Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Tabakalaşma sistemi, insanların değerli kaynaklara erişimine göre sıralandığı, kurallarla ve inançlarla desteklenen ve kuşaktan kuşağa aktarılan kalıcı düzendir.
- Kölelik insanı bir mülke dönüştürür; Patterson onun özünü kölenin toplumsal ölümünde bulur.
- Kast sistemi konumu doğuma, evliliği ve mesleği saflık kurallarına bağlar; Dumont'un saflık yorumu, sistemin aşağıdan zorbalık olarak yaşandığını gösteren çalışmalarla eleştirildi.
- Zümre sisteminde eşitsizlik hukukun içine yazılıdır; sınıf sisteminde ise hukuk herkesi eşit sayar, eşitsizlik ekonomik kaynaklar üzerinden kurulur.
- Parkin'e göre dışlama yoluyla kapanma aşağı doğru, gasp yoluyla kapanma yukarı doğru işler; pek çok grup ikisini birlikte uygular.
- Tilly'nin fırsat istifçiliği, bir grubun değerli bir kaynağı kendi ağları içinde tutmasıdır ve dışarıdan bir dayanışma gibi görünebilir.
- Türkiye'de taksi plakası tartışması, sınırlı bir lisansın değerli bir mülke dönüşmesini ve kapının hem kapalı tutulmasının hem de açılmasının farklı gruplara farklı bedeller yüklediğini gösterir.
Açılış sahnesi
Necati, sabahın altısında İstanbul'un Anadolu yakasındaki bir taksi durağına geliyor. Arabanın anahtarını gece vardiyasındaki arkadaşından alıyor, kilometreyi deftere yazıyor ve kontağı çeviriyor. Araba onun değil; tepesindeki sarı lamba ve kapısındaki plaka da onun değil. Plaka, durağın yakınında oturan emekli bir beyefendiye ait. Necati her akşam günlük kirayı bırakıyor, yakıtı kendi cebinden ödüyor ve kalan parayla evini geçindiriyor.
Necati on yıldır bu işi yapıyor. Bir gün kendi plakasını almayı hayal ediyordu; ama plakanın fiyatı, onun bir ömür boyunca biriktirebileceği paranın çok üstünde. Plaka sahibinin oğlu ise üniversite okuyor; plakayı bir gün babasından devralacak, belki hiç direksiyona oturmadan.
Öğle arasında durağın çaycısı telefonunu uzatıyor: bir uygulama üzerinden araç çağırmanın yaygınlaştığına dair bir haber. Duraktaki şoförlerin bir kısmı öfkeli, bir kısmı meraklı. Biri, "Herkes taksici olursa bu plakanın ne değeri kalır?" diyor. Necati bir an düşünüyor: Kendisi zaten plakasız bir taksici. Bu kapı kapanırsa kim kaybeder, açılırsa kim kazanır?
Bu derste ne olacak
Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.
Eşitsizlik, nüfus ve mekân okulunun ilk kursuna, sınıf ve tabakalaşma kursuna başlıyoruz. Temel derslerde toplumsal eşitsizliği, hiyerarşiyi ve sınıfı tanımlamış; Weber dersinde de bir grubun olanaklarına erişimi sınırlamasını, yani toplumsal kapanmayı görmüştük. Bu derste iki adım ileri gidiyoruz. Önce toplumların insanları katmanlara ayırmak için tarih boyunca kurduğu büyük sistemleri karşılaştıracağız: kölelik, kast, zümre ve sınıf. Ardından bu sistemlerin hepsinde işleyen ortak bir düzeneğe, kapanmanın hangi yollarla kurulduğuna ve dışarıda bırakılanların ona nasıl karşılık verdiğine bakacağız.
