İçeriğe geç

ALN-403-04·Eğitim Sosyolojisi

Başarı, seçme, ölçme ve etiketleme

temel2.504 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Her başarı ölçüsü bir tercih taşır; bazı becerileri görünür, bazılarını görünmez kılar.
  2. Meritokrasi kavramı, Young'ın hicvinde yeni bir hiyerarşi uyarısı olarak doğdu, sonradan olumlu bir ideale dönüştü.
  3. Öğretmenlerin zihnindeki ideal öğrenci imgesi ve beklentileri, öğrencilere davranışlarını ve verdikleri fırsatları etkileyebilir; ama beklenti etkisinin büyüklüğü çoğu zaman abartılmıştır.
  4. Akademik izleme, öğrencileri başarılarına göre gruplara ayırır; gruplara verilen farklı imkânlar başlangıçtaki farkları büyütebilir.
  5. Sınava göre öğretme, öğretimi sınavın ölçtüğü bilgi ve tekniklere daraltabilir.
  6. Campbell yasasına göre bir gösterge önemli kararlarda ne kadar çok kullanılırsa, bozulma ve çarpıtılma baskısına o kadar açık olur.
  7. Türkiye'de takdir ve teşekkür belgeleri, hem emeği görünür kılan bir ödül hem de erken yaşta başlayan bir sıralama ve etiketleme işareti olarak okunabilir.

Açılış sahnesi

Bir ortaokulda eylül ayının ilk haftası. Altıncı sınıflar için yeni bir matematik öğretmeni göreve başlıyor. Okul müdürü ona sınıf listelerini verirken bir şey ekliyor: «A şubesi okulun en iyi öğrencileri, onlarla rahat edersiniz. D şubesi biraz zor; çoğu geçen yıl deneme sınavlarında düşük aldı.»

Öğretmen ilk derse D şubesine giriyor. Sınıf kalabalık ve gürültülü. Bir öğrenci, Emre, en arkada oturuyor ve ders boyunca pencereden dışarı bakıyor. Öğretmen ona bir soru soruyor; Emre omuz silkiyor. Teneffüste öğretmenler odasında başka bir öğretmen, «Emre mi? Onu boş ver, ailesi de ilgilenmiyor» diyor. O dönem boyunca öğretmen, D şubesinde konuları daha yavaş işliyor, daha kolay sorular soruyor ve Emre'ye pek söz vermiyor.

Dönem sonunda Emre'nin notları düşük. Bir gün okul bahçesinde öğretmen, Emre'yi bir grup küçük çocuğa futbol topunun ne kadar yükseğe çıkabileceğini hesaplatırken görüyor: açıyı, hızı, rüzgârı tartışıyorlar. Öğretmen yanına gidip dinliyor ve Emre'nin anlattıklarının, sınıfta hiç sormadığı türden bir matematik olduğunu fark ediyor. Kendi kendine soruyor: Emre'yi zayıf bir öğrenci yapan, Emre'nin kendisi mi, yoksa onu bir şubeye, bir arka sıraya ve bir cümleye yerleştiren okul mu?

Bu derste ne olacak

Bu derste anlatılan sahneler ve örnek durumlar kurgudur; hiçbiri bir kayıttan alınmamıştır.

Evden taşınan birikim bir yana, okulun da kendi araçları var ve bu ders onlara ayrılıyor: başarı nasıl tanımlanıyor, öğrenciler nasıl ölçülüyor, sıralanıyor ve gruplara ayrılıyor, ve bu süreçte verilen adlar öğrencilerin yolunu nasıl etkiliyor?

Temel derslerde eğitimin eleme işlevini ve sapma derslerinde etiketlemeyi görmüştük: bir davranışın ya da bir kişinin belirli bir adla anılmasının, o kişiye nasıl davranıldığını ve onun kendine nasıl baktığını değiştirebileceğini. Bu derste etiketlemenin okuldaki işleyişini, öğretmen beklentilerini, öğrencilerin gruplara ayrılmasını, sınavların öğretimi nasıl biçimlendirdiğini ve tüm bunların arkasındaki liyakat inancını inceleyeceğiz.

Sıfır noktası — başarıyı kim tanımlar?

Okulda başarı, çoğu zaman notlarla, sınav puanlarıyla ve sıralamalarla ölçülür. Bu ölçüler o kadar alışılmıştır ki, başarının kendisi gibi görünür. Ama her ölçü, bazı yetenekleri sahnenin ortasına çıkarırken bazılarını kulise iter. Yazılı sınavda iyi olan bir öğrenci başarılı sayılırken, sözlü anlatımda, el becerisinde, birlikte çalışmada ya da bahçede bir topun yolunu hesaplamada iyi olan bir öğrenci, bu ölçülerde görünmeyebilir.

Modern okul sisteminin dayandığı temel inanç, başarının yeteneğe ve emeğe göre ödüllendirilmesi gerektiğidir.

