İçeriğe geç

ALN-403-05·Eğitim Sosyolojisi

Eğitimde sınıf, cinsiyet, etnisite ve engellilik

temel2.509 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Okulun kapısının herkese açık olması, kapıdan girenlerin aynı yolu yürüdüğü anlamına gelmez.
  2. Sınıf farkları okul yılı içinde olduğu kadar, okulun olmadığı yaz aylarında da birikir.
  3. Tersine dönen cinsiyet farkı, kızların bazı göstergelerde erkekleri geçtiğini gösterir; ama alan ayrışması ve bazı erkek çocuklarının okuldan kopması yeni eşitsizlik biçimleridir.
  4. Öğretim dili dezavantajı, ana dili okulun dilinden farklı olan öğrencilerin, öğrenmenin dilini ve içeriğini aynı anda edinmek zorunda kalmasından doğar.
  5. Kalıp yargı tehdidi, olumsuz önyargıların değerlendirme anlarında performansı etkileyebileceğini gösterir; etkinin büyüklüğü tartışmalıdır.
  6. Okul ayrışması, ailelerin bireysel kararlarının toplamda öğrencileri farklı okullarda yoğunlaştırmasıyla ortaya çıkar; kapsayıcı eğitim ise sınıfı öğrencilerin çeşitliliğine uydurmayı hedefler.
  7. Türkiye'de mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları, yoksulluk, cinsiyet, dil ve göçün eğitimde nasıl kesiştiğini gösterir.

Açılış sahnesi

Bir il merkezindeki ortaokulun rehberlik servisinde, rehber öğretmen Nermin Hanım yıl sonu raporunu hazırlıyor. Masasında beş öğrencinin dosyası var ve beşi de bu yıl bir şekilde zorlanmış.

Birincisi, Yusuf, babası işini kaybettiği için kış boyunca okuldan sonra bir kafede bulaşıkçılık yapmış; notları düşmüş. İkincisi, Zehra, sınıfın en başarılı öğrencilerinden biri; ama ailesi liseyi uzak bir ilçede okumasına izin vermeyeceğini söylemiş. Üçüncüsü, Ahmet, okula başladığında Türkçeyi çok az biliyordu; şimdi konuşuyor ama okuduğunu anlamakta hâlâ zorlanıyor. Dördüncüsü, Elif, işitme cihazı kullanıyor; öğretmenlerin bir kısmı ders anlatırken tahtaya dönüyor ve Elif dudaklarını göremediği için dersin yarısını kaçırıyor. Beşincisi, Barış, matematikte çok iyi; ama son dönemde derslerle ilgisini kesmiş, arkadaşlarıyla birlikte bir oto tamircisinin yanında çıraklık yapmayı düşünüyor.

Nermin Hanım raporun başına bir cümle yazıyor, sonra siliyor. Bu beş öğrencinin zorluklarını tek bir başlık altında toplayamıyor. Biri yoksullukla, biri cinsiyetle, biri dille, biri bir engelle, biri de erkekliğe dair beklentilerle ilgili gibi görünüyor. Ama Zehra'nın ailesi aynı zamanda yoksul; Ahmet'in ailesi mevsimlik işçi; Elif'in ailesi onu özel bir okula gönderemiyor. Zorluklar birbirinden ayrılmıyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Okulun ölçme, sıralama ve ad koyma araçlarının herkesi aynı biçimde etkilemediği, bu dersin çıkış noktasıdır. Temel derslerde toplumsal cinsiyet, etnisite, yaş ve engellilik eksenlerini, engelliliğin toplumsal modelini ve bir kişinin birden fazla eksende bulunmasının kendine özgü bir konum ürettiğini anlatan kesişimselliği tanımıştık. Bu derste bu eksenlerin her birinin okulda nasıl işlediğine ve birbirleriyle nasıl kesiştiğine bakacağız.

Sırasıyla sınıfı, cinsiyeti, etnisite ve dili, engelliliği ele alacak; en sonda bunların kesiştiği yerlerde ortaya çıkan deneyimlere döneceğiz.

Sıfır noktası — eşit kapı, eşit olmayan yol

Pek çok ülkede bugün okulun kapısı resmî olarak herkese açıktır: zorunlu eğitim yasaları, parasız öğretim ve ayrımcılık yasakları, her çocuğun okula gitme hakkını güvence altına alır. Ama kapının açık olması, kapıdan içeri girenlerin aynı yolu yürüdüğü anlamına gelmez. Bir öğrencinin okulda ne kadar ilerleyeceği, hangi alanları seçeceği, nasıl görüleceği ve ne zaman okulu bırakacağı, büyük ölçüde okulun dışından gelen konumlarına bağlı kalır.