Sıfır noktası — eşitsizlik bir sistemdir
İnsanlar arasında fark her yerde vardır: biri daha uzun, biri daha hızlı, biri daha çalışkan. Sosyologlar bu bireysel farklarla ilgilenmez; onları ilgilendiren, farkların kalıcı bir sıralamaya dönüşmesi ve bu sıralamanın kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır. Necati'nin plakasızlığı, onun tembelliğinden ya da yeteneksizliğinden doğmuyor. Plakanın kime ait olacağını belirleyen kurallar, fiyatlar ve miras yolları, onun bireysel çabasından bağımsız işliyor.
Bu son soru önemlidir. Davis ve Moore'un işlevsel tabakalaşma kuramını işlevselcilik derslerinde tartışmıştık: eşitsizliği, önemli konumlara yetenekli insanları çeken bir ödül düzeneği olarak açıklıyordu. Bu derste karşılaştıracağımız sistemlerin her biri de kendi düzenini bir gerekçeye bağlar; ama gerekçeler birbirinden çok farklıdır.
Kölelik — mülk sayılan insan
Kölelik, bir insanın başka bir insanın mülkü sayıldığı tabakalaşma biçimidir. Antik Yunan ve Roma'dan Atlantik'i aşan köle ticaretine kadar pek çok toplumda farklı biçimlerde var oldu. Jamaika doğumlu Amerikalı sosyolog Orlando Patterson, seksenlerin başında yayımladığı karşılaştırmalı çalışmasında, köleliğin ortak özünü yalnız emeğin zorla alınmasında değil, kölenin "toplumsal ölümünde" buldu: köle, akrabalık bağlarından, soyundan ve topluluk içindeki onurundan koparılır; hiçbir kurum ona bir kişi olarak tanınma hakkı vermez.
Kast — doğumla çizilen sınır
Fransız antropolog Louis Dumont, altmışların ortasında yazdığı bir kitapta kast düzeninin temel ilkesinin servet ya da güç değil, saflık ile kirlilik arasındaki karşıtlık olduğunu savundu. Bu bakışa göre bir rahip, bir kraldan daha zengin olmasa bile daha saf sayıldığı için sıralamanın tepesinde durabiliyordu. Dumont'un yorumu, kastı bir din kuramına fazla bağladığı ve alttaki grupların bu düzeni benimsediğini varsaydığı için eleştirildi; Dalit yazarlar ve araştırmacılar, sistemin aşağıdan bakıldığında bir inanç düzeninden çok bir zorbalık düzeni olarak yaşandığını gösterdi.
Hindistan'da bağımsızlıktan sonra kabul edilen anayasa, dokunulmazlığı yasakladı ve tarihsel olarak dışlanan gruplar için eğitimde, kamu işlerinde ve mecliste ayrılmış kontenjanlar getirdi. Anayasanın hazırlanmasında öncü rol oynayan Dalit hukukçu ve siyasetçi B. R. Ambedkar, kastın kaldırılmasını sistemin kendisine yönelik bir mücadele olarak görüyordu. Bugün kast, özellikle evlilik ve kırsal ilişkilerde etkisini sürdürürken, kentlerde ve modern işkollarında farklı biçimlere bürünüyor.
Zümre — yasaya yazılmış eşitsizlik
Zümre, kasttan daha az kapalıdır. Bir kral bir tüccara soyluluk unvanı verebilir, bir köylü çocuğu kiliseye girerek din adamı olabilir. Ama bu geçişler istisnadır ve çoğu zaman yukarıdakilerin iznine bağlıdır.
Sınıf — açık kapı, dar geçit
Sınıf sistemi, modern kapitalist toplumların tabakalaşma biçimidir. Burada eşitsizlik yasalarla tanımlanmaz; hukuk herkesi eşit yurttaş sayar. Konum, öncelikle ekonomik kaynaklara, mülkiyete, mesleğe, eğitime ve gelire göre belirlenir. Sınıf sistemi ilkede açıktır: bir işçi çocuğunun doktor olmasını yasaklayan bir kural yoktur. Ama sonraki derslerde göreceğimiz gibi, ilkedeki açıklık ile gerçekteki hareketlilik arasında büyük bir fark olabilir.