Mekanizma — beklentiler, gruplar ve etiketler

Okulda etiketleme çoğu zaman bir tanı ya da bir cezayla değil, öğretmenlerin gündelik beklentileriyle başlar. Amerikalı sosyolog Howard Becker, ellilerin başında yaptığı bir çalışmada, öğretmenlerin zihninde bir ideal öğrenci imgesi taşıdığını ve bu imgenin çoğu zaman orta sınıf çocuklarının davranışlarına benzediğini gösterdi.

Psikolog Robert Rosenthal ve okul müdürü Lenore Jacobson, altmışların sonunda yayımlanan ve büyük yankı uyandıran bir çalışmada, öğretmen beklentilerinin öğrencilerin başarısını etkileyebileceğini ileri sürdü.

Amerikalı sosyolog Ray Rist, yetmişlerin başında yayımladığı bir çalışmada, bir anaokulu sınıfını uzun süre izledi ve öğretmenin okulun ilk günlerinde, öğrencilerin görünüşüne, konuşmasına ve ailelerinin durumuna bakarak onları masalara ayırdığını gözlemledi. Bu ilk ayrım, sonraki yıllarda da büyük ölçüde değişmeden sürdü.

Beklentiler, okulların öğrencileri gruplara ayırma biçimleriyle kurumsallaşır.

Ölçme ve onun yan etkileri

Sınavlar, okulun en güçlü seçme araçlarıdır. Ama bir sınav yalnız ölçmekle kalmaz; neyin öğretileceğini de biçimlendirir. Yöntem derslerinde ölçümün geçerliliğini ve güvenilirliğini, yani bir ölçümün ölçmek istediği şeyi ne ölçüde ölçtüğünü ve ne kadar tutarlı olduğunu tartışmıştık. Eğitimde bu sorular, sınavların öğretim üzerindeki etkisiyle birlikte düşünülmelidir.

Amerikalı sosyal bilimci Donald Campbell, yetmişlerin ortasında yazdığı bir makalede, nicel göstergelerin karar verme için kullanılmasının yarattığı bir soruna dikkat çekti.

Ölçüt nerede yanlış çalışıyor

Beklenti ve etiket üzerine kurulan açıklamaların da kendi tuzakları var.

Birincisi, öğretmen beklentisi etkisinin büyüklüğü sıklıkla abartılmıştır. Pek çok öğretmenin beklentileri, öğrencilerin gerçek başarısını büyük ölçüde doğru tahmin eder; beklentilerin başarıyı yaratmasından çok, başarıyı yansıtması daha yaygındır. Etkiyi abartmak, öğretmenleri bütün başarısızlıkların tek sorumlusu gibi gösterebilir.

İkincisi, etiketleme yaklaşımı, öğrencilerin etiketleri edilgen biçimde kabul ettiğini varsaymaya yatkındır. Oysa öğrenciler etiketlere direnebilir, onları başka anlamlarla doldurabilir ya da başka alanlarda kendilerini kanıtlayarak etiketi boşa çıkarabilir.

Üçüncüsü, ölçmeyi bütünüyle eleştirmek de yanıltıcıdır. Açık ve standart ölçütler, öğretmenlerin kişisel önyargılarına karşı bir koruma da sağlayabilir. Bir öğretmenin izlenimine göre yapılan değerlendirme, sınavla yapılan değerlendirmeden daha adil olmayabilir; asıl soru, ölçümün neyi, nasıl ve hangi amaçla ölçtüğüdür.

Kuramsal mercekler

Okulda başarı ve etiketleme üzerine çalışmalar üç ayrı açıdan yürür.

Etkileşimci açı, Becker'ın ve etiketleme kuramının izinden giderek, sınıfta göz göze gelinen, söz verilen ya da verilmeyen anlarda beklentilerin ve adların nasıl oluştuğunu ve öğrencinin kimliğine nasıl yerleştiğini inceler.

Kurumsal açı, akademik izleme, şube ayrımı ve sınav sistemleri gibi örgütsel düzenlemelerin, bireysel öğretmenlerin niyetlerinden bağımsız olarak öğrencilerin yollarını nasıl biçimlendirdiğini sorgular.

Meritokrasi eleştirisi açısı ise başarının yeteneğe ve emeğe göre ödüllendirildiği inancının, var olan eşitsizlikleri hak edilmiş farklar gibi göstererek nasıl meşrulaştırabildiğini tartışır.

Emre'nin hikâyesi üç açıda farklı görünür: arka sırada ona söz verilmeyen bir öğrencinin, D şubesine yerleştirilmiş bir grubun ve düşük notlarını kendi yeteneksizliğine bağlamaya başlayan bir gencin hikâyesi.

Ölçek

Sınıf ölçeğinde etiketleme, öğretmenin kime söz verdiğinde, kimin hatasını nasıl düzelttiğinde ve öğrencilere hangi cümlelerle seslendiğinde yaşanır.

