ve her düzey kendi mekanizmasını görür. Bir düzeyde bulunan açıklama, öteki düzeydeki açıklamayı çürütmez; onunla birlikte durur.

Bu, kavga eden iki disiplin arasında bir hakemlik değil. İki farklı büyüteç var ve büyütecin gücü neyi göreceğini de belirliyor.

Mekanizma — dört düzey, dört mekanizma

Dördü de ayrı bir soru sorar. Birey düzeyi kişinin içinde ne olduğunu; etkileşim düzeyi iki kişi karşılaştığında ne olduğunu; kurum düzeyi kuralların ve kaynakların nasıl dağıtıldığını; toplum düzeyi ise bütün bunların hangi tarihsel düzen içinde durduğunu.

Düzeyler birbirine bağlanır ve bağlanma yönü genellikle yukarıdan aşağıya işler. Kurum düzeyindeki bir kural, etkileşim düzeyinde kimin kiminle konuşacağını belirler; o etkileşim de birey düzeyinde ne hissedileceğini etkiler. Ters yönde de işler ama daha yavaş: bireylerin toplu davranışı zamanla kurumu değiştirir.

Yaygın yanlışBir düzeydeki açıklamanın ötekini gereksiz kıldığı sanılır.
Doğrusu

Kurumsal bir açıklama bulmak, kişisel çabanın önemsiz olduğunu göstermez; kişisel bir açıklama bulmak da yapının etkisiz olduğunu göstermez. İki düzey aynı anda çalışır ve asıl soru hangisinin doğru olduğu değil, hangisinin ne kadarını açıkladığıdır.

Antropolojiyle sınır — neden inceliyor

Antropoloji uzun süre "uzak toplumları" inceleyen disiplin olarak tarif edildi, sosyoloji ise "kendi toplumunu" inceleyen. Bu ayrım artık geçerli değil ve zaten baştan da sorunluydu.

Bugün antropologlar hastanelerde, borsa salonlarında ve yazılım şirketlerinde çalışıyor; sosyologlar da uzak köylerde ve başka ülkelerde. Konu ayrımı çözüldü.

Kalan farklar daha çok yöntem ağırlığında ve soru biçiminde. Antropoloji kültürel anlam sistemlerine, yerel kategorilere ve uzun süreli katılımlı gözleme daha çok yaslanıyor. Sosyoloji karşılaştırmaya, ölçmeye ve kurumsal yapılara daha çok yaslanıyor. Ama bu bir eğilim farkı; kesin bir sınır değil.

Bu ilke sık yanlış anlaşılıyor ve ayrımı yapmak önemli. Kültürel görelilik, önce anlamayı şart koşan bir araştırma disiplinidir. Bir uygulamanın zarar verip vermediği ayrı bir sorudur ve o soru ancak uygulama anlaşıldıktan sonra sorulabilir.

Yaygın yanlışKültürel göreliliğin her şeyi hoş görmek olduğu sanılır.
Doğrusu

Anlamak ile onaylamak farklı işler. Bir uygulamanın hangi mantıkla sürdüğünü çözmek, ona itiraz etmeyi engellemez; tersine, ne yaptığını bilmeden yapılan itirazın çoğu zaman hedefi ıskalamasını önler.

Psikolojiyle sınır — neden incelmiyor

Antropolojiyle sınır incelirken psikolojiyle sınır yerinde duruyor ve sebebi konusal değil.

Psikoloji bireyin içindeki süreçleri inceler: algı, bellek, motivasyon, duygu düzenleme, kişilik. Sosyoloji bireyler arasındaki düzenleri inceler: ilişki, kurum, kaynak dağılımı, norm.

İkisi de aynı insana bakar. Ama biri insanın içine, öteki insanlar arasına bakar ve bu iki bakış aynı şeyi göremez.

Bu iki yönlülük önemli, çünkü sosyoloji öğrenen biri genellikle yalnız birinci yönü öğrenir ve ikincisine düşer.

Yaygın yanlışSosyolojinin bireyi yok saydığı sanılır.
Doğrusu

Sosyoloji bireyi yok saymaz, tek başına açıklayıcı saymaz. Bir kişinin seçimleri gerçektir; o seçimlerin hangi seçenekler arasından yapıldığı ise kişinin belirlemediği bir şeydir ve sosyolojinin sorduğu tam olarak budur.

İki disiplinin buluştuğu yer

Psikoloji ile sosyoloji arasındaki sınır incelmiyor ama sınırın üstünde kurulmuş bir alan var ve adı sosyal psikoloji.

Bu alan ikisinin ortalaması değil; kendi sorusu olan bir çalışma alanı. Sorduğu şey şu: bir kişinin düşüncesi, duygusu ve davranışı başkalarının varlığından nasıl etkilenir.

