İçeriğe geç

M01-D04

Biyolojik açıklama ve suçluluk

Biyolojik açıklamanın danışanın suçluluk, umut ve değişim beklentisi üzerindeki iki yönlü etkisini açıklar.

Sinir Sistemi Akademisi — M01, Terapist neden sinir sistemini bilmeli · 2.615 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Terapi Akademisi’nde: S00-P01-D09

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Biyolojik açıklama danışanın hayatına iki soruyla girer. Geçmişe dair soruya, "bu benim suçum mu", çoğu zaman rahatlatıcı bir cevap verir. Geleceğe dair soruya, "bu değişebilir mi", bazen karamsar bir cevap verir.

Deneyler bu iki etkinin birlikte geldiğini gösteriyor: biyogenetik açıklamalar suçlamayı azaltırken gelecek karamsarlığını artırabiliyor. Karamsarlık da tedaviye verilen emeği azaltarak kendini doğrulayabiliyor.

İkilemin bir çıkışı, biyolojinin değişebilir yanını birlikte anlatmak. Bir başka çıkışı, sorunun sorumluluğu ile çözümün sorumluluğunu ayırmak: bir kişi sorununa yol açmamış olabilir ve yine de çözümün etkin bir parçası olabilir.

Terapist biyolojik bir açıklamayı ne reddeder ne de olduğu gibi bırakır; onun kaldırdığı suçu kabul eder, kapattığı umudu yeniden açar.

Açılış sahnesi

Samsun'da bir aile sağlığı merkezinin bekleme salonu, cumartesi sabahı. Mukaddes Hanım altmış iki yaşında, emekli bir terzi; kızı Esra yanında. Mukaddes Hanım yıllardır mutsuz olduğunu, son iki yıldır yataktan çıkmakta zorlandığını ilk kez bir hekime anlatmış ve bir ilaç reçetesiyle çıkmış.

Bekleme salonunda reçeteye bakıyor ve ağlamaya başlıyor. Esra korkuyor, bir şey mi oldu diye soruyor.

"Doktor dedi ki beyindeki bir madde azalmış," diyor Mukaddes Hanım. "Kırk yıl kendime tembel dedim. Babana yetemedim dedim. Meğer benim suçum değilmiş."

Esra annesinin elini tutuyor. Sonra Mukaddes Hanım bir cümle daha kuruyor ve Esra'nın içi bu sefer başka türlü sızlıyor: "Demek ki bu hep böyle kalacak. Beynim böyle."

Aynı açıklama on saniye arayla iki ayrı şey yaptı. İlk cümlede kırk yıllık bir suçu kaldırdı. İkinci cümlede bir umudu aldı.

Mukaddes Hanım ile Esra bu ders için kurgulandı. Bir biyolojik açıklamanın aynı kişide bu iki etkiyi birlikte yaratabilmesi ise, araştırmanın defalarca gösterdiği bir durum.

Bu derste ne olacak

M01-D03'ün sonunda Ramazan, ilk görüşmeden çıkarken öfkesinin sorumluluğunu sinirlerine bırakmıştı. Bu ders o hamlenin iki yüzünü açıyor. Önce biyolojik açıklamanın suçu nasıl kaldırabildiğine, sonra aynı açıklamanın geleceğe dair umudu nasıl azaltabildiğine bakacağız. İki etkiyi birlikte ölçen deneylerin sonucunu okuyacağız. Ardından bu ikilemden çıkmanın bir yolunu, sorunun sorumluluğu ile çözümün sorumluluğunu ayırmayı ve biyolojinin değişebilir yanını vurgulamayı göreceğiz.

Sıfır noktası

Damgalamanın üç parçası, toplumun ruhsal sorun yaşayan kişiye bakışı ve biyolojik açıklamanın bu bakıştaki iyi niyetli hatası S00-P01-D09'un konusuydu. Orada soru, başkalarının kişiye nasıl baktığıydı. Bu dersin sorusu daha içeride: kişi kendi sorununa biyolojik bir açıklama bulduğunda kendine nasıl bakar?

M01-D01'de tanımladığımız biyolojik açıklama, danışanın hayatına iki ayrı soruyla girer. Biri geçmişle ilgilidir: bu benim suçum mu? Öteki gelecekle ilgilidir: bu değişebilir mi? Biyolojik açıklama ilk soruya çoğu zaman "hayır" der. İkinci soruya verdiği cevap ise, nasıl anlatıldığına göre değişir.