Sistemlerin karşılaştırılması
Dört sistemi yan yana koyduğumuzda, sosyologların sık kullandığı bir ayrım belirginleşir: kapalı ve açık sistemler. Kölelik ve kast, konumu doğuma bağlar ve geçişi neredeyse imkânsız kılar. Zümre, hukuki ayrıcalıklarla sınırları korur ama sınırlı geçişlere izin verir. Sınıf ise ilkede açıktır.
Ancak bu sıralamayı bir ilerleme hikâyesi gibi okumak yanıltıcı olur. Temel derslerde gördüğümüz atfedilen ve kazanılan statü ayrımı, gerçek toplumlarda iç içe geçer. Kast sisteminin içinde zengin olup sıralamada yükselen gruplar olmuştur; sınıf toplumlarında ise ırk, cinsiyet ve soy hâlâ doğuştan gelen sınırlar çizebilir. Amerika'da köleliğin kaldırılmasından sonra yaklaşık bir yüzyıl süren ayrımcı yasalar, hukuken eşit yurttaşlar arasında kast benzeri sınırlar kurmuştu. Bu yüzden sosyologlar, toplumları tek bir sistemin örneği saymak yerine, hangi sistemin ilkelerinin hangi alanda baskın olduğunu sorar.
Asıl soru şudur: Bu çok farklı sistemlerde sınırlar nasıl korunuyor? Yanıtın önemli bir kısmı, Weber'den miras kalan kavramda yatar.
Mekanizma — kapanmanın iki yönü
Weber dersinde toplumsal kapanmayı, bir grubun olanaklarına erişimi belirli ölçütlerle sınırlaması olarak tanımlamıştık. İngiliz sosyolog Frank Parkin, yetmişlerin sonunda yazdığı bir kitapta bu kavramı genişletti. Ona göre kapanma yalnız yukarıdakilerin yaptığı bir şey değildi; aşağıdakiler de kendi kapanma stratejileriyle karşılık veriyordu.
Fırsatların istiflenmesi
Amerikalı tarihsel sosyolog Charles Tilly, doksanların sonunda yayımladığı kalıcı eşitsizlik üzerine kitabında, eşitsizliğin bireyler arasında değil, kategoriler arasında kurulduğunu savundu: erkek ve kadın, yerli ve göçmen, beyaz ve siyah, vatandaş ve yabancı gibi. Ona göre kategorik eşitsizlikler iki ana düzenekle kalıcı hâle gelir. Birincisi sömürüdür: güçlü bir grup, başkalarının emeğini kendi lehine kullanır. İkincisi daha sessiz işler.
Ölçüt nerede yanlış çalışıyor
Tabakalaşma sistemlerini incelerken birkaç yaygın yanılgıya dikkat etmek gerekir.
İlk yanılgı, kastı ve zümreyi yalnız geçmişe ya da "uzak" toplumlara ait saymaktır. Doğuştan gelen sınırlar, modern sınıf toplumlarında da farklı kılıklarda yaşar: miras, soyadı, aile bağlantıları ve bazı mesleklere kuşaklar boyunca aynı ailelerden girilmesi bunun örnekleridir.
İkinci yanılgı, her kapanmayı haksız saymaktır. Bir hekimin diplomasının denetlenmesi ya da bir pilotun lisans sınavına girmesi, insanların hayatını korur. Kapanmanın varlığı değil, ölçütün işin gerektirdiğiyle ne kadar ilişkili olduğu ve kapının kimlere sistemli biçimde kapalı kaldığı sorgulanmalıdır.
Üçüncü yanılgı, dayanışmayı ve kapanmayı birbirinin karşıtı sanmaktır. Tilly'nin gösterdiği gibi, içeridekiler için güven ve dayanışma olan bir ağ, dışarıdakiler için aşılmaz bir duvar olabilir. Aynı ilişki iki taraftan farklı görünür.
