İçeriğe geç

HAZ-002-01·Sosyal Bilimler Haritası

Sosyal bilim nedir; doğa ve beşerî bilimlerle ilişkisi

hazırlık1.978 kelime≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bu dersten kalması gerekenler beş maddede.

  1. Sosyal bilimi ayıran şey konusu değil, konusunun kendisi hakkında üretilen bilgiye tepki verebilmesidir.
  2. Doğa bilimleri nasıl işlediğini, beşerî bilimler ne anlama geldiğini sorar; sosyal bilim ikisini birden sorar ve iki cevabı birbirine bağlamak zorundadır.
  3. Aranan şey yasa değil düzenliliktir; düzenlilik topluluğa uygulanır, bireye değil ve istisnası onu çürütmez, sınırını gösterir.
  4. Her kanıt türünün güçlü olduğu yer bir başkasının kör noktasıdır; yaygınlığı görüşmeyle, anlamı sayımla öğrenemezsin.
  5. Nesnellik konumsuzluk değil denetlenebilirliktir; sağlayan şey araştırmacının duygusuzluğu değil, yöntemin ve verinin görünür olmasıdır.

Açılış sahnesi

Bir taşı bırakırsın ve düşer. Bunu bin kez tekrarlarsın, bin kez aynı şey olur.

Taş, ölçüldüğünü bilmez. Ona baktığını fark edip düşme hızını değiştirmez. Ölçtüğün şeyin senin ölçmenden haberi yoktur ve bu, ölçmeyi kolaylaştıran devasa bir hediyedir.

Şimdi bir sınıfa gir ve öğrencilerin ders sırasında ne kadar konuştuğunu saymaya başla. Elinde bir kâğıt, gözün tahtada değil sıralarda.

On dakika içinde konuşma miktarı değişir.

Kimse sana yalan söylemedi. Kimse seni kandırmaya çalışmadı. Yalnız insanlar, izlendiklerini bildiklerinde başka türlü davranırlar ve bu, kötü niyet değil sıradan bir insanlık hâlidir.

İşte sosyal bilimin bütün zorluğu ve bütün ilginçliği bu tek cümlede duruyor: incelediği şey, incelendiğini bilen bir şeydir.

Bu ders o cümlenin sonuçlarını açıyor.

Bu derste ne olacak

Önce üç bilim ailesini ayıracağız: doğa bilimleri, beşerî bilimler ve sosyal bilimler. Ayrım konularına göre değil, sordukları soruya ve kabul ettikleri cevaba göre kurulacak.

Sonra sosyal bilimin neyi aradığını göreceğiz. Cevap "yasa" değil ve "hikâye" de değil; ikisinin arasında duran başka bir şey.

Ardından o şeyin nasıl bilindiğine geleceğiz. Bir toplumsal iddianın arkasında hangi tür kanıtlar durur ve her birinin sınırı nedir.

Sonra en tartışmalı başlığa gireceğiz: sosyal bilim nesnel olabilir mi. Cevap ne evet ne hayır; asıl öğrenilmesi gereken de o ikisinin arasındaki üçüncü konum.

Son olarak bu haritanın ne işine yaradığını konuşacağız, çünkü bir disiplinin sınırlarını bilmek onun neyi söyleyemeyeceğini de bilmek demek.

Aşağıdaki gözlem ve araştırma sahneleri kurgu; bir bilme biçiminin nerede güçlü, nerede çaresiz olduğunu göstermek için kuruldular.

Sıfır noktası

Sosyal bilimi ötekilerden ayıran şey konusu değil, konusunun kendisi hakkında düşünüyor olmasıdır.

Bir gezegen yörüngesi hakkında bir kuram geliştirdiğinde gezegen o kuramı okuyup davranışını değiştirmez. Bir toplumsal grup hakkında bir kuram geliştirdiğinde grup onu okuyabilir, tartışabilir, benimseyebilir ya da bilerek çürütebilir.

Yaygın yanlışSosyal bilimin doğa bilimlerinin gevşek bir taklidi olduğu sanılır.
Doğrusu

Değildir; farklı bir nesneyle uğraşan farklı bir iştir. Bir kimyacıya "neden deneğinle görüşme yapmıyorsun" diye sormak ne kadar anlamsızsa, bir sosyologdan laboratuvar kesinliği beklemek de o kadar anlamsızdır.