Mekanizma — dört eksen

Sınıf. Önceki derslerde kültürel sermayenin ve aile kararlarının okul başarısına nasıl yansıdığını gördük. Sınıf farkları, okulun dışındaki zamanlarda da birikir. Amerikalı araştırmacıların uzun dönemli çalışmaları, okul yılı boyunca farklı sınıflardan çocukların benzer hızda ilerleyebildiğini, ama yaz tatillerinde varlıklı ailelerin çocuklarının öğrenmeye devam ederken dar gelirli ailelerin çocuklarının geride kalabildiğini ileri sürdü.

Cinsiyet. Yirminci yüzyılın büyük bölümünde kız çocukları, okula erişimde erkek çocuklarının gerisinde kaldı. Son on yıllarda pek çok ülkede bu tablo değişti ve bazı göstergelerde tersine döndü.

Etnisite ve dil. Ulus devletler, tek bir konuşma dilini ve tek bir yurttaşlık anlatısını yaymak için en çok okula yaslandı. Bu, okulun dilini evden konuşarak gelen çocuklar için doğal, başka dillerle büyüyen çocuklar için ise zorlu bir başlangıç anlamına gelir.

Amerikalı sosyal psikologlar Claude Steele ve Joshua Aronson, doksanların ortasında yayımladıkları çalışmalarda, olumsuz kalıp yargıların hedefindeki grupların üyelerinin, bu kalıp yargının hatırlatıldığı durumlarda daha düşük performans gösterebildiğini ileri sürdü.

Eşitsizlik yalnız sınıflar içinde değil, okullar arasında da işler.

Engellilik. Temel derslerde engelliliğin toplumsal modelini, engeli bireyin bedeninden çok çevrenin ve kurumların düzenlenme biçimine bağlayan yaklaşım olarak tanımıştık. Eğitimde bu yaklaşım, engelli öğrencilerin ayrı okullarda eğitilmesinden ortak okullara katılımına doğru bir dönüşümü besledi.

Eksenler kesiştiğinde

Kesişimsellik, bu dört eksenin birbirine eklenmediğini, birbirini dönüştürdüğünü hatırlatır. Yoksul bir ailenin kızı, yalnız yoksulluğun ve yalnız cinsiyetin etkilerini değil, ikisinin birleşimiyle ortaya çıkan özgül baskıları yaşar: ailenin kısıtlı kaynakları, önce oğlanların eğitimine ayrılabilir; kızın okula gitmesi, ev işlerine ve kardeş bakımına katkısını azaltacağı için daha pahalı görülebilir.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Eksenlere göre eşitsizlikleri incelemek önemli bir araçtır, ama dikkatsiz kullanıldığında yanıltabilir.

Birincisi, grupları sabit ve homojen kategoriler gibi ele alma riski vardır. Bir etnik grubun ya da bir sınıfın içinde de çok farklı deneyimler, başarılar ve stratejiler bulunur. Grup ortalamaları, bireylerin yollarını açıklamaz.

İkincisi, dezavantajları sıralamak ya da birbiriyle yarıştırmak, kesişimselliğin asıl katkısını gözden kaçırır. Soru, hangi eksenin daha ağır olduğu değil, eksenlerin belirli bir durumda nasıl birleştiğidir.

Üçüncüsü, eşitsizliklere odaklanmak, dezavantajlı grupları yalnız mağdur olarak gösterme tehlikesi taşır. Bu grupların aileleri, toplulukları ve öğrencileri, okuldaki engellere karşı dayanışma ağları, destek stratejileri ve direniş biçimleri geliştirir.

Kuramsal mercekler

Eğitimdeki eşitsizlikleri inceleyen çalışmalar üç farklı yoldan ilerler.

Tek eksen yolu, sınıf, cinsiyet, etnisite ya da engellilik gibi tek bir ekseni merkeze alır ve o eksendeki eşitsizliğin mekanizmalarını derinlemesine inceler. Bu yol, belirli bir eşitsizliğin nasıl üretildiğini ayrıntılı biçimde gösterir.

Kesişimsel yol, birden çok eksenin bir arada nasıl işlediğini ve belirli grupların, örneğin yoksul göçmen kızların ya da engelli kırsal çocukların, hangi özgül deneyimleri yaşadığını inceler.

Kurumsal yol ise eşitsizliklerin okulun hangi kurallarında, kaynak dağılımlarında, kayıt düzenlemelerinde ve destek hizmetlerinde üretildiğini sorgular; bireylerin değil, kurumların nasıl değiştirilebileceğine odaklanır.

Nermin Hanım beş dosyayı tek tek de okuyabilir, okulun kurallarına bakarak da; ama raporunu ancak eksenlerin kesiştiği yerden yazabildiğinde, Zehra ile Ahmet'in hikâyesi bir arada anlam kazanır.

Ölçek

Sınıf ölçeğinde eşitsizlik, öğretmenin kime nasıl seslendiğinde, hangi öğrencinin ihtiyacının fark edildiğinde ve sınıf düzeninin kimi dışarıda bıraktığında yaşanır.