Kuramsal mercekler
Tabakalaşmaya bakan sosyologlar farklı sorulardan yola çıkar.
İşlevselci mercek, tabakalaşmanın toplum için ne işe yaradığını sorar ve eşitsizliği önemli konumların doldurulmasını sağlayan bir düzenek olarak görür. Bu bakış, kast ve kölelik gibi sistemleri açıklamakta zorlanır; çünkü bu sistemlerde konum yetenekle değil, doğumla belirlenir.
Çatışmacı mercek, Marx'tan gelen geleneğiyle, tabakalaşmayı kaynakları ve üretim araçlarını elinde tutan grupların ötekiler üzerindeki tahakkümü olarak okur. Bu bakış, sömürü düzeneğini öne çıkarır ve sistemlerin, en üsttekilerin çıkarını koruyacak biçimde kurulduğunu vurgular.
Weberci ve kapanma merceği ise, Parkin ve Tilly'nin izinden, tabakalaşmayı grupların fırsatlara erişimi sınırlamak ve sınırlara karşı mücadele etmek için kullandığı stratejilerin sonucu olarak görür. Bu bakış, ekonomik sınıfın yanında statüyü, diplomayı, soyu ve etnik kimliği de hesaba katar.
Necati'nin durağına bu mercekleri sırayla tutarsak farklı sorular çıkar. İlki, plaka sınırlamasının hizmet kalitesini koruyup korumadığını sorar. İkincisi, plaka sahiplerinin şoförlerin emeğinden nasıl kazanç sağladığını inceler. Üçüncüsü ise plaka sahiplerinin, uygulama sürücülerine karşı nasıl birleştiğini ve Necati gibi plakasız şoförlerin bu kavgada hangi tarafta durduğunu araştırır.
Ölçek
Bir hanenin gündeminde tabakalaşma, bir çocuğun hangi okula gideceği, kiminle evleneceği ve hangi mesleğe yöneleceği gibi kararlarda hissedilir. Aile, kendi konumunu korumak ya da yükseltmek için ağlarını, birikimini ve bilgisini kullanır.
Kurumlar ve meslekler düzeyinde, odalar, sendikalar, lisans sınavları ve işe alım kuralları, hangi grupların hangi kaynaklara erişebileceğini belirler. Kapanmanın en görünür biçimde işlediği yer çoğu zaman burasıdır.
Toplum ve devletler düzleminde ise anayasalar, vatandaşlık yasaları ve göç rejimleri, en büyük kapanma sınırlarını çizer. Doğduğun ülkenin pasaportu, sonraki derslerde tartışacağımız küresel eşitsizliğin, insanın kendi seçmediği en güçlü belirleyicilerinden biridir.
Türkiye'de taksi plakası
Türkiye'nin büyük kentlerinde ticari taksi plakaları, belediyelerin kararıyla sınırlı sayıda verilir. İstanbul'da plaka sayısının uzun yıllar boyunca neredeyse hiç artmaması, kent nüfusu büyüdükçe bu plakaları değerli bir mülke dönüştürdü. Plakalar alınıp satılabildiği ve mirasla aktarılabildiği için, pek çok plaka sahibi aracı kendisi kullanmak yerine şoförlere kiraya veriyor. Böylece aynı mesleğin içinde iki katman oluştu: plakaya sahip olanlar ve günlük kira karşılığında başkasının plakasıyla çalışanlar.
Uygulama tabanlı araç çağırma hizmetleri yaygınlaşmaya başladığında, taksi esnafı bu hizmetlere karşı güçlü bir tepki gösterdi; bir dönem mahkeme kararıyla bu hizmetlerden birine erişim engellendi. Taksi esnafının temsilcileri, plaka için büyük bedeller ödendiğini, ticari taşımacılığın denetim, sigorta ve vergi kurallarına bağlı olduğunu ve plakasız taşımacılığın haksız rekabet yarattığını savundu. Karşı taraf ise plaka sınırının hizmeti pahalı ve yetersiz bıraktığını, yolcuların bekleme süresinin uzadığını ve yeni sürücülere kapının kapalı tutulduğunu öne sürdü. Belediyelerin yeni plaka ya da farklı türde taksi hatları açma girişimleri de aynı tartışmanın içinde yer aldı.