İlginç olan, aynı adı taşıyan iki ayrı geleneğin bulunması. Biri psikoloji tarafından gelir ve çoğunlukla deneyle çalışır; öteki sosyoloji tarafından gelir, benlik ve etkileşim üzerine kuruludur ve gözlemle çalışır. İkisi aynı adı taşır, aynı dergilerde yayımlanmaz ve birbirini az okur.

Bu alanın ayrıntısı akademinin kurumlar bölümünde ayrı bir kursta işleniyor. Burada bilmen gereken tek şey, sınırın bir duvar değil bir çalışma alanı olduğu.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bu üç disiplin farklı kanıt biçimleriyle çalışıyor ve her birinin güçlü olduğu yer başka.

Yaygın yanlışBir yöntemin ötekinden bilimsel olduğu sanılır.
Doğrusu

Bir yöntemin gücü soruya bağlıdır. "Bu koşul bir fark yaratıyor mu" sorusuna deney, "insanlar bunu nasıl anlıyor" sorusuna gözlem, "bu neden burada olup orada olmuyor" sorusuna karşılaştırma cevap verir; birini ötekinin sorusuna zorlamak, aracı değil soruyu bozar.

Sınırların pratik değeri

Bu haritanın gündelik faydası bir metni okurken ortaya çıkıyor.

Bir açıklama duyduğunda sorabileceğin tek bir soru var: bu hangi düzeyde konuşuyor. Cevap, açıklamanın neyi göremeyeceğini de söyler.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDisiplinler arası geçişin yalnız uzmanlara açık olduğu düşünülür.
Doğrusu

Düzey sorusunu sormak için bir disiplinin tamamını bilmek gerekmiyor; "bu açıklama hangi birimi merkeze alıyor" sorusu tek başına bir okuma aracı ve öğrenilmesi bir ders sürüyor.

Yaygın yanlışGrup ortalamasından bireye geçilebileceği sanılır.
Doğrusu

Bir toplulukta görülen bir eğilim, o topluluktaki herhangi bir kişi hakkında hüküm vermeye yetmez. Ters yönü de geçerli: birkaç kişinin deneyiminden bir topluluğun yapısı çıkarılamaz. İki yönde de düzey atlanıyor ve iki hata da aynı sıklıkta yapılıyor.

Yaygın yanlışPsikolojik açıklamanın daha somut olduğu düşünülür.
Doğrusu

Somutluk hissi, açıklamanın gücünden değil ölçeğinden gelir: bir kişinin kaygısını hayal etmek kolay, bir istihdam rejimini hayal etmek zordur. Hayal edilebilirlik bir kanıt ölçütü değildir ve çoğu zaman ters yönde çalışır.

Yaygın yanlışAntropolojinin geçmişteki ya da uzaktaki topluluklarla, sosyolojinin modern kentle uğraştığı sanılır.
Doğrusu

Bu ayrım disiplinlerin sömürgecilik dönemindeki kuruluşundan kalmadır ve bugün ne doğrudur ne masumdur: bir topluluğu incelemenin adını, o topluluğun uzaklığına göre değiştirmek, uzaklığı bir nitelik farkı gibi gösterir.

Aklında kalsın

Beş maddede dersin çekirdeği.

  1. Disiplinleri ayıran en verimli ölçüt konu değil analiz düzeyidir; birey, etkileşim, kurum ve toplum düzeyleri aynı olgunun farklı mekanizmalarını gösterir.
  2. Antropolojiyle sınır incelmiştir; kalan fark konu değil yöntem ağırlığı ve soru biçimidir.
  3. Psikolojiyle sınır incelmez, çünkü biri insanın içine öteki insanlar arasına bakar; aynı acıya iki düzeyden bakmak iki farklı çözüm üretir.
  4. İndirgemecilik iki yönlüdür: toplumsalı bireysele indirmek kadar, bireysel gerekçeyi tamamen yapıya bağlamak da açıklamayı bozar.
  5. Her kanıt biçimi bir soruya güçlüdür; deney etkiyi yalıtır, gözlem anlamı yakalar, karşılaştırma mekanizmayı arar ve hiçbiri ötekinin sorusunu üstlenemez.

Sonraki derse köprü

Bireyin içine ve insanlar arasına bakan iki komşuyu ayırdık. Şimdi haritada başka bir tarafa geçiyoruz ve oradaki komşular çok daha büyük birimlerle çalışıyor.

Ekonomi ile siyaset bilimi, sosyolojinin en çok kesiştiği ve en çok tartıştığı iki alan. İkisi de kurumlara bakıyor, ikisi de kaynak ve güç dağılımıyla ilgileniyor.

Sonraki ders o iki sınırı çiziyor. Ekonomi çoğu zaman tercihlerden yola çıkıp sonuca gider; sosyoloji tercihlerin kendisinin nereden geldiğini sorar. Siyaset bilimi iktidarı kurumlarda arar; sosyoloji onu gündelik ilişkilerde de arar. Bu farkların nerede verimli bir iş bölümü, nerede birbirini görmezden gelme olduğunu göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.