Okul ve mahalle ölçeğinde, okul ayrışması, destek hizmetlerinin varlığı, binanın erişilebilirliği ve okulun velilerle hangi dilde iletişim kurduğu belirleyicidir.

Ulusal ölçekte ise zorunlu eğitim düzenlemeleri, öğretim dili politikaları, özel eğitim sistemleri ve bölgeler arasındaki kaynak farkları, hangi grupların eğitimde hangi fırsatlara sahip olacağını büyük ölçüde belirler.

Türkiye'de mevsimlik tarımda çocukların okulu

Türkiye'de her yıl, ilkbahardan sonbahara kadar çok sayıda aile, fındık, pamuk, kayısı ve sebze hasadı için bir ilden ötekine göç eder. Mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan bu ailelerin önemli bir kısmı, ülkenin doğu ve güneydoğusundaki illerden gelir; bir kısmının evde konuştuğu dil Türkçe değildir. Aileler çoğu zaman çocuklarıyla birlikte yolculuk eder ve tarlaların kenarında kurulan çadırlarda ya da geçici barınaklarda kalır.

Bu çocukların eğitimi, bu derste tartıştığımız eksenlerin hepsinin kesiştiği bir yerde durur. Ailelerin yoksulluğu, çocukların okul döneminin başında ve sonunda haftalarca okula gidememesine yol açar; bazı çocuklar hasatta çalışır. Kız çocukları çoğu zaman çadırda küçük kardeşlere bakar ve yemek işlerine yardım eder. Ana dili farklı olan çocuklar, okula döndüklerinde hem kaçırdıkları konuları hem de okulun dilini yakalamak zorundadır. Göç yolunda ya da konaklama alanlarında okula erişim sınırlı kalır.

Bu sorunu azaltmak için farklı dönemlerde çeşitli uygulamalar denendi: hasat bölgelerinde yaz okulları, mobil eğitim destekleri, devamsızlığın izlenmesi ve ailelere yönelik şartlı nakit yardımları bunlar arasındaydı. Bu uygulamaların etkisi hakkında görüşler farklıdır: bazıları, eğitim desteklerinin ve izleme sistemlerinin çocukların okula devamını iyileştirdiğini vurgular; bazıları ise sorunun kökünün, ailelerin düşük ücretleri ve tarım işinin mevsimlik yapısı olduğunu, bu değişmedikçe eğitim tedbirlerinin sınırlı kalacağını savunur. Göçmen tarım işçilerinin çocukları için özel eğitim programları yürüten başka ülkelerle karşılaştırıldığında, sorunun Türkiye'ye özgü olmadığı, ama çözüm yollarının tarım emeğinin örgütlenme biçimine sıkı sıkıya bağlı olduğu görülür.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Eğitimdeki eşitsizliklerin eksenlerini ve kesişimlerini görünür kılmak için araştırmacılar başka başka kapılardan girer.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Okulun kapısının herkese açık olması, kapıdan girenlerin aynı yolu yürüdüğü anlamına gelmez.
  2. Sınıf farkları okul yılı içinde olduğu kadar, okulun olmadığı yaz aylarında da birikir.
  3. Tersine dönen cinsiyet farkı, kızların bazı göstergelerde erkekleri geçtiğini gösterir; ama alan ayrışması ve bazı erkek çocuklarının okuldan kopması yeni eşitsizlik biçimleridir.
  4. Öğretim dili dezavantajı, ana dili okulun dilinden farklı olan öğrencilerin, öğrenmenin dilini ve içeriğini aynı anda edinmek zorunda kalmasından doğar.
  5. Kalıp yargı tehdidi, olumsuz önyargıların değerlendirme anlarında performansı etkileyebileceğini gösterir; etkinin büyüklüğü tartışmalıdır.
  6. Okul ayrışması, ailelerin bireysel kararlarının toplamda öğrencileri farklı okullarda yoğunlaştırmasıyla ortaya çıkar; kapsayıcı eğitim ise sınıfı öğrencilerin çeşitliliğine uydurmayı hedefler.
  7. Türkiye'de mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları, yoksulluk, cinsiyet, dil ve göçün eğitimde nasıl kesiştiğini gösterir.

Sonraki derse köprü

Bu derste okulun içindeki eşitsizliklerin farklı eksenlerini gördük. Bu eşitsizliklerin önemli bir kısmı, eğitimin en üst basamağında, yani yükseköğretimde ve oradan mesleklere geçişte belirginleşir. Üniversiteye kimin gittiği, hangi üniversiteye ve hangi bölüme girdiği, diplomanın iş piyasasında ne kadar değer taşıdığı ve mesleklerin kapılarının kimlere açıldığı, bugünün en önemli eşitsizlik sorularından biridir. Sonraki ders, yükseköğretimin genişlemesini, diplomaların değerindeki değişimi ve diplomalar ile meslekler arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.