Bu tartışma, Parkin'in ikili kapanmasının yerel bir örneği olarak okunabilir: plaka sahipleri, hem uygulama sürücülerine hem de yeni plaka girişlerine karşı dışlama stratejisi izlerken, kendi gelirlerini devlete ve büyük şirketlere karşı korumak için örgütlü bir esnaf gücü olarak hareket ediyor. Benzer bir süreç başka ülkelerde de yaşandı. New York'ta taksi lisansları uzun süre sınırlı tutulmuş, yüksek fiyatlarla alınıp satılmış; uygulama tabanlı hizmetlerin yayılmasıyla bu lisansların değeri sert biçimde düşmüş ve borçla lisans alan pek çok sürücü zor durumda kalmıştı. İki kentin karşılaştırması, kapanmanın kaldırılmasının bile herkese aynı biçimde dokunmadığını gösterir: kapının açılması, kapının içinde borçlanarak yer almış olanlar için bir yıkım olabilir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Tabakalaşma sistemlerini ve kapanma stratejilerini anlamak için sosyologlar hem geniş tarihsel karşılaştırmalara hem de belirli bir işkolunun ya da kurumun yakından incelenmesine başvurur.
Yaygın hatalar
Aklında kalsın
- Tabakalaşma sistemi, insanların değerli kaynaklara erişimine göre sıralandığı, kurallarla ve inançlarla desteklenen ve kuşaktan kuşağa aktarılan kalıcı düzendir.
- Kölelik insanı bir mülke dönüştürür; Patterson onun özünü kölenin toplumsal ölümünde bulur.
- Kast sistemi konumu doğuma, evliliği ve mesleği saflık kurallarına bağlar; Dumont'un saflık yorumu, sistemin aşağıdan zorbalık olarak yaşandığını gösteren çalışmalarla eleştirildi.
- Zümre sisteminde eşitsizlik hukukun içine yazılıdır; sınıf sisteminde ise hukuk herkesi eşit sayar, eşitsizlik ekonomik kaynaklar üzerinden kurulur.
- Parkin'e göre dışlama yoluyla kapanma aşağı doğru, gasp yoluyla kapanma yukarı doğru işler; pek çok grup ikisini birlikte uygular.
- Tilly'nin fırsat istifçiliği, bir grubun değerli bir kaynağı kendi ağları içinde tutmasıdır ve dışarıdan bir dayanışma gibi görünebilir.
- Türkiye'de taksi plakası tartışması, sınırlı bir lisansın değerli bir mülke dönüşmesini ve kapının hem kapalı tutulmasının hem de açılmasının farklı gruplara farklı bedeller yüklediğini gösterir.
Sonraki derse köprü
Bu derste tabakalaşmanın büyük biçimlerini karşılaştırdık ve sınıfı, hukuken açık ama gerçekte kapanmalarla örülü bir sistem olarak tanıdık. Ama sınıf kelimesini kullanmak, onun nasıl tanımlanacağı sorusunu yanıtlamaz. Necati bir işçi mi, küçük bir esnaf mı, yoksa ikisinin arasında bir yerde mi? Sonraki ders, sınıfı mülkiyet ve sömürü üzerinden tanımlayan Marx'ın geleneğini, piyasadaki yaşam şansları üzerinden tanımlayan Weber'in geleneğini ve bu iki mirastan doğan çağdaş sınıf şemalarını yan yana koyuyor; bir insanın sınıfını belirlemenin neden bu kadar tartışmalı olduğunu ve şemaların birbirinden hangi noktalarda ayrıldığını tartışıyor.