Mekanizma — üç aile, üç soru

Bilgi alanlarını ayırmanın en verimli yolu konularına değil, sordukları soruya bakmaktır.

Doğa bilimleri "bu nasıl işliyor" diye sorar. Cevabı tekrarlanabilir gözlemle sınar ve genellikle koşullar sabit tutulabildiğinde her yerde geçerli olan ilişkiler arar.

Beşerî bilimler "bu ne anlama geliyor" diye sorar. Bir metni, bir yapıtı, bir düşünceyi yorumlar ve cevabın kendisi bir yorumdur; tekil olanı anlamak, genel bir yasa çıkarmaktan daha önemlidir.

Sosyal bilimler ikisinin arasında durur ve iki soruyu birden sorar: bu nasıl işliyor ve insanlar için ne anlama geliyor.

Bu ikinci soru bir süs değil bir zorunluluk. Dışarıdan bakıldığında aynı görünen iki davranış, anlamları farklıysa aynı olgu değildir.

Yaygın yanlışAnlamı hesaba katmanın bilimsel olmaktan çıkardığı sanılır.
Doğrusu

Anlam, ölçülemeyen bir şey değil; farklı biçimde ölçülen bir şeydir. Görüşme, gözlem ve metin çözümlemesi de sistematik yöntemlerdir ve kendi geçerlilik ölçütleri vardır.

Sosyal bilim neyi arar

Doğa bilimlerinin bazı alanlarında "yasa" denebilecek ilişkiler bulunur. Sosyal bilimde bu türden yasalar aranmaz ve bulunamaz.

Aranan şey düzenliliktir. Yani belirli koşullar altında belirli örüntülerin daha sık görülmesi.

Aradaki fark önemsiz görünüyor ve değil. Bir yasa bireye uygulanır; bir düzenlilik yalnız topluluğa uygulanır.

Yaygın yanlışDüzenliliğin bir kesinlik iddiası olduğu sanılır.
Doğrusu

Bir düzenlilik, "bu böyledir" demez; "bu koşullarda bu daha sık görülür" der. İstisnalar onu çürütmez, sınırını gösterir; sosyal bilimde asıl iş de çoğu zaman istisnanın nerede başladığını bulmaktır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bir toplumsal iddianın arkasında farklı türde kanıtlar durabilir ve her birinin gücü farklı bir soruda ortaya çıkar.

Yaygın yanlışTek bir kanıt türünün ötekilerden üstün olduğu sanılır.
Doğrusu

Üstünlük soruya göre değişir. Bir olgunun ne kadar yaygın olduğunu görüşmeyle, ne anlama geldiğini ise sayımla öğrenemezsin; her yöntemin güçlü olduğu yer, ötekinin kör noktasıdır.

Nesnellik tartışması

Şimdi en tartışmalı başlığa geliyoruz ve cevabı baştan söylemek işi kolaylaştırır: sosyal bilimde nesnellik, araştırmacının hiçbir konumu olmaması demek değildir.

Böyle bir konumsuzluk mümkün değil. Araştırmacı bir toplumda büyümüş, bir dil konuşan, belirli bir konumdan bakan bir insandır ve incelediği şeyin içinde durur.

Yani nesnellik bir kişilik özelliği değil bir süreç özelliği. Sorunun nasıl soruldu, örneklem nasıl seçildi, hangi veri dışarıda bırakıldı ve neden — bunlar yazıldığında başkası aynı yoldan geçip farklı bir sonuca varıp varmadığını görebilir.

Yaygın yanlışNesnelliğin tarafsızlıkla aynı şey olduğu sanılır.
Doğrusu

Değildir. Bir araştırmacı bir eşitsizliği rahatsız edici bulabilir ve yine de o eşitsizliği titizlikle ölçebilir; ölçümü değerlendiren şey duygusu değil yöntemidir. Ters yönde de geçerli: hiçbir şey hissetmeyen bir araştırmacı otomatik olarak daha doğru ölçmez.