Yaygın yanlış"Biyolojik açıklama damgalamayı ve kendini suçlamayı her bakımdan azaltır."
Doğrusu

Bu, kamu kampanyalarının uzun süre dayandığı bir varsayımdı: bir sorunun beyinde olduğunu söylersen insanlar kişiyi suçlamaz, kişi de kendini suçlamaz. Araştırmalar suçlamanın gerçekten azaldığını gösterdi. Ama aynı açıklama başka bir şeyi artırdı: sorunun kalıcı olduğuna dair inancı. Bir etkiyi kazanırken öbürünü kaybetmek mümkün.

Mekanizma

Suçu kaldıran açıklama

Bir sorunun nedeni kişinin iradesi dışında bir yerde görüldüğünde, ona yüklenen ahlaki sorumluluk azalır. Bu, insanların gündelik akıl yürütmesinin temel bir parçasıdır: elinde olmayan bir şeyden dolayı kimse suçlanmaz. Biyolojik açıklama nedeni beyne, genlere ya da bir kimyasala yerleştirdiğinde, kişinin "isteseydi yapardı" diye yargılanmasının önünü keser.

Bu etkinin klinikte somut karşılıkları var. Bazı danışanlar yıllarca "biraz toparlansan geçer" cümlesini duymuştur. Biyolojik bir açıklama onlara ilk kez kendi deneyimlerinin ciddiye alındığını hissettirebilir. Bazı aileler, çocuklarının dikkat sorununu "tembellik" yerine bir farklılık olarak görmeye başladığında cezalandırmayı bırakır.

Umudu azaltan açıklama

Aynı akıl yürütmenin bir devamı var. Bir sorun kişinin iradesinin dışındaysa, değişimi de onun iradesinin dışında kalabilir. Beyindeki bir değişiklik, bir gen ya da bir kimyasal, insanların gündelik düşüncesinde sabit ve derin şeyler olarak algılanır. Bu algı biyolojik açıklamaya bir kalıcılık izlenimi ekler.

Bu iki etkiyi birlikte ölçen deneylerin bir araya getirildiği bir meta-analiz, ikilemi sayılarla gösteriyor.

Kartın son cümlesi terapist için en önemli kısım. Gelecek karamsarlığı yalnızca bir inanç olarak kalmaz; davranışı değiştirir. İyileşmeyeceğine inanan kişi tedaviye daha az emek verebilir, daha kolay bırakabilir. İnanç kendini doğrulamaya başlar.

Değişebilir biyoloji

İkilemden çıkmanın yolu biyolojik açıklamadan vazgeçmek değil. Araştırmalar başka bir yolu sınadı: biyolojiyi anlatırken onun değişebilir yanını da anlatmak.

Biyolojik süreçler sabit değildir. Genlerin etkisi çevreye, öğrenmeye ve yaşantıya göre değişir; beyin deneyimle yeniden biçimlenir; stres sistemleri uyku, hareket, ilişki ve terapiyle farklı çalışmaya başlayabilir. Bunlar abartılı bir "beynini yeniden yaz" vaadine dönüşmeden söylenebilir. Nöroplastisitenin gerçekte ne olduğu ve neyin pazarlama olduğu M02-D09'da ayrıntılanacak.

Bu kartın anlattığı şey küçük ama yön verici. Danışana "beyninde bir şey var" demek ile "beyninde bir şey var ve beyin değişen bir organ" demek arasındaki fark, umudu korumaya yetebiliyor.

Yaygın yanlış"Değişebilirliği vurgulamak, sorunu küçümsemektir."
Doğrusu

Biyolojinin değişebilir olduğunu söylemek "kendini toparla" demekle aynı şey değil. Değişebilirlik vurgusu sorunun gerçek olduğunu kabul eder ve değişimin nasıl mümkün olduğunu gösterir. Küçümseme ise sorunun gerçekliğini reddeder. Fark, danışanın emeğinin ve yaşadığı zorluğun aynı cümlede tanınıp tanınmadığında.

Usta katmanı

Sorunun sorumluluğu, çözümün sorumluluğu

Suç ile umut arasındaki ikilem, iki ayrı soruyu tek soru sanmaktan doğuyor. Bu ayrımı açıkça ilk kuran yazılardan biri, yardım ilişkilerini dört modelle anlatıyordu.

Bu ayrım biyolojik açıklamanın ikilemini çözmeye yardım eder. Terapist danışana şöyle bir şey söyleyebilir: "Bu sorunun ortaya çıkması senin suçun değil; biyolojinin, yaşadıklarının ve koşullarının bir arada etkisi var. Ama değişiminde senin yapabileceğin şeyler var ve bunları birlikte bulacağız." İlk cümle suçu kaldırır, ikinci cümle umudu korur.