Okul ölçeğinde, şube ayrımları, destek sınıfları, ödül törenleri ve okul içi sıralamalar, bireysel etiketleri kurumsal kategorilere dönüştürür.

Ulusal ölçekte ise merkezî sınavlar, okul türleri arasındaki ayrımlar ve okul başarısı sıralamaları, bütün bir kuşağın hangi yollara yönlendirileceğini belirler ve hangi becerilerin değerli sayılacağını tanımlar.

Türkiye'de takdir ve teşekkür belgesi

Türkiye'de ortaokul ve liselerde, dönem sonunda belirli bir not ortalamasını aşan ve davranış açısından sorun yaşamayan öğrencilere takdir ya da teşekkür belgesi verilir. Bu belgeler, karne günü öğrencilerin ve ailelerin en çok merak ettiği şeylerden biridir. Bazı okullarda belgeyi alan öğrencilerin adları panolarda ilan edilir, sosyal medyada paylaşılır; aileler belgeleri çerçeveletip duvara asar.

Belgeler, bir yandan öğrencilerin emeğini görünür kılan ve onları teşvik eden bir ödül işlevi görür. Öte yandan, bu derste tartıştığımız mekanizmaların küçük bir örneğidir. Belgeler, başarıyı yalnız not ortalamasıyla tanımlar ve not ortalamasının ölçmediği becerileri görünmez kılar. Öğrenciler arasında, daha ortaokulun ilk yıllarında belgeli ve belgesiz diye gayriresmî bir ayrım yaratır. Belge almayan bir öğrenci, karne günü sınıf arkadaşlarının belgeleriyle eve dönüşünü izlerken kendine bir ad koymaya başlayabilir.

Bu uygulamanın değerlendirilmesinde görüşler ayrılır. Bazı eğitimciler ve aileler, belgelerin çalışmayı ödüllendiren, öğrencilere hedef koyan ve ailelerin çocuklarının başarısını kutlamasına imkân veren olumlu bir gelenek olduğunu savunur. Başka eğitimciler ise belgelerin, özellikle küçük yaşlarda, çocukları erken yaşta sıralamaya ve karşılaştırmaya alıştırdığını, belge alamayan çocuklarda kalıcı bir başarısızlık duygusu yaratabildiğini öne sürer. İlkokulun ilk yıllarında not vermek yerine yalnız sözlü ve gelişim odaklı değerlendirme yapan eğitim düzenleriyle karşılaştırıldığında, bu tartışmanın, okulun ne zaman ve nasıl sıralamaya başlaması gerektiğine dair evrensel bir soruya bağlandığı görülür.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Beklentinin, gruplamanın ve sınavın etkisini ölçmek için araştırmacılar üç farklı yoldan gider.

Yaygın hatalar

Aklında kalsın

  1. Her başarı ölçüsü bir tercih taşır; bazı becerileri görünür, bazılarını görünmez kılar.
  2. Meritokrasi kavramı, Young'ın hicvinde yeni bir hiyerarşi uyarısı olarak doğdu, sonradan olumlu bir ideale dönüştü.
  3. Öğretmenlerin zihnindeki ideal öğrenci imgesi ve beklentileri, öğrencilere davranışlarını ve verdikleri fırsatları etkileyebilir; ama beklenti etkisinin büyüklüğü çoğu zaman abartılmıştır.
  4. Akademik izleme, öğrencileri başarılarına göre gruplara ayırır; gruplara verilen farklı imkânlar başlangıçtaki farkları büyütebilir.
  5. Sınava göre öğretme, öğretimi sınavın ölçtüğü bilgi ve tekniklere daraltabilir.
  6. Campbell yasasına göre bir gösterge önemli kararlarda ne kadar çok kullanılırsa, bozulma ve çarpıtılma baskısına o kadar açık olur.
  7. Türkiye'de takdir ve teşekkür belgeleri, hem emeği görünür kılan bir ödül hem de erken yaşta başlayan bir sıralama ve etiketleme işareti olarak okunabilir.

Sonraki derse köprü

Bu derste okulun öğrencileri nasıl ölçtüğünü, sıraladığını ve onlara nasıl adlar verdiğini gördük. Bu süreçler bütün öğrencileri aynı biçimde etkilemez. Bir öğrencinin sınıfı, cinsiyeti, etnik kökeni, ana dili ya da bir engeli olup olmaması, okulda nasıl görüldüğünü, hangi beklentilerle karşılaştığını ve hangi yollara yönlendirildiğini derinden etkiler. Bu farklar birbirinden bağımsız da değildir; bir öğrencinin deneyimi, bu konumların birbiriyle kesiştiği yerde biçimlenir. Sonraki ders, eğitimde sınıf, cinsiyet, etnisite ve engellilik eşitsizliklerini ve bunların birbiriyle nasıl kesiştiğini ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.