Haritanın ne işe yaradığı

Bir disiplinin sınırlarını bilmek, onun neyi söyleyebileceğinden çok neyi söyleyemeyeceğini bilmektir. Bu, sınırlayıcı değil koruyucu bir bilgi.

Pratikte iki yerde işe yarıyor. Birincisi bir iddiayı okurken: karşındaki metin hangi disiplinin aracıyla konuşuyor ve o araç bu soruya cevap verebilir mi. İkincisi kendi sorunu kurarken: elindeki soru tek bir disiplinin aracıyla çözülür mü, yoksa ikisini birden mi ister.

Yaygın yanlışDisiplinlerarası çalışmanın her soruda daha iyi olduğu sanılır.
Doğrusu

Her zaman değil: dar ve iyi tanımlanmış bir soru için tek bir aracın derinliği, iki aracın yüzeysel toplamından fazlasını verir. Disiplinleri birleştirmek, sorunun kendisi gerçekten iki mekanizmayı birden içeriyorsa değerlidir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSosyal bilimin sağduyuyu tekrarladığı sanılır.
Doğrusu

Sağduyu çoğu zaman birbiriyle çelişen iki cümleyi birden içerir ve hangisinin ne zaman geçerli olduğunu söylemez. Sosyal bilimin işi yeni bir şey söylemek değil, hangi koşulda hangisinin geçerli olduğunu göstermektir; asıl katkı da genellikle oradadır.

Yaygın yanlışDisiplin sınırlarının doğal olduğu düşünülür.
Doğrusu

Sınırlar tarihseldir ve kurumsaldır; aynı olguyu farklı disiplinler farklı biçimde bölmüştür. Bu yüzden bir sorunun "hangi disipline ait olduğu" sorusu çoğu zaman verimsizdir — verimli soru, hangi disiplinin o soruya hangi aracı sunduğudur.

Yaygın yanlışÖlçülemeyen şeyin var olmadığı sanılır.
Doğrusu

Ölçülememek bir varlık iddiası değil bir araç sorunudur ve sosyal bilimin tarihi, bir zamanlar ölçülemez sayılan şeyleri ölçmenin yollarını bulmakla geçmiştir. Ters yönü de doğru: kolayca ölçülen her şey önemli değildir ve ölçülebilirlik tek başına bir önem ölçüsü olamaz.

Aklında kalsın

Bu dersten kalması gerekenler beş maddede.

  1. Sosyal bilimi ayıran şey konusu değil, konusunun kendisi hakkında üretilen bilgiye tepki verebilmesidir.
  2. Doğa bilimleri nasıl işlediğini, beşerî bilimler ne anlama geldiğini sorar; sosyal bilim ikisini birden sorar ve iki cevabı birbirine bağlamak zorundadır.
  3. Aranan şey yasa değil düzenliliktir; düzenlilik topluluğa uygulanır, bireye değil ve istisnası onu çürütmez, sınırını gösterir.
  4. Her kanıt türünün güçlü olduğu yer bir başkasının kör noktasıdır; yaygınlığı görüşmeyle, anlamı sayımla öğrenemezsin.
  5. Nesnellik konumsuzluk değil denetlenebilirliktir; sağlayan şey araştırmacının duygusuzluğu değil, yöntemin ve verinin görünür olmasıdır.

Sonraki derse köprü

Sosyal bilimin ne olduğunu ve nerede durduğunu artık biliyorsun. Ama harita henüz kaba; içindeki disiplinler birbirinden ayrılmadı.

Bu ayrım tek tek yapılacak ve ilk sırada en yakın komşu var.

Sonraki ders sosyoloji ile tarih arasındaki ilişkiyi kuruyor. İkisi de aynı malzemeye bakıyor — insanların birlikte kurdukları düzenler — ve ikisi de zamanla ilgileniyor. Fark, zamanın ne işe yaradığında: tarihçi için bir olayın kendisi anlaşılmaya değer, sosyolog için genellikle o olayın örneklediği örüntü. Bu farkın nerede verimli, nerede yapay olduğunu göreceğiz; çünkü tarihsiz bir sosyoloji, incelediği düzenlerin nasıl kurulduğunu bilmeyen bir sosyolojidir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.