Yaygın yanlış"Suçun kalkması, sorumluluğun da kalkması demektir."
Doğrusu

Bu karışıklık hem danışanda hem çevresinde görülür. "Benim suçum değil, o hâlde benim işim de değil" çıkarımı, sorun sorumluluğundan çözüm sorumluluğuna yapılan bir atlama. Terapi tam bu iki sorunun ayrı tutulabildiği yerde çalışır: geçmiş için suçlamaz, gelecek için etkinlik bekler.

Terapi odasında

Seansta bu ders bir dinleme ve bir konuşma biçimine dönüşür. Dinleme tarafı: danışan biyolojik bir açıklamayı benimsediğinde, terapist hem rahatlamayı hem kaderciliği aynı anda duymaya çalışır. "Benim suçum değil" cümlesinin yanında "bu hep böyle kalacak" cümlesi de söylenmiş olabilir; bazen sesli, bazen bir ödevin yapılmamasında. Konuşma tarafı: terapist biyolojik bir açıklama yaparken iki parçayı birlikte söyler: sorunun kişinin kusuru olmadığını ve değişimin mümkün olduğunu.

M01-D03'teki ilk görüşmenin sonunda Ramazan bu dersin ikilemini tek cümlede kurmuştu. Feride ikinci seansta o cümleye geri dönüyor.

Feride burada Ramazan'ın biyolojik açıklamasını reddetmedi; onun suçu kaldıran yanını kabul etti. Sadece açıklamanın kapattığı kapıyı, değişimin kapısını, yeniden araladı. Bu iki cümleyi yan yana söyleyebilmek, akademinin psikoeğitim üzerine kuracağı her şeyin temelidir; ayrıntısı M23'te gelecek.

Kanıtın sınırı

Bu derste kullanılan deneylerin çoğu laboratuvar koşullarında, kısa metinlerle ve çoğu zaman öğrenci ya da çevrim içi gönüllü örneklemleriyle yapıldı. Kvaale ve arkadaşlarının meta-analizi ağırlıkla insanların başkalarının sorunlarına nasıl baktığını ölçtü; kişinin kendi sorununa dair biyolojik açıklamanın etkisi daha az çalışıldı ve sonuçları tutarlı değil. Değişebilirlik vurgusunu sınayan 2015 çalışması inanç değişimini altı hafta izledi, ama bu değişimin gerçek iyileşmeye, tedaviye bağlılığa ya da belirtilere yansıyıp yansımadığı bilinmiyor. Bulguların büyük kısmı ABD ve Avustralya'dan geliyor; Türkiye'de biyolojik açıklamanın aile, inanç ve kader anlayışıyla nasıl etkileştiği ayrıca sınanmış değil. Brickman ve arkadaşlarının modeli bir düşünme çerçevesi; terapide doğrudan uygulanmasının sonuçlarını ölçen çalışmalar sınırlı.

Kendin dene

Aklında kalsın

Biyolojik açıklama danışanın hayatına iki soruyla girer. Geçmişe dair soruya, "bu benim suçum mu", çoğu zaman rahatlatıcı bir cevap verir. Geleceğe dair soruya, "bu değişebilir mi", bazen karamsar bir cevap verir.

Deneyler bu iki etkinin birlikte geldiğini gösteriyor: biyogenetik açıklamalar suçlamayı azaltırken gelecek karamsarlığını artırabiliyor. Karamsarlık da tedaviye verilen emeği azaltarak kendini doğrulayabiliyor.

İkilemin bir çıkışı, biyolojinin değişebilir yanını birlikte anlatmak. Bir başka çıkışı, sorunun sorumluluğu ile çözümün sorumluluğunu ayırmak: bir kişi sorununa yol açmamış olabilir ve yine de çözümün etkin bir parçası olabilir.

Terapist biyolojik bir açıklamayı ne reddeder ne de olduğu gibi bırakır; onun kaldırdığı suçu kabul eder, kapattığı umudu yeniden açar.

Sonraki derse köprü

Ramazan'ın oğlu bir akşam babasına telefonundan bir video izletiyor: bir konuşmacı "öfke sağ beyinde, mantık sol beyinde; sol beynini çalıştırırsan öfken söner" diyerek bir öfke kontrolü kursu satıyor. Feride bunu duyduğunda gülümsüyor, ama bir şey de fark ediyor: terapistler arasında da benzer yanlış inanışlar dolaşıyor ve onları çekici kılan bir şey var. Sonraki ders, M01-D05, terapi odasına kadar giren nöromitleri tanıyor ve her birinin neden bu kadar inandırıcı geldiğini soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.